yenileceğini bile bile o takımın oyuncusu olarak kalmaya benzer..
ne kadar çalışırsan çalış, ne kadar önlemini alırsan al, o kadar çabalamanın sonunda bi şekilde mutsuz sona sürükleneceksindir.. için içini, düşüncelerin düşüncelerini yiyip bitirirken kalbin kalbine yük olacaktır ve sonunda daha büyük sorunlarla yüzyüze kalıp o acı olayı hissedeceksindir.. hissettiklerini söleyemediğin için, karar vermek için, yaşadıkların için, pişman olduğunda çok geç kalmışsındır..
yardıma muhtaç olduğunda etrafına dolu gözlerle bakacak ve yine birşey söyleyemiyeceksindir..
bunları yaşamayı göze alıyorsan ne kadar şanslı olduğunun farkında olmayan biri için yaptığını birden fazla kez düşünmen gereken bir tecrübedir.. umarım yaşamazsındır..
aşık olmanın bilinçli olarak yapıldığını önşart olarak alan bir eylemdir ki yanlıştır. "aşık olunan kişi tarafından aldatılacağını hissetmek" falan olabilir belki.
karşılıksız aşkın bir başka versiyonu.
az da değil aslında bunu yaşayanlar, karşısındaki kişiye beni seviyor değişti eskisi gibi değil deyip kaptırır giderler. sonucunda ise hüsran aşk acısı vs.
çok güvensiz bir başlangıçtır. bir insan nasıl bu kadar kesin aldatılacağına inanarak aşık olabilir ki. demek ki bir birine uymayan bir çift olarak başlangıç yapılıyor, karşı taraf gözde olduğundan fazla büyütülüyor demektir yaşanacaklar. yaşanan da aşk değildir bence bir yanılsamadır. gidene güle güle. ruh eşini aramaya devam...
öleceğini bile bile bodrumdan gelen sesi takip eden aktör ve aktristler gibi görevi başarı ile tamamlama çabasındaki kişi davranışı. aldatıldığı zaman akılları başlarına gelmiyor üstelik.
ne yaşanılan özel anların, ne de söylenilen güzel sözlerin değerli olacağı tiksinç aşk modeli. bu farklı(!) kişilerin soludukları havaya, tükettikleri yiyeceklere yazık be.
sadece aşık olmakla kalmak gerek. aşkı tek başına yaşamak ve yine tek başına bitirmek gerek. tek kişilik aşkında tadı güzeldir. şarkılar senin olur sadece, tek başına yaşar bitirir ve öldürürsün. aldatma işi içine girince, nefretle öldürürsün sadece.