radyasyondan etkilenmeyen bir hayvan.
çölde yapılan bir nükleer test sonunda adamlar ne kaldığını gözlemlemek için araziye inerler. normalde nükleer bomba satıh üzerinde etki eder, yani yerin 1 metre altına girin hiç bir şey olmaz. bu akrep de aynı durumdaymış ve ateşten, rüzgardan etkilenmemiş. fakat ortamda her hangi bir canlıyı saniyeler içinde öldürecek kadar yüksek radyasyon varken, bu bizim denemeci ve kıyafetli bilim adamlarımız ortalıkta yürüyen akrebi görünce dehşete düşmüşler.
etraflarını ateş sardığında intihar edildikleri söylentisi yanlış olan hayvandır. bir şey yandığı zaman havadaki oksijeni de yakar, ve hava yetersiz gelmeye başlar. bu yüzden ölünür. ayrıca akrep in fizyolojik bir durumu olduğu için can çekişme babında kuyruğunu bir oraya bir buraya oynatıp durur. (bak bu arada kendine sokarsa bilemem).
tavukların çıtır çıtır yedikleri bir örümcekgilmiş.(ben belgeselin yalancısıyım)
bir de hikayesi vardır akreplerin.
bir akrep nehirden karşı tarafa geçmek ister,ama ne yazık ki yüzemediği için ne yapsam da karşıya geçsem diye düşünürken birden nehir kenarında bir kurbağa görür.iğnesini sallaya sallaya kurbağanın yanına gider.kurbağa akrebi görünce kendini geri çeker.akrep kurbağının kendisini karşıya geçirmesi için ikna etmeye çalışır.
akrep :kubağa kardeş kurbağa kardeş.beni de sırtına al da birlikte geçelim karşıya.(teklifini sunar.)
kurbağa :çok biliyosun sen,ya beni yarı yolda sokup öldürürsen?(kubağa akrebe güvenemez.e bir kere adı çıkmış dokuza inmez sekize hesabı.)
akrep :oğlum salak mısın sen?seni sokup öldürsem ben de boğularak ölürüm.niye yardım isteyeyim o zaman senden
kubağa : heaa doğru. (düşünür eder,bu fikir kurbağanın aklına yatar.)
tamam der kurbağa hadi çık sırtıma.
akrep saltanat gibi kurulur kurbağanın sırtına.birlikte nehiri aşmaya başlarlar.
yarı yola geldiklerinde akrep kurbağayı sokar.
kurbağa:ne oldu şimdi soktun beni sen de yüzemeyip ölücen oldu mu bu(der)
akrep:evet biliyorum ama ne yapayım benim de olayım bu.
inanılmaz yeteneklere sahip eklembacaklılar. şöyle ki :
--dondurulmuş halde 3 hafta yaşayabilirler, hatta çözdüğünüzde hiçbir şey olmamış gibi yollarına devam ederler.
--rejenerasyon yetenekleri vardır, yani kaybettikleri organlarının yerine yenisi gelir.
--1 sene kadar aç ve susuz yaşayabilirler, ayrıca çöl akreplerinin zehirinin gücü susuz kaldığı süreyle doğru orantılıdır.
--akrepler düz ve kaygan yüzeylere tırmanamaz. (ilginç.)
--karın bölgelerinde bulunan 8 adet nefes deliğinden bir tanesi bile açık olsa rahatlıkla solunum yapabilirler, ayrıca kendilerinin solunum sistemleri o kadar sağlamdır ki su altında yaklaşık 1.5 gün kalabilirler. (suyun altında ne işleri olur orasını karıştırma.)
--akreplerin algı yeteneği hayvanlar aleminde çok meşhurdur. öyle ki gözleri resmen kör olarak bilinen çöl akrepleri geceleri avlanmakta ve bunu da başarıyla yapmaktadır. peki nedir bu başarının sırrı? yüksek antrenman temposu mu? düzenli çalışma mı? hayır. akreplerin 8 adet bacağında bulunan sensörler sayesinde kumda, ya da bulundukları ortamda hiç fark etmez, oluşacak en küçük titreşimleri inanılmaz bir hızla (saniyenin 1/1000'i) fark edebilme yeteneğine sahiptirler. yani evinizde akrep çıkarsa arkadan vurmaya kalkışmayın o iş olmaz, bunu bilin.
işte doğada bulunan bu inanılmaz yaratıkların gizli kalmış yönlerine böylece ışık tutmuş olduk sayın okuyucular, belgeselimiz burada sona ererken bir sonraki kuşağımızda başka bir "öldürmek için yaratılmış" hayvanın inanılmaz yetenekleriyle karşınızda olacağız.
nazım hikmet'in dünyanın en tuhaf mahluku adlı şiirinde adı geçen eklembacaklı.
akrep gibisin kardeşim,
korkak bir karanlık içindesin akrep gibi. serçe gibisin kardeşim,
serçenin telası içindesin.
midye gibisin kardeşim,
midye gibi kapalı rahat.
ve sönmüş bir yanardağ ağzı gibi korkunçsun, kardeşim.
bir değil,beş değil,yüz milyonlarlasın maalesef.
koyun gibisin kardeşim,
gocuklu celep kaldırınca sopasını
sürüye katılıverirsin hemen
ve adeta mağrur, koşarsın salhaneye.
dünyanın en tuhaf mahlukusun yani,
hani şu derya icre olup deryayı bilmiyen balıktan da tuhaf.
ve bu dünyada, bu zulüm senin sayende.
ve açsak, yorgunsak, alkan içindeysek eğer ve hala şarabımızı vermek
için üzüm gibi eziliyorsak kabahat senin,
-demeğe de dilim varmıyor ama-
kabahatin çoğu senin, canım kardeşim
gennelikle sıcak ve nemli bölgelerde yaşayan, vücutları sert kitin takabası ile örtülü, kıvrık ve kalkık kuyruğunda zehir iğnesi bulunan eklembacaklıdır. karlı bölgeler yaşam alanları dışında kalır. taşların altında, ağaç kabuklarında yaşarlar. yanlız yaşamayı severler.
eski anadolu türk-çesinde örü 'kalkıp, dik' sözcüğüyle yapılan kuyruğuörü birleşik adı 'akrep' için kullanılmaktaydı (tarama sözlüğü, ıv).
aynı sözcüğü bugün kuyröğlü, kuyrölü, kuyruğölü, kuyrugörü bi-çimleriyle isparta, denizli, aydın, izmir, konya, niğde çevrelerinde yaşar görüyoruz
bilekliğimde ve kolyemde olmak üzere 2 tane gerçeğini taşıdığım aynı zamanda burcu olduğum bana aşırı karizmatik gelen canlı türü.çıkış yolu bulamadıkları anda intihar ettikleri doğrudur.bir dağ kampında test edilip onaylanmıştır.
"intihar eden hayvan" olarak insanların akıllarına kazınan ancak bu konuda bir çok farklı teorinin olduğu, henüz hiç birinin tam olarak kanıtlanamadığı, herhalde üzerinden en fazla polemik yapılan hayvanlar listesinin başını çeken canlı türü.
bir çok insan akreplerin etrafını ateşle çevirdiğimiz zaman intihar ettikleri tezini duymuştur oysa intihar etmek olarak adlandırılan eylemin -hangisinin kesin doğru olduğu bilinmeyen- bir kaç farklı açıklaması vardır.
şöyle ki :
- bir iddiaya göre, akreplerin kuyruk kasları yumurta akı kıvamındadır ve sıcakta gerilirler. bu sebeptendir ki sıcaklık arttıkça akrebin kuyruğu öne doğru eğilip kendini sokarmış gibi bir pozisyona bürünür. bu teoride akrep aslında kendini sokarak değil çevresindeki ateşin dumanından boğularak ölür, fakat kuyruğun duruş şekli insanları yanıltır.
- benzer başka bir iddiaya göre, akrep ateş arasında kaldığında "dumandan zehirlenmemek için" kuyruğunu kendine batırıp açtığı delikten oksijen almaya çalışır, fakat doğal olarak muvaffak olamaz.
- bir başka bir teori ise, etrafı ateşle sarılmış olan akrebin korkarak kuyruğunu etrafa sallamasıyla kendini sokmasının intihar olarak gözüktüğünü söylemektedir.
bunun dışında, intihar etse bile zehrinin onu öldürüp öldürmeyeceği sorunu vardır. akreplerin kendi zehirlerine bağışıklıkları olup olmadığı konusu bilim adamları arasında yıllardır tartışılan bir sorundur. bir çok yerde farklı açıklamalar görülebilir. fakat, son yıllardaki genel kanı akrebin kendi zehrine bağışıklığı olduğu yönündedir. bu nedenle kendini soksa bile bu, zehrinin onu öldürdüğü anlamına gelmez, yani kendini öldürmek için sokmaz.
sözlerinin müziğe uydurulmaya çalışılmasının başarısızlıkla sonuçlanmasının akabinde, senkronizasyon açısından eksikleri olan parça. zamanla alışacaktır bünyemiz.
iki üç gündür çeşitli interaktif ortamlarında albüm eleştirilerine denk geldim, yok çakma linkin park şarkısıymış, guano apes imiş, mars volta ezgileriymiş, imiş umuş. lan it herif! şu şarkıyı incubus söylese kendini yakarsın. piedra ırmağının köşesinde godotu beklerken ot çekersin.
şarkı iyi mi? değil. ama bu malafat argümanlı, otomatik tü tü kaka&nefret üreteç eleştiriler saygısızlık. evet.
400 milyon yıldır toprak solucanıyla birlikte ontogenezik olarak hiç değişmeden/evrim geçirmeden günümüze kadar gelebilen ender canlı türlerinden biridir.