|
|
- ünlü düşünürleri pek seven yazar.
- (bkz: insandan öte)
- hoşgelmiş nesildaştır.
- (bkz: ahmet yılmaz karikatürleri)
- bana nick altı girimi yazmayı düşündüğünü söyleyip, üşengeçliğinden dolayı bir türlü eyleme dökememiş yazardır. evet, tembeldir kendisi, üşenir böyle şeylere. ayrıca çok da oyunbozandır. arkadaşlarla plan yapılır, adaya gidelim denir, nevizadeye gidelim denir, sultanahmet e iftara gidelim denir, ııı ııh yok, hiç birine gelmez, hep mız mızlanır. sonra da suçu size atar. ama arkadaşlığı keyiflidir, eğlenirsiniz yani onunla konuşurken. içten bir insandır, birine karşı asla kin tutmaz, kıskançlık duygusu da sanki ameliyatla alınmış gibidir. kafasına pek bir şey taktığı görülmemiştir, dert etmez kendine hiçbir şeyi. rahat adamdır yani, hem tavırlarıyla hem de görünüşüyle.
başıma bir dert geldiğinde, bir sorunla karşılaştığımda ilk arayacağım kişi değil belki ama arkadaşlığıyla, hoşsohbetiyle hep yanımda olmasını isteyeceğim kişidir.
güzel insandır velhasıl..
- ahmet yılmaz karikatürleri'ni çok beğendiğini düşündüğüm yazar, ama gerçekten de yazar, yazıyor, iyi de yazıyor.*
- ahmet yılmaz'ın karikatür kitaplarını arıyorum dedim duyurularda ahmet yılmaz karikatürleri başlığını verdi bana..ahmet yılmaz iyidir kendisi de iyidir.
- ahmet yılmaz karikatürleri dolayısıyla sözlüğün okunurluğuna yapmakta olduğu katkıyı devam ettiren, bu yönüyle binlerce yazar arasında dikkatimi çeken, acele etmeden, açık bir şekilde karikatürleri hatırlamamızı ve gülümsememizi sağlayan yazardır. her yazar senin gibi eksik bir yanımızı tamamlasa keşke...abartı değil aynen öyle, ahmet yılmaz aracılığıyla kısa da olsa hayatın esprisini yakalıyoruz.
- nick-altında edebi yönünün de irdelenmiş olmasını dilerdim. hatta şimdi de dileyebilirim, diliyorum. diledim. neyse, diyeceğim bu adamın o yönüyle ilgilendiğim falan yok, hiç bi' romantizmimiz olmadı. ben @1441810 numeralı girisinde görüleceği gibi, bi' mizah adamı olan alik'i okuyorum. "mizah adamı alik"i olmayanlar okumasın bundan sonrasını...(saçmalıyorum) neyse abi, bunu belirtmek için nick-altı yazılmaz zaten, doğum günü vesilesiyle yazılır. (bi' yudum insan müziği ile geçiş yapılır) çok şanslı bi' adam kendisi; august comte gibi "sosyoloji dersi" mantığında çekilmez; ama okunduğunda şahaserleşen bi' babayla, adriano gibi uzaktan şutu fm değerlerine göre 20, cm değerlerine göre 18 olan birisiyle, michael jordan gibi bana bile basket ayakkabısı aldırmış bi' adamla, loreena mc kennitt gibi "hulalileley li lala la lala la" şeklinde böğürmemizi neden olan bi' sanatçı ablamızla, paris hilton - denise richards gibi değinmek istemediğim şahıslarla aynı gün doğmuş. burdan burç hesaplanılabilir, ne güzel ne güzel, denilebilir; ama bence kendinin kıymetini bilmiyorsan başlamak için en güzel bugün. onunla aynı gün, aynı zamanda yarışan ya da yarışamamış bi' sürü insan saydık iyi kötü. boşuna mı saydık lan?.. diğer taraftan zamanın farkına varılacak en kötü gün. bazı değerleri hatırlatıyor yine de; ama koyuyor, dumanı tütüyor... neyse lafı fazla uzatmadan, nice mutlu yıllar diliyorum, sağlıkla, işine geldiği gibi.
(zoser, 17.02.2008 22:22)
- hayata karşı duruşunu, felsefesini gayet de takdir ettiğim eleman (ayrıntılı bilgi için bakınız: rint); ayrıca sevdiği grupların reklamını yapma, okulu asma, hayatı iplememe gibi özelliklerine de gıpta ettiğim; insancıl, iyi kişilik.
- kesin 70'li yıllarda doğmuştur. "november rain" i başka kim dinler.
(bu tip cümlelerde sonunu soru işaretiyle mi bitiriim, yoksa nokta mı koysam daha bi süper, hep kararsız kalıyorum.)
(bi de parantezi kapadıktan sonra mı nokta koymak lazım, yoksa önce noktayı koyup sonra mı parantez kapamalı acaba.).).
- telefonunu biranın içine düşürmesi ve bilgisayarının bozulmasının akabinde teknolojiden uzak, mutlu ve huzurlu bir hayat kurmuştur kendine. geri dönmesini dört gözle bekliyoruz*.
- telefonunun bir bardak bira ile yakın temasa geçmesi ve bardağın içinde bir kaç saniye can çekişmesi, bilgisayarının dumanlar cıkartarak bozulmasında aktif rol oynamışlığım vardır. bütün bu olanlara rağmen hala benimle her gün görüşüp, evine lost izlemeye davet etme yüceliğini gösteren büyük insan, iyi dosttur kendisi.
(brujo, 18.06.2008 19:01)
- (bkz: görünmez menekşe)
elalem olsam derim ki, ulan ne manalı bakınız. "görünmez menekşe"... vay mk.
kartal tibet-hülya koçiiiit filminden koparılmış bi' sıfat sanki...
belki de sait faik'in "serkildoryan" nefesinin islimi olmuş farazi bahar hasılası...
iyi ki elalem değilim. vallaha... kendimi hiç elalem gibi hissetmiyorum. ben az önce götümden uydurdum çünkü bunu. vakti zamanında "görünmez adam" vardı, bilirsiniz. hikayesini, mevcudiyetini bilmeyen bile kesebilir ne olduğunu, o kadar salak değilsiniz. bu herif böyle triplere girerdi kendi kendine... kafayı bi' hatunla tozutmuş, manyağın biriydi. herneyse o döneme tekabül eden vakitlerde beni, yarım götle oturduğum sandalyeden "menekşeyi yayma lan!" şeklinde bi' hitapla kaldırırdı erkan. erkan kim diyeceksiniz, demeyin, erkan işte bildiğin kelime, özel bi' manası yok.
velasılkelam bu menekşenin böyle bi' özelliği var. bunu belirtmek istiyorum ben. "menekşe ile halil" vardı bi' de... güzel çocuk ve kaçan kız... namus bekçiliği... ay dizim başladı, bilmemne... adam akıllı bi' kızla muhabbet edemedim o dizi yüzünden. iyi ki bitti.
şu an ne dinliyorum: hödödö.
ruh halim: hödödö.
i love you: hödödö.
i miss you: hödödö.
hödödö?
tahmin et...
*
edit büdüt: kimse into the wild'ı izlememeli.(zoser, 20.06.2008 20:03 ~ 20:04)
- çok güzel tarih anlatıyor.
tarihi araştırmaktan hiç hazzetmediğim için bir türlü öğrenemediklerimi bir çırpıda özetledi.
bilgilendim sayesinde.
|