akpli belediye başkanının atatürk fıkrası 

 sayfa  / 4
adana çık aradan

  1. istanbul mimarsinan belediye başkanı akp'li cuma bozgeyik'in kendince mizah anlayışıyla dinleyici topluluğuna anlattığı fıkra.

    - başkan: "kaymakam bey, kuşadası’nda kaymakamlık yaptı. orada bir efe var, müthiş atatürk hayranı. atatürk deyince adam hemen ayağa zıplıyor, selam duruyor. şöyle oluyor böyle oluyor filan. şimdi gün oluyor harman oluyor, atatürk’ün yolu aydın’a düşüyor. kuşadası’na. aimdi efe de, istasyon meydanında çayhanesi var. atatürk deyince adamın aklına böyle iriyarı, böyle palabıyıklı, ne bileyim üniforması filan, her şeyi ile böyle dev gibi bir adam hayal ediyor. süslüyor dükkánını. istasyona iner inmez ona çay kahve ikram edecek. bekliyorlar. şimdi tren geliyor, yavaş yavaş yanaşıyor. bizim efe her şeyi ile hazır vaziyette. trenden inecek o güçlü, heybetli, cüsseli adamı bekliyor şimdi. iniyor kısa boylu bir adam. bıyık mıyık da yok.

    - dinleyenler: ha ha haaa... (gülüyorlar.)

    - başkan: efe yıkılıyor bir kere şimdi. olsun diyor, yüreği büyüktür bizim ata’nın diyor. sesi mesi gürdür şimdi filan. tabii o zamanlarda televizyon melevizyon yok. sesini filan bilmiyorlar. konuşuyor. sesi cılız bir adam. eyvah, efe bir daha gidiyor.

    - dinleyenler: ha ha haaaa... (gülüyorlar.)

    - başkan: bütün hayaller suya düşüyor yavaş yavaş. olsun diyor, yüreği şeydir, büyüktür diyor. geliyor şimdi. ne içersiniz sayın paşam? kahve diyor. nasıl olsun? şekerli olsun diyor. yapma be paşam diyor. böyle yığılıyor herif.

    - dinleyenler: (gülüşüyorlar...)

    - başkan: ha ha haaa... bunu da mı yapacaktın bana diyor. ha ha haaa... efendim özür dilerim, o yörede şekerli kahveyi ibneler içermiş... ve bizim adam orada düşüp bayılıyor... ha ha haa... hi hi hiiii..."

    daha ayrıntılı bilgi edinmek isteyenler için;

    http://www.hurriyet.com.tr/...


    yazarın notu: o şekerli kahveyi sen iç ulan!
    (sürrealist, 03.03.2007 12:24 ~ 12:25)


  2. mekanda ne kadar gülen varsa bu fıkraya , anlatanıyla beraber toplayıp bize bir kahve ısmarlama isteği uyandıran fıkra. bol şekerli olacak tabi hepsi. sonra da dileyene pul , dileyene fotoğraf koleksiyonumu göstereceğim.
    (hplovecraft, 03.03.2007 12:31)
  3. güldürmeyen fıkra. iri yarı, palabıyıklı, gür sesli ve şekersiz kahve içen kaç kişi onun cesaretini, karizmasını, zekasını ve yüreğini taşıyor?

    iriyarı çoban mehmet başpınar birincisi pehlivan olur. ata onu huzuruna çağırır:
    -"sen herkesi kolayca yeniyorsun mehmet.." der ata, sonra ilave eder "seninle güreş tutsak beni de yenebilir misin?.."

    koca çoban, çocuksu bir mahcubiyet içinde başını önüne eğer.
    "sizi bütün cihan yenemedi paşam, ben nasıl yenebilirim?.."

    edit:düzeltme için neverlander'a teşekkürler.
    (saçmaladı yine bu, 03.03.2007 12:38 ~ 17:44)
  4. kuşadası yöresinde şekerli türk kahvesi içen bir soydan gelen bir akp'linin ağzına yakışmış olan bir fıkradır.
    (anubis, 03.03.2007 12:41)
  5. (bkz: http://www.milliyet.com.tr/...)
    (sycrone one, 03.03.2007 12:47)
  6. bu fıkrayı anlatanın aslında fıkrada bir rolü vardır.
    tren gelirken onu izleyen öküz bizzat fıkrayı anlatan kişidir. yoksa nereden bilicek bu kadar olayı?
    (geukka, 03.03.2007 13:02)
  7. tek kelimeyle densizliktir. bırakın atamızı hiç bir tarihi şahsiyete yapılmasının hoş kaçmayacağı aşağılık bir durum bu.
    (lemuria, 03.03.2007 13:04)
  8. sinirleri ayağa kaldıran iğrençlik,bir başka akp oyunu.herzaman bu tür adilikler akp den çıkmış olmasına rağmen hep münferit olaylar olarak gösterilerek akp yi bağlamadığı söylenir.ama cesaretle kabullenmek gerekiyor ki topunuz atatürk düşmanısınız,mikasasınız...
    (shade, 03.03.2007 13:09)
  9. büyüklüğü, yüceliği, kahramanlığı sadece dış görünüşte olduğunu sanan örümcek beyinli at gözlüklü insanların dinleyebileceği ve buna gülebileği tarzda bir fıkra...
    (sevilok, 03.03.2007 13:12)
  10. kadınlı erkekli bir otobüsün içinde anlatılmakta olan bir fıkra. muhtemelen hanımlar arasında kendi karısı ve kızı da vardır. böyle bir ortamda ibneli, amlı, götlü fıkralar anlatabilecek tıynette birisi sanırım bu fıkrayı anlatan. hadi atatürk'ü sevmiyorsun, kafan onun fikirlerini alacak kadar gelişmemiş de, biraz da terbiye be kardeşim, terbiye!
    (selenge, 03.03.2007 13:14 ~ 09.11.2007 16:11)
  11. aaah etekleri tutuşup tepki gösterenlere götümle güldüğüm olay değil mi bu. fıkra lan fıkra. adı üstünde. bektaşi-temel-karl marx-bush-hitler- peygamberler-allah-daha bir çok kişi, kavram ya da soyut karakterlerin kullanıldığı fıkralar algılanması gerektiği gibi algılanıyor, ama iş atatürk olunca gene abuk subuk paranoyalar türeyip dandik bir savunma mekanizması gelişiyor. allah'la taşak geçilebiliyor ama atatürk'le asla. büyüklük kompleksizlikle orantılıdır. yahu koskoca allah bir kulunun iki ince espirisine mi bozulacak, kaldıramayacak, cezalandıracak. ee yani iddia edildiği kadar büyükse atanız-atamız, korkmayın hiç bişey olmaz.

    atatürk'e bu anlayış yüzünden mesafeli yaklaşılıyor. onu izole etmenin sokakta karşılığı bu oluyor. duvarlar var arada. halk arasında konuşulanlara nazaran gayet hafif kalan bir taşlama ayrıca bu. iletişim teorilerindeki bilinen sonuçlardan... bir insan ya da ideoloji hakkında sürekli olumlu propaganda yapılırsa ya da olumsuz, tek taraflı kısaca, bu durum bireylere belirsizlik şeklinde yansır. hiç bir kötü yanını bilmedikleri olgunun kötü yanlarını kendileri inşa edip kafalarında kurdukça kurarlar. ee haliyle gerçeğe fazlasıyla uzak sonuçlar doğabilir bu yaklaşımın ışığında.

    bana atatürk hakkında olumsuz birşeyler söyleyin de onu kendimle özdeşleştirebiliyim. örnek alayım. bir insanda sevdiğimiz ne varsa onun sevmediğimiz, zayıf yanlarından beslenir. sevgilinize bakın! bana atatürk'ün zaaflarını söyleyin. bak çok içki içmesi iyi bir başlangıç mesela. zaman zaman ahlaksızlık yapardı diyin. inatçıydı. okeyde taş çalardı. bir keresinde attan düşmüş, suçu başkasına atmıştı. sabahları nemrut olurdu. hiç çekilmezdi. kendini beğenmişti. diktatördü. cebinde akrep vardı. insana ait bir şey anlatın işte. herkesin sahip olabileceği sıradan ya da büyük zaaflardan söz ediyorum. insana özgü. bir masuma kimse hayran olmaz.

    bu şartlar altında atatürk benim kahramanım değil. terminatör değil mcclane benim kahramanım- jack değil sawyer- rambo değil altan-v.s... ben insanları takdir ederim. caf caflı ambajalıyla putlaştırılmış, gerçekçiliğini yitirmiş, hiç bir albesini kalmamış kendi dünyamdan olmayanları değil. bu haliyle sıkıcı-renksiz-soğuk-yapmacık bir adam atatürk. yaratanlar düşünsün bana ne ya. tarzım değil kısaca. aa bi de bu fıkranın kayser sozer'in kahveyi sütlü ve şekerli içenler yumuşaktır tesbitinden sonra anlatılması oldukça manidar.
    (kayser sozer, 03.03.2007 13:27 ~ 04.03.2007 12:24)
  12. "bu sadece fıkradır, mizahtır... paranoyaklık yapmayalım" diyenlere götümle bile gülemediğim, gülmek için daha abzürd bir organ aradığım fıkra adı altında ki saldırı. bir insan bunu sadece mizah olarak görüyorsa, bunun içindeki kötü niyeti, zehri açıkca ifade etmeye götü yemeyenlerin gizli kapaklı saldırısı olduğunu idrak edemiyorsa ya çok saftır ya da o da içinde aynı kötü niyeti besliyodur. pollyannacılığın alemi yok.. ayrıca (bkz: pollyanna yı sikeyim)
    (lepaca kliffoth, 03.03.2007 13:33)
  13. o dolaylı yoldan laf sokmaya çalıştığı yüce atatürk olmasa o fıkrayı burada böyle anlatabilecek miydi acaba çok merak ediyorum?

    atatürk kadar başına taş düşsün... (bkz: sinirden edecek küfür bulamayıp saçmalamak)
    (evilmaddox, 03.03.2007 13:39 ~ 04.03.2007 09:54)
  14. mayısa kalmadan saatin 100 yıl geri alınıp atatürk ile enseya tokat muhabbeti yapılan olay.
    (togisama, 03.03.2007 13:45 ~ 15:37)
  15. selanik'teki atatürk evinin resmi olarak ziyaret edilmesi etkinliğinden sonra, bu etkinliğe kaymakamla birlikte katılan bir belediye başkanı, atatürk'e hakaret edecek biçimde anlatıyorsa elbette tepki gösterilecek bir fıkra olur bu. ibneli, amlı, götlü, sikli fıkralarını evde karına kızına anlatırsın, eş dost arasında anlatırsın, sağda solda "atatürk şöyledir böyledir!" diye kıçını da yırtarsın istersen ama böylesi bir resmi geziye, hele hele atatürk'ün selanik'teki evini ziyaret etmek amacıyla düzenlenmiş bir geziye belediye başkanı sıfatıyla katılıyorsan, bu fıkrayı bu ortamda anlatamazsın arkadaş! yemez... liboş olmadığımdan kelli, böylesi bir konuya çok da rahat ve geniş bir açıdan bakamıyorum ben!
    (selenge, 03.03.2007 13:47 ~ 13:50)
  16. derhal soruşturma başlatılması gereken mevzu.her şeyden önce bir belediye başkanının bu kadar terbiyesizce laflar etmesi ve bunu bir otobüs yolculuğunda alenen yapması olayın daha beter diğer yüzüdür.mevzu orada adı geçen kişinin yalnızca atatürk olup olmaması değil , mevzu namık kemal , mithat cemal , ziya paşa gibi isimlerin de bu yolla karalanması ve bazı aydınlarımızın , yetiştirdiğimiz önemli isimlerin böyle terbiyesizliklerle halkın hafızasına "kötücül" bir şekilde yerleştiriliyor olması gerçeğidir.namık kemal'in hakkında onlarca küfürlü espriler döndürenler dönüp bu şahsın nasıl bir insan olduğuna bile bakmazlar.

    aslında tek bir söz var buna yakışan

    "her şeyden önce saygı , her şeyden önce ar"
    (madbrother, 03.03.2007 13:53 ~ 14:00)
  17. aslında akp li belediye başkanına ait olmayan ve halk arasında anlatılan en popüler atatürk fıkralarından biridir.

    fıkra atatürk'ü aşağılamak amacıyla anlatılsa bile amacını aşan ve eşcinselleri aşağılayan bir boyut kazanmaktadır.

    bu yüzden atatürkçülerden özür dilese eşcinsellerden dileyemez eşcinsellerden özür dilesi atatürkçülerden dileyemez yani iki ucu boklu bir değnektir.

    bu güne kadar akp ile arasında su sızmayan medyanın bu aralar pek telaşlı olduğunu gösteren bir başka hadisedir.

    bu tip konuların bu aralar gündeme taşınmasının sebebi de muhtemelen yaklaşan seçimlerdir.
    (ozguradam, 03.03.2007 13:56 ~ 13:59)
  18. atatürk'ün kim olduğunu henüz kavrayamadığı için o'na karşı saygı besleyemeyen, beslemeye de gönlü razı olamayan kişiliksiz bir bünyenin yavan bi mizah anlayışı içinde sarfettiği hakaret içeren fıkra..
    hayır anlatırken ne de olsa mizah kisvesi altına büründürdük olayı, tepki gelmez diye mi düşündün yoksa çok güldüğün temelle dursunla bir mi tuttun atatürk'ü.. senin başındaki kim ki sen ne olasın zaten...
    işin bok tarafı, şimdi bu adama tepki gösterilince görevinden alınır,sonra da bakın gördünüz mü biz kendi adamımız da olsa eğer böyle bir hakarette bulunmuşsa gerekeni yaparız, biz atatürkçüyüz denir.
    (vanguard, 03.03.2007 14:14)
  19. şimdi ortada fıkra adı altında hayali bir hikaye var."fıkra" adı altında dememin sebebi ise hikayenin gerçekten komik olmayışıdır.mesela fıkranın sonunda "kahveyi şekerli içmek ipnelere mahsustur" gibisinden bir çıkarım herkes tarafından bilinen bir şey olsaydı yani anlatıcı tarafından dillendirilmeseydi belki anlatılan hayali hikayanin "fıkra" sınıfına girmesi olasıydı.bu biir!

    ikinci olarak; fıkra anlatmak bir sanattır.anlatıcı felaket anlatmaktadır.ayrıca fıkrayı anlatırken ara ara gülmektedir ki bu fıkra anlatılırken yapılacak en büyük hatadır.sonuç olarak fıkra kötü dillendirilmektedir.

    tabi işin birde dinleyici kısmı var.fıkrayı anlatan şahıs konumu itibariyle anlattığı kesimin lideridir(!).dinleyiciler ona her türlü yaranma içgüdüsüyle hareket ederler.yani bir bakıma dinleyenler fıkraya 1-0 geride başlamaktadır.yani ne anlatılırsa gülünecekdir!

    yani fıkranın sağlıklı bir şekilde anlatılması ya da sağlıklı reaksiyonlar alması olası değildir.zaten fıkra da değildir!

    hal böyleyken; tüm bu çıkarımlar ışığında olaya biraz akp biraz gerilicilik biraz anti-laiklik ve biraz da pişkin gülüşler eklenince sonuç elbette facia oluyor.

    işin en eğlence kısmı ise daha doğrusu tek eğlenceli kısmı; yaptığından pişman olduğunu söyleyen belediye başkanı duyduğu üzüntüyü(!) atatürk anıtına çelenk koyarak gösteriyor.sanırım fıkranın en komik kısmı da tam burada yaşanıyor!
    (baschar, 03.03.2007 14:24)
  20. "ah atam çok zamansız gitmişsin, biraz daha kalıp keşke köklerini temelli kurutsaydın" dedirtti.

    edit: kötülenmiş bu girim, hahayt...

    (bkz: aramızda bir top var)
    (univercitizen the reincarnated, 03.03.2007 14:26 ~ 14:48)
  21. köye bir belediye başkanı geleceğini öğrenen köylü başlıyor hazırlaklara...muhtar herşeyin kusursuz olmasını istiyor. kasap kurban etmek için bir koyun, bir kısım köylü ise kurban kesildikten sonra etraf şenlensin diye davul-zurna ekibi getiriyor. bekledikleri belediye başkanı böyle iri yarı adam gibi bir adam. bir süre sonra tren istasyona geliyor. ilk önce kurban kesiliyor sonra davul-zurna derken belediye başkanı trenden iniyor. görenler hayret içinde çünkü öyle heybetli bir insan ki bu belediye başkanı... köylünün arasında bir çocuk var. bu çocuk "ibne çıplak" diye bağırıyor birden. diğer köylüler bakıyorlar adam gayet güzel giyinmiş. anlam veremiyorlar çocuğun dediğine. bir yaşlı amca sivrilip "neresi çıplak oğlum adamın ve neden ibne diyorsun adama haddini bil" diyor. çocuk ise önceden atasına laf ettiğini bildiği kişi için "atama laf etmiş birine bırak ibne demeyi o ibneyi elime geçirirsem sikerim bile ben" şeklinde yaşlı amcaya cevap veriyor.

    gelen bazı mesajlar üzerine edit:çay için içiniz ısınır. şekerli...
    (welcome home, 03.03.2007 14:27 ~ 21:45)
  22. güneşi balçıkla sıvama denemelerinin sayısız örneklerinden biridir.
    (univercitizen the reincarnated, 03.03.2007 14:42)
  23. bu volvoksların saçma sapan fıkralarla rant sağlayarak gelmek istedikleri noktanın binlerce kilometre yukarısına atatürk,adamlıkla ve çağdaşlıkla çok önceleri gelmiş,adını kazımıştır.

    fıkraları da kendileri gibi tırt.kendilerine kalsın.
    (enslaved, 03.03.2007 14:47)
  24. atatürk e b*k atmak isteyen insancıkların korkarak kendi aralarında anlattığı fıkramsı, birleşince çok anlamsız bir yazı ortaya çıkaran cümleler topluluğudur.
    (auryn, 03.03.2007 14:52)
  25. (bkz: cuma bozgeyik)
    (nvr ws a crnflk grl, 03.03.2007 15:03)
 sayfa  / 4