|
|
- akrabalarımızı seçemediğimiz gerçeğini bilmesine rağmen akraba ilişkilerini sağlam tutmanın, sevilmeyen insanların yanında idare edebilmenin, zaten birlikte geçirilmesi gereken zamanın topu topu birkaç saat olması sebebiyle güleryüz göstermeye çalışmanın çok da zor olmayacağını, çünkü aile denilen kavramın önemli olduğunu anlamamış "'herkesten nefret ediyorum hayat çok negatif' insanı" sözüdür. anne babanın birkaç saatlik ricasını kırmak, kendiniz için önemli olmasa da onlar için önemli olan aile geleneklerine en azından hatır için katlanmak zannedildiği kadar zor değildir. zira ilerde kafasını lağıma gömmek isteyeceğiniz patronunuza, veremediğiniz için mezun olamadığınız dersin hocasına, ve size zerre kadar emeği geçmemiş onlarca saçmasapan insana ailenize göstermeyeceğiniz anlayışı ve güleryüzü zaten göstermek zorunda kalacaksınız.
edit:başlık üstüme kalmış.(epilofs, 13.10.2007 14:23 ~ 16.02.2008 14:24)
- bayramlarda tavan yapan hissiyattır..
(bvrak, 13.10.2007 14:41)
- ailedeki 2 kardes de üniversiteye girdikten sonra tıp okuyan kardesim mühendislik okuyandan daha çok aranıp sorulur olmasıyla başlayan, iyi bir işe girdikten sonra hiç aramayan teyzenin canım yeğenim moduna girmesiyle tavan yapan kısacası samimiyetsizliklerinin sonucu.
- aşağıda anneannem yengemlerle ve amcamlarla ciyak ciyak konuşurken ve ben burada karın ağrısından iki büklüm olmuşken ve bu saatte kahvaltıya bile inmemişken, hiç kimse de gelip bu kız yaşıyor mu diye bakmayınca hissettiğim duygudur!
anne-baba başbaşa tatile gider ve siz, ailenizin yanına gelmişsinizdir bayram sebebiyle.. oysa bakarsınız ki anneniz bavul topluyor!
işte bu, bütün bayram boyunca akrabaların hepsiyle tek başınıza yüzleşeceğiniz anlamına gelmektedir. geçmiş olsundur..(usako, 13.10.2007 15:00)
- akraba denilen aslında akbaba olan bu mahlukatlar nedense dedikodu, miras kavgaları, bok atma üçgeni arasında dolandıklarından dolayı ve aç gözlülüklerini doyurmak için gürültüler çıkardığı için -affedersiniz- kafa siken mahlukatlardır.
bu mahlukatlar negatif duygularından ötürü ruhunuzu satın almaya çalısırlar. siz buna karşı koduğunuz vakit ise baskı, iş bozma ve hayatınızı karatma eylemlerini yürürlüğe sokarlar. bunlara yapılacak en iyi şey-özellikle bayram ziyaretlerinde- bir diplomat gibi hareket etmek gerekirsede kontra ataklar ile size karşı olan saldırıları bertaraf etmektedir.
aslında bir insanın ayaklarını bağlayan bu mahlukatlar olmasa kişinin kafası daha rahat olacaktır. ammavelakin ne yazık ki olamamaktadır.
oscar wilde'ın dediği gibi 'akrabalar ne yaşamasını bilecek ne de ölmesi bilecek olan varlıklardır'.
bu mahlukatlar sizin binbir cefa ile kazandığınız payeleri gaddarca bok atar. alın terinizi akıtarak mal sahibi olduğunuzda hırsız, işleriniz biraz bozuk gitti mi beceriksiz, bir başarı kazandığınızda 'ne olacak bende yapalım' derler. yüzünüze karşı sizi taktir ederler alkışlayan ellerinden çok arkanızdan dedikodu yapmaktan bok atmaktan dolayı ağızları kızarır.
eh onları -affedersiniz yine- siklememek gerekmedir huzurlu olmak için. zaten havlarlar dururlar.
- öncelikle nefret duygusunun bir değer veriş olduğunu belirtme ihtiyacı duyduğum...
sanırım duygularımızın kaynağına inip dikkatle baktıktan sonra cümlelere yüklenmek daha doğru bir yaklaşım olur.
akrabalar, sosyal yaratık oluşumuz ve daha da kötüsü(veya iyisi) geniş bir ailenin mensubu olmanın getirisiyle karşılaştığımız bir kavram.
tanımadığımız bir dünyaya gelişimiz ve insanların davranışlarıyla, yürekleriyle bizde oluşturdukları kendileri.yani ortada kötü duygu -durum varsa suçlusu, figüranları da çoklu demektir ve bu durumda en az suça dahil edilebilinecek biz...peki bu bakış açısının verdiği rahatlığıyla hareket etmek ne kadar doğrudur?!..
değeri taşıyan kişiler dışında kimse için yüreğimde nefreti taşımam, ki değere nail olmuş kişilerde daha tolere edilebilir...yani ne kadar uğraşsamda başaramıyorum nefret tohumları ekmeyi...onların yüzlerinin bir düşüsü, üzülmelerine bile dayanamam, nefrete bir yolak bulamayanlardanımdır.
akrabalar konusuna tekrar dönecek olursam.bu sorunu köküne indirgemelerle halletmişimdir.yani kimse ne bu ikiyüzlü davranışlarının bir parçası yapabilir, ne de cümle kurabilir.zaten kişiler bu ikiyüzlülüğün insanı değillerse, ortada sorun yoktur...sizin kim olduğunuzu bilirler ve ufak ayrıntılara boğmazlar.
anne ve babaya da ifade edişlerde bu olayın yaşanırlığının süregenleşmesiyle de zaten sizden beklenmez olur...ille o gün bir şeylere zorlanmazsınız.başka günlerde bulursunuz kendinizi bu ortamlarda hiç bir zorlama olmadan, gerçek içtenliklerle.
- her karşılaşmada yaşanan gudik seromonilerden nefret eden günümüz gençliğinin içine düştüğü durum.
(bkz: bayramlaşma)
(bkz: el öpmek)
bonus olarak;
(bkz: bayramlıklarını giy de gel içeri)
- çok kolay olabilecek bir durumdur.
(bkz: @1824972)(drummy, 29.12.2007 18:23 ~ 18:24)
- (bkz: akbabalardan nefret etmek)
(bkz: serbest çağrışım)(leda, 29.12.2007 18:24 ~ 06.02.2008 18:41)
- başka şeylere sinirlenip her seferinde size patlamaları, iğneleyici laflar söylemeleri ve çok bilmişlikleri sonucunda oluşan durum.
- diyelim ki bir akrabanız (isim vermek istemiyorum burda) henüz siz beşinci sınıftayken sizi karşısına çekip " bak yavrum, eğer fen lisesi kazanmazsan öğrenim hayatın biter" (yuh be ne atmış ama) der ve sonra siz çalışıp çabalayıp anadolu lisesi kazanınca burun kıvırıp kırın mırın eder ama hala "senin gibi hanım bir kıza doktor olmak çok yakışır bak benim oğlum da doktor olacak" demeye başlar, "ybsg hala ben doktor olmiycam"'ın nazik biçiminden anlamayıp "ben isterim ki bütün yiğenlerim doktor olsun (oeh) ben isterim ki doktor yiğenlerimle hava atayım" der ve ısrar ve baskıya rağmen yabancı dil seçtiğinizi görüp mosmor olur ve kendi oğlundan "o aslında çok zeki de basit bir ingilizce sınavını veremiyor bişey yok yani ingilizce eheh" diye bahsederse (ki kuzencana zamanında ankaragücüspor profosyonel oyuncu olma teklifi getirdi de halam kuzencanın "gidem mi anam?" sorusuna bir sinir kriziyle karşılık verdi) oluşumu doğal bir histir nefret. e be hala, benim elim de armut toplamıyor hani senin oğlun ingilizceyi veremezken..
not: olay içinde adı geçen kuzenciğimle hiçbir alıp veremediğim yoktur.
not2: evet efendim ailemizde halam sayesinde 8 tane doktor var - ve evet halam hep söyler durur sayısal seçmeyen tek insanmışım ailemizde..
edit: duydum ki halam arkamdan madem doktor olamadı bari doktor koca bulsun diyormuş.napsam, burdan doktor sözlük yazarlarına selam mı etsem yoksa burnumun dikine gitmeye devam mı etsem bilmiyorum ki..
- 4 aydır görmemiş olduğum teyzemin, sadece hoşgeldin diyerek beni karşılaması ve bir daha yüzüme bakmayışıyla bir kez daha içimde beliren düşünce. artık suçum neyse, cezam buymuş demek ki.
- (bkz: akrabanın akrabaya akrep etmez ettiğini)
- size hiçbir getirisi olmayan, aksine sizden birçok şey götüren gereksiz lafların söylendiği, oturuşunuzun, kalkışınızın, yemek yiyişinizin bile sorun olduğu bir ortamda yaşamak sonucunda hissedilen düşünce. neden canımı acıtmak için bu kadar çaba gösteriyosunuz? o kadar soğudum ki sizden, bunu tarif edemiyorum. ama bu duruma siz getirdiniz. söylediğim bir söz üzerine "neremizle güleceğimizi şaşırdık" demeden önce keşke bi kere daha düşünseydiniz.
- bana karşı düşmanca tutumunu büyük bir özveriyle koruyan teyzemin, beni geldiğimde umursamadığı gibi, giderken de mutfağa saklanması olayı sebebiyle tekrar zihnimde beliren düşünce. içimden ona bi ton kötü şey söylemek geliyor ama kahretsin ki teyze sıfatını taşıyor hala.
- hiçbir cenaze ve yas'a, hiçbir düğüne katılmayıp arınılacak nefret türü
- göründüğünden daha da yaygın olduğu anlaşılan duygu. sidik yarıştıran, laf sokan, dedikodu yapan çok akraba var
görüldüğü kadarıyla. neyse, sevindim, bu da bana özgü bir gariplik değilmiş. giderek daha normal hissetmeye başladım kendimi.
- sırf kan bağımız var diye sevmek zorunda olmamaktır. komşulardan bile daha sahte davranırlar. aynı soyadını taşımaktan bile nefret edilir. sebeplerini yazmak formata uymaz, herkes yazsa, sözlük çöker belki. nefret ediyoruz işte.
|