genellikle niğde aksaray veya konya aksaray olarak bilinen, dinlenme tesisleri ile tanınan, her geçen gün biraz daha genişleyen, büyüyen fakat insanlarının çok tutucu olduğu ve malesef asla değişmeyecekleri izlenimi veren anadolu şehri.
her sokakta minimum iki otel bulabileceğiniz,yabancı nüfus yoğunluğu olarak bakarsak istanbul'un en yoğun yabancı nüfusunun yaşadığı semttir.öyle ki sultanahmetten bile daha fazla yabancı görürsünüz burada.romanyadan bile daha fazla romen var deyip abartabilirim hatta.
fatih gibi tutucu görülen bir yere yakın olmasına rağmen yaşanılan hayatla,içindeki insanlarla tam bir tezat oluştururlar.olur da yolunuz düşerse yabancı uyruklu bayanlardan tutun,zenci saat satıcısına,otelde felekten bir gece çalıp yanında bayanlarla bmwsine binen elemanına kadar bin türlü insan görmeniz olasıdır.
bunun yanında senelerdir aynı çevrede ticaretle uğraşan namuslu insanlar da yok değildir.öyle ki bu bölgede birbirini tanıyan,seven,yardım eden bu kişileri de bol bol görebilirsiniz.
stajını tamamlayan dolmuş muavinlerinin çalışmaya başladığı güzergah. dolmuş ve dolmuşçuluk tarihinin mihenk taşlarından biri. güzide bir istanbul semti.
dizinin birinde istanbula yeni gelmiş bir anadolu gencinin istanbuldaki her yeri "sırtını verdün mü aksaraya" diyerek tarif etmesine neden olacak kadar şehrin göbeğinde yer alan, alenen uyuşturucu satılan, satışın uyuşturucuyla kalmadığı(!), tarihi bir o kadar da harlemvari, gündüz nüfusu tek başına il olmaya yetecek kadar yoğun olan ama geceleri değil tek başına grup halinde yürümenin bile tehlikeli olabildiği, bir tarafta dolmuşçu çığlıkları diğer yanda istanbul'da ilk tramvay projesi (nostaljik tramvayı saymayın), bir ucu fatih diğer ucu laleli çelişkiler yumağı istanbul semti
'nordwest' isimli oteli,müthiş kebapçısı ve her kızıl saçlı,mavi gözlüyü rus zannedip ruslara davrandıkları gibi cıvık ve seviyesiz davrananlarıyla,berbat bir fatih semti.nefes aldırmaz,yüz güldürmez ve okul yıllarımı kendisiyle eskiteceğim bir nevi kör kuyu benim için.
hayatlarının ucuzlaştırıldığı,kirletildiği gözlerinden okunan zavallı insanları barındırıyor bünyesinde maalesef ki.kadının kadın değil,potansiyel fahişe olarak değerlendirildiği köhne ruhlu kalabalıkların evi...
konya nın küçük bir minyatürü sayılabilecek(dümdüz,şehrin tek bir tarafı dağlık,otogarı benziyor,holdinleri var,halkı benziyor,düzenli)
ekonomisi büyüyen,önemli yollar üzerinde bulunan, anadolu şehri.
her açıdan müthiş bir potansiyeline sahiptir,türkiyenin yurtdışındaki her 3 gurbetçisinden belki 2 si aksaraylıdır,her yaz bu aksaraylılar,sırf türkiyeye gelmek ve hemen dönüş ertesinde satılmak üzre alınmış
son derece lüks otolarla bu tatil cennetine akın ederler.x5 i kapan gelmiş,gelende çoktan coşkun sabah ı takmış, afraya borling oynamaya gitmiştir bile.
internet kafeler artık msn de cam açıp konuşacak kimsesi kalmayan aksaraylılara hizmet veremez işler bozulur(belkide işi bozulan tek sektör).nüfus en az 3 e katlar.esnaf çoşar piyasa canlanır sıcak para herkesin yüzünü güldürür.marlboro,redbull,beyaz kemer,döner dürüm işi yapan bayram eder.piyasada her muhabbet 'oyro' üzerinden yeniden kurgulanır.çarşısında,kış ve bahar aylarında akşamları saat en geç 8 de biten hayat,yazın inanması güçama taaaaaaa 11 lere kadar devam eder.
hele ki bir kültürpark nahiyesi vardır ki egzotizmin tadı tam anlamıyla burda çıkarılır.her erkek yakışıklı,her kız güzeldir.sevgilisi ile eline 2 mısır alan her aşık,uluırmak dolaylarında mevzilenir serin suların akışını izler,sesini dinler,hayaller kurar.hemen her erkeğin iki kız arkadaşı vardır biri yazın yurtdışından gelir,diğeri zaten orda ikamet halindedir.biri a planı diğeri b.
şehrin her yerlerinde gurbetçi hemşehrilerimizi nevzat palta lı dev 'hoşgeldiniz' pankartları karşılar netekim onlar şehre gelecek para bırakacaktır sayın paltanın tek umursadığı konudur zaten.
çarşıda açık bi yerde oturup iki dakka trafiğin akışını izlemek sosyal hayatı takip etmek dünyanın en zevkli işidir.yolun ortasına park edilip gidilen arabanın şöförüne arkasından öyle küfürler edilirki(diğer şöförler tarafından) tüm cadde duyar kimse garipsemez,bu hale gülenlere cins cins bakılır.
kış gelir ekonomi zayıflar ve döner piyasası üstünden yeniden kurulur.herşey en baştan başlar her yere dürümcü açılır...aksaray-öz aksaray-hakiki öz aksaray-acayip aksaray döner vs.
neyse,aslında anlatılsa daha böyle şehre özgü çok malzeme çıkar ama gereği yok.içanadoluda en sevdiğim şehirdir aslında.sürgüne gelip 7 yıl kaldım ama en iyi dostlarıda orda edindim,en iyi günlerimide orda geçirdim.her fırsatta giderim gezerim tarihsel dokunun tadını çıkarırım ki nice medeniyete beşiklik etmiştir aynı zamanda.bir ara nevşehirin ekmeğini bölmek için 'kapadokyanın başladığı diyar'gibisinden bir sloganla turizm sektörüne atılmış fekat yolunu şaşıran bir kaç dağçıdan başka kimseyi kandıramamıştır.onlarda gelmişken bi hasan dağına çıkmadan gitmezler güzel olur...ikinci memleketim...
belediye binası karşısına dev havuz projesi adı altında koftiden iki kuyu kazıp,üçer beşer metre kanal açıp halkına yutturmaya kalkan bir belediyeye sahip şehir.
gerçi havuzun yapım zamanı bir önceki belediye başkanının dönemine dekgeliyor ama önemi yok bu açıdan.ben değerlendirmelerimi bu havuz etrafında geliştireceğim zaten.iyi kötü başka icraatları da var yoksa belediyenin.
güzide aksarayın gurbetçi sakinleri (genelde yazları gelirler) kaldıkları ülkeye döndükten sonra bakıp bakıp memleketi hatırlamak adına kanal üstü köprülerde belediye binasını kadraja fon amaçlı ayarlatıp çok çarpıcı pozlar eşliğinde sanatsal içeriğine doygun resimler çektirirler.
bu sıradanlaşmış (!) olay bir gün içerisinde o kadar çok gelişir ki,şahsen benim bile o güzergahtan geçerken haberim olmadan yazlık anılarında yer edindiğim bir çok insan olmuştur eminim.
asıl keyif o süs havuzuna serinlemek amacıyla giren bireylerin özlerinde ne denli ayılar olduklarını belgelemek adına çektikleri resimlerdir ki,seyrine doyum olmaz.
aynı mekanda,konyaaltı* muamelesi gören çimlerden ya da 5 metrekare alanda piknik yapmaya kalkan insanlardan hiç bahsetmiyorum.
pek aklı başında! belediye başkanına ve vekiline sahip olan şehir. yazık ki su yüzünden zehirlenen insanlara bakın şehir suyu tertemiz ben içiyorum sizde için dediler 200 olan zehirli sayısı 5000 oldu. su tahlil edilmiş, içinde bir tek ben eksiğim o kadar içilebilir durumda su yani. insanlarda öyle lay lay olsun hastane havası alalım diye hastanelere koşuyorlar. zira başkan sonuçları kabul etmiyorum demiş. ishalden geber inşallah diyorum kendisine.
ayrıca bu tip adamların geçmişten örneği için;
tarif edilirken 40 km uzağındaki ilçe olan şereflikoçhisara yakın denilse de, türkiye' nin tam ortasında bulunan bu il, gurbetçi halkı dışında gayet güzel bir ildir. yaz nüfusu normal nüfusun 2 katıdır.
bir tarafında muhafazakar hatta tutucu fatih öbür tarafında ticaret ve fuhuş karışımı mekan lalelinin bulunduğu bolca ırk bolca ses sürekli bir koşuşturmacanın yaşandığı aile hanelerinin yerini ticaret hanelere kerhanelere bıraktığı gecesi gündüzü başka istanbul ortasında şizofrenik bir yerdir.çocukluğumun mekanıdır.ekmek almaya bakkala gittiğinizde bolca hotel dolu sokaklarında pezevenklerin abi karı var gız var ortam var diyip yapışabilecekleri bir yerdi 90ların ikinci yarısında.buna rağmen o zamanlar entellektüel insanların ve doktorların da bolca bulunduğu bir yerdi.bir de tam eski esnafların bulunduğu atatürk bulvarı üzerinde terziler pasajı vardır ki hala içerde para yerine pul kullanan fanta fruko şişe gazoz satan bir çay ocağı bulunmaktadır.istanbul'u tanımak isteyenler açık hava yaşanan tarih müzesi aksaray'ı gezmelidir.