kendi karanlığında boğulmaktır. kendi beden ülkesinin hakimi olmaktansa ser sefil bir halde bu beden şehrinde dolanmaktır. kişi kurtulmak istese de bu çok zahmet gerektirir.
iradeyi kullanamamaktır. tabii ortada irade diye bir şey varsa.
bazen irade de kullanılsa bile alışkanlıklarından kurtulamazsın ki bu farklı bi konu...
yıllar yılı
windows kullanan bünyelerin
linux'a geçince "ene bokum gibi" diyip windows'a geri dönmeleri aklıma gelen ilk örneğidir.
sigara içmek diyebiliriz..
aslında insan vücudunun nikotine olan ihtiyacı o kadar küçük bir rahatsızlık verirki, aslında önemli bile değildir.. fakat gelin gelelim alışkanlıklar yüzünden, sigarayı bırakmak o kadar zorlaşırki, imkansız olur neredeyse.. mesela bir düşünün, otobüsle seyahatte, mola yerinde ne içeceksiniz ? arkadaşlarınızla konuşurken elinizde ne olucak ? ya da derslerinize ara verdiğinizde ne ile stresinizi attığınızı düşüneceksiniz ?
aslında bunları yaparken, çoğu zaman sigarayı cebimizden çıkartıp, ağzımıza alıp, çakmağı çaktığımızın farkında bile olmayız.. bunlar sadece alışkanlıkların paralelinde olan olaylardır.. sigara içmek sadece bir alışkanlıktır ve içenler, bir daha bu alışkanlıkları yapamamanın verdiği korkuyla tekrardan içmeye başlarlar..
aşırı boyuttaysa, hastalık derecesinde duygusallık da barındırır. hayatında en ufak şeyin değişmesini istememeye kadar varır. hiç adım atmadığın, evinin çok yakınında olmayan tuhafiyeci, dükkanını kapatsa ağlamaklı olabilirsin. herkes, her şey yerinde durmalıdır. eşyaların bile aynı kalmalıdır. daha lüksünü de gözün görmez, istemezsin. gerçekten kötü bir şeydir bu. değişime tamamen kapalısındır. bir psikiyatristin dediğine göre, parçalanmış aile çocuklarında sık görülürmüş.