belki ilginizi çeker
  1. · panter emel
  2. · anton szandor lavey
  3. · türbanlılara verirseniz kara çarşaflılar da ister
gündem
  1. · dinde zorlama yoktur
  2. · 21 kasım 2009 beşiktaş fenerbahçe maçı
  3. · aklidengegorecelibikavramdir
  4. · erkekte ses tonu
  5. · metrobüse para vermeyen tkp li öğrenciler
  6. · ugg düşmanı ezik kızlar
  7. · hagi dünyanın en iyilerindendi yalanı
  8. · internetten gazete okumak
  9. · giri ve nick uyumu

alevilere verirseniz satanistler de ister  

  1. laik devletin gayrıresmî dinidir sünni islam. üstelik yıllardır dayatılır da.

    ve biz kıçımızı yırtsak da "laiklik" diye, devlet, diyanet işleri başkanlığı gibi bir kurumla laikliği direkt yıkmaktadır. devlet bu kurum aracılığı ile, üstelik alevilerin de verdiği vergilerle, camii gibi ibadethanelere destek vermektedir.

    abd'nin yeşil kuşak projesinin gerçekleşmesi için desteklediği ve bu projeye hizmet eden iktidarlar, bu iktidarların tabanlarını oluşturan yobazlar istese de istemese de, görmezden gelseler de alevilik islamın farklı bir yorumudur. bu böyle biline...
    eğer devletin bir kurumu sünni islama hizmet ediyorsa, alevilere de hizmet etmelidir.

    dikkat edilmelidir, şurayı altını çize çize söylüyorum: diyanet işleri başkanlığı laiklik için tehlikedir. kaldırılmalıdır. ancak var olduğu sürece alevilerin de ihtiyaçlarına cevap vermelidir.

    aleviliği satanizmle aynı kefeye koyacak kadar da boşbeyinli insanların mecliste olduğunu görmek ayrıca üzüntü kaynağıdır. kimlere kaldı bizi yönetmek hey allahım yarabbim!
    (viktorrap, 05.11.2007 18:05 ~ 18:08)
  2. satanizm hakkında araştırmadan atıp tutan birinin ürünü. satanizmin babası sayılan anton szandor lavey, satanizmin 11 kuralını şu şekilde belirtmiş.

    1. size sorulmadığı sürece fikirlerinizi kimseye söylemeyin, nasihat etmeyin.
    2. içinde bulunduğunuz sıkıntıları mutlaka duymak isteyenler dışında kimseye açmayın.
    3. bir başkasının evinde misafirseniz, ev sahibine saygılı olun veya daha işin başında oraya gitmeyin.
    4. sizin kendi evinizdeki bir misafir sizi rencide eder, canınızı sıkarsa, siz da ona karşı zalimce davranın.
    5. karşı cins açıkça davet etmedikçe karşınızdaki insanı taciz etmeyin.
    6. size ait olmayan hiçbir işe burnunuzu sokmayın.
    7. şayet sihrin gücünü kullanarak başarılı olduysanız mutlak surette sihrin hakkını verin. onun gücünü kabul edin. aksi takdirde kazandıklarınızın tümünü kaybedersiniz.
    8. sizinle alakalı olmayan hiçbir şeyden şikáyette bulunmayın.
    9. küçük çocuklara zarar vermeyin.
    10. vahşi hayvanlara, avlanmanın veya onlar tarafından saldırıya uğramanın dışında zarar vermeyin.
    11. açık yerlerde yürürken kimseye zarar vermeyin. eğer birisi sizi rahatsız ederse ona, bunu yapmamasını söyleyin. eğer hálá buna devam ederse onu ortadan kaldırın.

    tabi ülkemin kahveden kaldırıp meclise getirdiği milletvekilleri, o engin bilgileri ile konuşursa, satanizmi "bakire kurban etmek, kedi kesmek" sanar. satanizm öcüdür, onlara hak verirsek ne halimiz olur, diye düşünür.
    (thedewil, 05.11.2007 18:11 ~ 18:34)
  3. hepimiz oportünistiz.

    hepimiz konformistiz.

    ak parti üyesi, sempatizanı değilim. ama adamları takdir etmiyor değilim. amaç seçim kazanmaksa bu işi süleyman demirel' den, kamer genç ' ten, ismet sezgin ' den, köksal toptan 'dan daha iyi kotarıyorlar.

    şimdi siz burada ak parti aleyhine entryleri okuyorsunuz ya, inanmayın bunlara. yada inanın ama fazla sallamayın.

    il il açın bakın, sonuçlara, hatta imkanınız ve vaktiniz varsa, ilçe ilçe, köy köy, sandık sandık inceleyin.

    o attı mı mangalda kül bırakmayan o ateşli ilerici, aydınlıkçı, entellektüel arkadaşlarımızın sandıklarından, köylerinden, anne , baba , kuzenlerinin, akrabalarının, sülalelerinin oy verdikleri sandıklardan ak parti çıktı, biliyor musunuz? alevi-kürt, alevi-zaza, alevi-türk köylerinin sandıklarından ak parti çıktı, biliyor musunuz?

    o atıp tutanlardan bir kısmı, hatta önemli bir kesimi ak partiye oy verdi.

    nerden mi biliyorum. yüksek seçim kurumu başkanı, bürokratı, memuru vs. değilim.

    sonuçlar açık, sarih.

    neden böyle bir şey yapmış olabilirler diye düşünmeyin hiç. kendinize dönüp bir bakın.

    hepimiz oportünistiz.

    hepimiz konformistiz.

    ahh be güzellerim, canlarım, türkiye de alevi olmak temelli kaygılarınızı seçimlerden önce sizin adınıza ak parti yöneticileriyle görüşmeler yapan muhtarlarınız, belde-belediye başkanlarınız, dernek-kulüp-federasyon başkanlarınız, dedeleriniz aracılığıyla dillendirecektiniz.kimse ama ben bik bik etmesin, kütüğünüzün kayıtlı olduğu sandığın tutanak altına alınmış sonuçlarını öğrenin bir zahmet.

    ama olsun,hiç bir şey için geç değil, siz şimdi bu kaygılarınızı şaraba yatırın, 4 sene sonra çıkarırsınız o yıllanıp, dinlendirildiği yerden, masaya estetik kaygılar taşıyarak hazırlanmış bir tabağın içinde koyarsınız.

    hepimiz oportünistiz.

    hepimiz conformistiz.

    sahi ne vaadine tamah ederek vermişti o köyler o oyları?

    sağlık ocağı mı yapılacaktı? ana-sağlık mı yoksa? ortaokul olabilir mi? yok yok içme suyunu geçtim, tarlalara kadar su mu getireceklermiş?

    getirdiler, ama değil mi? tuttular sözlerini. yatmadılar, çalıştılar. siz de memleketin kaderini suyla değiştiniz. su deyip geçmeyin, para sesi, su sesi, kadın sesi, malum önerme.

    hepimiz oportunistiz.

    hepimiz konformistiz.

    hepinize şöyle yürekten kocaman sarılıyorum, öptüm canlarım...





    edit:zorla yazdırıyorsunuz, ne oldu kanınıza mı dokundu?

    ne oldu şuhut un türk-alevi nahiyelerinde, kasabalarında, köylerinde? ak parti mi çıktı yoksa?

    erzincan, köy köy de sayayım mı ister misiniz? ne oldu orda? dur dur ak parti sanırım.

    hadi bırakalım il il, ilçe ilçe, kasaba kasaba, köy köy saymayı. direkman vurucu 2 örnek verelim de iyice eksileyin.

    ne oldu dersim de, dur öyle demeyelim direkman elazığ ve tunceli diyelim. allahasen cevap verin, ulannn karataş ın, hatta rahmetli karısının köyünden ak parti çıktı.

    anlatın, anlatın siz. heyecanlı oluyor.
    (just call me daydreamer, 05.11.2007 18:16 ~ 07.11.2007 23:49)
  4. doğru. satanistler de hak isteyebilirler. ne var bunda? insanın inancına göre ayrım yapmak nedir yani? alevi olmuş ya da sunni olmuş, ne fark ediyor? hepsinin hakkı yok mu?

    laik misin? sataniste de aynı yaklaşacaksın, ateiste de, hanefiye de, aleviye de, hristiyana da.

    diğer türlü devlet anlayışına başlatmayın, bitmez.
    (asosyal demokrat, 05.11.2007 18:39)
  5. "hebele hebele belelebe hebele...." den öteye gidemeyecek olan açıklama. biz kıç politik yazarlarında ama hata. biz yüzde altmış aptalı hep onlara yükledik. baksana meğer biz anlamıyomuşuz adamların ne demek istediklerini. özür dileyip susmalıyız artık.
    (billie jean, 05.11.2007 19:25)
  6. erki elinde bulunduranların aleviliği nerede gördüğünün güzel bir ifadesi. a noktasında sünnilik, b noktasında satanizm, iki noktanın tam ortasında da alevilik. ne güzel. "alevilere bir şeyler tahsis etmişsiniz lan?" diyerek diyanet işleri başkanlığı kapılarına dayanan satanist kitleler geliyor gözümün önüne, gözlerimde iki inci tanesi, ağlıyorum...

    o değil de agnostikler de tartışıyorlarmış "biz de istesek mi?" diye. buyur buradan yak bakalım.
    (tembel, 05.11.2007 19:55)
  7. aslında ilginç olan laik bir devlet olduğumuzu iddia edip diyanet kurumunu devlete bağlamamızdır. din ve devlet ayrı ise diyanet neden devlete bağlı bir kurum? zaten bizim laikliğimiz bir çok çelişkiyi bünyesinde barındırmaktadır. ayrıca söylenen bu söz üzerinde düşünmeyi de gerektirir. türkiye'de hanefi, şafi, alevi, nasrani, dürzi, ateist, yezidi, aleviliğin diğer değişik yorumları vb. bir sürü inanç veya inançsızlık var. hepsine kaynak aktarmak kolay olmasa gerek.
    (abdkl, 05.11.2007 20:01)
  8. ilk önce bir laiklik tanımıyla tartışılması gereken ''ahmakça'' laftır.

    osmanlı imparatorluğu dönemindeki batılılaşma hareketleri sırasında aydın kesimde beliren; din işleri ile devlet işlerinin ayrı tutulması, biçiminde özetlenebilecek laik anlayışı, bu hareketlerle ilgilenen atatürk'ü de etkilemiştir. bunun üzerine atatürk din olgusunu çağdaş bir anlayışla belirlemiştir.

    "din bir vicdan sorunudur. herkes vicdanının emrine uymakta serbesttir. biz dine saygı gösteririz. düşünüşe ve düşünceye karşı değiliz. biz sadece, din işlerini devlet ve ulus işleriyle karıştırmamaya çalışıyoruz."

    türkiye cumhuriyeti'nde herkes, allah'ına istediği gibi ibadet eder. hiç kimseye dini fikirlerinden dolayı, bir şey yapılamaz. türkiye cumhuriyeti'nin resmi dini yoktur.

    "din ve mezhep, herkesin vicdanına kalmış bir iştir. hiç kimse, hiç bir kimseyi ne bir din, ne de bir mezhep kabulüne zorlayabilir. din ve mezhep, hiç bir zaman, siyaset aracı olarak kullanılamaz."

    http://www.tsk.mil.tr/...

    buna ek olarak şunu da söyleyebilirim ki, laiklik bir devletin bünyesinde bulunduğu tüm dini inançlara ''eşit'' mesafede durmasıdır. yani ben ''sünni-hanefiyim'' diyene de aynı hoşgörüde bulunacaksın, ben ''aleviyim'' diyene de ve hatta insan, kedi falan kesmediği, toplumun düzenine kastetmediği sürece ''ben satanistim'' diyene de aynı hoşgörüyü göstereceksin.

    peki türkiye'de durumu böyle midir? yani her inanca saygı, hoşgörü var mıdır? nerede ulan! sünni-hanefi değilsen resmen kafir, sapkın, zındık falan ilan ediliyorsun. aslında uzun uzun tartışmaya falan da gerek yok. insanlar hala bizim olayları kıçımızdan anladığımızı düşünebiliyor veya buna inanabiliyor. mesela neymiş? devlet önüne gelen inanca alan tahsis edip, bina inşa ederse ve bu inançlar için eleman falan da istihdam ederse batarmışız. zaten her mahhalleye on camiyi devlet yaptırıyor. ayrıca buradan şunu da öğreniyoruz ki devlet kaçak inşaat da yapıyormuş. çünkü bu işlerin az çok içinda olarak şunu söyleyebilirim ki o camilerin çoğu kaçak.

    alışmak lazım ama bunlara. sonuçta böylelerini başımıza getirenler de yine böyle düşünenler değil mi? istanbul'un varoşlarına veya içanadolu'ya ya da ne bileyim küçük bir şehre gidin ve insanlara ''aleviler hakkında ne düşünüyorsunuz?'' diye sorun. emin olun ki alacağınız cevaplar da üç aşağı beş yukarı şöyle olacak: ''mumsöndü oynuyor sapıklar'', '' ateşe tapıyorlar'', ''ensest ilişiye giriyorlar'', ''allahsız hepsi''...

    sonra da bu zihniyeti temsil eden birisi kalkıp da saçmaladığı zaman şaşırıyorsunuz. ne bekliyordunuz ki?
    (nokia şarzı, 05.11.2007 20:06)
  9. sayın milletvekilimizin türkiye laik değildir laik olacak diye pankart açmış olan alevilere içinde biriktirdiği öfkesini kusma şeklidir. ve en önemlisi de her zaman ki gibi kendisi yanlış anlaşılmıştır. lan ne salak milletiz, hiç bir şeyi doğru anlayamıyoruz, yoksa koskocaman yüzde bilmem kaçlık akp'nin, son derece saygı değer milletvekili böyle der mi hiç?
    (marslan, 05.11.2007 20:07)
  10. özbayrak, "kimse alevileri sapık anlaşıylarla bir tutamaz. alevilik şia mezhebinin bir koludur. nursayubilik, caferilik gibi şia mezhebinin diğer kolları da ayrı ibadet yeri, ayrı bütçe isterlerse ne yapacağız. bu işin ucunu kaçırırsak, iş buraya kadar da gidebilir. bu işini sonunun olmadığını söylemek istedim" diyerek sonradan bir düzeltme çabası içerisine girmiş okuduğum kadarıyla da.
    e hocam milletvekilisin, biraz daha usturuplu bir anlatım kullansak, kelimeleri biraz daha iyi seçsek olmaz mı. satanizm vs alevilik gibi abuk subuk bir sonuç çıkmasa söylediğinden. bu düzeltmeyi baştan kullanacak bir dile sahip olmalısın milletvekilisin sen. politika yapıyorsun işin konuşmak değil mi. düzeltme çabası içerisine girmesen sonradan. kusmadan konuşsan olmaz mı. milletvekili diyorum bak. dokunulmazlık diyorum. arkadaş yakinimdir diyorum. dur bi bakalım, sakin ol biraz. düşün şöyle bi benim bu etiketimin içeriği nedir, konuşmalarıma neden dikkat etmeliyim diye. ceylan derisi koltuklarda uyuya uyuya rutinleşen hayatım bir atraksiyon yapayım da hareketlensin mi diyorsun nedir anlamadım ben.
    (rene, 05.11.2007 20:27)
  11. dizginlemez bir infidel olduğumdan dolayı, olayı öğrendiğimde kanım dondu. bu nasıl ayrımcılıktır böyle, sözde laik bir devletin işini yaparken laik olması gerken bir vekili nasıl olurda inandığı din yüzünden romatik davranarak başka inançları kötü kefeye koyar. o da ister bu da ister diye sınıflandırır. sanki kötü bir şeymiş gibi. başka inançlara nasıl bütçe ayırılabiliyosa bana da ayırılsın lütfen. böylece ben de insanları sözde sapkın yola davet edebilirim, propagandamı yaparım. şaka bir yana türkiye laik değildir laik olacak sloganına katılmamak içten bile değil.
    (chixculub, 06.11.2007 09:57)
  12. akp nin demokrasiye bakış açısını gösteren cümlelerden yalnızca birtanesi.türban denilince akan sular duruyor.demokratik hakkımız , özgürlüğümüz kısıtlanıyor diye feryat ediliyor.diğer bireylerin özgürlüklerine sıra gelince yok şöyle olur yok böyle olur deyip geçiştiriliyor.inancı başka da olsa herkesin cebinden çıkan parayla imamların maaşı veriliyor.öğretmenden çok imam atanıyor.diğer inançlara sahip kişiler kendi din adamlarını yetiştiremiyor,onların ibadet yerlerine para verilmiyor.bu çarpık anlayış ne zaman değişecek merak ediyorum.
    (hotaru, 06.11.2007 10:15 ~ 10:16)
  13. sonra da satanistler çıkıp "alevilere değil, sünnilere yapılan tahsisden beri biz bişeyler bekliyorduk zaten sizden" desin mi? lafı eden vekil çılgın atsın , sonra da cinnet geçirsin mi? bir milyar yıl yetecek malzeme çıkar bize.
    fakat bi hasan mezarcı vardı. takım elbisesini giyip, tartışma programlarında şerri yönetimi savunurdu. adam yıllar sonra sarı saten bir pelerin, sarımtrak saçlar, bi de özel sipariş üzerine yapılmış asayla çıkmıştı peygamberim diye karşımıza.
    onu bile yeteri kadar tartışmadık. tartışma kültürümüz eksik.
    güleceğim geldi lan benim.
    (altlejant, 06.11.2007 10:36)
  14. nasıl ki ulus-devlet hepimiz orta asyadan gelmişiz gibi orta asya tarih dersleri okutur diyanet de hepimiz sünniymişiz gibi davranacaktır.

    ne yani devletin abuk din tutumu kaka, atatürkçü ulus-devletçi resmi ideolojisi harika mı?

    ulusalcılara ilaç gibi kampanya: herkes çuvaldız taşımalı
    (no pasaran, 06.11.2007 11:29)
  15. bir akpliden beklenen açıklama. neden mi? geçmişlerinde aldıkları tek düze formasyonu dominant bir taraf yaratmak ve farklı herhangi bir sesi ortadan kaldırmak üzere olan bir zihniyetin bu olayda başka türlü lafa girmesi beklenemezdi. evet burada dert inançtan çok zihniyet, yani kendi adamına gelince herşeyi olan ama başkasına gelince bütçedeki delikleri hatırlatan bir zihniyet. akepenin ilericiliği gerçekten hat safhaya ulaşmış durumda. önce diyanet işlerinde kendine göre adamları doldurup, sonra da bunları diğer bakanlıklara atmak ve en nihayetinde tekrardan "diyanet işlerinde kadro yok" denilecek, bu kuruma biraz daha kadro alınacak, bunlar yine başka kurumlara örneğin hastane müdürü olarak atanacak vs. vs. . kısaca şimdiye kadar alakasız gibi görünse de burada anlatılmak istenen, "ben sadece kendime yakın olan kişilere kaynak aktarırım" diğer kısımlar benim için öcüdür, gereksizdir, olmamalıdır. diyelim ki akepe denildiği giib ilerici bir parti ve milletvekilimiz de çok çağdaş bir milletvekili. ne demesi gerekirdi. "şu an için gözüken durum başka taleplerin karşılanması için yeterli bütçe durumunun görünmediği yönündedir, ancak mevcut taleplerin araştırılması için dikkate alınması gerekir" dese inanın (tabi ki eleştirilecek çünkü bashettiğim zihniyet tam dominantlığı sağlamadan durmayacak orası belli) bu kadar gürültü kopartmazdı.

    açıkçası bu sözlerde net bir aşağılama sezinlenmektedir. daha önce yaşanan olaylarda kendini satanist olarak nitelendirilmiş kişilerin yaptıkları insanlık dışı faaliyetlerin kamuoyunda yer alması, toplum üzerinde kötü bir intiba bırakmışken bu sözlerde alevilik ile satanilstiliğin eşit tutulması, 2 grubu da (ki neye göre gruplandırma ve iyi-kötü ayrımı yapıldığı halen muallakta) aynı kefeye koymak özenle seçilmiş bir düzenektir. işin inanç kısmına gelindiğinde ise toplumun her kesimin taleplerini dinlemek üzere yola çıktığı öne sürülen iktidar partisinin hassas bir konuda bu tarz bir milletvekilini görevlendirmesi de maalesef bütün öne sürülenleri çürütmektedir.

    bir de işin dünyadaki bütün kurumlarda en önemli göstergelerden biri olan kaynak dağlımına. diyanet işleri bilindiği üzere bir çok hayati bakanlıktan önemli miktarda fazla bütçeye sahiptir. özellikle büyük şehirlerde çıplak gözle net bir şekilde görülen cami yoğunluğu, bizim için iyi bir göstergedir. zira yukarıdan bakıldığında çok sık aralıklarda içinde 400-500 kişinin ibadet edebildiği camilerin varlığı göze çarpmaktadır(aynı bölgedeki okullaşma, hastaneleşme daha düşük seviyelerdedir ve hangi tip kurumlarda iyileştirilme gerektiği sözlük yazarlarının iradesine sunulmuştur). bütün dünyada olduğu gibi türkiye'de de ibadethanelerin yer alması gereklidir fakat başka bir kapalı yerde ibadet yapabilme şansı varken bu kadar caminin olduğu ve camileri kontrol eden kurumun bu kadar bütçesi varken başka bir inanç talebine karşı kayıtsız kalıp, cami-imam birlikteliğinde dengesiz bir bütçe dağılımı yapması eleştiri konusu olmalıdır. ülkemizde halen 60 kişilik sınıflar varken, hastanelerde yüzlerce insan rahatsız koşullarda tedavi oluyorken, kamu bütçesinde diyanetin bu kadar kollanması, diyanetin de kendi adamlarını kaynak aktarımını fazlasıyla yapması ilerici olduğunu iddia eden bir partinin vizyonuyla çelişmektedir, ancak tabi bu farklı bir ortamda tartışılması gereken bir konudur.

    burada ilginç olan bir şey de şudur. (her ne kadar seçimin hileli olduğunu düşünsem de- izmirde itiraz edildi ve cevap alınamadı, eğer sandık sandık seçim sonuçları da şeffaflıkla açıklanmışsa lütfen bana da bildiriniz-) alevi yurttaşların iktidar partisine oy vermesi onların yine bu partinin her dediğine ve her yaptığına evet dediği anlamına gelmez, zira seçimler seçim dönemindeki propaganda ve kişilerin seçim zamanı yaptıkları tercihin bir sonucudur. kısaca bir alevi yurttaşın verdiği oy, belli bir talepte bulunmamasını engelleyemez.

    son olarak işbu giride elden geldiğince eleştirisel ancak düzeyli olmaya çalışılmıştır. giri sahibinin herhangi bir bilgi ve zeka yoksunluğuyla suçlanması durumunda herhangi biriyle, her türlü zeka testine girme hakkı sabit olup, kendisine güveni de fazlasıyla tamdır. nihayetinde girinin bu derecede bir üslupla yazılması ise üstteki girilerin üslup ve tartışma ahlakına bir eleştiri olarak kabul edilmelidir. saygılar.

    wildboy
    (wildboy, 06.11.2007 12:10)
  16. (bkz: isteyenin bir yüzü kara vermeyenin iki yüzü kara)
    (thecrimson, 06.11.2007 12:16 ~ 10.01.2008 06:50)
  17. "din hizmetlerinin politikanın dışında ve üstünde tutulması gerçeğinden hareketle 3 mart 1924 tarihinde şer’iye ve evkaf vekâleti kaldırılarak yerine, 429 sayılı kanunla, başvekâlet bütçesine dahil ve başvekâlete bağlı diyanet işleri reisliği, bugünkü adıyla diyanet işleri başkanlığı kurulmuştur.

    millî mücadele yıllarında büyük hizmetler vermiş, idarî tecrübesi olan ve uzun zaman ankara müftülüğü görevinde bulunan börekçizade mehmet rıfat efendi, 1 nisan 1924 tarihinde diyanet işleri reisliğine getirilmiştir. en yüksek devlet memuru maaşı alan diyanet işleri reisine, bakanlara verilen kırmızı plakalı bir makam aracı tahsis edilmiş ve protokoldeki yeri de bu özelliklere göre belirlenmiştir."

    evet bunlar atatürk ün bilgisi dahilinde olan şeyler.kemalistler devam edin atatürkçülük adı altında saçmalamaya.anıtkabire falan gidin şikayet edin.laiklik elden gidiyor deyin.devam edin.
    (a perfect tool, 06.11.2007 12:39)
  18. demokratik bir devlet, demokrat bir toplum iddiasında iseniz, bu denli taraflı, farklı inanışlara saygıdan yoksun açıklamalara elbette eleştiriler yöneltilecektir. eleştirirken, eleştirdiğiniz açıklamanın yanlışlığını neden böyle olduğunu, olması gerekeni açıkca ortaya koyacaksınız ki işler yolunda tıkır tıkır işlesin. bir devletin halkının dini inançları gereği gereksinim duyduğu şeyleri karşılaması vazifelerinden biridir, yeter ki halkın diğer mensuplarının aleyhine bir takım tutumları, davranışları olmasın, hohpon olsun. bu gereksinimleri devlet nasıl sağlayabilir? tabii ki bütçe ayırarak. ama bütçe ayırırken sadece bir inancı gözetip o inanca sahip halkın gereksinimlerini karşılarken diğer inançların mensuplarını gereksinimleriyle baş başa bırakıp onalrı görmezden gelmek, demorkatik, laik bir devletin tutumu olmamalı. bugün bozcaada'lı ortodoks vatandaşlar sahip oldukları yıkık dökük kiliseleri için devletin tüm inançlar için ayırmış olduğu bir bütçeden faydalanmak yerine, başbakana, cumhurbaşkanına gidip bu dertlerini söyledikten sonra malum devlet büyüğünün emriyle bir şeyler yapılmamalı. devletin bir işleme mekanizması olmalı. cem evi isteyen alevi topluluk da ortodoks da katolik de devletin ilgili kurumuna gidip başvurusunu yapabilmeli, başvurusu kurum müfettişleri tarafından yerinde gözlemlenip kuruma raporla bildirilmeli ardından kurum ihtiyaç sahibi topluluğa ihtiyacını karşılayacağı ölçüde bütçeden yardım yapabilmeli. ama görünen o ki böyle bir kurumun oluşturulması yönünde bir fikir beyanı ya da çalışma var onun yerine dominant inanca hizmet eden bir kurum ve o kuruma verilen bir bütçe var. devleti yönetmekle görevlendirilmiş seçilmiş ve atanmıışların toplum içinde ayrımcılık yapmaları, bunu açıklmalarında çekinmeden söyleyebilmeleri devletin birliğine zarar verir konu ister dini, ister ırk, ister başka bir şey olsun.

    türkiye cumhuriyeti'nin kuruluşuna gidelim ve "evet bunlar atatürk'ün bilgisi dahilinde olan şeyler" denilen yere bakalım. selefi olan osmanlı devletinde din işleri her cemaatin cemaat lideri olduğunu, devletin kendine ait bir dini olduğunu görüyoruz. osmanlı tarihin tozlu sayfalarında yer bulurken yeni yükselen genç bir devlet ilk önce padişah halife tarafından yönetilme biçimini kaldırıp yerine halkın dediğinin olduğu demokrasiyi getiriyor, ardından siyasi haklardan mahrum olmasıyla şartıyla kendisine halifelik ünvanı verilen beyin giderek tbmm karşı farklı bir güç elde etmek için uğraşlar içine girmesi nedeniyle son oalrak halifelik kurumu kaldırılarak sunni islam'ın cemaat liderliği pozisyonunu tarihe gömüyordu. yüzyılalrca adına padişah denilen bir hanedanlığın kontrolünde yaşamya çalışmış olan türk halkı ikinci bir darbeyi bir diğer dogmaları olan halifeliğin kaldırılmasıyla yaşıyordu. yapılabilecek en iyi çözümü devrin siyasileri bulmuşlardı. halife'nin yerine diyanet işlerini ele alabilecek devletin kontrolünde bir memur olan diyanet başkanlığını kurmuşlar. böylece olası kitlesel tepkileri en aza indirgemeyi başrabilmişlerdir. sunni islam'ın devlet yönetiminin ele geçirilmesi yönünde sahip olduğu yetiler böylece kontrol altına alınmış, teokratik bir devletin gelecekte başa gelmesi yolu engellenmiştir. türkiye'de laiklik anlayışı bu yüzden tek ayak üstünde algılanıyor. laiklik kendi devamını sağlayabilmek için düşmanı olduğu dini rejimin gelmesini sağlayabilecek unsurlara sahip olan sunni islamı bu kruumla kontrolü altına almıştır. laiklik ilkesinin alındığı batı toplumlarında katolik mehzebin kendilerine ait bir devleti hali hazırda var olduğundan, farklı ülkelerde yaşayan katolikler, bizim ülkemizde incille yönetilsin gibi isteklerde bulunmuyorlar. gerek islam'ın hristiyanlıktan farklı olması gerekse devlet geleneğimizde dini devlet örneklerinin çoğunluğu ve yine islam dininin kendine ait bir lider ve kutsal toprakları olmadığı için dini rejim isteyen ideolojiler islam toplumu içerisinde hala varlığını sürdürebilmektedir. laiklik'in hakkıyla uygulanabilmesi için diyanet işleri kurumunun bir yumuşatıcı görevi görmesi için kurulduğunu, daha sonra bu kurumun lağvedilerek devletin dini her ne varsa onla alakasını kesmesi umulduğunu düşünüyorum.

    ilk paragrafta bahsettiğim yaklaşım türkiye cumhuriyeti'nin artık devlet politikası olarak benimsemesi gerektiği bir yol olarak önümüzde duruyor. bugün birbirimizi anıtkabir'e ya da mekke'ye bugün dünyadan bedenen göçmüş ama fikren hala var olanlara şikayet etmeye davet etmek, karşıt görüşün liderlerinin görüşleri hiç tasvip etmemelerine rağmen ama sizin lideriniz böyle yapmış, şimdi burada kendinizle çelişiyorsunuz, saçmalıyorsunuz demek bizi bahsettiğim yola değil tam tersi istikamete giden yola sokar ki bu devletimiz ve toplumumuzun bekÂsına zarar verecek yoldur. üstelik tartışma, münazara etmek istiyorsak bile böylesine gülünç, ergin bile olmayan yolları kullanmamayı öğrenmemiz gerekiyor. devlet bütçesi yetmez mk herkese bütçe ayırırsak şeklinde düşünüp bu beyanı savunanları umarım yukarıda ki önerim mantıklı gelmiştir. ha mantıklı gelmemişse beni kimin mezarına şikayet etmeye yollayacaklar onu da merak etmiyor değilim, tabii ki o çocuksu tavırlarını bir kenara bırakmazlarsa.
    (chixculub, 06.11.2007 14:01)
  19. öncelikle yanlış bir söz. bu konuda herhangi bir yorum yapmak için kendimi yormayacağım.

    beni daha da üzen ise, aramızda kendisini diğer yazarların zeka seviyesini, profilini, avatarını ölçebilecek seviyede gören, üzerine işenmiş tosbağa gibi savunma psikolojisinde olan yazarların mevcut olmasıdır.

    zaten yanlış temeller üzerine kurulu olan savlarını uslupsuz ve seviyesizce dile getiren birisine cevap vermek genelde adetim değildir fakat söylemek istediğim bir iki kelam var.

    devletin cami yaptırmadığı önermesine karşılık göztepe parkına yapılması planlanan camiyi hemen sunabilirim. neden oraya cemevi yapılmıyor diye salak bir soru da sorabilirim. ama sormuyorum. çünkü siz benim ne demek istediğimi anladınız.

    *
    *
    buralara yıldızlar gelecek. gökyüzü felan
    *
    *

    akp'li olsaydım beni yine severmiydinbirleşik.
    (ben de öyle biliyordum, 06.11.2007 14:31)
  20. tüm samimiyetimle söylüyorum, bir alevi olarak zerre rahatsızlık duymadığım bir ifade. "neden acaba" diye düşünenler olabilir. "bir satanistle aynı kefeye konan kişi rahatsızlık duymalıdır" diye düşünenler olabilir. aslına bakarsanız bu ifadeden rahatsızlık duyması gereken biri varsa o da satanisttir. biz aleviler zaten evlerimizin taşlanmasına, kapılarına çarpı koyulan konutlarımızın bombalanmasına, gençlerimizin taranmasına, insanlarımızın diri diri yakılmasına alışığız. ama satanistlerin böyle bir durumu olmamıştır. satanistlerin karşılaştığı en büyük zulüm, en büyük felaket panter emel'dir. bana panter emel gelse öper başıma koyarım, ceylan etiyle beslerim. biz nelerle uğraştık. panter emel canımdır yahu.

    bu başlıktaki tüm alevi yazarları girilerini gözden geçirmeye davet ediyorum. satanistler köpürsün. bizim bir şey söylemeye hakkımız yok. haddimizi bilelim, yerimize oturalım. biz kimiz ki satanistlerle aynı cümle içinde geçeceğiz?
    (eksiksizuyum, 07.11.2007 16:19)
  21. seçim zamanlarında oy toplamak için biz alevilere yağ çeken fakat alevilerden beklediklerini zerre göremeyen zihniyetin sözleridir. kulak asılmamalı, gözardı edilmeli.

    uzun zamandır yakmadınız, hala üşümediniz mi?

    "yanmasam ocağın tüter mi?"
    (itirazım var sayın yönetici, 07.11.2007 16:26 ~ 17:18)
  22. bazı insanlar tarafından ısrarla başka yerlere çekilmeye çalışılan, dallamaca kurulmuş bir cümledir. görüyorum ki olayın ''temeli'', dersine gayet iyi çalışmışlar tarafından alakasız ispatlarla saptırılıyor.

    biz ne dedik? laiklik dedik, din ve düşünce özgürlüğü dedik, devlet sünni'ye, hanefi'ye nasıl yaklaşıyorsa alevi'ye yezidi'ye de öyle yaklaşsın dedik. bulundukları semtlerde semt nüfusundan çok daha fazla kişiye hizmet edebilecek kapasitede ama bomboş kalan bir sürü cami var dedik. artık devlet veya her kim yapıyorsa bunları, bu kadarı da israftır dedik, ülkenin kaynaklarını boşa harcamaktır dedik, müslüman inanca sahip olanlar için inançlarına göre günah, mekruh falan dedik. müteahhitler boşu boşuna zengin ediliyor dedik. ama bu ülkede her mahalleye bilmem kaç tane cami yapılmasına müsaade eden devlet babamız alevilerin de her mahalleye bilmem kaç tane cem evi yapmasına müsaade etsin demedik.

    şehirlerin nefes alması için açık, yeşil alanlar falan lazım dedik. kişi başına bir metrekare bile yeşil alan düşmezken neredeyse tüm gecekondu mahallelerinde ihtiyaçtan kat kat fazlasına hizmet verebilecek camiler var dedik. hadi okulu kütüphaneyi geçtim, park falan yapılabilir dedik buralara. hep huşu, hep felah olmaz dedik, arada nefes falan alalım dedik. çocuklar top oynasın dedik.

    hadi yaptınız camiyi, bari adam gibi yapın dedik. ne selçuklu, ne de arap mimarisi olmayan, ne bileyim gecekondu gibi camiler yapmayın dedik. ha bir de sağlam yapın dedik. hani cemaat cumadayken allah korusun bir deprem falan olur, kubbe tepelerine çökmesin dedik – malum istanbul deprem bölgesi falan.

    şeytan’ın avukatlığını yapacağınıza tarihimize bakın dedik. sırf bu mezhep saçmalığı yüzünden yapılan katliamları bir araştırın dedik. ondan sonra böyle ahmakların açıklamalarını savunun dedik. topluma girin dedik. iki tane alevi tanıyın dedik. bir de onlardan dinleyin dedik.

    ama dinletemedik. birileri yine zeytin yağı gibi su üstüne çıktı kendince. açıkça mezhep ayrımı yapanlar haklı sayıldı. alevilerin dinsizliklerini ‘’alevilik’’ kisvesi altında sakladıkları iddia edildi. buna tepki koyanlarla da daşşak geçildi – ya da öyle sanıldı.

    hiç yıldız yok dikkat ettiysen.
    (nokia şarzı, 07.11.2007 17:09 ~ 17:11)
  23. olayın diyanet - devlet - belediye - akp eşgeninin herhangi bir bacağında olduğunu anlamak bu kadar da zor olmamalı diye düşünüyorum. eleştirilen şeyin hala kuru söz olmadığını anlamak için ise demek ki küfür skalasından başka türlü serçlerin gelişmesi gerekiyormuş. malum kulamparalar bugünlerde ziyadesi ile zahir. hala neden çüküne alkollü diş macunu sürülmüş eşcinsel gibi kıvranıldığını anlamış değilim.
    neden? çünkü coşkun göte soğan konmazmış.

    ödenilen vergilerin ise akp'nin parası olarak nitelendirilmesi tam da aynı menşeili zihniyetin itüsözlük uzayındaki parabolik bir denklemidir. x'i de y'si de z'si de aynı bokun değişkenidir.

    akp lafı duyunca götüne güvenip borozan kesilenlere karşı borazancıbaşının başını koordinat alır şekilde diss atmak da nereden çıkıyor merak içerisindeyim.

    göztepe'ye gelirsek diyelim ki camii yapıldı. diyelim ki akp alınteri ile kazandığı para ile yaptırdı. devletin kasasından bir kuruş para çıkmadı. oraya atanacak imam akşamları tombala oynatarak mı maaşını çıkaracak? yoksa adnan menderes havale mi yapacak? ama siz camiiyi artemis tapınağı gibi kullanacaksanız o ayrı.

    yavuz donat yıldızı kullanmayı bilmiyorum o yüzden bekir coşkunun 'pako' sunun resminin linkini vereceğim daha sonra.
    (ben de öyle biliyordum, 07.11.2007 21:57 ~ 22:00)
  24. anlamadığım zihiniyetidir.

    sünniler egemenmiş, aleviliği satanistlikle bir görüyorlarmış sanırım tam anlamadım.

    alevilerde buna çok bozulmuşlar, eyy sünniler siz nasıl bizi satanistlerle bir görürsünüz diyorlar. sanırım öyle birşeyler tam anlamadım.

    bazı alevilerde, eyy sünniler siz bizden üstün değilsiniz, bizi satanistlerle kıyaslayamazsınız. biz satanistlerden üstün size dengiz falan diyorlar sanırım. tam anlayamadım.

    satanistlerde bozulmuş, utanmıyor musunuz ey sünniler, eyy aleviler, siz aranızda tepişirken ne diye bizi aşağılıyorsunuz demekteler. öle bir şeyler işte.

    bense hiç anlamadım yada çok iyi anladım.

    alışmış kudurmuştan beterdir. hani çetin altan hep yazar, devletten geçinmeli vasıfsız, milliyetinden ve dininden başka övünecek veya bunlardan başka nasiplenecek bir şeyi olmayan köylü yığınları der tüm anadoluya, ayrım yapmadan sünni, satanist, alevi vs. diye.

    işte bence budur olay, para ver eyyy bize devlet, para. biz alışmışız ulufe almaya. öle açıktan, beleş, havadan.

    ne demiş maho ağanın biri ara güler e, telefonun neden çalışmıyor diye sorduğunda? ''ben konuştum, konuştum konuştum durdum bununla, sonra kağıtlar geldi, borcun var diye, ödemedim diye kapattılar konuşmaya, ne ödeyeceğim ben buna para. parasını vererek konuşacak olduktan sonra devlet ne işime yarar?''

    hesap o hesap işte.

    benim 20, kardaşımın 30, amcaoğlumun 10, dayıoğlumun 40 çocuğu var okul yap eyy devlet.

    benim bu çocuklar, köyün tüm çocuklar hep hasta aşıla bizi, doktar gönder eyy devlet.

    bizim bu çocuklar büyüdü, işsiztirler, yatırım yap eyy devlet. yoksa söz geçiremem eşkiya olur bunlar hep külliyen wallah.

    bizim hayvanları aldılar, parasını vermediler yardım et eyy devlet. kim aldı senin hayvanları, irana verdik parasını vermediler eyy devlet. ulann irana ne ara geçtin, nasıl geçirdin o kadar hayvanı? aha şu sınırdan geçirdim. yavv ne yapalım aç mı kalalım eyy devlet.

    devlet baksın hepimize, gökten yağıyor para nasılsa.
    (just call me daydreamer, 07.11.2007 22:01 ~ 22:04)
  25. (bkz: sünnilere verirseniz ateistler de ister)
    (küçük çocukların balonlarını patlatan cani herif, 14.01.2008 05:22 ~ 16:11)

künye  ·  iletişim / şikayet / reklam  ·  sıkça sorulan sorular  ·  itü sözlük görseller  ·  itü sözlük extra  ·  itü sözlük mobil