zoraki tanım: halkın görmesi gereken detaylar bütünüdür.
not: başlıkta aslen "
mhp nin ergenekon denen davadaakp ye desteğinin sebebi"ni inceleyecektim fakat, konu budaklanınca yazarken laf lafı açtı ve başlık bu hale geldi.
-----
spoiler-----
öncelikle sabırla okumanız gerektiğine vurgu yapmak isterim ve vereceğim bkz'leri de okuyarak, resmin tamamını daha net görebilirsiniz.
burada aslında
akp ve
mhp'nin arasında fark olmadığı ve ikisinin de işbirlikçi partiler olduğunun çözümlemesini yapacağım.
insanlarımızın
abd ve
israil tarafından nasıl kandırıldığını ve türkiye'deki demokrasinin nasıl yok edilmeye çalışıldığını inceleyeceğim.
-----
spoiler-----
daha en baştan belirteyim ki,
mhp de,
akp de, yıllar yılı emperyal güçlerin farklı adlar veya yan kollarıyla türkiye'yi karıştırmak üzere kullandığı iki oluşumdur. öncelikle aşağıdaki bkz'leri okumanız gerekmektedir sonrasında yazılanlarda ne kastettiğimi anlamanız için.
mhp'nin geçmişi için: (bkz:
mhp nin kanlı tarihi)
akp'nin geçmişi için: (bkz:
akp nin türkiye yi bölme planı)
bu başlıkları sabırla okuduysanız göreceksiniz ki
atatürk'ün ölümüyle
akp'nin ataları, dini kullanarak daha geniş kitleye hitap edebildiği için iktidar olup emperyal güçlerin türkiye üzerindeki politikalarını uyguladılar.
mhp ise karışıklık çıkarma dönemlerinde hem kamplarda tabanından kimselerin eğitilip silahlı saldırılar ve eylemler yapma noktasında, hem de dini sömüren akp ve onun ataları gibi partilerin ellerinde tutamadığı sağ seçmeni tabanına bağlama noktasında görevini üstlenmektedir. nitekim 80'de sol'u yok eden emperyal güçler, şimdi ise muhalefeti tümden yok etmeye odaklanmıştır.
bazı detaylar-----------------------------------
- hatırlayın
sol'u yok etmek için 80 ve öncesinde hem dini(!) kesim, hem de mhp tabanı beraber hareket etmiştir.
- darbeye kadar kanlı eylemlerini yapan ve
abd ile
israil askerleri tarafından eğitilen faşist militanlar silahları da verilerek katliamlarından sonra
alparslan türkeş'in söylemiyle "görevi orduya bıraktılar".
- o yıllarda ordu ile bir olup sol'u yok eden radikal ve faşist işbirlikçiler, şimdi de ergenekon(!) saçması ile muhalif ve ulusalcı, atatürkçü, aydın kesimleri toptan yok etmeye çalışıyorlar.
- sözde türklük değerlerini savunan
mhp, diğer işbirlikçi
dtp'lilerle birlikte gerginlik siyasetinden rant sağlamaya çalışıyor. bu sayede duygusallaşan halk, etnik köken tabanında düşüncelerini yönlendirip ya dtp'ye, ya da
mhp'ye destek veriyor.
akp'nin de buna çanak tutup kutuplaşmayı körüklemesi, muhalefette aslen
mhp'nin kendisine tek alternatif olarak görünmesini ama kendisinden daha zayıf hissedilmesini istemesindendir. amaç, kalan son muhalefet partisi
chp'yi güçsüzleştirmektir.
-
29 mart 2009 yerel seçimlerinde dahi türban, ergenekon, etnik köken tartışmalarını muhalifleri olan
chp tartışmaya kalkan iktidar
akp'si, uzun yıllar görülmedik şekilde chp'nin bu tartışmaların içine mümkün olduğu kadar girmemesi ile ezber bozulması yaşamıştır. en olmadık zamanda ve konusu yokken tayyip bey, "
atatürk'ün arkasına sığınıyorlar, eskiden karneyle ekmek alınırdı" gibi söylemlere başvurmuştur. işte asıl karın ağrılarının dışa vurumu da burada net görülmektedir.
"
zurnanın zırt dediği bir nokta da şudur"---------------
- dikkatle vurgulamak isterim ki, 1980 öncesi ve darbesinde emperyalistlerle sol'u yok eden işbirlikçiler, o dönemdeki olayların hem azmettiricisi hem de failleridir. ama gelin görün ki gerçekleştirdikleri darbelerden en çok nemalanan da onlardır. halkın darbeye olan tepkisinden en çok onlar faydalanır. sözde ergenekon(!) örgütü davası ile bağımsızlığı bozulup akp tekeline giren yargı,
atatürkçü/ulusalcı/bütünlükçü/aydın/halkı bilgilendiren kesimi sindirme politikası güderek medya desteği ile karalamaktadır. 80'de olduğu gibi yine suçlu olarak aydın ve sol kesimi pazarlamaya çalışmaktadır. ülke gerçeğine halk bu şekilde yabancılaştırılarak ve ülkenin gerçek menfaatine konuşanlar güvenilmez ve düşman ilan edilerek, emperyalistlerin yaratmak(!), aslen yok etmeye çalıştıkları türkiye'ye doğru gidilmektedir. bu sefer muhalif güçleri tamamen yok etmeye çalışmaktadır. darbeye karşı görünen duruşlarını, karalama kampanyası güderek muhalefete yöneltmiştir. oysa darbeye sözde karşı bu kimseler, hala darbe ve öncesinde faili mechul görünen ama faili kendileri olan olayların hesaplarını sormamışlardır. işte zurnanın zırt dediği yer de burasıdır.
mhp'nin ve
akp'nin bu karalama kampanyasında birleşmesinin sebebi de budur. çünkü ikisi de aynı amaca hizmet etmektedirler. çünkü ikisi de geçmişte fail, şimdi ise bu eylemin yine farklı kanallardan destekçisidirler. sözde türklük değerlerini savunan mhp'nin, geçmişte
alparslan türkeş'e "
başbuğ" demesinin sebebi, kamplarda eğitilen militanlarına kanlı emirleri verenin
alparslan türkeş ve
muhsin yazıcıoğlu/@3260788 gibi kimseler olmasıdır. kime başbuğ denir? ordu komutanlarına, özellikle de savaş kazanan lider vasıflı kimselere. asıl başbuğ, yakın tarihte
atatürk'ten başkası değildir. peki ya
ergenekon nedir? bir türk destanı. o halde böylesine bir destanın adını bu şekilde yozlaştırıp gerçekleri çarpıtma gayreti nedendir? elbette ki asıl amacın türklük olmamasıdır. amacın değerlerimizi ve birliğimizi gerçekte yok etme çabası olmasıdır. kendi içinde bir olan bu guruplar bir gün her şeyi çürüterek, savunacakları hiçbir şeyin kalmadığını göremiyorlar. gözleri nefret, kin ve cehaletle boyanmış kimselerdir. birçoğu oysa iyi niyetlidir. kullanılmakta ve farkında değildir. zaten kimseyi zorla ülkene kötülük et diye kandıramazsınız. bir kurguda onlara rol biçer, kurgunun başarısı oranında amacınıza ulaşırsınız.
"
akp nin türkiye yi bölme planı" ve "
mhp nin kanlı tarihi" başlıklarında bunların bir kısmına değindik zaten. dehşet verici derecede başarılı olduklarını da gördük kurguda. 7 senedir türkiye'nin gündemini hatırlatmak isterim. türban ve ergenekon(!). bu süreçte halkımız hem akp'yi niçin seçtiğini unutmuş, hem de gerçeklerden soyut bir gündemde yok edilen türkiye'yi görmediği gibi, her şeyin iyi gittiğine inanmıştır. bugün akp, mhp ve dtp'nin emperyalistlerin kontrolünde ve hizmetinde olduğunu düşünürsek, türkiye'de halkın menfaatini düşünen oluşumların ne kadar zayıf kaldığı konusunda da bir fikre matematiksel olarak ulaşırsınız.
----------
doğruyol partisi ve anap'
ın çöküş süreci------------
doğruyol partisi ve anap'ın çöküş sürecine dikkat buyurun. bu partilerin başına geçenler akp ve mhp kökenli kimselerdi son dönemlerinde. türkiye'de muhalefeti yok etme kampanyası, aslen 80 sonrası sol'un yok edilmesi ile başlamıştır. o dönemde sol'u yok eden emperyalist işbirlikçileri, muhalefeti yok etmeye olan zemini hazırladılar. şimdi de olgunlaştırdılar ve demokrasiyi işlemez hale getirdiler. darbeye sözde karşı bu kimseler diktatoryalarına doğru emin adımlarla gitmekteler.
anap,
turgut özal'dan sonra hep çöküş sürecinde idi. turgut özal'ı da abd'nin başa getirdiğini eminim bilmeyeniniz yoktur. ama sonra dengeler değişince öldürüldü. sonrasında doğruyol ile beraber hatırlayın hep gerginlikten oy aldılar. insanlar, taraf olmaya o dönemde hep hazırdı. lakin dogmatik olarak düşündürme ve seçmeni bağlama konusunda temelleri yoktu. bu dönemde hazırlandılar. amerika'nın baş adamlarından
fettullah gülen efendi(!), gerek okullar gerekse insanların beyinlerini yıkama konusunda dünyanın ve türkiye'nin dört bir yanında ağlarını kurdu. güçlendi. göz yumuldu. tıpkı masonların yaptığı gibi her sokağa kadar örgütlendiler. akp'nin aslen bugün her sokağa kadar örgütlü olması 7 senenin olayı değildir. en az 20 senelik geçmişi vardır bu olayın. sonrasında anap ve doğruyol partisi, az önce söylediğim akp ve mhp kökenli son başkanların da istifaları ile siyasetten resmen silindi. iki son başkan da mhp ve akp tebası kökenli idi. akp'nin ve mhp'nin tek alternatif olarak daha güçlü şekilde siyaset sahnesinde rol almasının nedeni de bundandır.
-------------
toparlayacak olursam---------------
kardeşlerim!
hiçkimse git kardeşini öldür, ülkeni bana ver demekle ne öldürür ne de ülkesini verir. ama yaratılan bu büyük oyunda geçmişi ve bugüne gelen süreci doğru analiz edelim. görelim. 60'larda, 80'lerde sağ veya sol diye birbirini öldüren insanları hatırlayın. kendilerine göre haklarını arıyorlardı. yaratılan 2 tarafta, 2 tarafın içindeki milyonlarca insanın amacı daha güzel bir türkiye yaratma gayreti idi. buna inandırıldıkları için bazen öldüler, bazen öldürdüler. inandıkları bir şey vardı. 80'de bu tek taraflı yok edildi. diğeri de törpülendi. cehaletle tanıştı halk. bu sebeple eğitilmedi. eğitimsiz kaldıkça gerçekleri görmekten uzaklaştı ve ülkesini yok eden oyuna bilmeyerek dahil oldu.
bizi yok etmeye ant içmiş olan emperyaller, kandırdığı insanları kendi amacına doğru emin adımlarla koşturmaktadır. ekonomisi biten hiçbir topluluk küreselleşen dünyada yaşayamaz. bu sebeple ülkemizin içini iyice boşalttılar. ekonomimizi felç ettiler. devletin gelirini bitirip vergi olarak halka yüklediler. özelleştirme yutturmacası devletin içini boşaltma işlemini başarılı ve sorunsuz olarak yerine getirdiler. bunu yaparken de maliye bakanı
kemal unakıtan "ne komünist ülkeymiş, sat sat bitmiyor" diyebilecek kadar da iğrençleşti. 80 yıllık cumhuriyet tarihinde 100 küsür milyar dolar olan cari açığımızı yaklaşık 500 milyar dolara çıkardılar. hem de dünyada en yüksek borç faizini ödeterek. devlete gelir getiren işletmeleri satarken açığı nasıl kapadılar? vergiler ve kredilerle. krediye en yüksek faizi ödeyerek kimi zengin ettiler? emperyalist güçleri. düşünün ki 1 milyar dolar yıllık net karı olan
tüpraş gibi işletmeleri 4-5 yıllık karlarına satarken 800 milyon dolar taksitle satabiliyorlar. yani yıllık net karının da azına. hem de tekel olan stratejik işletmeler bunlar. sadece marka değerleri dahi daha fazla. bunu satarken bir de krediyi devletten veriyorlar. devletin hani paraya ihtiyacı vardı? peşkeşin ve yok etme politikasının bu kadar yüzsüzce her alanda işlendiği bir dönemde bunların duyurulmaması da şüphesiz tesadüf değildir.
bankalar satılarak para politikası yapmamız da engellendi.
ermenisi,
yunanı,
amerikalısı,
israillisi banka aldı. şimdi
merkez bankası istediği kadar ucuza para versin bankalara. bildiklerini okuyacaklar. sizce para politikası yapamamamız neden? bankaların halkı sömürmesi neden?
cari açığı gidermek üzere bizi kredilerle fonladıkları sürece bizler uyuyacak, devletimiz de daha da yok olacaktır. bir gün krediler kesilip ülkemizde işçi toplumu olduğumuzda, emin olun o zamana kadar ne direnecek gücümüz, ne emperyallerin elinde olmayan işimiz, ne de kendi yurdumuzda sahibi olduğumuz bir sözümüz olacak. işte o zaman diyecekler
ermenistan, diyecekler
kürdistan, diyecekler
kıbrıs, diyecekler adalar, diyecekler
trakya, diyecekler
ardahan... bitmeyecek sözleri.
------------------
kısa bir örnek-----------------------
sizlere daha basit anlamanız için kısa bir örnek verip sözümü sonraki girilerde buluşmak üzere bitireceğim. bizim
istanbul'da
silivri'nin köylerinden birinde çiftlik evimiz var. arsamızı ilk aldığımızda o köye giren ilk yabancılardık. maksadımız 1000'den fazla ağaç dikmek, yazları doğayı yaşamak için bostan yapmak ve bu beton yığınından haftasonları uzaklaşıp doğayla mümkün olduğunca iç içe uğraşmaktı.
köylü ilk olarak bize sattı bir arsa. sonra bizden ziyade birçok yazlıkçı geldi ve tarla aldı. elbette türkiye'yi yok etmeye programlanmış bir ülkede tarlaları koruma yasaları da yok. hadi biz 1000'den fazla ağaç diktik, tatil imkanımızın yanında faydamız da var. ama sonra noldu? iş imkanı olmayan köylü, düğün var diye tarla sattı, sıkıntıya düştü tarla sattı, sattıkça zayıflaştı. sattıkça arsalarda yazlıkçılar doldu. şimdi köyde tarlası olan çok az kişi var ve tarlaları da kendisine yetecek gibi değil. bir zamanlar efendisi oldukları köyde, şimdi domatesini bile
pazardan alabilmek için yazlıklarda bahçevanlık yaparak maaşlı çalışıyorlar asgari ücretle. bu durumdan ülke kaybetti, o köyün gerçek
sahipleri kaybetti ve gelecek nesiller kaybetti. kazanan, domatesi ithal ettiğimiz ülke, yabancısı olduğu yerde ağa olan yabancılar. bu
anlattıklarım 17 senede gerçekleşti. türkiye'nin tamamında da gerçekleşen budur.
(bkz:
akp nin tekstil açılımı/@3124709)
(bkz:
akp nin filistin açılımı/@3124661)
(bkz:
akp nin emeklilik açılımı/@3124615)
(bkz:
akp nin doğalgaz açılımı/@3124747)
(bkz:
akp nin alevi açılımı/@3124874)
(bkz:
akp nin ateist açılımı/@3124816)
(bkz:
türk petrol kanunu/@2977523)
(bkz:
29 mart 2009 yerel seçim tartışmaları/@3264714)
(bkz:
türkiye deki seçmenlerin dürüst olmaması/@3277939)
(bkz:
aziz nesin borsası/@3262524)
(bkz:
darbe savar akp nin kenan evren i yargılamaması)
(bkz:
akp nin seçim öncesi açılışlı mitingleri/@3215241)
(bkz:
rte nin davos ta ayar verdiğini sanan insan/@3124465)
(bkz:
akp nin insanları klonlaması/@3197409)
(bkz:
küreselleşme ve kapitalizme sol bakış/@3180517)
(bkz:
chp ve sol görüş tartışmaları/@3016408)
(bkz:
tayyip in karşılıklı oturumlara hiç katılmaması/@3175197)
(bkz:
ergenekon krokileri/@3174979)
(bkz:
hasan mezarcı/@3174686)
(bkz:
tayyip erdoğan ı bugünlere getiren ekip/@3174666)
(bkz:
2009 akp seçim mitingleri/@3151151)
(bkz:
kemal unakıtan ın dayak yemeye geliyorlar demesi/@3149736)
(bkz:
ahmet altan solcusu/@3137732)
*
(bkz:
muhsin yazıcıoğlu/@3294686)