örnekle açıklayalım. cüzdanınızı çaldırdığınızı farkettiniz. hırsızın mavi bir tişört giydiğini gördünüz. koşarak hırsızı aramaya başladınız. işte o an algıda seçicisiniz. etrafınıza dikkatle baktığınız halde mavi giymeyen kimseye dikkat etmiyorsunuz, en iyi arkadaşınız yanınızdan geçse bile, mavi giymiyorsa tanımama olasılığınız yüksek
bir arkadaşımla * olan diyalogdan sonra insan doğasındaki önemini daha bir iyi anladığım psikolojik olay.
kantinde yürür iken, duvardaki panoda "absolute party" gibi bir afiş vardı. panodaki bütün o karmaşanın, renkli yazıların vs. arasında, alkol ile ilgili olan kelimeyi seçip, bulur çıkartan; absolute kelimesine zoomlayan bu kişi, "ah ulan olsa da içsek..." demiştir; "roger that" dedirtmiştir.
algıda seçicilik, insanın kendine yakışanı görmesidir.
dünya gün be gün kalabalıklaştıkça algıda seçici olmak da aşağılık bir şey gibi görünebiliyor.seçici olmıyayım da bir göreyim neler varmış,diyenler de marjinal fayda olarak uyuşturucu kullanıyor.böylece algıyı yok ederek seçicilikten de kurtuluyor,kaş yaparken göz yiyoruz
hep bir ders ismi gibi gelmiştir bana algıda seçicilik.
algıda seçicilik aşık adamın vazgeçilmezlerindendir. soğan zarına mikroskopla bakarsın. hücreler, mitokondrisi, kofulu, golgisi bir olmuş onun ismini yazıyor. not alıcaksın gördüklerini, 2 ay önce kırtasiyenin birinden kalem almıştın. üstünü okuyorsun. onun ismi! bunları işaret kabul ediyorsun, safsın ya. mistik paylar çıkarıyosun bu durumdan. tanrı böyle istiyo tribine giriyosun. tanrının işi gücü yok senle uğraşacak, bunu aklına getirmiyosun. tanrı vermiş sana acayip bi his, aynısından bi de bi kıza vermiş. o kızı artık sen bulucaksın.
sonra sahile çıkıyosun. onun isminde bir tane tekne. ne güzel diyosun şu balıkçı abileri kendime yakın hissettim. gidiyosun bi çaylarını içiyorsun. onlar ağlara düğüm atıyorlar. algıda seçicilik insan beyninin daha önce dikkatini başka birşeye verdiği için dikkatini çekmediği bişeyin ona çok kafa yorunca dikkat çeker hale gelmesidir. acayip bir olaydır. insana acayip bi mutluluk verir filan. gereksiz gaza da getirir.
30 kişilik toplu sınıf fotoğrafından sizin için en değerli olan kimse baktığınız ilk anda onu görmeniz bir adet algıda seçicilik örneğidir.evet evet öyle.
biz farkında olmadan duymadığımızı sandıklarımızı da duyar, fakat bilinç düzeyinde işlemeyiz; bunların önemli olduğuna karar verilenlerinin sinir sistemince ayrılıp biliçli olarak algılanmasıdır algıda seçicilik. 30 kişinin bir ağızdan konuştuğu ortamda tüm gürültüye rağmen adımızın geçtiğini duyabilmemiz bu sebeptendir.
aşık olunduğunda algıda seçicilik tavan yapar. aşık olunanın ismi her yerdedir. her gün geçtiğiniz yolda farketmediğiniz onlarca tabelada onun ismi vardır. yolda yüzlerce insan içinden bir adamın telefonda konuştuğu kişiye aşığınızın ismiyle hitab ettiğini farkedersiniz. izlediğiniz dizideki başrol oyuncusunun ismi yüzünden size çok yakın olduğunu hissedersiniz. şarkılarda isminin onun isminin geçtiği en ufak bir yeri bile kaçırmazsınız. bazen durumu abartıp gözle görülemeyecek yerlerde bile bir bakışta onun ismine rastlarsınız. bu kadarına da pes artık dersiniz. bu kabustan kurtulmak istersiniz ama kurtulamazsınız.
eşkiya filminden;
polisten kaçarken evin etrafının polis tarafından çevrilmiş olması sebebiyle, eve giremeyip banklarda uyuyan şener şen ve uğur yücel ikilisinin, uyurlarken etraftan gelen muhtelif seslerle değil de yakınlardan geçen bir polis arabasının siren sesiyle uyanmaları algıda seçiciliğe örnektir.
bizzat tecrübe ettiğim en net örneğini paylaşmak isterim efendim algıda seçiciliğin. hamile olduğumu öğrendiğim andan doğum yaptığım ana kadar ne zaman dışarı çıksam sokakta hep hamile kadınlar vardı. evet her yerdeydiler; durakta, dolmuşta, otobüste, alış veriş merkezlerinde, kuaförlerde her köşe başında bir hamile kadın vardı. sonra doğum yaptım ve sihirli değnekle yok edilmişlercesine kayboldular ortalıktan. her yerde bebekli kadınlar görmeye başladım bu sefer, sırtını dönüp emzirenler, pusetle gezintiye çıkanlar, kısaca gittiğim her yerdeydiler. şimdi bebekli kadınlar da yok oldu ortalıktan 2-3 yaşında çocuğu olan kadınlar var etrafta. evet şimdi onlar var nereye kafamı çevirsem onları görüyorum. bunun iki açıklaması olabilir ya ben hep aynı kadınlar tarafından nereye gitsem ciddi şekilde 3 senedir takip ediliyorum; ya da ben durumumla bağlantılı olan kadınları görmeye şartlanmışım etrafta. iyki algıda seçicilik diye bir kavram var yoksa paranoyak olmamız kaçınılmaz olurdu mazallah.
eski sevgilinin arabasından her yerde bir anda türemesi, trafikte karşı şeritten gelen art arda tüm arabaların audi olması, gözünüzün kendi şeridinizden çıkıp karşı şeride takılması ve frene son anda basmanızla kazadan kurtulmanızla sonuçlanan fakat her daim tekrarlanan olay
son dönem sözlük reklamlarından sonra giriyi "algida seçicilik" okumama yol açan ve ta kendimin bir algıda seçicilik örneği göstermeme sebep olan ve buraya yazdığım, yazarken de güldüğüm kavram. zira reklamların algida ile alakalı olması ve benim buna koşullanıp her gördüğüm kelimeyi buna çağrışım yaparak algımın seçici davranması durumu.
rehberlik ve psikolojik danışmanlık bölümünde okuyan bir arkadaşımın bu kavramı konuşmalarında sürekli kullanması ve konuşmalarının genelde kafa sikici olması nedeniyle kendisinden tiksindiğim kavramdır. tiksinmemin kavramın manası ve içeriği ile uzaktan yakından alakası yoktur, sadece arkadaşımın salaklığı ile ilgilidir...