"allah"ı bir meta olarak gören kimselerin sorduğu sorudur.
bir çok yerde insanoğlunun düşünce gücünün kısıtlılığından bahsedilmiştir. bu kısıtlılık dünyevî olguları kapsamamaktadır. insanoğlu en fazla yaratıcı'nın izin verdiği ölçüde düşünebilir, görebilir, idrak edebilir. eğer bunun ötesine geçmeye kalkışırsa kavrayamayacak ve muhtemelen akıl sağlığından olacaktır.
sürekli üzerinde durulan cennet - cehennem gibi kavramlar (adı üstünde cin kökünden gelmekte - "üstü kapalı") insanoğlunun bir yere kadar kavrayabileceği kavramlardır. "altından ırmaklar akan cennet" tabiri de insanoğlunun kavrama kapasitesine göre seçilmiş bir cümledir. insanoğluna daha ötesini anlatmaya çalışmak, anlayamaması ile sonuçlanacaktır.
cennet gibi "yaratılmış" bir olgunun dahi insanoğluna sınırlı ölçülerde anlatılabildiğini göz önüne alacak olursak, insanoğlunun "allah"ı tam olarak anlayamamasını mazur görmek gerekmektedir. "allah bir allah daha yaratabilir mi?" sorusuna verilebilecek en güzel cevap da "allah"ın doğmamış - yaratılmamış olduğunu hatırlatmak olacaktır.
insanın zihninde canlandırdığı gibi; "allah" tahtında oturmuş dünya ve paralel evrenleri yöneten, hizmetçileri olan meleklerle mutlu mesut bir yaşam süren varlık değildir. "allah"ı soyutluğun ötesinde soyut, ancak insanın içinde hissedebildiği kadar da somut bir kavram olarak düşünmek insana hem manevi huzur, hem de anlama sıkıntısını aşma gücü verecektir.
inanç sistemleri içerisinde bulunmasının mümkün olmadığına inandığım bir soru türüdür.
kişinin (adına ister allah, ister yehova, ister tanrı desin) sonsuz kudrette bir yaratıcının varlığının veya yokluğunun ispatlaması bugün elimizde bulunan bilimsel yöntemler ve veriler kullanılarak mümkün değildir; inanmak veya inanmamak sadece ve sadece gönül işidir.
yaratıcının varlığını veya yokluğunu metalar için kullandığımız mantık ve önerme tümceleriyle irdeleyemiyor isek bu tip soruların bu hususta geçersiz olduğu aşikârdır. konu, "allah kendisi gibi bir varlık daha yaratabilir mi" sorusunu ziyadesiyle aşan, hatta "allah kendi kaldıramayacağı ağırlıkta taş yaratabilir mi" sorusuna yanıt dahi aramaya tenezzül etmeyecek kadar soyuttur.
öte yandan, inandığınız yaratıcıya bu tip soruların yanıtını bulamadığınızdan inanmayı bırakıyorsanız baştan beri gevşek bir inancınız var demektir. önü sonu bir yerden kopacağı varmış zaten; üzülmenin faydası yoktur.
kafa karıştırma meraklısı bir takım aklıevvellerin cevabını merak etmeden sağa sola sorarak yaygınlaşmasını istedikleri soru. sanrım ben de buna alet oluyorum.
sorgulayan aklın ve üstün bir zekanın ürünü olan enteresan paradokslardan biridir. bahsi geçen örnek tanrı'yı sorguladığı için ayrıca dikkat çekicidir. bu dikkat olumludan ziyade olumsuz tepkiler alabilir.
benzer bir fantastik soru da şudur: "bi insan inşaat demirinin 50 cmlik kısmını götüne sokabilir mi?" evet, insan götüne 50 cm, inşaat demiri sokabilir. bağırsaklarını, midesini, vs delmesi gerekebilir. ama mümkündür. şayet yapamazsa götüne 50 cm demir sokma kudretine dahi sahip değil demektir. ama bunda e başlıktaki örnekteki can alıcı nokta şudur: neden bunu yapsın ki?
varlığı yaratıcısının varlığı yanında bir kum taneciği ebatında bile olmayan, allahın ilim ve feninin milyonda birinden daha küçük bir ilim ve fen öğrendiği zaman ben çok zekiyim, hayatı çözdüm sanan ama aslında kuşdan birazcık daha fazla beyni olan insanoğlunun şımarıklığının resmidir bu soru.
ek: sadece yukarıdaki bakınızdan oluşan bu girimin aldığı bir eksi oy üzerine yaptığım özeleştirel yeniden gözden geçirme sonucu; aslında aklımdan geçenlerin sadece bir bakınızla anlaşılmayacağına (haklı olarak) kanaat getirerek, fikrimi biraz açmaya karar vermiş bulunmaktayım. eksi oyu verenin niyeti nedir bilemem ama yine de beni düşünmeye sevk ettiği için kendisine teşekkürü borç bilirim...
allah'a inanmayan ve onun "sonsuz" kudretini varlığını kabullenmemiş biri tarafından "allah ikinci bir allah yaratabilir mi?" sorusu "aha çıkın bakalım işin içinden, paradoks size" şeklinde yorumlanıp, o kişiyi büyük bir halt bulmuşcasına sevindirebilir. aslında kendi bakış açısı ve penceresinden haklıdır da, çünkü onun için doğaüstü varlıklar, olaylar yoktur, gerçek dışıdır ve inanılası değildir. bu sebeple dünya üzerinde bildiği mantık ve bilim öğeleri artı zekasıyla çözemediği kısır döngüsel bir konu, bu kişi için içinden çıkılmaz bir paradoks halini alır. ancak dikkat ediniz; bu paradoksun paradoks olması için algılayanın önşartı doğaüstü şeylere inanmamaktır. yani zaten allah'ın olmadığına inanmış olmak gerekir. "birşeyden iki tane varsa o artık tek değildir" şeklindeki bu dünya'ya ait, bildiğimiz matematik ve fizik kurallarıyla belirlenmiş bir kanunla hareket edersek bu soru bir paradokstur, aksi halde değildir. halbuki "sonsuz kudret" kavramı açısından bakıldığında bu şekilde düşünmek sadece "hayal gücü eksikliği"dir. öyle bir kudret düşünün ki, kendisinden bir tane daha yaratabilir ve bunu yapsa bile kendi tekliğinden birşey kaybetmez, bir değil binlerce yaratsa bile tekliğinden birşey kaybetmez, kaldıramayacağı kadar ağır bir taş yaratıp kaldırabilir, kendi kendini öldürüp yine yaşamaya devam eder, v.b...
kimse de yukarıda söylediklerim için "olmaz öyle şey" diyemez, derse komik duruma düşer. sonsuz kudret bu demektir. bu sebeple allah'ın kudret ve varlığını kendi kafamızdan oluşturduğumuz hiçbir soruyla köşeye sıkıştıramadığımızın farkına varalım. çünkü sonsuzluk ve doğaüstülükle her türlü mantık aşılabilir. ve köşeye sıkıştırmaya çalıştığımız varlık bizim bildiğimiz doğallık sınırlarının çok üstündedir. söz konusu olan "din" olunca bu dünya'da bildiğiniz kurallar, kanunlar geçersiz kalır. tüm bunların ışığında allah'ın yokluğu ile ilgili "müthiş keşiflerimizi" de mümkünse kendimize saklayalım, inançlarımızı başkalarına empoze etmeye çalışmayalım...
hiç kasılmaması gereken soru. çünkü nedendir bilinmez tanrıyı kavrama yeteneği insanoğlu'na verilmemiştir. düşündükçe işin içinden çıkılmaz bir hal alıyor.
mantıksız olmadığını düşündüğüm, hiç kasılmadan evet denilebilecek bir soru. her şeyi yaratma kudretine sahip allah niye bunu da yapamasın? bir tanrının varlığının başkasına engel olması için bir neden göremiyorum, sadece tekliği bozulur. zaten allah'ın tekliği bir mantık kuralı değil olagelen ve olagelecek durumdur islama göre. iki tanrı olması durumunda ne olacağı da "o zaman dirlik düzen kalmazdı" (tam olarak böyle miydi emin değilim) şeklinde belirtilmiştir. bundan çıkardığım sonuç:allah yapabilir ama evrenin selameti açısından ya da başka sebepler yüzünden tercih etmiyor ve iki tanrının olmadığına ispat olarak da evrendeki kurallı işleyişi gösteriyor.
prestij filmini akla getiren ve gereksiz bir soru.allah neden kendinden bir tane yaratsın, amaç nedir, getirileri nelerdir? allah ın getiriye ihtiyacı olmadığına göre ve durum olayı paradoksa çevirebilecek kadar tehlikeli olduğuna göre bu fiildeki mantık nedir, o sorulmalıdır.
siz evdeki halıya sıçabilir misiniz? elbette sıçabilirsiniz ama bunu yapanınız olmamıştır.çünkü olayın mantığı ve gerekliliği yoktur.evdeki halıya sıçtığınız zaman bu soru tekrar gündeme getirilebilir.