akp'ye mensup büyüklerimizin(!) çiftçilerle konuşma dilinin güzide örneklerinden biri dahadır ne yazık ki.
ülkem sistematik eğitimden geçen biz sözlük ahalisine bir hatırlatma yapalım; hayat bilgisi kitaplarından sosyal bilgiler kitaplarımıza oradan da coğrafya kitaplarımızın güzide sayfalarına geçen, onca yıl boyunca tekrarlanan bir kaç söz var. "türkiye, kendi kendine yetebilen bir tarım ülkesidir.""iç anadolu türkiye'nin tahıl ambarıdır." bu
söylemleri unutmamak elde değil herhalde.
peki 21. yüzyıla gelinmişken nedir acaba türkiye'de tarımın ve çiftçinin durumu? ürettikleri üründen kar elde edemeyen, üstüne üstlük krediler altında beli gittikçe bükülen, devletin fiyat açıklamayı geciktirmesi ile tüccarlara ürünlerini peşkeş çekmek zorunda kalan ve de üstüne üstlük kuraklık denen bela ile uğraşmak zorunda kalan çiftçilerimiz söz konusu.
hadi partinizin tarıma yönelik bir politikası yok, sadece örgütlenmelerini ele geçirmekten başka; bari söylemlerinizde kullandığınız dile dikkat edin demezler mi? % 47lik oy oranının her yaptığını meşrulaştırdığı fikrine kapılmaları da cabası; yolsuzluklar diz boyu sürerken üstelik.
önce anamızı alıp gittik, sonra da utanmaz yalancı olduk!! daha geride ne kaldı ki acaba?
bir de şu söz buraya cuk oturmakta, hatırlatmadan kapamayalım sözü:
üreten bizi yöneten de biz olacağız!!!