gözlüklü şirin kişilik. ayrıca r leri söyleyemez. cahit arf matematik yarışması'nda "soruları boşverin, zevk almaya bakın" diyerek gönülleri fethetmiştir. 1996 yılından beri bilgi üniversitesi matematik bölümü başkanlığını yapmaktadır. ayrıca babası aziz nesin in vefatından sonra nesin vakfında da yönetmenlik yapmaktadır.
ortaokulu saint-joseph de okumuş, liseyi lozan-isviçre de bitirmiştir. lisans eğitimini paris üniversitesinde, doktorasını ise yale de burslu olarak yapmıştır.
bilgi üniversitesinin saygın hocalarından biridir onun dersinden gecmek pek mümkün olmasada matematikteki başarısı ve zekası tartışılamaz (bkz: tek korkum matematik dersime onun girmesi)
sınavda verdiği sorulara 9 saat tanıyan ve telefonla konuşmaya kantine gidip gezmeye izin veren fakata yinede hiç bir allahın kulunun çözemediği sorular soran matematikçi
ona bir yardım için attığım maile inanılmaz kibar bir yanıt atan benim iyiliğim için beni reddeden ama bunu o kadar güzel bir dille yapan kendine hayran bırakan insan
tüm öğretim üyelerinin takım elbise cüppeyle çıktığı diploma törenine bermuda parmak arası terlik ve cüppeyle çıkmış ama kimseyi şaşırtmamaş(çünkü bu ali hoca) 3 mezun veren bölüm öğrencilerininde onla uyumlu giyindiği gözlenmiş dünya tatlısı matematik dehası
(bkz: ali baba)
notos öykü'nün aralık 2007 - ocak 2008 sayısında, "iyi bir sanatçının matematiği mutlaka iyidir, bundan hiç kuşkum yok," diyerek ressamlığını ve matematikçiliğini aynı potada eritip bir senteze vardırabildiğini gösteren akademisyen.
yıllar önce işçi partisi nin gümüldür deki ütopya tatil köyünde matematik anlatırdı. anlattığı matematik oyun gibi olduğundan herkes severdi kendisini. bir de matematik ve korku kitabında babasına yirmili yaşlarında yazdığı bir mektup vardı. sorrbonne üniversitesi ni hiç sevmediğini, hocaların ezber eğitimi verdiğini, sorbonne da aldığı felsefe eğitiminden sonra matematik bilmeyen filozofları elinde oyuncağı bile olmayan çocuklara benzettiğini yazıyordu.
kürşat bumin'in bu günkü yazısında bahsettiği kişi.
ki yazısının bir bölümünü alıyorum
*--------------------------------------*
isterseniz önce ali nesin'in bildiriyi niçin imzaladığına ilişkin açıklamasından birkaç satır aktaralım:
"şimdi sadece türbana özgürlük değil tabii ki. özgürlükten yanayım. özellikle üniversetilerde bir bilim kurumunda her türlü özgürlüğün olması gerektiğini düşünüyorum."
"özgürlük çok daha önemli bir şeydir. önemli bir kavramdır. demokrasi tehlikesiz bir rejim değildir. baskılar olacaktır ama buna karşı konulmanın başka yolları bulunmalıdır."
"etikten vazgeçtiğiniz zaman kısa dönemde elde edeceğiniz her türlü kazancı uzun denemde kaybediyorsunuz. diğer konular hepsi ikinci konulardır. bunlarla zamanı geldiğinde başa çıkılabilir."
şimdi de gelelim, ali nesin'e aziz nesin'in oğlu olmasından dolayı sorulan sorulara ve alınan cevaba:
soru: "ali bey, siz aziz nesin'in oğlusunuz ve babanız yıllarca irtica ile mücadele etmiş laikliğin savunucusu biriydi. bu düşünüldüğünde, türban konusundaki görüşlerinizden dolayı eleştiri alıyor musunuz?"
cevap: "elbette ki o konuda eliştiriler geliyor ama ben sanmıyorum ki babam antidemokratik yasalarla laiklikten yana olsun. ben de babam gibi laiklikten yanayım ve bunun için mücadele etmeye hazırım bunu demokratik bir ortamda (yapmak), demokratik yasalara uyarak yapmak zorundayız"
ali nesin'in bildiriye imza atması gibi, babası hatırlatılarak sorguya çekildiğinde verdiği bu cevaplar da hoşuma gitti doğrusu...
*--------------------------------------*
digitürk 88 numaralı kanalda kendisi ve dergisi (bkz: matematik dünyası) hakkında yapılmış bir programda resim hakkında "resimden nefret ediyorum.resim yaparken küfrediyorum.ama yine de kendime engel olamıyorum." demesiyle gerçekten nev-i şahsına münhasır biri olduğunu göstermiştir.
geçmişte aziz nesin vakfında gerçekte meydana gelmediği kanıtlanan olayla ilgili "olmayan bir olayla ilgili çarşaf çarşaf yayın yapan gazeteler neden olayın olmadığı kanıtlandığında tek satır yazmıyor" diye isyan eden iyi matematikçidir.
asılsız olayın tarafı olan ve mektuplarından kısa süreli cezaevi günlerinde işkence gördükleri anlaşılan 15 yaşındaki körpecik yavruların suşsuz ulduğu anlaşılmasına rağmen hala başlık altına "cinsel taciz olayı" yazmakta beis görenlere de aşağıdaki link kapak olsun. siz o çocukları çorum ensar vakfı şube başkanı din hocası mı sandınız?
"sayın cumhurbaşkanı, sayın başbakan, sayın milli eğitim bakanı, (birilerini unuttum mu acaba?) düşünceleriyle, inançlarıyla, yaşam felsefesiyle uyuştuğum ya da uyuşmadığım, dost ya da düşman, aklıselim sahibi kim varsa orada, imdat! imdaaaaaaaaat!"
matematik dünyası nın, son sayısında (2008-iv) empatiye (empati sözcüğünü yazıda kullanmamış) dair güzel bi yazı kaleme alan matematikçi. yazısının bir paragrafı:
"mazluma, mağdura, ezilene, acı çekene, işkence görene herkes üzülür. bundan daha doğal ne olabilir ki? ne de olsa merhamet duygusu herkeste vardır az çok. bu çok büyük bir marifet sayılmaz. asıl marifet ve asıl insanlık, ve en zor olanı, zalime, acı verene, işkence çektirene, iftira atana, yalancıya, kötüye, fenalık yapana üzülmektir, bu insan neden böyle diye üzülmektir. bir sanatçıyı ve özellikle bir edebiyatçıyı büyük yapan da yetenekten önce işte bu özelliğidir."
aziz nesin'in, en büyük gururu olduğunu her fırsatta belirttiği matematikçi oğlu. babasıyla mektuplaşmalarını içeren canım oğlum canım babacığım adlı kitapta belli dönemlere ait yazışmalar olsa da, yer yer otobiyografi tadı vermesi, kitabı daha çekici kılıyor. aziz nesin'i olduğu kadar, ali nesin'i de daha yakından tanımak bu kitapla mümkün.