şöyle de olabilir gibi duruyor:
bir çıkar yol olmalı, dedi, soytarı hırsıza
öyle karışık ki aklım, nefesim daralmakta
ağalar kanımı içerken paryalar eşeler toprağımı
hiçbiri bilmez aslında ne kıymetli olduğunu
hiç boşuna celallenme, dedi, hırsız, kibarca
burada öyleleri var ki, onlar için hayat şaka
oysa, sen ve ben, aştık bunları ve bu değil yazgımız
o yüzden, riyayı bırak, tükenirken ömrümüz
gözcü kulesi boyunca beyler ufku taradılar
kadınlar gelir ve giderken, ve baldırıçıplak uşaklar
dışarıda, uzaklarda, kükredi vahşi bir kedi
rüzgar uğuldamaya başladı, göründü bir çift süvari
şarkı "hırsız" ve "soytarı" olarak tanıtılan iki karakterin konuşmasıyla açılıyor. ilk iki dörtlüğü kaplayan diyalogdan anlıyoruz ki bu iki karakterin dünyası yıkımın eşiğinde, veya yıkılmaktadır. son dörtlükte ise sahne değişiyor, bir gözetleme kulesinden uzaklara bakan prensler ile karşılaşıyoruz bu kez. bunlar hakkında bilgimiz yok, ama bu yıkılan şehrin/ülkenin/dünyanın yöneticileri olmalılar.
kızılderili katliamı hakkında olduğu söylenen bu şarkı, kesif bir yıkım hissini, hatta evrensel bir yıkım temasını içinde barındırıyor. özellikle son dörtlükte ustaca çizilmiş pre-apokaliptik atmosferde neredeyse ete kemiğe bürünüyor bu yıkım hissi. rüzgarın ve vahşi hayvanların sesleri, ufuktan çıkagelen iki atlı (felaket tellalları?) bu temayı destekleyen imgeler. yine, özellikle son dörtlüğün,
incil'e ve incil'deki anlatımıyla
babil'in çöküşüne göndermelerle dolu olduğu (gözetleme kulesi, prensler, haberciler vs.) forumlarda dile getirilen bir başka iddia.
şarkı
bob dylan'a ait olsa da, en çok tanınan ve sevilen versiyonu
jimi hendrix experience'ın
electric ladyland albümü için coverladığı halidir. hatta bizzat dylan'ın bile bu versiyonu daha çok sevdiği söylenir. ama bana kalırsa sadece gitar ve armonikayla, sonsuz bir yalınlıkla akıp giden orijinal versiyon şarkının bütününe yayılan felaket hissini aktarmada çok daha başarılıdır.