almanca gerçekten çok çekici bir dil.. dili bilmeyenler kaba bir dil olduğunu düşünebilirler.. aslında o kadar ince ve ayrı bir dil ki öğrenmeye başladıkça ilerleme kaydetmekten haz duyacaksınız...
kesinlikle adı dokuza çıkmış bir dilin sekize inememe sendromu olarak da bakılabilir olaya...evet almanca herzaman olmasa da bazen çok çekici bir dil olarak gelir kulağa...ama heyhat, almanca kaba bir dildir, ağzıyla kuş tutsa yaranamaz...halbuki almancaya çok kaba diyenler bir kerecikde "aaaay çooook zariiiif" dedikleri fransız dilinin tamamen gırtlak namelerinden oluşan bir dilden ibaret olduğunun farkına varabilse veya en azından bir rtl, bir sat1 izleseler, olaya ne kadar kilişe baktıklarını farkına varabilirler sanırım...hadi hepsini geçtim schokolade denen bir kelimeleri var adamların yaw...bu da mı yetmez...o zaman size bir de ingilizcesi chocolate'ın telafuzunu öneririm...ikisini yanyana ve elinizi vicdanınıza koyun, hangisi kulağa daha hoş geliyo...
nedense öğrenmeye başlamadan önce beni çok çeken, ancak öğrenmeye başlamamla eş zamanlı olarak ittikçe iten gerdikçe geren bir dildir almanca.
öğrenme aşamasında ilk 2 seneyi ha bıraktım ha bırakacağım diye geçirdiğim ama bırakmadığım 3. sene "o kadar da fena bir şey değil galiba bu" dediğim (tabi artık bir zorluğu kalmadı ya (!) ) dildir ayrıca. zaten fena olsa da yapacak bir şey yoktu yedik bir halt bir kere.
bir
bok böceğinin çekiciliği ile eş değerdir benim için.
çoğu kimsenin sevmediği, benim gibi bazılarının azıcık öğrendikten sonra kopamadıkları, artikellerin çıldırtan ama kendi içinde süper uyumlu değişmelerinin, cümle kurmanın kolay yapısının ve kendi kendine sesli almanca kitap okumanın cazibesi.