tüm farklılıklarımız ile birarada yaşayabileceğimizi ve yanyana durmak için mutlaka tek tip olmak gerekmediğini gösterecek olan, yaşadığımız toplumdaki tüm ötekilikleri, ötekileştirmeleri aşmak için bize zihin açıcı bir kapı açacak olan hadisedir.
birbirini öteki kabul eden "karşıt"ların, siyah ile beyazın iç içe gireceği, empatinin kolaylaşacağı hadisedir.
müslüman hristiyan evliliği ,müslüman yahudi evliliği oluyorsa buda olur dedirten olay.zira diğerlerindeki gibi din farkı yoktur,mezhep farkı vardır.
(bkz:
yabancı damat)
gayette olur.
yeterki kafamızdaki salak takıntıları atalım.insan sonuçta,alevisi zombi,sünnisi mutant değil ya...
eğer aleviyseniz, gerçekleştirmeniz halinde yüksek ihtimalle ailenizle aranızın açılmasına neden olacak evlilik türüdür maalesef. fakat, farklı dinlere, mezheplere, etnik kökenlere....mensup olmanın, birarada yaşamaya, konuşmaya, yanyana durmaya ve elbette evlenmeye engel olmadığını anlatabilmek için, gerekli olduğuna inandığım evlilik türüdür.
ateist - müslüman evliliklerinin yanında daha ılımlı kalmasına rağmen, aslında daha zor olan evliliklerdir.
alevi kız arkadaşa sahip olduğumdan,gayet normal bulduğum olay.sünni bir bireyim ama kız arkadaşımın isteği için orucumu ayran ile açıyorum ramazanda.(bkz:
muharrem orucu) aradaki hoşgörü süregeldiğinde sorun çıkmıyor hatta değişik kültürler tanınabiliyor.
diğer insanların saplantıları uzakta tutulabilirse; mutlu evlilikler, farklılıkları özümsemiş çocuklar yetiştirecek ilişkidir. ihtiyacımız olan şey de zaten bu uzlaşmanın ta kendisidir.
bu ilişkide yaşanması muhtemel problem, çoğu ilişkide yaşananla özdeştir aslında. karşımızdakini olduğu gibi kabul edememek... onun değişmesini, hatta bizden olmasını beklemek. oysa önceyi atmalıdır sevenler. iki kişi birlikte "biz" olmanın çaresine bakmalıdır.
bu noktada çuvaldızı kendimize batırmak istiyorum. bu tarz ilişkilerde genelde alevi kardeşlerimiz azınlıkta kaldıkları için, sunnilik onlara okulda din kültürü derslerinde falan gayet güzel dayatıldığı için mezhebimize yabancı değildirler, saygısızlık da etmezler. mesela onlar oturup "cami'de mumsöndü oynuyorlar." gibi rezilce şeyler söylemezler. biz onları hakir görürüz. tanımaya çalışmayız. tarih boyunca baskılar uygularız. sözgelimi balıkesir ilinde alevilere "tahtacı" denir. sebebi şudur. osmanlı devleti zamanında eziyetlerden dağlara kaçmışlar yahut bizzat devlet eliyle oralara yerleştirilmişlerdir, yani gözden uzağa... bugün bile bir arkadaşım işyerinde " sen alevisin, kuyruğun var mı?" sorusuyla karşılaşmışsa; o anneler babalar kızlarını verirken düşünmekte bin kez haklıdırlar.
bir yaklaşsak birbirimize, önyargılarımızı atsak, cenneti- cehennemi yaradan'a bıraksak... göreceğiz ki yok aslında birbirimizden farkımız.
"yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür
ve bir orman gibi kardeşçesine
bu hasret bizim." dememiş mi "
şairimiz nazım"?
bu evlilik, olamaz asla!
çünkü;
alevinin kanı kırmızı değildir, yemek yerine insan eti yer. etten ve kemikten değildir. ruhu ve sinirleri yoktur. uzay boşluğunda yaşarlar. sevmeyi bilmezler, kalpleri yoktur çünkü. analitik değillerdir, problem olarak kalmayı isterler. suda çözünemezler, cümle içinde kullanılamaz ve iyonik bağlarla bağlanamazlar.
alevilerle evlenenler, asla mutlu olamazlar.
iki farklı mezhepten insanın evlenmeye karar vermesi ile birlikte "kesinlikle olmaz!" nidaları yükselir ailelerden. "peki neden?" sorusunu sorduğunuzda ise alacağınız cevap "olmaz işte!"dir. dilediğiniz kadar kendinizi paralayın, karşınızdakilerden mantıklı sebepler sunmalarını isteyin, çabalarınız beyhude olacaktır. böyle durumlarda yapılması gereken, sevdiğinize sımsıkı sarılıp "ben sevdiceğimden vazgeçmem! hele böyle zavallı, tutarsız ve mantıksız bir nedenden dolayı hiç geçmem!" deyip aşkınıza sahip çikmaktır. ortalık durulup, mutlu olduğunuz fark edilince, birçok "toplum baskısı dolayısıyla ben de toplumun önüme koyduklarını savunurum" fikrinden yola çıkılan eylemde olduğu gibi, herkes olaya alışacak, onca tantanayı cümbür cemaat onlar çıkartmamış gibi toplu bir riya havasına bürünülecek, gökten üç elma düşecek sevenler erecek muradına... da insanlar ne zaman koyun psikolojisinden sıyrılacak acaba sorusu sorulmaya devam edecek.
ancak çok sevgi dolu, anlayışlı, çok iyi kalpli iki kişinin kırmadan dökemeden yürütebileceği bir iştir.
çok aşık, çok hümanist, çok demokrat çok ıvır, çok zıvır... hiç biri para etmez emin olun.
bir çok ailenin karşı çıktığı olaydır. bir de alevi erkek insanı sünni bir insan ile evlenirse yine böyle karşı çıkılır; kız da erkek de aile içerisinde bir sürü problem yaşar.
bir de alevi bir dişi sünni bir insan evladıyla evlenirse, bu inanılmaz sorun edilir. neden? çünkü hep alevi ailesi, aleviler sevilmez diye kızlarına kötü davranılacağı düşüncesine sahiptirler. inançlarını bile yüzyıllardır doğru düzgün yaşayamayan aleviler, çocuklarının arkadaşlarına alevi olduklarını söylemesini bile istemez kötü muamele görmesinler diye, değil ki evlilik... namümkün bir olay değildir, ama zordur. özverinin maksimum olması gerekmektedir. ve söylenen şeylere kulak tıkaması gerekmektedir.
neden olmaz?
müslüman kristiyan ile evleniyorsa bu da olur... evlenir de boşanır da arkadaş da olur sevgili de... olmak istedikten sonra ve olacaksa olur. ama işin içinde başka şeyler varsa, mazeret olarak kullanılacak bir malzemeden öte bir şey değildir bu.
mesela... ben şimdi ünlü tenisçi
maria sharapova ile bir şekilde tanışayım, sonra birbirimizden çok hoşlanalım, yani ben ondan çok hoşlanırım orası kesin de o da benden çok hoşlansın diyelim, herşeyimiz
süpersonik ilerlerken evlenmeye karar veriyoruz... tabii aileler falan devreye giriyor. şimdi maria'nın ailesi kesin karşı çıkar... gül gibi, manken gibi, fıstık gibi, peşinden nice sinema yıldızlarının, ünlü futbolcuların koştuğu kızları benim gibi
bir sözlük yazarıyla evlenme kararı aldığı için... benim aile de; eh yabancı gelin ama her işte hayır vardır,ne diyelim gençler madem birbirlerini sevmiş, modunda takılacaktır.
ulan hani
aleviye
gavur kızı muamelesi yapıyordunuz da müslüman bile olmayan
rus kızına neden trip atmıyorsunuz? işin içinde maria sharapova olunca hayırlısı ise olsun ayağına yatıyorsunuzda komşumuzun kızına olmadık gerekçelerle itiraz ediyorsunuz? çünkü biri maria sharapova diğeri meryem şahımola...
sonradan aklıma gelen edit: madem bu evliliğe itiraz ediliyor. gençler ailelerine; peki ama neden? diye sorunca verilecek yanıt şu olsun hiç değilse;
(bkz:
çünkü siz kardeşsiniz)
çocuk hristiyan olur.
ben de genel havaya uyarak sanki ben olur deyince olacak, namümkün deyince olmayacakmış gibi bir tutum takınayım bari. bir insana yalnızca insan olarak bakıp onu etiketlendirmeden severseniz; sevgili de olur, eş de olur, arkadaş da olur, kardeş de olur, hatta anne baba da olur. ne yani, diyelim ki annem alevi babam sünni (yapmışlar bi delilik) bana da sünni mezhebi daha yakın geldi sünni oldum; aleviden anne olmaz mı diyecem yahu kadına? ya da tam tersi... hem bana ne annemin babamın kardeşimin sevgilimin dininden. evet, bağlarınız bu saydıklarım kadar da yakın olsa bir diğer insana, onun kalbi, onun hissettikleri ona kalmıştır; sizi hiç mi hiç ilgilendirmez. benim ailemde aleviden tut sünniye, ordan ateiste sonra deiste varana kadar bi dolu adam var. hiç de cadı kazanı kaynatıp birbirimizi yakmıyoruz yani. isteyen ramazan sofrası kurar, isteyen o sofrada rakı içer, isteyen muharrem orucu tutar ne bileyim işte. ama birbirlerini severler, sayarlar, onurlarını kırmazlar. evlenmek gibi ciddi bi kararı alacak olgunluğa ermişim, birini de sevmişim de insanlar bana aman o katolik, ortodoks, kıl tüy diycek öyle mi? bi tarafıma kadar....
biri havyan biri insansa olmaz ama ikisi insan olduğuna göre bir sorun teşkil etmeyecektir.hatta bu ayrımı yapanlara(aile,çevre,eş dost) karşı direnç gösterilirse daha da güzel bir evlilik olacaktır.
aleviler tarafından şiddetle karşı çıkılan eylem...
çünkü toplumun azınlık unsurlarındandır aleviler. bu evlilikler kimliklerinin iyice yok olmasına sebep olacaktır. hadi bir şekilde razı olundu evliliğe o zaman da kız verme taraftarı değilde kız alma taraftarı olurlar. nedeni gayet basit, verilen kız bir kayıptır ama alınan değil...
benim kuzenimin düğünü olmuştu 3-4 sene önce hiç unutmam düğüne mi gittim cenazeye mi anlamadım. bizim taraftan (kız tarafı) kenarda çırpınan birkaç yaşlı teyze "gitti gül gibi kız yezide gitti" deyi deyi çırpınıp duruyorlardı... ama gel gör ki çiftimiz seviyodu birbirini ve hala da seviyorlar gayet mutlu evlilikleri var.
sünni ile evleneceğime zombi ile evlenirim her zaman doğru bir fikir olmuyor tabi...
insana verilen değerin mezhebi için olmadığını kanıtlayan durumdur.
hatırlayamadığım bir kaynaktan:
"bir alevi sünniye kız vermez, alacaksa kızın bakire olması koşulu vardır"
doğruluğu ya da yanlışlığı araştırmaya açıktır.
genellikle alevilerin asimile olmasına neden olan evlilik.
hele gelin alevi ise yandı. kapanması için baskı yaparlar, zorla oruç tutturur, namaz kıldırırlar. hatta kaynanası tarafından bir caminin etrafında 7 kez döndürülerek göya hak sünni mezhebine dahil edilen alevi bir gelin biliyorum ben bizzat.
ayrıca türkiyede kan bakımından saflığını korumuş en önemli türk kitlesi olan alevilerin melezleşmesinin de ülkenin geleceği açışından pek parlak bir duruma işaret edeceğini düşünmüyorum ben.