1. fiziksel bir karışımdır, kimyasal bir tepkime değildir.
    alaşım mantığı eldeki bir metal malzemenin mukavemet değerlerini değiştirmek, süneklik, gevreklik gibi özellikleri ile oynamak ve bu kriterleri uygun değerlere çekmektir.
    alaşımlarda genel olarak atom çapı ve atom dizilişine göre (hmk) (ymk) atomlar arası boşlukları fazla olan metallerin arasında daha küçük çaplı atomlar sokularak, metaller arası boşluklar doldurulur.
  2. edip cansever şiiri. başka da söz söylemeye gerek yok sanırım.

    baksan
    ben geldim sanki
    yaz ustalarına kış resmi.

    duysan
    bilmediğin bir sevgiyle mi seveceklerdi seni
    sen
    taşlıklarda sızlanan yaşlık
    sonbaharla kapanan kapılarda
    unutulmuş ürpertiler gibisin
    toplarsın dalıp dalıp gitmelerini bir daha
    soğuk kış filelerinden ılık kış gazozlarına
    su geçirmez gölgeleri tepelerin.

    ben uzakları iyi bilen bir adamın yakın elleriyim
    çürük bir elmanın pembemsi gerinişinde
    hiçbir göğün gelip gelip götüremediği
    çünkü her şey beyaz bir örtüde görünürde
    bembeyaz bir örtüde birkaç çilek lekesi gibi
    dinliyor musun
    dinlemesen de
    olunca birdenbire oluyor bu
    bütün yıllar bütünleşiyor içimde
    birleşip bütünleşiyorlar
    anımsayamıyorum tek tek hiçbirini
    zaten
    duymuyorum böyle bir gereksinmeyi de
    bir alaşım halinde olup bitenleri
    acılar, ölümler ve bütün sevgisizlikler
    ve ödetilmesi bütün bunların
    sana söylüyorum ey gereksiz kış vakti
    boynumsa bu benim nerdeyse nerde.

    bir yalnızlık üç diş ediyor dudaklarıma değdiği yerde
    dudaklarım ki kuru
    sakallarımsa hırçın
    portakallar soğuk, lokantalar gösterişsiz
    ve orda burda buruk buruk duran birinin
    gövdesinden
    bu kış öğlesinin ayrıntılı içeriğinde
    uzakları iyi bilen bir adamın elleriyim.

    kızgın bir sarmaşık gibi
    dolaysız ve anlaşılan
    özlemli ve sevgili
    ey toprağın güneşi, toprağın ıslak güneşi
    döndürdükçe sen başımı böyle
    takılıp kalıyor öyleyse neden
    gözlerim biliyor musun
    parıltısıyla
    bir bıçaktan hıncını alana kadar.

    yalnızsam böyle yalnızım bana çok azı kaldı
    çevirip göğsüme çoktan
    yalan mı yitirdiğim işaret parmağımı.