alexandre dumas pere   

adana çık aradan

  1. tam adı “alexandre dumas davy de la pailleterie” olan ve “dumas père” diye de bilinen “baba dumas”, 20 yıl gibi bir sürede 300’e yakın eser yazmasıyla, “roman fabrikası” lakabını almıştır. bu hız ve üretkenliğini ise yazınında kullandığı bir tekniğe borçludur: yanında çalıştırdığı sekreter ve yazmanlardan, konu ve karakterlerle ilgili araştırma yapmalarını istiyor; daha sonra ise kendisine sunulan malzemeleri birleştirerek yeni bir roman ortaya koyuyordu. hayal gücü ve dünya görüşünün gelişmesinde, yaptığı gezilerinde etkisi yadsınamaz büyüklükteydi ve her yaptığı gezinin ardından, bunu konu alan bir anı kitabı kaleme alırdı.

    annesi haitili bir köle olan general alexandre davy-dumas ve marie labouret’in oğlu olarak, fransa, villers-cotterets’de doğan dumas, 21 yaşındayken –beş kuruşsuz şekilde- paris’e gitti ve burada, babasının bir tanıdığının yardımıyla, “duc d’orléans” yani “orleans dükü”nün yanında bir iş edindi. dük, onu, beraberinde tiyatrolara götürüyor, onunla cemiyet ortamlarına katılıyordu. seyrettiği tiyatroları basit ve ucuz bulan dumas dük’e, eğer o yazsaydı nasıl yazacağını anlatıyor ve dük, yardımcısından duyduğu şeylerden etkilenmeden edemiyor, onu kitap yazmaya teşvik ediyordu.

    sanat hayatı, dük’ün bu teşvikleriyle yaadığı küçük bir hikaye kitabıyla başlayan dumas, ününü borçlu olduğu tiyatro eseri “henri iii”yi 27 yaşındayken kaleme aldı. bu oyun, tiyatrolarda sergilendi ve büyük ilgi gördü. 1832 yılında koleraya yakalanan yazar, tedavi sürecinde “isveç”e gitti ve ilk başarılı gezi hikayesini burada yazdı.

    alexandre dumas, roman yazmaya başladığında, bunu duyan balzac’ı küplere bindirdi ve ikisinin de bulunduğu bir ortamda “eğer bir gün yazı yazma yeteneğimin azaldığı anlasam, tiyatro yazmaya başlardım!” dedi balzac.
    dumas ise gayet pişkin bir şekilde: “ne duruyorsunuz? geç bile kaldınız!” diyerek cevap verdi ona. söylenenlere göre, yazar, kendisini sert bir biçimde eleştirenlere yüzünü cevirik bakmazken, tebrik edenlere bir teşekkür etmeyi de aklından geçirmezdi.

    parasını nasıl değerlendirmesi gerektiğini bir türlü öğrenemeyen dumas, elinde geçeni son kuruşa dek harcar, ardından borç içinde yüzerdi. ömrünün son yıllarında, bu durum had safhaya varınca, yazı yazmasını yasakladığı fakat daha ilk romanı olan “la dame aux camélias” ile büyük üne kavuşan oğlu “alexandre dumas”, daha çok kullanılan adıyla “dumas fils” onu yanına aldı ve ölene kadar ona baktı.

    (bkz: alexandre dumas)
    (poetisa, 20.07.2007 20:57)
  2. romantik fransız edebiyatının önemli sanatçılarındandır. romanları ve oyunlarıyla tanınmıştır. romanlarının sanatsal bir değeri yoktur; ancak anlatımdaki canlılık, sürükleyicilik onların çok okunmasını sağlamıştır. tarihi konuları işlemiş, polis ve serüven romanları yazmıştır. en çok bilinen iki eseri üç silahşörler ve monte kristo kontu'dur.
    (portakallı haribo mahmut, 08.05.2008 21:32)