|
|
- çeşmeden önceki otoban çıkış gişesi..
(doaaa, 25.03.2004 01:26)
- alaçatı girişinde beldeye damgasını vurmuş olan ve bir tepe üzerinde yükselen dört eski değirmen var..değirmen dağı diye isimlendirilen bu yükselti üzerideki değirmenlerde,yıllar önce alaçatı'lılar buğdaylarını öğütürmüş..
mutlaka görülmeli..
- beyaz boyalı taş evleriyle görülmesi gereken küçük bir kasaba. püfür püfür esen rüzgarıyla bunalmanıza vakit bırakmayan ege'nin en güzel yerlerindendir.
küçük ama sevimli, modern kahvehanelerinde muhakkak oturup çay içmenizi öneririm. özellikle (bkz: köşe kahve). bu mekanda çok değil yarım saat oturarak alaçatı hakkında bir sürü fikir edinebilirsiniz.
eğer karnınız acıkmışsa özene bezene süslenmiş lokantalarda yemek yemek yerine dışarıya iki, üç masa atılmış küçük ama lezzetli yerlerde kumru ve lokma yemenizi öneririm.
- eskiden kimsenin yüzüne bakmadığı,sessiz sakin güzel bi kasabaydı.o zamanlar ne böyle villalar vardı her yerde ne de pahalıydı.küçük bir taştan evimiz vardı.dedem babaannem ve civcivlerimle bütün tatilimi geçirirdim.tarlamızda domates olurdu.yemiş ağaçlarımız vardı.kuyudan su çekerdik.sonra bir yaz etrafımızdaki arazilerde villalar yükselmeye başladı sonra daha fazla yaptılar.bir kaç yıl içinde her yer villa doldu.ve tabi insanlarla.bizim taş evimiz o villalar arasında kasaba evi olarak kaldı.kimse beğenmez oldu.sonra sosyete akın etti.sonrasını zaten ben görmedim.
- mehmet culum 'un "alaçatılı" adlı romanına kaynaklık ve ev sahipliği yaptığı belde..
- ne kadar tv de göreceğiniz şahsiyetler varsa hepsi yazın alaçatıda boy gösterir.türkiyede yabancı turistin minimum olup ne kadar yerli turist,elit dediğimiz kesim varsa buradadır.çok güzeel bir havası vardır.hiç yoktan akşam üzerileri o kadar sıcak olmaz... suyu buzzzz gibidir.taşlı evleri dar sokakları sizi cezbeder.
(hihmone, 14.06.2007 11:27 ~ 11:28)
- sörf yapanların 60-70 km/s hıza ulaşabildiği, dünyanın en önemli 7 parkurundan biri.
- bir zamnların köyü şimdilerin yanına yaklaşılmaz, cep yakan sosyete mekanı. öyle ki oturup 4 bira içtiğiniz en gösterişsiz mekanında 37 ytlnize kıymak zorunda kalıyorsunuz. bunun yanında dekor olarak çok hoş yerlerin bulunduğu çeşmenin bir beldesidir.
(bkz: yiğidi öldür hakkını yeme)
- yeni bodrum olarak adledilebilecek sayfiye yeri. zeytin vs. adında çok şirin bir zeytinle yapılacabilecek mamüller mağazası bulunan,imren pastanesinde mutlaka sakızlı muhallebiden tadılası,bununla birlikte girdiğiniz bir butikte hoşunuza giden çaput ve bez parçaları ile yapılmış bir kuşağa 250 ytl fiyatın biçildiği sebebi sorulduğunda ise "özel tasarım çünkü o "şeklinde bir cevabı suratınıza yumruk yercesine aldığınız hoş ama kendine kaybetmiş yer.
- yel değirmenlerinin,rüzgar güllerinin olduğu pahalı bir tatil merkezi..geceleri denize karşı olan balkonda oturmak,denizin sesini dinleyip,bir şarkı mırıldanmak gibisi yoktur..gece yarısı belde merkezi çok kalabalıktır öle ki araba park edecek yer bulamazsınız..genelde dükkanlar saat 17.00den sonra açılırlar..yemek yemek için rasim ustanın çiçekli bahçesine uğramak gerekir..hele bi de akşamsa üşüdüğünüzü bahana edip bir adet şal isteyin..öle güzel şallara sahipler ki..(ah ah özledim ya)
- yazın ayrı güzel kışın ayrı güzeldir. kışın taş sokaklarında yürümek, meydandaki cafe'de sıcak şarap içmenin tadı apayrıdır.
- rüzgar sörfü (bkz: windsurf) öğrenmek ve yapmak için ideal bir yerdir. hafif bir akıntı olsa da öğrenmeye çalıştığınız yerde derinlik boyu geçmez, rüzgar genelde güzeldir. bir sürü sörf okulu arasından seçim yapılabilir. ancak yaz sezonu açılmadan gittiyseniz dolmuşlar çalışmaya başlamadığından alaçatı merkezden sörf yapılan yere kadar 4 km yolu gidecek bir bisikletinizin olması gerekir; o da yoksa otostop çekmeseniz bile yoldan geçen arabalar sizi götürürler zaten. insanları da öyle güzeldir.
- (bkz: çağla kubat)
|