yapanların; çocuklarında genetik hastalıklar ortaya çıktığında hemen kendi vicdanlarını rahatlatabilmek için "bunun akraba evliliğiyle alakası yok, bak şu ilerki odada yatan çocuğun annesi babası akraba değilmiş ama o da hasta " gibisinden sözler sarfettiği evlilik türü.
genetikten anlamayanların, karşı çıkanlarla bol bol dalga geçtiği evlilik türüdür. halbuki yakın akraba iki insanda, aynı hastalık geninin bulunma ihtimali daha yüksektir. her insada hastalık geni bulunabilir. fakat sizinle bir akrabalığı bulunmayan insanla sizdeki hastalık/sakatlık geninin aynı olması ihtimali çok düşüktür. ancak sizinle yakın akraba bir insanda sizinle aynı tür hastalık/sakatlık geninin bulunması, diğer şartlara göre çok daha yüksek bir ihtimaldir.
bu genler ekseriya çekinik genlerdir ve hem aneden hem de babadan gelen genlerde hastalık/sakatlık geninin bulunması durumunda çocukta resesif genin etkileri ortaya çıkar. biraz önce de anlattığım gibi siz bir akrabanızla evlenerek aynı hastalık genlerinin çocuğa aktarılma oranını yükseltiyorsunuz.
çocuklar mutlaka sakat/hastalıklı doğacak diye bir şey yoktur. akraba evliliği olmayan evliliklerin çocukları hiç bir zaman sakat/hastalıklı doğmayacak diye de bir şey yoktur. akraba evlilikleri sadece ihtimali yükseltir.
akraba evliliklerinin tabi şöyle de bir güzel tarafı vardır. iyi özellikteki resesif genlerin de etkisini daha kolay bir şekilde ortaya çıkarırlar. mesele yüksek zeka, uzun boy, sarı saç, mavi göz gibi iyi kabul edilen resesif genlerin ortaya çıkma ihtimali de yine akraba evliliklerinde yüksektir.
sonuçta orataya kendi ayakları üstünde asla duramayacak çocuklar dünyaya getirilmesi büyük olasılık olan,yasaklanmalı dedirten evlilik şekli.eğer şahıslar "biz birbirimizi seviyoruz" modundaysa kan bağından doğan kardeş sevgisini ayırt etmeyi beceremeyen ruhlara sahiplerdir.ensest olan bu aşk tek taraflı da olabilir.yazıktır,tedaviliktir.
öncelikle soy ağacı çıkarmaya çalışmanız durumunda kafanız allak bullak olur, birbirine girmiş dallar arasında kaybolursunuz.
doğan çocuğun sakat olması gibi kötü ihtimallerden bahsedildikçe "allaha şükür bizde bişi yok sapasağlamız maşşallah" dersiniz kendi kendinize, sonra bi kurt düşer içinize "iyi ama bu gizli bi hastalık olmadığını kanıtlamaz...ayy bizim sülalede kanser ırsi sanki..." diye hayıflanırsınız.
"evlilikler aile içinde olmuş genelde ama nasıl oluyodu bu kadar çok kuzenim oluyo, her yerde bi akrabam çıkıyo" diye merak edersiniz.(hatta lisede sülalemin kalabalığıyla dalga geçen arkadaşlarımdan ikisi akrabam çıktı)
yapılan evliliklerin yakınlık derecesini düşünür ve kendi kuzenlerinizi gözden geçirirsiniz "inanmıyorum ya o ve ben mesela...yok artık..." diye geçirirsiniz aklınızdan.
anneanne ve dedenin amca çocukları olması sebebiyle; doğan erkek çocuklarının yaşamaması ancak dokuz kız çocuğun sapasağlam bi şekilde hayatlarına devam etmesi. akraba evliliğinin sonuçlarının sadece erkek çocuklara yansıması.
-hayır olmaz evlenemezsin bak bizim tüm sülalemiz akraba evliliği yüzünden sakat çocuk sahibi oldular ama sen farklıydın şanslisin bey birşey de şu çocuğa
+lan oğlum dayınla evlenip napacan
şeklinde bir karikatürle yiğit özgür'ün anlattığı olaydır. ya da anlatmayıp geyik yaptığı konudur.
toplumumuzda ailelerin "tanıdıktır, mal varlığımız ele gitmesin, daha iyisini mi bulacağız, huyunu suyunu biliyoruz, bizde sakatlık yok doğacak çocuk da sakat olmaz, zaten o genetik dedikleri şey masal" gibi düşüncelerle savundukları ve uygulamaya devam ettirdikleri evlilik türü.
olaya evlenecek kişiler açısından bakarsak; bu insanlar küçükken birlikte kutu kutu pense oynamış, birbirlerini oyuncaklarıyla kıskandırmış, yeri geldiği zaman kavga edip beş dakika sonra barışmış, kısacası kardeş gibi büyüyüp, yetiştirilmiş kişilerdir. şimdi bu masum hatıralara, uhuvvete ihanet edilip, bunların üzerine nasıl bir aşk evliliği kurulabilir ki? kardeşin kardeşle evlenmesinden ne kadar farkı vardır bunun? ayrıca bu iki insanın genellikle dayatmalar sonucu evleneceğini düşünürsek, mutlu bir çift olamayacağı da apaçık ortadadır. iki tarafın da psikolojisi tarumar olur. bize de "yazıktır, etmeyin kendi kendinize" demek düşer.
olaya evlenen şahısların ailelerini düşünerek baktığımız da ise karışıklıklarla karşılaşırız. böyle bir durumda gelin amcasına/dayısına kayınbaba mı diyecek, damat kaynanasına hala/teyze mi diyecek, damadın babası geline ne diyecek?... kısacası, sülale içerisindeki kişilerin sosyal statüsü birbirine girecektir.
akraba evliliğine doğacak yeni birey açısından bakmak ise en üzücü olanıdır. aile bireylerinin genlerinde kalıtsal hastalık, sakatlık vb. özellikler mevcutsa, çocuğun vay haline... şimdi bunu sadece sakatlık veya hastalık olarak olarak ele almak yanlıştır, sınırlı düşünmektir. boy kısalığı, saç dökülmesi, burun, çene çirkinliği gibi durumlar da vardır. elbetteki bunları sakatlıklarla mukayese edemeyiz. ancak bunlara sebep olmak da, bir nevi çocuğun geleceğiyle oynamaktır.
zararları televizyonlarda, okullarda, hastanelerde, gazetelerde, dergilerde sürekli olarak gösterilmesine rağmen, hala bu evlilikte ısrar edilmesi şaşırtır bizleri.
not: olayın bir de duygusal tarafı vardır ki buna hiç değinmeyeceğim, bize "allah korusun" dedirtir, büyük konuşmamamız gerektiğini hatırlatır.
19. ve 20. yüzyılda hayvanlar üzerinde yapılan genetik deneylerinde annesi, babası, kardeşleriyle 6 nesil boyunca çiftleşen hayvanların başlangıçtan yüzde 8 ilâ 13 üstün ırklar oluşturduğu görülmüş; türe zarar verdiği kanıtlanamamıştır. bu deneylerin yapılış amacı kandaşla cinsel ilişki tabusunun hayvanlarda var olup olmama durumunu, aynı doğrultuda insanda güdüsel mi öğrenilmiş mi olduğunu anlamaya çalışmaktı(konunun dışında şimdi o); fakat ortaya çıkan bu durum "akraba evliliği zararlıdır" denmesine engel teşkil etmiştir. sonuç olarak akraba evliliği risklidir, ancak kesin olarak "zararlıdır" diyemeyiz.
ailede evlilik çağına gelmiş bireylerin "yabancıya gitmesin" mantığı ile akraba ile evlendirilmesi, bunun bir gelenek haline getirilip nesilden nesile bu şekilde devam etmesi doğan çocukların git gide pikaçuya, balbazara, teletabiye benzemesine neden olmuş, şeklen ve beynen mutasyona uğramış insanların ülkemizde artmasına , yüzde 47 lik dilim ile bizi batağa sürüklemesine yol açmıştır.
çerkesler'de olması düşünülemeyecek şey. bu hususta çerkesler çok katıdırlar. akraba evliliği yapan gençlerin -ki bu gençlerin sayıları türkiye çerkes diyasporasını esas alırsak bu topraklarda yaşanan yüz kırk dört, öncesini saymıyorum, yılda bir elin parmaklarını geçemez- toplumdan dışlandıkları dahi görülmüştür. çerkesler'deki akraba kavramı da oldukça geniş ve kapsamlıdır. gençler, akrabaları olan kişileri kardeş gibi gördükleri için onlarla evlenmeyi akıllarına bile getirmezler. misalen, amcasının oğluyla kardeş gibi büyüyen bir kız, o çocuğu öz kardeşinden ayırmayacak ve onunla kardeşlik ilişkisinin ötesine geçmeyi aklına bile getirmeyecektir.
çerkes çocuk eğitim sisteminde çocuğa nasıl davranması gerektiği söylenmez; çocuk herşeyi görerek ve yaşayarak öğrenmelidir. bu nedenle çocuğa, hayatının hiç bir aşamasında kimin akrabası -blaağa- olduğu, kiminle evlenmesinin yasak olduğu vs bilgiler verilmez. ama çocuk uygulamalarla görmüştür ki, akrabalık kavramı çok kapsamlıdır ve derecesi ne olursa olsun, adına akraba denen kişi mutlak surette ailedendir.
zaten çerkes gencine evlenmesinin yasak olduğu akrabaların sayma usulüyle öğretilmesi, ezberletilmesi de imkansızdır. akrabalık kavramı o derece muğlaktır ve akrabalık o derece kolay kazanılır bir payedir ki, ortalık, maşallah, akrabadan geçilmez ve bir gencin bunların tamamını ezberlemesi de düşünülemez (sayılması gereken bir şey varsa o gence "evlenebileceği- akrabadan olmayan" kızlar listesi verilmesi en mantıklı olandır). o sebepledir ki, çerkesler'de akrabalığın derecesi değil kendisi önemlidir. bir kimse için "akraba" kelimesi kullanılmışsa da o kişi, arada kan bağı olmasa da artık aileden biridir.
kız kaçırma esnasında, kaçırılan kızın getirildiği arkadaşın ailesi, artık o gencin akrabasıdır; ailedendir.
düğünde damada sağdıç -şşewukuet- olan genç akrabadır; ailedendir.
babanın, dedenin askerlik arkadaşı, kadim dostu akrabadır; ailedendir.
bir çerkes, dedesinin babasının dayılarını dayı sayar, onlardan bahsederken hiç uzatmaya lüzum görmeden "dayım" der geçiştirir.
bir sülaleden gelin alınması halinde alınan gelinin tüm sülalesiyle -ya da tam tersi kız verilen sülaleyle- akraba olunur ve akraba ailedendir.
bir çerkes için kuzeninin dayıları kendisinin de dayısıdır (on üç yaşındaki kuzenim benim anne tarafından dedemi de hesaba katarak üç tane dedesi olduğu iddia etmektedir; bunu da gayet inanarak yapmaktadır).
amca, hala, dayı, teyze çocukları "öz" kardeştirler (okula yeni başlayan amca kızı kuzen "kaç kardeşsiniz?" diye soran öğretmenine verdiği "on dokuz" cevabıyla öğretmenini krize sokmuştur. çocuk haklıdır, kardeş olarak bildiği hala, amca, dayı, teyze çocukları toplamda on dokuz etmektedir. tabi çocuğa işin aslını anlatmamız, esasında aynı anne babanın çocuğu olarak iki kardeş olduklarını ama diğerlerinin de kardeşi olduğunu ama bunu ona açıklamamızın zor olacağını idrak etmesini sağlamamız hayli zor olmuştu; "ahmet senin abin değil amcanın oğlu" diyen bir arkadaşını önce döven, sonra eve dünyası yıkılmış halde gelip "utanmadan bana abin değil dedi terbiyesiz!" diye arkadaşının arkasından atan diğer sekizlik kuzenimden ise hiç bahsetmiyorum).
böyleyken böyle olan hal ve şerait altında, bir çerkes gencinin kendisi çok geniş, muğlak ve kapsamlı olan akraba grubu içine giren biriyle evlenmesi, onu geçtim, ona "karşı cins" gözüyle bakıp ona meyletmesi imkansız olandır. yani xabze bunu yasaklamamış olsa da -ki xabzede aleni bir yasak da yoktur- akraba evliliğinin gerçekleşmesi çerkes toplumunda çok çok zordur çünkü yetişme tarzından mütevellit, akraba sayılan kardeşten öteye geçmez, geçemez.
xabzede aleni yasak yoksa, akraba evliliği yapanın dışlanması da ne anlama geliyor diyebilirsiniz. onu da şöyle açıklayayım: genel anlamda, aile içi ilişki ensest olarak adlandırılır. ensest kötüdür ve yasak olması gerekendir. bunu doğal olarak herkes bilir ve yasak olduğu için değil, kötü olduğu için, "olmaması gereken" olduğu için, buna kimse kalkışmaz. kalkışanlar da "ahlaksız" sayılırlar ve toplumdan dışlanırlar (işin yasal kısmını ele almıyorum). kimseye de kardeşiyle evlenmemesi gerektiği söylenmez. o kişinin bunu bilmesi doğal olandır zira. işte burdan hareketle, aile ve akraba kavramını çok geniş biçimde ele alan çerkes toplumunda da akraba evliliği "ensest" olarak görülür. çünkü yetiştirme tarzı gereği, kişi akrabayı "kardeş" saymalıdır. aksi şekilde davranan da dışlanması gerekendir. bu dışlama daha ziyade yasak gereği değil de, yetiştirme tarzına bakıldığında böylesi bir şeyi akıl edebilecek kadar "hasta", "ahlaksız" bir bünyenin toplumdan uzaklaştırılması gereği, bir nevi savunma şeklinde yapılır. yani ortada kararlaştırılan bir şey yoktur. sadece kişiler böylesi bir ahlaksızlık -ahlaksızlık göreceli bir kavramdır; sözüm meclisten dışarı- yapabilen soydaşlarıyla görüşmek istemezler ve gereğini yaparlar. devamında da kişi dışlanmış olur. bu spontane bir şeydir yani.
mesele esasında akraba kelimesinin içeriğinde, taşıdığı anlamda gizlidir.
tabi akraba evliliği yapmayanların ödüllendirilmesi gibi birşey de yoktur çerkes toplumunda. bu konuda xabze, sadece engelleyici yönüyle karşımıza çıkar. ödüllendirici yönünü de daha takdir edilesi şeyler için saklar. kendisine emanet edilen parayı çalıp yemedi diye bir adamı ödüllendirmemiz, aslında bizim erdemsizliğimizin kanıtıdır çünkü.
trakyalılar'da asla olmayan bir evlilik çeşididir. yedi gömlek uzak olmalıdır evlenecek kişiler. trakya'da akraba evliliği yapanlar çok yadırganır, bu bana göre daha çok sakat çocuk doğma ihtimalinden değil, akrabaya yan gözle bakma düşüncesinden ileri gelir. değil akrabaya, komşu kızına bile yan gözle bakılmaz, kardeş benimsenir. her türlü akraba da uzaktan olsa dahi kayıtsız şartsız kardeştir.
ensest ilişkilerin ve kızından çocuğu (pardon torunu) olan sapıkların bile ortaya çıkması sonrasında eleştirmenin absürt düzeye yükseldiği evlilik türü. tabii ki herkeste sorunlu genler vardır ve bunlar dışarıdan evlenildiğinde açığa çıkmaz, fakat sülaleden evlenildiğinde daha büyük ihtimallerle açığa çıkar. ve fakat yakın zamanda bununla ilgili testlerin de geliştirileceğinden eminim. tıpkı evlilik öncesi yapılan kan uyuşmazlığı testleri gibi.