şu an ki hükümetimizde ekonomiden sorumlu devlet bakanlığı yapan,odtü endüstri'yi 4,00 ortalamayla
* birincilikle bitirip, fullbright bursuyla ingiltere'de eğitim görmüş şahsiyet
avrupa birliği müzakereleri için baş müzakereci seçilen ekonomiden sorumlu devlet bakanı.
ted kolejinden sonra, odtü'yü de birincilikle bitirdikten sonra fullbright bursuyla amerika'da northwestern üniversitesi, kellogg business school'da mba yapan günümüz ekonomiden sorumlu devlet bakanı.
aldığı eğitim sonrası ankara'da bulunan tekstille uğraşan aile şirketinin başına geçmiş.
ekonomi konusunda başarısıyla göz kamaştırırken, akp hükümetinin kurulduğu dönemlerde, abdullah gül tarafından "ekonomi bakanı yapıcaz bu çocuğu" diyerek babasından istenen bakan.
(sahra, 20.06.2007 02:24)
23. dönem, adalet ve kalkınma partisi, ankara milletvekili.
yeni hükümetin
* dışişleri bakanı olma olasılı yüksek olan akp ankara milletvekilidir.
geçen hükümetin ekonomi bakanı. en genç bakan olmuş şahsiyet ünvanına sahip insan. ab müzakerelerinin baş müzakerecisi.
(sicko, 04.08.2007 16:26)
ilginç bir şekilde hayranı olduğum insan. ikide bir diyorum kendime "yahu çocuk, git bi aktöre şarkıcıya hayran ol, politikacıdan sana idol olmaaaaaz." dinletemiyorum! oscar töreninde iki dakka johnny'yi göstersinler diye beklemem gibi yemin törenlerinde iki dakka ali babacanı göstersinler diye bekledim, sonra bi de ankara milletvekili olduğunu öğrendim (yani çoktaaaan yeminini etmişti ve ben kaçırmıştım), sinir oldum, sonra sinir olmama sinir oldum!
niye yani, nesi var adamın,
niye???
heralde bu kadar genç yaşta bu kadar başarılı olması, kendisine verilen görevleri sorun çıkarmadan yerine getirmesi etkiledi beni. odtüden 4.00 ortalamanın da hatrı sayılır bi etkisi var olsa gerek. belki bi politikacı olarak kendini saçma sapan tartışmaların içine pek sokmaması ilginç gelmiştir. amaaan ne biliim işte. doktor olan babamın bir sözü vardır, her ne sorunum olursa olsun tekrarladığı:
ergenliktendir geçer. doğru olduğunu umuyorum ve sormaya devam ediyorum: niyeeeeeee?
60. hükümetin dışişleri bakanı ve ab başmüzakerecisi olarak atanmıştır. başına talih kuşu kondu diyebilirim, zira bir ülkede dışişleri bakanlığı yapanlar biraz da teşkilatçı olurlarsa ileride önleri açılır. yaşı da çok genç, ilgiyle izlenecek.
vakti zamanında bir tanıdığım bu şahsı arayıp,sekreteriyle görüşmüş ve zor durumdayım şöyledir böyledir paraya ihtiyacım var şeklinde sadece 2-3 dakika kadar derdinini anlatmıştır ki öyle çok bir şey de yok yani aç değil açıkta değil.nitekim aradan 3gün geçtikten sonra bu sekreter, tanıdığımı arayıp ali babacanın yardım edeceğini söylemiştir ve gereken yardım da yapılmıştır.artık kendi cebinden mi verdi yoksa bir burs filan mı ayarladı orasını bilemiyorum ama o mevkilere geldikten sonra ne oldum delisi olmayıp hala insanlara böyle önem verebilmesi çok güzel..
kuzeni bitlis'te pkk tarafından şehit edilmiş dışişleri bakanı.
ben kendisinin yerinde olsam çıkarım meclis kürsüsüne dtp'lilere dönüp "sizin terörist bile diyemediğiniz, desteklediğiniz pkk benim kuzenimi şehit etti. hala buna söyleyebileceğiniz bir şey yok mu? daha kaç kişiyi şehit vermemiz lazım sesinizin çıkması için?" diye sorarım.
dönemin en önemli ve imtiyazlı üç adamından biri olmasına rağmen, sahip olduğu imtiyazı kuzenini askere gönderirken kullanmamış, bitlis'e gitmesine illegal müdahalede bulunmamış, şehit haberini de bu haberi alan binlerce memleket evladı gibi karşılamış olan dışişleri bakanı.
enstrüman kelimesini çok sık kullanan insan.
ancak bir sömürge valisinin rahatça söyleyebileceği, "önümüzdeki dönemde bizim özellikle abd ile yapacağımız görüşmeler pkk terör örgütü ile ilgili bundan sonra atılacak adımlar konu sunda belirleyici olacaktır.” cümlesini sarfetmiş kimse.
(budur, 01.11.2007 17:35)
akp tarafından kurtların arasında bırakılmış kuzudur.
"devletin bekası", "dikbaşlı değil ama başı dik bir duruş", "kırmızı çizgi(ler)" gibi kavramları olmayan bir hükümetin insiyatifi olması gereken bir koltuğa oturttuğu insiyatif kullanmaktan uzak, demeçleri net olmayan, tecrübesi yetersiz bakanıdır.
resmi temas için gittiği ülke tarafından sağlandığı iddia edilen (öyle diyorlar!) silahlarla terör örgütü tarafından şehit edilen akrabasının cenaze törenine gelemeyip (uçak yokmuş!!) temaslara devam etmiştir. türkiye cumhuriyeti' ni değil, kendini temsilen gitmiş olsa idi "kendi insiyatifidir, kullanmamıştır" derdik. oysa biz "bakanın da yeğeni şehit oldu" dan öteye gitmedik...
ülkeleri vezir de rezil de edebilecek en önemli bakanlıktır dışişleri bakanlığı. vitrindir. fazlasıyla kurt olmayı gerektirir. gerektiğinde masaya yumruk vurabilecek bir babayiğit tarafından idare edilmesi gerekir. usulüne göre kıvırtacağı zamanları da olacaktır. dosta güven, düşmana kaygı verebilmelidir.
ve ali babacan da böyle bir bakanlığın başındadır.
ulusal yüz endeksin taban yapmasından daha kötü bir durum değil gerçi...boş verelim...
ingiliz olmasına rağmen çok güzel bir türkçesi var.
"...bu hussusta gerçek zamanlı -
realtime dediğimiz- konular hareketli -
actionable- şekilde..."
(venom, 16.11.2007 08:44)
"sayın bakan biraz gülümseyerek konuşunuz" ibaresini bir türlü beceremeyen ve dikkatli bakınca zaman zaman"adamın suratına pişpiş pişkin gülen izlenimi sunan", akp hükümetinin ağır toplarından, genç yaşta 70 kusur milyonu temsilen önce avrupa birliği ve müzakereler konusunda başı çeken isim. yeni hükümetin kurulmasıyla dışişleri bakanı olup en son
recep tayyip erdoğan ile
george bush un beyaz saraydaki özel toplantısına sekreter ve çevirmen olarak katılan türk genci.
kulislerde tayyip erdoğan'ın varisi olarak gösterilen siyasetçi. erdoğan'ın ali babacan'ı genç yaşında türkiye'nin en önemli görevlerine
*** getirmesi bu iddianın gerçekleşebilir olduğu izlenimini uyandırıyor.
(bkz:
itü sözlük ankara temsilciliği)
geçen yıl
bilderberg toplantısına katılarak artık bakanlığın falan kesmeyeceğini düşündüren siyasetçi.
(bkz:
girinin hukuksal sorun taşımasından korkmak)
(bkz:
kısa kesmek)
ispanya kralı tarafından tercüman sanılan dışişleri bakanı. olay şöyle gelişmektedir. ispanya' ya ziyarete giden yüce kişilik
recep tayyip erdoğan ispanya kralıyla tokalaştıktan sonra, ingilizce olarak aşağıdaki diyalog meydana gelir.
kral: ne zaman geldiniz?
rte: ...(soruyu anlamadı ya da anladı ama kuracağı cümleyi düşünerek kralın suratına bakıyor)
bu noktada ali babacan devreye girer: dün geldi.
kral: siz tercümanı mısınız?
ali babacan: hayır, ben bakanım.
türkiye cumhuriyetinin dışişleri bakanı. (ne iş yaptığını bilmeyenler olabilir diye bu ön açıklama yapılmıştır.)
türkiye son dönemlerin en büyük ve en önemli operasyonunda, öncesinde ve sonrasında,
yok olmuş, açıklama yapması gereken kişi yok olunca da, bu boşluk konuşmaması gereken kişiler tarafından doldurulmuştur.
akp hükümetlerindeki en yanlış yapılan bakanlık , eğitim veya maliye bakanlığı değil, kesinlikle dışişleri bakanlığıdır.
abdullah gül ve ali babacan bu ülkeye hizmet eden en kötü dışişleri bakanı olmaya adaydırlar.
(bkz:
yazık)
türkiye büyük millet meclisi 23. dönem
adalet ve kalkınma partisi ankara milletvekili. ali babacan, 4 nisan 1967'de ankara'da doğdu. babasının adı hilmi, annesinin adı güner'dir. işletmeci ve endüstri mühendisi; orta doğu teknik üniversitesi endüstri mühendisliği bölümü'nü bitirdi. yüksek lisansını northwestern üniversitesi kellogg school of management'da işletme dalında tamamladı. abd'de finans sektörünün üst düzey yöneticilerine danışmanlık yapan özel bir şirkette çalıştı. ankara'da ticaretle uğraştı. adalet ve kalkınma partisi kurucu üyesi oldu. 22. dönem ankara milletvekili. 58 ve 59. hükümetlerde devlet bakanlığı görevini yürüttü. avrupa birliği ile müzakereleri yürütmek üzere başmüzakereci olarak atandı. 60. hükümet'te dışişleri bakanlığı görevine getirildi. çok iyi derecede ingilizce bilen babacan, evli ve 2 çocuk babasıdır.
kaynak: tbmm.gov.tr
"müslüman çoğunluk da dini özgürlüklerle ilgili sorunlar yaşıyor" diye ab dış ilişkiler üyelerine hitap eden ve farkında olmadan kendisini ve partisini aptal yerine koymuş dışişleri bakanımızdır.
demezler mi halkın yarısı size oy verdi?
-evet!
siz bu oyları dini özgürlük bilmemne diye toplamadınız mı?
-evet!
ya demezler mi sana siz iktidarda mısınız?
-evet!
o zaman bi zahmet bize konuşacağına git çöz derdini iktidarda değil misin? halk desteğini vermiyor mu? da demezler mi. normalde iktidarlar kendi seçmenlerinin sorunlarını çözer ya avrupada sen de çöz?
sana da gülmezler mi? konu salağı olmaz mısın? iktidardayken daha hala nasıl mazlum taklidi yaparsın? hadi diplomasi de mi bilmezsin? elaleme kendi ülkeni ve kendi iktidarını şikayet etmek de ne demek?
(şimdi izin vermiyorlar deme halk istedikten sonra asker ancak web sitesinde yazı yazar, anayasayı da delmedikçe çatır çatır da istediğini yaparsın)
(bkz:
http://www.milliyet.com.tr/...)
umuyorum ki, son gafını ağzından söz kaçırma veya oy kaygısı ile yapmıştır. diğer alternatifleri düşünmek, ciddi ciddi türkiye cumhuriyeti'ni bu şekilde eleştiren bir kişinin yürütmenin en önemli organlarından birinin başına getirilmesi bile çok ürkütücüdür.
bir de insan sormadan edemiyor. sayın bakanım, madem milleti temsil ediyorsunuz, 6 senedir akp hükümeti iktidarda ve meclisin salt çoğunluğu akp elinde. kimi kime şikayet ediyorsunuz? akp'yi ab'ye mi, yoksa kimi?