kazdağlarının eteğinde,akçayın yanında,dunyanın oksijen bakıımından en zengin 2. havasına ve turkiyenin en temiz denizine sahip, teyzemlerin de oturduğu tatil beldesi
tam 11 senemi verdiğim gezilecek fazla yeri olmasa da sabahları köyünde bir gözleme bir ayran eşliğinde manzarayı seyrettiğim akarsularında yüzdüğüm tüm aşklarımı çekmiş en iyi dostlarımı orda bulmuş kavgalarımda bana kucak açmış sevinçlerimde güzelleşmiş hüzünlerimde solmuş tapılası belde
eğlence arayanların bulamadığı,bir ara alamancıların akınına uğramış sakin ,denizi çok güzel kimilerince çok soğuk,bir dolu kaynak suyu sayesinde suyun bedava olduğu *,bir kenarında necmettin erbakan'ın yazlığını ve korumalarını barındıran,gidildi mi kaz dağlarında kesinlikle gezilmesi gereken, kışın kimsenin olmadığı huzur yuvası, balıkesirin en güzel beldesi
erbakanın yazlığı sayesinde ününü pekiştirmiş, antandros antik kentinin kazılarına başlandığı ve asosa çok çabuk ulaşabildiğiniz, küçükkuyuya çok yakın olan ama benim bir haftadan sonra canımın arkadaşlarımın istanbulda olmasından dolayı çok sıkıldığı şirin, küçük, kalabalık beldemiz.
insanın ömrü boyunca tatillerini geçirmekten bıkmayacağı,sarıkız efsanesi,rum köyü ve eşsiz denizi ile insanı her seferinde tekrar tekrar mest eden yer. sabahları üşenmeyip köye çıkarak gözleme ayran keyfi yapılabilecek,gündüz denize girip acıktıktan sonra enfes kumpirini güpletilebilecek ve geceleri süper barlarında dağıtılabilecek bir yer... ben bunu her yaz yapıyorum...
her yerini özlediğim tatil beldesi. uğur abi'nin büfesinden yarım ekmek karışık ve kola almayı, akşamları orada buluşup sahile inmeyi, manyak jandarmalarıyla uğraşmayı, sabahları erkenden köye çıkmayı, öğleden sonra dağa patika yoldan tırmanıp akarsuyun kaynağına gitmeyi özledim.
bağımlılık yapan yer. oksijeni insanı çarpar, ilk kez gittiğinde 20 saate yakın uyuyabilirsin. gözleme kokoreç mehtap manzara konularında aşmıştır. kaz dağlarının eteklerinde olduğunda bi yanı dağ bi yanı deniz manzarasıdır nereye baksan için açılır...
bütün istanbullu orta halli vatandaşların akın ettiği belde. her yerde 34 lü plakalara rastlarsınız. ben 4-5 senedir gitmekteyim. kafa dinlemek için birebirdir. genç bünyelere ise fazla huzurlu, fazla atraksiyonsuz gelebilir. yalnız havası hakikaten güzel. yani beton yığını olmamış kısımları.
ayrıca, sebze meyve oralarda pahalı olsa da tattığınız lezzetin hatırına ses çıkaramazsınız. eve dönüşlerde de tenekelerle zeytin, zeytinyağı, çeşitli otlar, peynirler (ah ezine peyniri), bol nektarlı meyveleri yüklenir öyle gelirsiniz.
bu arada son sene epey değişiklikler olmuş. malum edremit-küçükkuyyu yolunu genişletme çabası içinde belediye. seneye rahat edilecek ulaşım açısından. otobüs terminalinin yeri de taşınmış. bu arada erbakanın yazlığını gizleyen kavak ağaçları kesilince bütün esracengizliği gitmiş oranın. dımdızlak kalmış. kötü olmuş.
neyse sonuçta kaz dağlarını seyretmek insanın vaktini huşu içerisinde geçirmesini sağlıyor. tavsiye etmekteyim. ancak tenha yerleri tercih etmekte fayda var. şöyle balıkesir çanakkale sınırına bir yaklaşın bence. iyice azalıyor oralarda yerleşim yerleri.
çevresinde assos, zeus altarı, hasan boğuldu gibi gidip görülebilecek yerler olan tatil beldesi. ayrıca ayvalık'a da yat turları düzenlenmekte. yeşil ve mavi'nin kucaklaşması enfestir ancak kumsalları/denizi o kadar da çekici değildir. ya da en azında ören'i gördükten sonra pek fazla çekici gelmez.
çanakkale-izmir yolundan gelip geçenler bu tatil yöresinin sessiz sakin, kendi halinde bir yer olduğunu zannedebilirler, lakin pek de öyle değildir... meydanından başlayıp denize parelel ilerleyen bir gezinti yolu var ki, istiklal caddesinde yürüdüğünüz hissine kapılabiliyorsunuz çünkü.
eklemek gerekir ki, altınoluk gitgide kalabalıklaşmakta, eski tadını vermemekte ve bu yüzden her geçen yıl biraz daha yitip gitmekte.
her yaz türkiye'nin en önemli sanatçılarının konser ve gösteri düzenlediği anfi tiyatrosu olan,ne yazık ki alt yapısı yetersiz ve yolları çivi dolu,bununla birlikte bölgenin en iyi manzara ve iskelesine sahip belde.
hayatımı en güzel yazlarını gecirdiğim ilk aşkım sıkı dostluklar ilk içki gibi sayısız güzelliği yaşadıgım inanılmaz güzel belde ayrıca dünyada bulunan 2. en büyük oksijen çadırı bu kasabadadır o yüzden bir çok astım hastası doktor tavsiyesiyle bu beldeye yerleşir
buz gibi suyu ile sıcaktan bunalmışlığın etkisini yok ederken, tertemiz havasıyla bizi oksijen manyağı yapan balıkesir ilçesi.bir kaynakta dünyanın en temiz 3. yeri olduğu yazmıştı. hatta nefes ve kalp hastalığına sahip bir çok hastaya burada yaşaması tavsiye ediliyormuş.
italyan mutfağınca, dünyanın en kaliteli zeytinyağının üretildiği yer kabul ediliyormuş burası. hakikaten de, zeytinyağına ekmek banıldığında buram buram zeytin kokuyor bu yağ ve müthiş bir lezzeti var.
uzun kumsalında ılık, sıcak ve soğuk suyu bir arada bulabileceğimiz oksijen kaynağı tatil beldesi.
dünyanın en güzel suphangle sini yapan küçük antik büfe artık yok yerinde ama günün ilk demlenen çayı ve ilk çıkan sıcak simit ikilisiyle güne başlamak ve mis gibi havayı solumak oradan asla kopamayacakmışsınız hissini veriyor insana.
altınoluk bir aşktır, bunu gördüğünde anlarsın ve onu bir kez gören bir daha asla kopamaz. eski futbol sahasını, büfelerin önündeki voleybol sahasını, akif abiler, sexer abiler zamanında büfeleri hatta sonra apo, özer abi ve fatih abi dönemi... yapılan mangallar, içilen rakılar, sahilde bayılmalar, aşklar!
köyde kahvaltı, dağdaki göletteki balkon, cam gibi temiz denizi,
buz gibi suları... sonra sonra belki son 10-15 senedir cafeler piyasası(arkadaş ve şato sabit ortadakinin her sene adı değişiyo sanki) gece denize girmeler, mangallar,... büfeler sahilinde jandarma gece 02:00 da sahili boşaltmaya çalışırken sahilden çıkan herkesin ışıkta birbirini görüp " waay baba naber, sahilde içiyoduk bizde " muhabbetiyle karşılaştığı 150-200 sarhoşu kimseye zarar verdirmeden 5 metrelik göt kadar sahilinde toplayabilen olağan üstü mekan... oksijen bol miktarda yanma hızlanıyo tabi farkında olmadan deliriyosun olmadık işler yapıyosun, uzaklaşınca kafan yerine gelmeye başlıyo anlamıyosun noolduunu, bağımlılık yapıyo burası anlıyosun sonra ama çok geç gitmeden duramazsın artık... her yer gibi burası da göz göre göre tüketiliyor. denize sıfır bu kış yapılan evler durumun vehametini gösteriyor bize. futbol sahası biteli 10 sene olmuştur geçmiştir belki de... voleybol sahasını da bitirdiler elbirliği ile 3-4 sene önce..
eski aşhap direklerini inşaattan aprmıştık çocuklarla, demir direkler özer abi zamanındaki turnuvada geldi onunda çimentosunu çarptık bi inşaattan.. kendi ellerimizle kardık harcını, kendimiz kazdık 1 boy çukurunu... nooldu?? yeni yaptıkları parkla gömdüler gençliğimi o sahanın içine şerrefsizler.......
bunlara rağmen onca eve, kalabalığa, pisliğe, alakasız tiplere rağmen direniyor kaz dağlarının efsane mitolojik merkezi.... kışlar çok güzel şimdi oralarda fırsat buldukça kaçın gidin ruhunuzu tedavi etmeye..... inanın çok işe yarıyor....
bebekliğimden beri gittiğim, gazetede alplerden sonrası havası en temiz olan yer diye haber olunca popülaritesi fazlaca artan balıkesir'in şirin bir beldesi. özellikle gurbetçiler ve balıkesirliler çok fazla rağbet eder. necmettin erbakan çoğu yazını orda geçirir. 1-2 hafta gidip kalınınca tadına doyum olmaz ancak daha fazlası özellikle gençleri sıkar.
ve bir büyüsü vardır altınoluk'un. . her yaz ne kadar sıkılsanız da, ne kadar bir daha gelmeyeceğim deseniz de kışın çok özlersiniz ve gelecek sene zorunda olmasanız da paşa paşa gidersiniz.
altından olması dolayısıyla kabe'nin oluğuna verilen isimdir. ayrıca nakşibendiyye tarikatının mahmut sami ramazanoğlu koluna yani bugünkü liderleri adıyla söylersek mahmut - osman topbaş koluna ait olan bir derginin adıdır. altınoluk dergisi yaklaşık 22 yıldır yayın hayatını sürdürmekle aslında bu konuda bir rekora da imza atmış sayılabilir. derginin bünyesinde çeşitli akademisyenlerin yanında bazı köşe yazarları da bulunmaktadır. tahmin edileceği gibi kültür-sanat dergisi modundadır ancak içerdiği yazılar tasavvufi ahlak üzerinedir.
oksijen zenginliğiyle tanınan kafa dinlemelik şahane tatil beldesi. son zamanlarda konut sayısının ve dolayısıyla nüfusunun artmasıyla doğal güzelliğini kaybetme endişesi yaratmıştır bünyemde. insanların sabah denize giderken şemsiyelerini dikip akşam dönerken o şemsiyeleri olduğu yerde bırakmaları ayrıca içine sıçıyor sahilin. hatta o şemsiyler orda bütün sezon boyu bekliyor sik gibi. bir ara belediye sahile dozerle dalıp anasını ağlatmıştı hepsinin ama pek bir şey değiştiğini söyleyemem, manzara hala aynı. bakalım bu sene ne numaralar var. (bkz: iple çekmek)
altınolktan edit: şemsiyeler yerli yerinde, 24 saat dikili duruyor. hava fena sıcak yaptı biliyormusun. sahildeki cıvır sayısı gitgide artıyor. çok fena.. psikoz altınoluktan bildirdi söz sende ali kırca...
havadaki oksijen oranının en yüksek olduğu yerdir..
en yüksek 2. yer dikili dir.
kanser hastalarının * bu yüzden akın ettiği bu iki güzel sahil kasabasından biri olan dikili de 5 saat uyusanız zıpkın gibi fırlarsınız ve enerji dolu olursunuz gün boyu..