belki ilginizi çeker
  1. · alışamadım
  2. · hiçbir şeye şaşırmamak
  3. · beşte devre onda biter
  4. · eski sevgiliyle konuşmaya devam etmek
  5. · tepkisizlik
  6. · insana alışmak
  7. · zararlı alışkanlıklar
  8. · alışmak
  9. · sevmediği şarkıyı çok dinledikten sonra sevmek
  10. · çıkmaz sokak
  11. · madde 97: bir ünlü şahsiyeti seninle mcdonald's a gitmeye ikna et (reklam)
gündem
  1. · aşk ı memnu
  2. · 18 kasım 2009 fransa irlanda cumhuriyeti maçı
  3. · disko kralı
  4. · dersim katliamı
  5. · ugg
  6. · aklidengegorecelibikavramdir
  7. · okan bayülgen
  8. · görünmez canavarlar
  9. · çiğnemek

alışmak  

 sayfa  / 2
  1. çocukken ne kadar küçük şeyler için ağlardık...
    bir tutam sac, bir oyuncak araba, bir bebek...
    simdi büyüdük...
    çok büyük olaylar bile ağlatamıyor bizleri...
    ölümler, iflaslar, savaşlar...
    simdi daha mı güçlüyüz
    yoksa daha alışkın mı ?
    hayatı öğrenmek
    alışmak mı acaba...
    (whisper, 26.11.2004 14:04)
  2. hayatın bizi alıştırdığı eylem.
    (bkz: alışmaya alışmak)
    (culdesac, 18.03.2005 02:15)
  3. eğer parça parça bir hayatsa sürdüğün bir şeylere başlamak için geçmek zorunda olduğun bir köprü gibi..geçmeyi başardığında herşey çok kolay.zaten hayat bunun üzerine kurulmamış mı?birşeylere alışmak,kabullenebilmek..
    (woodpecker, 24.09.2006 12:39)
  4. hayatın seni duvarlara çarpa çarpa örselemesine izin vermektir.herşey için manalı yada manasız bir bahane bulmaktır.içinde bulunduğun kabın şeklini almaktır.asimile olmaktır.özü kaybetmektir.yok olmaktır...
    (gelmir tasartir, 24.09.2006 19:01 ~ 21:31)
  5. alır ve aldırırsınız ve bu işteşlikte sizde kalanların verdiklerinizden fazla olmaya, verdiklerinizin aldıklarınızı misliyle katlamaya başlaması;
    böylesi bir paradoksta kendi tartınızın şirazesi kaydıkça başınız dönmeye,
    öncesi ve sonrasındaki 'sizi' tanıyamamaya başlamanızdır.

    -dır denilen ne varsa alışkanlık adı altında toptan peketlenen, ayaklara zincir, ele kelepçe, boyna urgan nedeni 'zamanla' unutulur; varlığına olduğu gibi yokluğuna da ''alışılır''.

    hep yukarılarda gözüm var benim de. gözüm hep yukarılarda çünkü biliyorum; arkada bıraktıklarımın en alakasız zamanlarda hissetiğim yokluğu geçmişte değil yukarılarda kalmış, biliyorum gün geçtikçe biraz daha dibe...

    ki bu yüzden yine başa dönüyorum;

    aldım verdim...

    peki yenen kim...di???
    (jemand, 03.02.2007 21:05)
  6. "yoruldum
    değiştirmekten kanını yüreğimin
    hergün yeniden başlayan
    çığırtkan bir şarkıyı söylemekten
    hergün
    yeni bir şarkı bestelemekten"

    (bkz: arkadaş z. özger)
    (bambaska, 03.02.2007 23:27)
  7. alıştım sana bir tanem
    alıştım her gün görmeye
    bir nefes gibi muhtacım
    sevilmeye sevmeye

    her sabah uyandığımda
    seni bulurdum yanımda
    yokluğun bir zehir gibi
    dolaşıyor kanımda

    alışmak sevmekten daha zor geliyor
    alışmak bir yara bağrımda kanıyor
    sen yoksun kollarım boşluğu sarıyor
    alıştım bir tanem alıştım sana

    alıştım sana bir tanem
    yokluğuna dayanamam
    inan sensiz kaderimle
    tek başına savaşamam

    ben seninle varolmuşum
    ben seninle bir sarhoşum
    sen yanımda olmayınca
    gayesizim bomboşum
    (bkz: selami şahin)
    (te5ir, 17.03.2007 23:35)
  8. hislerinizi operasyonla aldırmanızdır.
    (jassmine, 18.04.2007 17:29)
  9. kaçınılmaz son.
    (charlie, 18.04.2007 23:44)
  10. alışmak değilde genellikle bir şeylere alışmak zorunda kalıyoruz..
    (kesme şeker, 19.04.2007 10:30)
  11. suç gibi; kötü şeylere alışınca. herşey aslında kötü gibi.
    ceza gibi; maruz kalırsın, mağdur olursun, zorunda kalırsın.
    unutmak gibi; alıştıkça unutursun veya unuttukça alışırsın. insanmışız sonuçta.
    susmak gibi; kötüdür, maruz kalırsın, yakınırsın, alışırsın, unutursun ve susarsın.
    `açlığa alışıyor insan!peki ya deliliğe alışabilir mi?` (bkz: badlik amiri)
    (joeykeys, 10.06.2007 14:32)
  12. çocukların, bir oyunda seçimlerin nasıl yapılacağına, örneğin; maç edecekken kimin hangi takımda olacağına karar verebilmesi üzerine icat olmuş, iki kişi arasında yapılan yarışma. kazanan kişi ilk söz hakkına sahip olacaktır ve grup içindeki ronaldinyo yu kendi takımına katıp maç sonunda beleş kolayı afiyetle içecektir..

    iki çocuk (kaptanlar) kovboy gibi biraz uzaklaşıp karşı karşıya dururlar. sonra neşelerine göre, belli bir tekerleme eşliğinde adım adım ya da tekerlemesiz, sırayla zıplayarak birbirilerinin ayaklarını ilk ezen olmaya çalışırlar. yani, zamanlama öngörüsü + (tercihen) zıplama kabiliyeti. adil ve çetin bir savaştır..
    (alik, 07.08.2007 10:01 ~ 02.10.2007 03:46)
  13. yaşanan olayların, hissedilen duyguların artık yeni olmaktan çıkıp, raflarda kir pas içinde kalmasıdır alışmak.yeniliğin gelmesiyle dozu tepelere çıkan adrenalinin olduğu yerde saymasıdır. merak duygusunun gerilerde kalmasıdır da aynı zamanda..

    kimi zaman gökyüzünün, denizin varlığını bile unutmaktır alışmak. varlığın belki de anlamsızlaşmasıdır bir yerde. sabahları günaydın demeyi, geceleri iyi geceler dilemeyi ertelemektir alışmak. yaşamın belirli olmayan bir süre kadar durmasıdır, aynılaşmasıdır...

    sevgiliye azalan ışıltılarla bakmaktır alışmak, sevdiğini ise çoğu zaman unutarak, söylemektir.. kelimelerin anlamsızlaşmasıdır ne hazindir ki. bütün sözcüklerin birbiriyle aynı ve eşit olmasıdır. değersizleşmesidir cümlelerin..ve karşılıklı işkencedir kimi zaman, tüketerek en yüce duygu olan sevgiyi...

    kimi zamansa bir tesellidir alışmak,azla yetinmeyi bilmektir ve daha fazlasını istememeyi yasaklamaktır kendine...azla mutlu olabilmektir...işte o zaman iyidir alışmak başka çare yokken yaşama tutunmaya...

    bağlılık/bağımlılıktır alışmak ki, o da kötüdür...devayı nesnelerde aramaktır umarsızca, bilmeden bunun yalnızca bir kaçış olduğunu...

    vardır alışmak işte, tam da göbeğinin üstünde hayatın.
    (elimdensankiminikbirbalıkkayıpgitti, 08.08.2007 13:48 ~ 17.08.2007 13:25)
  14. kabullenme durumu. baktınız acıtmıyor, anlarsınız alışmışsınız.
    (heidi, 03.01.2008 23:41)
  15. unutmaktan sonra insanoğluna verilmiş en büyük nimetlerden biri olarak görüyorum alışmayı. "ya alışamasaydık?" diye düşündükçe çıldıracak gibi oluyorum inanın. neye yani nasıl bir duruma alıştığınız da ayrı bir ilginçlik.

    iyi şeylere çok çabuk alışıyoruz. buradaki iyi'den kastım bir önceki durumdan daha iyi olana anlamında. yani beklentilerimiz ve şikayet eşiğimiz çok çabuk değişebiliyor. "bir olsa ne şahane olur!" dediğimiz şeye ulaşınca bir anda çok normalmiş, zaten bizim hakkımızmış gibi algılayabiliyor zihnimiz. hemen o şeyin bizim ya da hayatımızda olmasına alışıyoruz.

    ama hayatımızda olan ve önem verdiğimiz bir şey hayatımızdan çıkınca, aynı hızda olmuyor alışma süreci. hele ki alışmak zorunda bırakılıyor isek. kabullenmeye mecbur bırakan yani bizim etkimiz dışında ve istemediğimiz şekilde sonuçlanmış olaylara o kadar çabuk alışamıyoruz. acı veriyor. sancılı oluyor. ama eninde sonunda iyi de olsa kötü de her şeye alışılıyor.
    (closer, 18.04.2008 18:07 ~ 18:08)
  16. sevmenin ve unutmanın ilk aşamasıdır.
    (albatros2424, 18.04.2008 18:10)
  17. sevmekten daha zor geliyor. ilginç.
    (tembel, 22.04.2008 15:09)
  18. sevmekten daha zor gelenmiş
    (bkz: alışmak sevmekten daha zor geliyor)
    (tersdönenşemsiye, 14.06.2008 00:37)
  19. zararlarının farkına varıp kurtulunacak zararlı fiil. alıştığım bu muymuş? lanet! dersiniz biter gider.
    (heidi, 14.08.2008 21:11)
  20. hayattaki bazı güzel duran şeyleri artık fark edememe durumu. aslında dünya üzerindeki herkesin nefes almak eylemine karşı hissettiği duygu.

    olmazsa olmazdır…eksiktir..yarımdır…hatta yoktur onsuz…ama varken hayatta öyle güzel durmuştur ki, öyle güzel yakışmıştır ki, sanki bin yıldır ordadır. öyle başkadır ama öyle benimsenir ki, yokluğu unutulur. yok olacağı fikri asla akla getirilmez.

    varlığına alışılır
    nefes almak gibi…

    sıkılmakla karıştırılmaması gereken bir kavramdır. sıkılmak "bitse de gitsek" moduna girmekken, alışmak benimsemektir.
    bir durum karşısında sıkılan kişi durumdan sıyrıldığında derin bir kurtuluş nefesi alırken, bazı alışkanlıklara anlık ara verildiğinde bile kişi nefessiz kalabilir.
    (evinin kadını çocuklarının anası, 20.08.2008 00:16)
  21. yer çekimi gibidir.
    olmazsaydı yaşayamazdık, olmazsaydı 10. kattan atladığımızda ölmezdik.
    (evinin kadını çocuklarının anası, 11.10.2008 20:50)
  22. belirli dönemlerde hepimizin ister istemez zorlandığı şey. alışmalıyız, alışmaya çalışmalıyız. neden? çünkü bize garip gelen şeyler, aslında o kadar garip değildir, normali onlardır, biz farklı zannediyoruzdur.

    üzülürüz, alışmaya çalışırız. yeni bir ortama gireriz, alışmaya çalışırız. istediğimiz şeyler olmaz, alışmaya çalışırız. neden? çünkü başka çaresi yok. senin istediğin gibi olmuyorsa alışacaksın.

    "peki ya alışmaya çalıştığım süre içinde hayatımdan çalınan değerli zamanımın hesabını bana kim verecek?"

    pek bir cevap yok sanki. iki ucu boklu değnek.
    (bakarizbiara, 13.10.2008 22:57)
  23. ayrılığın insana verebildiği tek ve en güzel hediyedir.
    (kırmızıdenizyıldızı, 13.10.2008 22:58)
  24. insanı hayatında en zor durumda bırakan durumlardan bir tanesi. bazen öyle kolay ki, öyle yatkın hissediyorsunuz ki, ama bazen de aksine zor; öylesine zor ki bir şeye alışmak. başlamak ve bitirmek insanı çıkmaza sürüklüyor. bazen kendini bilinçli olarak uyuşturmak gibi, kendinden uzaklaşmanın kendi içindeki bir uzlaşımı gibi; hissizleştirmek gibi; bazense insanın kaçınılmaz sonu gibi, hiç bir kriter yok, dipsiz kuyu.

    bazen montaigne'nin denemesi alışkanlık gibi önce sinsice insanın içine girer, sonra sizi kemirmeye başlar. bi zaman sonra içinden çıkamadığınız bir nevi kafese dönüşür, kaçamazsınız.. bir noktadan sonra körelirsiniz tekdüzelikten.. görsen de görmezden gelmek, duysan da duymamış gibi davranmak, farketmeden bir insanın, bir fikrin, bir yerin kölesi olmak zamanla. kimine göre hayatı sürdürebilmenin yegane yolu..

    kimine göreyse;

    "21 gün sürekli yapıldığında 22. günün sonunda başa gelen hadise"



    alışmak; insanın sandığından çok daha güçlü.
    (lastrose, 28.12.2008 23:22 ~ 29.12.2008 02:01)
  25. alışmaya başladığında dönüşmeye de başlamışsındır. artık.
    saçlarını tarattığın yastıkların yüzü eskir.
    çıkarmaya çalışır gibi birinin yüzünü,
    konuşmaya çalışırken ki sözlerin..
    bir ilkyaz özlemidir dökülen ayaklarına,
    tüm uzanamamışlıklarını anlatır..

    alışmaya başladığında
    ki aslında gözbebeklerin küçülür
    sen, ışık hep yanacak sanırsın.
    ilkyazın ilk yağmurunda titremen geçmiştir
    ve şarkıların öpülesi sonlu yalnızlığıdır sana kalan.
    alışmışsındır artık.
    kimsenin yanında seni beklemesi gerekmez.
    yanındayken dahi.. sanki gelecekmişin gibi..
    geçerken uğrayanlar.. geçer
    gider..
    ki sen yürürsün yol yer olmaktan çıkar
    bir taşın soğukluğuna sarılır beklenmişliğin
    ısınır.. ve gider
    ve şarkıların sonlu yalnızlığıdır sana kalan
    kimsenin başına buyruk savruk notalardan
    şarkı yapması gerekmez..

    her mevsimin ayrı ayrı yağmuru
    ayrı ayrı ıslanmışlığı vardır.
    sen içinde ne kadar tek'sin?
    dışında açtırdığın çiçekleri görmediğimi farzet
    ve durduk yere yağmur'un yolunu kestiğini..

    toprak kokusu gibi bu,
    dönüştüğün şeyi görmek,
    ucu tükenmiş kalemlerde..
    kimsenin senden birşey yazması
    ya da yazman,
    gerekmez
    (scissors sake, 17.01.2009 13:03)
 sayfa  / 2

künye  ·  iletişim / şikayet / reklam  ·  sıkça sorulan sorular  ·  itü sözlük görseller  ·  itü sözlük extra  ·  itü sözlük mobil