allah'ı da günümüz insanı gibi görmekten kaynaklıdır. daha çok bir toplumsal dayatma, çoğu şeyden utanılması gerektiği fikrinin aşılanması sonucudur.
yaptığınız bir ibadet sonrası -namaz kılmak gibi- eller açılır ve dua faslına geçilir kişi biraz mahçup şekilde genel olarak dua eder. genelde kendi için bir şey isteyemez düşüncesi ''ben dua için namaz kılmıyorum kendim için bir şey istemek yanlış olabilir'' dir. yanlış bir düşüncedir. seni yaratandan -dua ettiğine göre öyle inanıyor- utanmak mantığa sığmaz. ama utanırız haklıdırlar. bilmiyorum insan isterken biraz buruklaşıyor sanki onun için namaz kılmış onun için dua etmiş gibi. bu olay şuna benzer. ramazanda oruç tutarız ve bitince ramazan bayramını kutlarız. bundan utanmayız. dua etmekte böyledir. sadece bir bayramdır. utanmak aslında yersizdir.
"af dilemeye geldim affa layık olmasam da" feryadı yükseliyor sezai karakoç'un sürgün ülkesinden...
çünkü biliyor ki o; kerim olanın keremi, latif olanın lütfu, rezzak olanın rızkı, rahim olanın rahmeti ve rauf olanın merhameti sonsuz...
utanmaksa bencillik inkarında olanların kapısında geçer akçe...
özellikle son yıllarda içinde bulunduğum ruh halidir.insanların iki lokma ekmeğe muhtaç olduğu bir dünyada bazen ortalama yaşam standartlarındaki hayatımda bir şeylerin eksik olduğunu düşünerek sağlık ve sıhhatimi bir kenara koyarak, varolanlar için şükretmeyip allah tan daha fazlasını istemek kendimi kötü hissetmemi sağlıyor.
daha önce, istediklerim gerçekleşirse şunları şunlar yapacağım deyip, yapmadıktan sonra, yeniden bir şey istemeye yüzünün kalmamasıdır.