öncelikle "ananı da al git" diyeceksiniz. recep tayyip erdoğan'ı ve akp'yi eleştirmek için tek anahtar budur. gelecek siyasi zaferlerin yolu bu cümleden geçiyor. bu cümleyi sarf edip, kafesinde beyinsizce zıplayan maymunlar gibi sevinecek, çok büyük iş yapmış bişi "ehi ehi" diye güleceksiniz. akp seçmeni ile dalga geçecek, onlara hakaret edeceksiniz ki, akp'ye değil size oy versinler. koca koca profesörleri toplayıp kahve muhabbetiyle siyaset yapacaksınız sonra.
siyasi parti başkanı mısınız? varsa yoksa ad hominem. kendi yapacağınız icraatleri anlatmayacaksınız, recep tayyip erdoğan'ın yaptıklarını eleştireceksiniz. saatini, giyimini, konuşmasını eleştireceksiniz bilhassa. hayır, oturup da "ben şöyle bir ekonomi sistemi getireceğim", "üniversiteler için şöyle bir yenilik planım var" demeyin. kah başbakan'ın kasımpaşalılığından, kah attan düşmesinden dem vurun. işte muhalefet böyle yapılır.
üniversitelerde türban serbestisini eleştirirken holiganlar gibi argümanlar sunun, kavga çıkacak, ülke kaosa giedek deyin ki, üniversiteler iyice gruplaşsın, örtülü-örtüsüz grupları oluşsun. sonra kavga çıkınca da "akp'nin yüzünden oldu" diye çıkışırsınız.
akp gitsin, ülkenin her yerini gezsin, siz ankara'dan, istanbul'dan açıklamalar yapın. evet, akp bir sürü şey dağıttı. ama bunları dağıtmak seçmenin oyunu satın almak değil, "biz de buradayız" demektir. yurdumun izbe köyünde akp'den bir kibrit çöpü alan insan bu partinin kendisini gördüğünü de bilecektir. oysa siz magazin programı edasıyla recep tayyip erdoğan'la aşık atın. seçmenin gözünde akp gerçek oldukça, siz de bir o kadar sanallaşın.
internette profil resimlerinizle fethedin seçmenlerin gönlünü. çünkü siyaset böyle yapılır. politik işte böyle olunur. "lüzumsuzsa söndür" gibi zeki argümanlarınız, sembolik anlatımlarınızla entelektüel kesime de hitap edin. facebook'ta toplanın yoldaşlarınızla. birbirinize youtube videoları göndererek birlik olun, örgütlenin. türk bayrağı koyun ki resimlerinize, türkiye'nin gücünü anlasınlar.
günaşırı anıtkabir'e gidin. anıtkabir'e böyle çok gidince akp hükümeti için istifa etmekten başka çare kalmayacaktır. sakın kitap, gazete, dergi okumak gibi bir gaflete düşüp böyle mühim bir vazifeyi savsaklamayın, böyle buyurdu atatürk bize yıllar önce çünkü. hayatta en hakiki mürşit anıtkabir'e gitmektir demedi mi?
vatanınızı sevin, ama korsan film indirmekten geri kalmayın. yüzüklerin efendisi'ni sinemada izleyip babam ve oğlum'u vcd'den izleyin ki paranız sevdiğiniz vatanınıza, vatandaşınıza değil amerika'ya nasip olsun. işte gerçek milliyetçilik böyle gösterilir.
kalem kılıçtan keskindir. kalemiyle işinize çomak sokan olursa vatansever çetelerinizle hakkından gelin. böyle zararlı şeyler yazan, ama "kirli türk kanı" adlı üç kelimesinden başka ne yazdığını kimsenin bilmediği adamları haklayın. "bu adam ne yazmış lan" diye hiç merak etmeyin, siktir edin. zaten önemli olan, öldürülmek istenen düşünceler değildi. hepiniz toplanıp ağıtlar yakın ama hiçbiriniz siktiğimin iki satır yazısını okumayın. niye öldürüldüğünü bile bilmediğiniz adamın davasında onunla olun, o da bunu isterdi.
yanlış olanın karşısında durma eyleminin bir tecellisidir. ayrıca bu insanlar doğru yapanın da elbet yanında olmuştur, olacaktır. hal böyle olunca akp nin de doğrularının yanındayız. ancak yanlışlar doğrulardan çok ise bir düşünmek gerek.
chp karşıtlığı, darbe karşıtlığı, imam hatip karşıtlığı, dtp karşıtlığı, kökten dincilik karşıtlığı, laiklik karşıtlığı gibi normal bir karşıtlıktır çünkü insanoğlu çıkarlarına ters düşen ve inandığı değerleri yok sayan kendini tehlikeye düşürdüğünü düşündüğü herşeyin karşısındadır, olmalıdır.
bunun popülizmle yakından uzaktan alakası yoktur.sadece herşeye objektif baktığını sanıp hiçbir fikri benimsemeyen, kendisinin de hiçbir fikri olmayan insanlar "herkes bir akp karşıtlığı tutturmuş gidiyor ne moda yahu" diyebilir,der.
bu da bir düşünüş biçimidir diye akıl yürütsek de bir yerde tıkanır. bir şekilde üstesinden kişi tarafından gelinmesi gereken düşüncedir.
hepimiz susalım, hepimiz akp yi ayakta alkışlayalım. nedir bu sözlüğün tahammülsüzlüğü allah aşkına. kime hesap veriyoruz yahu biz ?
sanki karşımızda sütten çıkmış ak kaşıklar duruyor da biz inadına üzerinde sinek aramaya çalışıyoruz... herkes ayn şeyi düşünmez arkadaşlar bunu duymak hoş gelse de gelmese de.
başbakanın biri bi-gün bu ülkede en kutsal sayılan ana kavramını nerdeyse küfür şeklinde kullanıyor, susuyoruz.
bir diğer eski bakan acar reis-i cumhur, cumhuriyete ne hacet artık fikir beyan ediyor bakakalıyoruz
bir başka kıymeti kendinden menkul meclis başkanı tuhaf şeyler söylüyor ama biz yani halk olan biz kalkıp bir laf edemiyoruz.
hastaneleri açtık halka dediler, bir özel hastaneye gidip de milyonlar dökmeden çıkabilen var mı
ekonomi çıldırdı durduramıyoruz sürekli zenginliyoruz dediler , hala 3 yıl önceki maaşa çalışıyoruz ve her geçen gün daha az harcamaya gayret ediyoruz. en basit , en çok bulunan sebze meyve kilosu 2-3 ytl den satılıyor, her gün artan miktarlarda vergi ödüyoruz ama nedir ; ekonomi iyileşti!!! hesaplar değişiyor bir gecede dünyanın sayılı zengin ülkelerinden oluveriyoruz karnımız zil çalarken.
satılmadık yurt sathı kalmıyor , konuşamıyoruz
terörden, can korkusundan sokağa çıkamıyoruz sineye çekiyoruz
sokağa kazara çıktığımızda kıyafetimize hiç olmadığı kadar dikkat ediyoruz linç edilmemek için, yine de aç bakışlardan korunamıyoruz
ülkenin yığınla sorunu varken aylardır açsak mı başımızı , kapasak mı dan başka birşey düşünmüyoruz
bu kadar zamandır iktidarda olan partinin, birden bire türbancı kesilmesinin altında yakınlaşan yerel seçimler olabilir mi diye düşünemiyoruz
konuşalım diyoruz gözaltına alınıyoruz
emekçinin gösteri hakkı vardır, sokağa çıkalım diyoruz vatan haini oluyoruz
bütün bunların üstüne bir de üniversite platformunda boyuna itilip kakılıyoruz
sadece aileden gelen bir muhafazakarlıkla akp ci olanlar, ülkeyi futbol mantığıyla yöneten başbakandan gurur duyabilirler, hayranı olabilirler. ama kendilerine istedikleri özgürlüğü başkaları için istemedikçe boşa konuşurlar.
inanç özgürlüğü ise alevilere de, türbanlılara da
konuşma hakkı ise, akp lilere de , kürtlere de, ermenilere de
dilediği gibi yaşama hakkı ise başı açıklara da , kapalılara da , inançsızlara da
başkasına zarar vermeyen ,özgürlük sınırları içersindeyse herkese, tek bir zümreye değil
boyuna eksileniyorum, ağzımı bozduracaklar çok da derdimdi. sizin mantığınız bundan ötesi olamaz ki zaten. fikire tahammül edemezsiniz ki, cezanızı kesersiniz. kocaman bir "eksi"
hay allah! çok yaşamam bu muhaliflikle ben, baksana sürekli uyarılıyorum yakında orgazm olacam!!!
çığlıklarımı,
benim gibi sürekli eksilerle uyarılanların orgazm çığlıklarını duyacaksınız arkadaşlar çok az kaldı.
az kaldı...bu millet bir gün kendine gelip, ben ne yaptım diyecek!
demek zorunda!
bu devleti kuran insanların nesliyse bu yaşayanlar.
ümmetçiliğe, ikinci sınıf vatandaşlığa, adam kayırmaya, ülkenin gidişatına
dayanamayıp başlayacak yarım bıraktığı yerden....
güzel günler göreceğiz
güneşli günler
ampülle değil güneşle aydınlatılmış , yapay değil gerçek aydınlık günler göreceğiz.
biat kültüründen gelen ben bilmem hocam bilir anlayışına sahiplerin nedenini anlayamadıkları karşıtlıktır.
laga luga yapıyorlar, değil mi? evet, evet biat etmeli hepsi. ne gereği var bu konularda kafa yormanın di mi? koskoca başbakan, bakanlar düşünmüş, yapmış, %47 oy almışız üstelik di mi? karşı olanlar da kim oluyor di mi?
bakın hala 3+1 i geçirmediniz. geçirmezseniz daha ağır yazıp, altını da doldururum. gerekli yasal düzenlemeyi geçirin meclisten, sileceğim hepsini söz.
benimde içinde bulunduğum durum. dini kullanarak oy toplayan akp'nin müslüman ırak'ın işgal operasyonu sırasında 70.000 abd askerinin türkiye'den geçmesini ve türkiye'deki havaalanı liman gibi önemli yerlerin abd'nin kontrolünde olmasına izin veren teskere çıkartmaya çalışmaları akp karşıtlığı için küçük bir sebep sayılabilir.
diğer bir çok icraatlarını da göz önünde bulundurunca akp karşıtı olmamak için kör olmak lazım.
akp karşıtlığını sadece genç insanlara bağlamanın yanlış olduğunu düşünüyorum. kaldı ki gençi, yaşlısı büyük bir tepki var ortada. akp'nin başarısının asıl nedeni karşısında alternatif bir parti olmamasıdır. ekonomik yardımlar v.s gibi etkenler ile en büyük rakip olabilecek iki siyasetçinin taktiksel hataları [baykal'ın sadece laiklik vurgusu ile tabana inememesi, bahçeli'nin ise " ip at "şeklinde gereksiz çıkışları ] akp'yi güçlendirmiştir.
akp karşıtı birçok insan tanıyorum, genelde ortak paydaları karı-kız tavlama, erkek tavlayabilme, cinsel özgürlüğün elinden alınması, alkol tüketimi gibi nedenler değildir. sadece geçmişte yaşanılan olayların tekrar yaşanmamasını istemesinden kaynaklanır bu karşıtlık. kaldı ki, recep tayyip erdoğan'ın gençlere indiğini görmek çok zor. [ diğer parti liderleri de yapamıyor o ayrı ] yalnız gençliğin akp'ye tepkileri tartışılacaksa baz alınması gereken neden akp'nin düşünce yapısıdır. yoksa alkol gibi bir vergi kaynağını kemal unakıtan'ın yasaklamayacağını herkes biliyor.
akp yandaşı olmak kadar doğaldır.karşıtlık, ideoliji gereği olabileceği gibi akp nin politikaları ve eylemleri yanlış bulunduğu içinde olabilir.akp nin herkes bizi eleştiriyor,icraatlerimizi bilmeyenler bile çoğunluğa uyup vur abalıya mantığıyla karşımızda duruyor şikayetinde bulunması pekte doğru olmaz.aldığı %47 oy vaatleri,geçmiş hükümet dönemi icraatleri ve yeni programı için mi verilmiştir,yoksa bazı sosyal ve dini hassasiyetlerin suistimaliyle çekim merkezi haline geldiği için mi verilmiştir?toplumsal gaza! gelmeyle elde ettiği oyları ellerini ovuşturarak ve zafer nutukları atarak karşılayan akp kendilerine yönelen toplumsal linçten şikayet etme hakkına sahip değildir.cem uzan dan dahi medet umma çaresizliğine düşmüş olan seçmen akp yeni bir seçenek olarak görmüş ve siyasi kültürümüze dahil olmuş "bir de bunu deneyelim"mantığıyla iktidara getirilmiştir.ilk iktidar döneminde, önceki hükümetin ekonomi paketinin nimetlerinde yaralanıp kaymağı yemiş,daha sonra kamu mallarının satışıyla ekonomiyi bir süre daha ayakta tutmuştur.gelinen nokta ise krizin eşiğınde bir ekonomi olmuştur.ekonomik kötüleşme ve başarısız politikalar halkın hükümeti sorgulamasına neden olmuştur.akp karşıtlığı salt laiklik ekseninde dönen bir gelişme değildir,ekonomi de önemli bir gerekçedir.son dönemde yaşananlardan sonra, akp salvolarla bu durumu da kendi lehine çevirme gayretinde bulunabilir, ama takke düştü kel göründü.
akp'ye ve icraatlarına karşı olmaktır kısaca. hiç itirazım yok, ben de karşıyım akp'nin gülsuyu şerbetli neoliberal iktidarına. yalnız benim tuhaf bulduğum, hatta biraz da korktuğum, şöyle bir durum var ki önerdiğimiz diğer seçenek nedir insanlara? " bu ne ya mına koyim asker gelsin daha iyi"nin ötesine geçebiliyormuyuz gerçekten? hayır, ben bir apoletliler ve cüppeliler rejimi de istemiyorum. birileri bana başka kelamlar etsin istiyorum. var mı yardımcı olabilecek olan?
ya gerçek akp düşmanlarının ya da bir aralar “karşıtımın karşıtı yandaşımdır” mantığını güdenlerin, bugün geldiği durumdur. akp karşıtı olmak için bir nedene mi gerek vardır. birilerinin canı mı yanmalıdır illa ki… birkaç hafta önce akp ye oy vermiş bir insanı tayyip’e küfür ederken yakaladım. emekli maaşı alan bir insandan bahsediyorum. maaşların üçte biri kadar bir orana düşürüleceği haberleri amcayı çılgına çevirmiş. ama ülkenin elden gidiyor olması umrunda değil. insanların bu sevdadan vazgeçmeleri için ancak ve ancak birinci dereceden yara almaları gerekiyor, yara, ülke nüfusuna paylaştırıldığında etkisi daha az hissediliyor, ne acı.
"akp ye hayır" diye bağıran çoğunluğun, bu söylemin gerçek anlamı ile ne kadar yakından ilgilendikleri merak konularımdan birisi. akp nin karşısında durmaya çalışırken "nerede" durduklarını farkedemeyen insanlar olduğu sürece, bu tarz girişimlerin beklenilen sonuçların alınamayacağı düşüncesindeyim. (bkz: cumhuriyet mitingleri)
laiklik elden gidiyor derken elimizde ne olduğunu bilmemiz gerek aslında. fransalaik bir devlet yapısına sahiptir ve devlete bağlı hiçbir okulda din eğitimi dersi olmadığı gibi, hiçbir üniversitede herhangi bir ilahiyat/teoloji fakültesi/bölümü bulunmamaktadır. sadece bazı özel enstitütlerde yer bulabilmektedir bu bölümler, ki bunlar oldukça ciddi denetlenmektedir ve mümkün olabildiğince fazla dini görüşü için, ayrı ayrı bölümler açılmaya çalışılmaktadır. türkiye'ye baktığımızda ise sadece devlet üniversitelerinde ilahiyat fakülteleri vardır ve islami çevrelere yakınlığı ile bilinen özel üniversitelerde dahi bulunmazlar. (bkz: fatih üniversitesi)
akp ye karşı olmak için dillendirilen pek çok sebep aslında yüklendiği anlamları taşımamaktadır. tsk akp ilişkisinin yeterince irdelenmediğini düşünüyorum örneğin. orduab ye girmemizi istiyor mu? ab ye girmemiz durumunda ordunun yetkilerine ne olacak? akp olduğu sürece ab ye girme şansımız var mı? bu durumda akp nin varlığı ordunun ekmeğine yağ sürmüş olmuyor mu?
bu soruları çoğaltmak mümkün. yazılı metinler dışında konuştuğunda ağzından çıkan iki laftan birisi falsolu olan densiz bir siyasetçiden bahsederken akıllı olduğu gerçeğini gözden kaçırmamak gerekir. olayların farkında olmayan ne ordudur ne de rte. akp ye karşı olmak,rte ye karşı olmaktan önce tanımlanması gereken şey durduğumuz yerdir. nerede durduğumuzu bilemezken karşımıza aldığımız kişi yer değiştirdikçe biz de yer değiştirmek zorunda kalırız ve bu durum zaman ve enerji kaybıdır.
bize gösterilen resimlerin ardındakileri, olayların iç yüzlerini, iç ve dış güçlerin kendi aralarındaki sinsi ilişkilerini en azından sorgulamamız gerekmez mi sizce de?
akp abd ilişkisinden dem vuruluyor bolca. dtp yi avrupa destekliyor, hatta abdde belki. akp ye hayır dedik, herkesi yasakladık, abd ile tüm zararlı ilişkilerimiz bitecek, yeni siyasetçilerimiz tam bağımsız, duyarlı insanlar mı olacak? neredeler acaba merak içerisindeyim. türkiye kanadından her kim olursa olsun, ister parti, ister ordu isterse de sivil toplum örgütü, abd ile ilişkide olacağı gün gibi aşikardır. senaryo bellidir. oyuncuları değiştirmeye çalışmaktansa senaryoya kafa yormak gerekmektedir.
kısaca diyebilirim ki, akp ye hayır derken neye/nelere evet demiş olabileceğimizin farkında olabildiğimiz zaman karşıtlığımız da anlam kazanacaktır.
muhalefet olsun da ne olursa olsun düşüncesinden uzak bir karşıtlıktır. ayrıca sadece muhafazakar parti karşıtlığı gibi yüzeysel bir olay değildir. akp yi oluşturan kadronun ve faaliyetlerinin karşıtlığıdır. en ufak bir eleştiride külhanbeyi kesilen , demokrasi savunucusu gibi görünen ama karşı tarafı dinlemeye tahammülü olmayan , cevap hakkını kovarak , hakaret ederek, öfkeyi hitap tarzı olarak belirleyerek kullanan insanların karşısında olmaktır. ayrıca şimdi popüler olan akp şakşakçılığıdır karıştırmayalım lütfen.