yalanım varsa iki gözüm önüme aksın, söylediler bunu bana, allah'ıma, kitabıma söylediler. sizin de başınıza gelmiş olabilir, özne sonda, zarf tümleci başta, bağlaçsız ya da bağlaçlı vesselam çeşitli formatlarda siz de bu cümlenin benzerini duymuş olabilirsiniz. ama ben, bizzat, şahsen, kendim, çok değil 20 gün önce, "alevi ve ama çok iyi biriydim."
yanıma yaklaştı, taş gibi hatundu. bir an için "elime sahip olamadım". erekte olmuş penisimi düzeltmek üzere kavradım. yanıma oturdu. ateşliydi, şehvet saçıyordu; şartlar müsait olursa, "belime de sahip olamayacaktım". tedirgin ve meraklı bir hali vardı; bir şey soracak gibiydi. sordu da: "oturabilir miyim?"
yok bu değildi esas soru; tedirginlik hali devam ediyordu zira. iyice yaklaştı, etrafı kolaçan etti. bizi kimselerin duyamayacağına inanmış olmalı ki sordu sorusunu:
"sana bir şey soracağım ama yanlış anlama olur mu?"
-(sor yavrum, sor bebişim. [iç ses]) tabi buyur.
+kızmak yok ama!
-yau tamam sor.
+sen alevi misin?
-evet.
+yaa öyle mi? ama çok iyi birisin, biliyor musun?
-(şaşkınlık, hemen sonrasında öfke.)
"aptal mısın kızım sen. defol git başımdan."
bak işte, "dilime de sahip olamadım". kutsal yasayı çiğnedim.
"elime, belime, dilime sahip olmak" çok da zor değildi halbuki, her iyi alevinin aklında bulundurması gerekli, ezberi kolay basit bir yasaydı oysa. alevi ve de kötü biri oluverdim bir an. ama her şartta da iyi olunmazdı ki!
"lan" dedim kendi kendime, "ama bağlacı hiç yakışmadı bu cümleye". bir insan "iyi bir alevi" olabilirdi; lakin "alevisin ama iyi birisin." olamazdı. yazık oldu, bir "amasızlık" kadar yaklaşmıştı bana.
aleviler hala dar kafa sahibi insanlar tarafından çocuklarına ve torunlarına özevil olarak belletildiğinden dolayı bu ifadeyi duymanın garip bir yanı yok. bir yaratıcının vrolduğuna inanmanın ne kadar saçma, ve aciz insan eylemi olduğu yargısına varmış biri olarak da gerek bu ifadenin de bulunduğu söylemler, gerekse kimi şiddet eylemleri ne kadar da doğru (kendimce) bir sonuca vardığımı ispatlar nitelikte. aynı tanrıya, hatta aynı peygambere inanan insanların nasıl da birbirlerine kin ve nefretle baktıkları ortada ama buna rağmen tanrı var öyle mi? hoşgörüymüş, ne olursan ol gelmiş. kimi romantik inançlıların güzel sözler köşesinden eksik olmayan yitirilmiş hazineler bunlar.
farklı bir formatta, (şu şekilde: '' allah'a inanmıyorsun ama çok sağlam adamsın'') karşılaştığım, '' ben gerizekalı ve dahi nasıl konuşulacağını bilmiyorum'' demenin kısa, öz versiyonu.
muhatabı olan şahsı ork sanan insanımsının akıl almaz sanrısı.
karşılıklı hoşgörünün varla yok arası olduğu yalnız ve güzel ülkemizde alivelere karşı olgunlaştırılan etnosentrist düşüncenin sunulabilecek binlerce örneklerinden sadece biri.
insanları taraf olarak sınıflandırmak yanlış ama konuyu iki eksenli olarak düşünürsek alevilerin ya da diğer azınlıkların da bu bakış açısından etkilenerek kendi kabuklarına çekildiklerini savunabiliriz.
örnek vermek gerekirse coğu alevi baba; kızını ya da oğlunu bir sünni ile evlendirmek istemez. bilindiği gibi başka mehzeplerle izdivaç etme yasağı museviliğin esaslarındandır.
alevilerde ise normal şartlarda böyle bir uygulama yok. etkiye tepki olarak doğan ve zaman içinde olgunlaşan bu mehzep yaptırımı, gelinen noktayı anlatabilmek adına yeterli bir örnek.
bu ve bunun gibi sorunları aşabilmenin tek yolu karşılıklı hoşgörüdür ve hoşgörü olmayan yerde barıştan ve insanlıktan söz edilemez.
sanki tüm aleviler kötü, sadece söylenen kişi iyiymiş gibi beyinsiz bir bünyenin kurabileceği cümledir.alevi nedir bilmeden,araştırmadan saçma sapan cümle kurup insanı çileden çıkaran tipler de bolca mevcuttur.mezhepinizi söylediğinizde bu kişinin suratında değişik mimikler meydana gelir ki "hadi" der direk.neden bu kadar da şaşırırlar anlamam .sanki çok farklı ya da hayatında ilk defa duymuş gibi çıkışlarıda vardır.çünkü onun bilinçaltında bambaşka bir alevi tanımı yatmaktadır.
alevi değilim ama alevilere yapılan bu önyargılara dayanamayan birisiyim. böyle cehalet olmaz. böyle bir bakış açısı olmaz olabilemez. burda kızın ne kadar cahil olduğunu anlamamak içten değil. candır aleviler.dosttur.pirdir. aleviliğin özünü kavramış olanları ise başımda tacdır.
sırf başlığın açılmasına sebep lan olay için konuşayım, kızcağız zaten alevi olan birisine bu durumu sormanın getirdiği yoğun stresle "hiç önemli değil, gene insansın" anlamında konuayım derken. "ama çok iyi birisin" diye saçmalamış.
millet de, sanki kız "alevilerin alayını şerefsiz biliyordum, hayret sen çok iyi birisin" demişçesine yardırmış. günümüzde alevilerden tiksinilme sebebi de, milletin tüm alevileri sizin gibi zannetmesi zaten.
daha önceden bir kaç kez karşılaştığım bir durum. insanlar mezheplerine göre değerlendirilemez, diline, dinine, ırkına, soyuna sopuna görede.. bunu söyleyen insanın beyin fonksiyonlarından ve düşünebilme yeteneğinden her zaman şüphe etmişimdir. cahilce bir yaklaşım olduğunu bir kez daha söylemekten kendimi alamıyorum..
sözlükte, "günümüzde alevilerden tiksinilme sebebi" şeklinde aklı evvel beyanatlar da duymamızı sağlayan söz.
bre adam bence senin gibilerin alevilerden tiksinme sebebin şahsi insanlık yoksunlğundan kaynaklanıyor. insanların senin gibilerden tiksinme sebebi hakkında bir fikrin var mı?
gerçi kime anlatıyorum.. onlar için en iyi alevi "yakılabilir alevi"dir.. ses çıkaran alevi "tiksinç"tir..
sırf birbirimize düşelim diye aleviler hakkında bi ton saçmalıklar uydurulmuş bi toplumda yaşamama rağmen bugune kadar alevi olup da bi yamuğunu gördüğüm arkdaşım yoktur. çekememezlik mi nedir anlamadım. bu sebepten ötürü "ama"sı fazla olan cümledir.
aslında iyi niyetle söylenmiş cümle imiş. yüz kere diyorum arkadaşım müneccim boku yemek iyi değildir, sonra uzaktan niyet okumaya kalkarsınız diye ama dinleyen kim.
ayrıca günümüzde alevilerden tiksinme sebebi de kronik mallıktır, belirtmeden geçmeyeyim dedim.
üzerinde durulan asıl konu "sunnilerin aslında alevilerden hoşlanmadığı"dır. bu konu eleştiriliyor. toplumun geniş kesimlerinde araştırmalar yapılırsa bu sonuca ulaşılabilecek tonlarca veri bulunabilir. ama memlekette öyle bir hava var ki; sanki sünniler alevileri hiç sevmiyor, fakat tüm aleviler sünnileri mevlana aşkıyla seviyor. önyargı demokratik kültürün eksikliğinden kaynaklanır, bu topraklarda demokrasi kültürü olmadığı için farklılıklar hep hor görülecektir. ben sünnileri seven alevi de pek görmedim. mehmet altan'ın deyimiyle "alevi gibi yaşayan sünni"lerle alevilerin sorunu yoktur, gayet iyi sevişirller. nedir alevi gibi yaşayan sünni: örtünmeyen, rakı içen, sol partilere, merkez sağ partilere oy veren, ibadetle işi gücü olmayan, karısının başı açık olan vs. sünni gibi yaşayan bir sünniyi de aleviler sevmez. bir türbanlı genç kız görünce iğrenirler, sebebini sorduğunda, hani nerde kaldı "mevlana yaklaşımı" dediğinde klasik cevabı yapıştırarak kendilerini haklı çıkarırlar: "ama o cumhuriyet düşmanı". zaten her şey bundan başlıyor, insanları kategorize etmekten. konuyu biraz daha genişletelim. adam ben faşist değilim, türk-kürt ayrımı yapmam diyor. ama ayrım yapmadığı kürt, türk gibi yaşayan/düşünen kürttür. kızılayın göbeğinde geleneksel kıyafetli 3 tane kürt'ü yanyana aralarında kürtçe konuşarak gördüğünde torbada yılan görmüş gibi tiksinir. sonuç olarak; bu sevgisizlik bir demokrasi eksikliğidir, farklılıklara tahammülsüzlüktür. bu sevgisizlikte, önyargıda suçlu olan sadece sünniler değildir, aleviler de suçludur, kürtler de, türkler de. kimse kendini bir kenara çekip diğerini suçlamasın.
üniversiteden bir arkadaşımı ziyarete gitmişim. evde arkadaş, onun babası, anası, danası vs şeklinde çay kahve neyin içiyoruz.
adam çiftçi, ecevitçi, hem toprak zengini, hem beş kuruşsuz garip bir insan.
muhabbet oldu kurduğum bir cümlemde aleviler deme gafletinde bulundum.
ecevitçi amca bana
sen alevi misin?
diye sordu
evet
dedim
olsun kızım dedi
ne yapacaksın
o da
doğuştan
elden birşey gelmez
biliyorum
amca kötü değildi
kendince bana iyi bir şey söylemeye çalıştı
ama zeka da doğuştandı
bak anı anıyı tetikledi
azıcık daha geriye gidelim
lisede bir arkadaşım var
onun evinde oturuyoruz
lan o zamanlar okulu kırıp bir arkadaşın evine gidip kahvaltı yapmayı çılgınlık sayıyoruz (neyseki bu saflık dönemi kısa sürdü)
mahalleden bir arkadaşı daha geldi
hatun kendisi
yine o dur, bu dur, şu dur derken
alevilikten mevzu açıldı
hatun kişi
'aaaa sen alevi misin dur o zaman senin ekmeğine dokunayım ben
gerçi iki sunniyle aynı sofradan yiyorsun ekmeğin ağlamaz ama olsun yine de dokunayım'
dedi
ciddi ciddi
ben arkadaşıma baktım
arkadaşım bana baktı
biz hatuna baktık
hatun ekmeğe baktı
ağzına bir lokma ekmek bir zeytin attı
kendisini beynimize kazıdı