gönüllülük esasına göre çalışan bir dernek evet ancak mail yoluyla üye almıyorlar, başlangıçta
gönüllü oluyorsunuz, facebookta gruplarıda var, bu gruptan illerde ki faaliyetlerini takip etme olanağınız var.
http://www.nasuhmahruki.com/ 'dan indirip okuyabileceğiniz akutun öyküsü adlı .pdf dosyasında ayrıntılı olarak dernek ve geçmişi, faaliyetleri hakkında bilgiler verilmiş, o kitaptan bir kaç alıntı ;
akut’un misyon cümlesi ;
“dağ ve doğa koşullarında meydana gelen kaybolma ve kaza olaylarında, deprem, sel gibi doğal afetlerde ve büyük kazalarda, tamamen gönüllü olarak, amatör bir çalışlma ve profesyonel bir yaklaşım ile, başı dertte olan kişilere en kısa sürede ulaşlmak, yardım için gereken en uygun koşulları yaratmak, doğru arama ve kurtarma çalışması yaparak, kazazedelere temel ilkyardım desteğini sağladıktan sonra emniyetli ortam koşullarına nakillerini sağlamak ve bu tür
olaylarda can kaybını en aza indirmek ve arama kurtarma konularında toplumu bilgilendirmek derneğimizin temel amacıdır.”
akut’un bu misyonunu yerine getirirken uyacağını taahhüt
ettiği değerleri ;
gönüllülük
karşılıksız yardımseverlik
insan hayatına değer vermek
dürüstlük
güvenilirlik
istanbul, ankara, antalya, marmaris, bingöl, kocaeli, niğde, olympos, bursa, izmir, rize, trabzon, giresun ve kayseri’de oluşturduğumuz yurt sathına yayılmış toplam 14 gönüllü ekibimizle, 2007 yılı eylül ayına dek 383 arama ve kurtarma operasyonu gerçekleştirdik. 383 kere, hayatımızda hiç görmediğimiz ve bir daha da hiç görmeyeceğimiz insanların hayatı için kendimizi gönüllü olarak tehlikeye attık ve 700’den fazla insanın hayatının kurtarılmasını ve/veya içinde bulundukları zor durumdan alınıp normal yaşam koşullarına nakledilmesini; bazende son bir görev olarak, pek çok acılı ailenin sevdiklerinin cenazelerine kavuşmasını sağladık;
hep gönüllü olarak.
nasuh mahruki'nin "akut gerçekte ne ifade ediyor" adlı makalesi, aslında çok şeyi açıklar nitelikte;
1996 yılında, dağcı arkadaşlar biraraya gelerek, akut’u, arama kurtarma derneğini kurduk. üç yıl boyunca, pek çok dağ kazasında, kaybolma olayında, sellerde, depremlerde tamamen gönüllülük ilkesiyle çalışan ekibimizle, zor durumdaki insanlara yardıma çalıştık, bazılarının hayatını kurtardık. başkalarının hayatı için kendi sağlığını ve hayatnı hiçbir karşılık beklemeden tehlikeye atan bir grup gencin bu özverili çabaları kısa sürede, birkaç kişinin hayatını kurtarmaktan çok daha öte bir sonuca ulaştı.
insanlara; böyle bir hareketin ne kadar önemli ve değerli olduğunu ve aslında hepimizin bu toprakları hatta bu dünyayı paylaştığımız diğer insanlara, daha da geniş görebilirsek bütün canlılara karşı bir sorumluluk taşıdğını, taşıması gerekti¤ini gösterdi.
büyük çinli bilge konfiçyüs, dostluk-sevgi anlamına gelen, “jen” diye tanımladığı ve insanın en önemli iki erdeminden biri olarak gördüğü kavramla, “insanın insana iyilikçi ilgisinden” bahseder. ancak bu ilgiyi, bu sorumluluğu hissedersek ve gereklerini yerine getirebilirsek, önce yakın çevremizde ve kendi toplumumuzda,
sonra da bütün insanlık içinde, sevgi ve kardeşlik bağlarını güçlendirebiliriz. böylece, kendimizden sonraki kuşakların daha sağlıklı, daha huzurlu, daha mutlu olmasını sağlayabilir ve insanların daha
ileriye gitmesine yardımcı olabiliriz.
shakespeare bir eserinde, dünyayı oyuncuların sürekli girip çıktığı bir sahneye benzetmiş. bu sahnede ne kadar aktif bir rol oynayacağınızın seçimi tamamen size kalmış. bakanlardan mı, yoksa yapanlardan mı olacaksınız? bütün farklılık bu çok önemli seçimde gizlidir.
çoğunuz bilirsiniz, ünlü bir yazarın meksika kıyılarında tatil yaparken başından geçen olayı;
yazar her sabah kaldığı yerin balkonundan, kıyıda koşup duran ve dans eder gibi hareketler yapan genç adamı izler ve ne yaptığını merak eder. bir sabah onunla konuşmak için yanına gider. genç adam, suların çekilmesinden dolayı kumda kalan on binlerce denizyıldızının arasında kumsal boyunca koşmakta ve onları denize atmaktadır. yazar bu garip çabaya şaşırır, çünkü okyanus kumsalı çok uzundur ve kumda kalan denizyıldızı sayısızdır. genç adama boşuna uğraştığını, hiçbir şeyi değiştiremeyeceğini söyler.
bunun üzerine genç, eğilir ve kumdan aldığı bir deniz yıldızını okyanusa geri atar ve “onun için değiştirdim” der.
1932 erzincan depreminde, otuz iki bin dokuz yüz atmış iki kişi öldü. pkk bugüne dek otuz bin kişiyi katletti. türkiye’de geçen yıl dört bin sekiz yüz elli iki kişi trafik kazalarında can verdi. istanbul’da geçtiğimiz yıl çıkan yangınlarda atmış iki kişi hayatını kaybetti. akut ve sivil savunma birlikleri, ceyhan’da iki kişinin hayatını kurtardı. insan hayatının bu kadar ucuz olduğu ülkemizde, sercan’ı ve hatice öğretmeni büyük bir enkazın altından, ölümün kucağından çekip aldık. ülkemizde binlerle ölçülen ölümlerin yanında, iki can nedir ki?
iki can çok şeydir dostlar. iki can, insanın insana karşı en büyük sorumluluğudur. iki can, bireylerin isterlerse neler yapabileceklerinin bir göstergesidir. iki can, insanın isterse en umutsuz anda bile her şeyi değiştirebileceğinin kanıtıdır. bizim, kumsaldaki bütün denizyıldızlarını kurtarmak gibi bir ütopyamız yok. biz de her şeyi değiştiremeyeceğimizi çok iyi biliyoruz ama ceyhan’da iki küçük denizyıldızı için değiştirdik.
haydi dostlar, bizi bekleyen daha çok deniz yıldızı var kumsalda, hepsine yetişemeyiz ama, hiç değilse bir avucunu daha denize geri atalım.