kanımca şu ana kadarki en komik eseri penguen'de yazdığı ben bölümünde altalta üç başlıkta;
-yapay sarışınlardan tiksinirim
-doğal sarışınlara karşı nötrüm
-nötr yazmış olmasıdır.
penguen'de, 'ben' adlı köşesinde okuyuculara hayatından bişeyler aktaran, benzerlikler bulunca gülümsememizi sağlayan, bisiklet ve kuş meraklısı yazar ya da çizer...
nefis bi ayrıntı ve tespit insanı.rahatsız bi kişilik.cnbce insanı.onun kadar güzel film eleştiren de zor çıkar ve ayrıca ben köşesinde babasıyla ilgili yazdıkları çok komik çok eğlenceli.
penguen'de okumadan bıraktığım tek köşe olan ben'in yazarı.
bu hafta, penguen alma sebebim olarak nitelendirebileceğim umut sarıkaya'nın yazısını bulmayı beklerken açtığım orta sayfadan bana bakan köşesiyle kendimi daha bir kötü hissetmeme neden olan yazar.
ben adlı köşesiyle apayrı bir hava yakalamıştır. açıp okumadan bile ne bulacağınızı biliyorsunuz ama bunun sebebi yazarın tekrar etmesi değil-çünkü tekrar etmiyor-, köşenin bir konsepti olmasından kaynaklanıyor.
bence alpay erdem, gayet zor olan "yazarak güldürme" işini başarılı bir şekilde kotarmış
çocuğunu dürbünle izleyen adam üçlemesi ile gönlüme tahtını monte etmiş, ben adlı samimi köşesiyle de bu tahtı çelik konstrüksiyon ile sağlamlaştırmakta olan adam.
karışan isimli gereksiz karakteri hala çizmeye devam eden çizer. önüne geleni beyzbol sopası veya bazen değişik bir aletle döven bir adamın maceralarının neresi komik anlayan varsa beri gelsin.
yaşamımızın her milimetrekaresinde bulunan; ama hiçbirimiz tarafından önemsenmeyen, küçük ayrıntıları bulup, bu ayrıntıları kullanarak bizi kahkahaya boğan mizah adamı.
ben adlı köşesi birazcık samimiyetten uzak ve biraz kopyacıdır (sandık içinin çizimsiz ve yazarın kendi fotosunu koyduğu versiyonu diyebiliriz).
muhtemelen o köşeyi yazarken "ehehe kesin gene insanlarla ortak bir anı veya davranışı tespit edip yazdım" diyor, ama gerçek kesinlikle bu değil, her okuduğumda ruhsal olarak biraz abzürd ve soğuk bir adamla karşılaşıyorum, okumayayım diyorum, ama sonra derginin her sayfası için para verdiğimi hatırlıyorum.okuyorum ve bu adamın fotografları yırtıp attığını görüyorum, normal insanlar için çok güzel hatta vazgeçilmez bir şeyden nefret ettiğini okuyorum.
bugüne kadar içinde yazın çıkan her penguen için senden para talep ediyorum alpay erdem! artık bisikletini mi satarsın, yoksa her hafta köşene koyduğun "seksi" fotolarını çektiğin telefonu mu verirsin bilemiyorum.
özlem, the beatles, bisiklet, kuşlar hayranı penguen çizeri. deneme tarzında mizah yazan sayılı çizerlerdendir. gerek hayattan detaylar bulup çıkarttığı ben köşesi, gerek hasta ruh ismail, gerek şevki teyze, gerek karışan, gerek şu an adını hatırlayamadığım, fermuar'da diyalog yazdığı yen köşesi, ayrı ayrı okunmaya değerdir. penguen'de, nesir olarak okunmaya değer köşelerin en başında gelir.
alpay erdem'in çizgisi özgündür. alpay erdem'in çizgisi diğer bir çizerde yoktur. alpay erdem, kendi tarzında, gayet güzel işler çizer. köşesine de belirttiği üzere, sadece dergiye gidemediğinde, vinyet çizemeyerek, cep telefonu ile çektiği bir fotoğrafı koyan çizerdir. kimsenin, eski vinyetlerinden koyup, aynı şeyleri tekrar önüne sürmek istemez.
her çarşamba aldığım ve bayılarak takip ettiğim penguen dergisinde ersin karabulutun sandık içi köşesinden sonra baktığım ilk yazar.genelde her çarşamba gecesi saat 02:00 sularında tuvalette okuduğum ve okurken yakaladığı detaylara,samimiyetine ve üslubuna hayran kaldığım kişilik.kemik,lombak ve penguendeki köşelerini takip eden birisi olarak en hoşnut kaldığım olarak penguendeki ben köşesini tercih ederim.bazen öyle tespitler yaparki dergiyi bir kenara bırakıp dakikalarca gülebilirim."ben kız babası olsam,stadyum konserlerini dışarıdan izleyen adama kız vermem."sözüyle beni yarmış kişilik.teyzeler hakkındaki düşünceleri ve bunları ifade ediş biçimi başlıbaşına bir komedidir.dikkat edilmesi gerekir.
penguen in son sayısındaki şaka boku muhabbetiyle gülmekten anırmama sebebiyet veren harika şahsiyet. ebediyen yazıp çizse keşke diye bencillik yapmamada sebep olmuştur hatta.
bu akşam the beatles cafe'de yaptığı tek kişilik gösterisiyle cafeyi tıklım tıkış eden, hayatından biraz abartı da olsa kesitler sunan, bisiklet elbisesi giyen, şaka boku üzerinden hayat anlamı arayan, köşesinde sürekli bahsettiği özlem'ini de bize tanıtan ama tahminimce ,seyirce kitlesinden olsa gerek, düşündüğü kadar şahane bir gösteri sunamayan, yine de eğlenen, eğlendiren penguen yazarı-çizeridir.
her hafta lombak'ı aldığımda ilk okuduğum şahıstır kendisi.
gerçek bir "insan çizer" bu adam. yani diğer çizerler gibi havada değil, ütopik değil, başka bir dünyanın insanıymış gibi değil. bizim gibi bir adam. yaşamı var, karısı var, bisikleti var.
bu adamı bir yerde görsem şaşırmam, "aa alpay erdem" demem. ama bahadır baruter'i istiklal'de gördüğümde şaşırmıştım, çoook ünlü birini görmüşüm gibi heyecanlanmış, afallamıştım. ama alpay'ı görsem öyle olmam gibi hissediyorum.