1. bomba bir ihtimaldir. yazar zihni çakır "ergenekon’un çöküşü" isimli kitabında kazım karabekir'in zamanında bazı yetim ermeni çocuklarını askeri okula gönderttiği ve 27 mayıs ihtilalinde bu kişilerin rol aldığı belirtiliyor. kitap bu iddiayı dile getirdiği için mahkemeye intikal etti, yargıç bunun bir iftira olduğunu, yetimhaneye ve askeri liseye gönderilenlerin ermeni değil şehit çocukları olduğunu söyledi ve yazarı da 1.5 yıl hapse mahkum etti.

    saçma gelebilir size, bazı ermeni çocukları askeri liseye göndertmesi niye iftira oluyormuş diyebilirsiniz. taş çatlasa yanlış bir iddiadır, gazetede yanlış bilgi yayınlandığında düzeltme yapılabiliyor, bu olay neden bu kadar problem olmuş? ermeniler bu ülkenin vatandaşı değil mi ya da ermeni çocuklarına yardımcı olmuş olmak suç mudur? nedir bu, "onlar ermeni değil şehit çocuğuydu bir kere, sen nasıl ermenilere yardım eden biri gibi gösterirsin kazım karabekiri" mantığı?

    anneme sordum, benim depolitize annem, böyle bir şey olduğunu çocukluğundan biliyormuş, o zamanlar da söylenirmiş bu konu, ermeni çocukları askeri okula gönderildi, ermeni çocukları yetimhanelerde büyütüldü, ermeni çocuklarına devlet sahip çıktı. siz de sorabilirsiniz, 1. dünya savaşından sonra yetim kalan ermeni çocuklarına ne oldu diye, büyüklerinize sorun.

    peki bu olay neden bu kadar problem oldu? çünkü bu konu zülfi yare dokunan bir konu. kitapta ya da mahkeme gerekçesinde isim verilmese de aslında bu tartışma alparslan türkeş'in etnik kökeni üzerinden yürüyen bir tartışma. çünkü 27 mayıs darbesini yapan önemli isimlerden olan türkeş'in kökeni hakkında da net bir bilgi yok ve öteden beri, tıpkı sabiha gökçen gibi, yeraltındaki bazı rivayetlerle kulaktan kulağa fısıldanyor bu. türk vatandaşlığına sonradan geçtiği zaten biliniyor, bazı kaynaklara göre asıl adı ali arslanmış, bazı kaynaklara göre hüseyin feyzullahmış, ama alparslan türkeş isminin gerçek adı olmadığı biliniyor. ailesi ermeni türk etnik çatışmasının en yoğun olduğu kayseri bölgesinden kıbrıs'a göçmüş, ve ali arslan veya hüseyin feyzullah da sonradan türkiyeye dönüp vatandaşlık almış. kendisinin ermeni kökenli olabileceği konusunda daha önce doğan avcıoğlu'nun çalışmaları olmuş, hrant dink'in de böyle bir şüphesi olduğu ve bu konuda yetimhane kayıtlarından araştırma yaptığını duymuştum, ki sabiha gökçen'in ermeni kökenli olduğunu da ortaya ilk atan hrant dink'ti, sonradan bu iddia kabul gördü. bu bir ihtimal dediğim gibi.

    neyi değiştirir? zaten alparslan türkeş veya onun takipçileri olan ülkücüler ırkçı değil milliyetçidirler, öyle değil mi? sonuçta bu bir kan-kafatası konusu değil, adam kendisini türk hissetmiş, türk demiş, türklüğü savunmuş, öyle değil mi?
  2. türkçülük, milliyetçilik ve başbuğluk kavramlarını şöyle bir kenara koyup da bir çift kelam edecek olursak, ermeni kökenli insanlar diledikleri politik görüşü seçip, aktif vazife üstlenme, lider olma gibi hareketleri gerçekleştiremez mi bu ülkede? kaldı ki ermeni kökenli olma ihtimali onun tarihte taçlanan hatalarını temizlemeyeceği gibi ermenilerin sempatisini kazanmasını da kesinlikle sağlayacak bir durum değildir.
    günün birinde etnik köken ayrımcılığına alparslan türkeş gibi keskin bir politik kimliğe sahip birinin uğrayacağı akıllara gelmezdi.
    ironisini sevdiğim ülkem!

    (bkz: allah ın sopası)
  3. doğan avcıoğlu hoca, bu ihtimali araştırma gereği duymuş. neden böyle bir şeye gerek duymuş, hala anlamıyorum.

    avcıoğlu, van'daki nüfus arşivini incelemek için trene biniyor. trende geçirdiği sürede ise, arşiv yanıp bitip kül oluyor.

    tuhaf bir olay.