adeta "adam olacak yönetmen ilk filminden belli olur" düsturunun canlı bir kanıtı olan
meksikalı aşmış yönetmendir.
ilk filmi
amores perros ile, temelinde betimlenmesi çok zor ve bir nevi iki ucu keskin bir bıçak olan senaryoyu büyük bir ustalıkla işledi. yönetmenin kesişen hayatlar paradigmasını bu denli ustalıkla işlemesi ve üç hikayenin muazzam uyumu, kendisine daha ilk filmiyle hatırı sayılır bir ün getirdi.
21 grams'da ise, insan ruhunun derinliklerine yolculuk yapan inarritu, bu sefer çok daha "şöhret"lerle dolu - daha kaliteli demiyorum ama - bir oyuncu kadrosu ile çalışma imkanı buldu.
sean penn,
naomi watts ve
benicio del toro'nun 125 dakikalık resitali ortaya harikulade bir film çıkartmıştı.
yönetmen son olarak ise, çok sayıda övgü ama bir o kadar da eleştiri alan son filmi
babel'de karşımıza çıktı.
brad pitt,
cate blanchett,
gael garcia bernal gibi bir çok yıldızı kadrosunda bulunduran film, aynı zamanda yönetmene
cannes film festivalinde en iyi yönetmen ödülünü de kazandırdı.
son olarak, söylemek gerekir ki, yönetmenin üç filminde de birlikte çalıştığı senarist, yazar
guillermo arriaga'nın da bu filmlerin başarısında büyük katkısı olduğu da şüphe götürmeyen bir gerçektir elbette.