doğru tespit. hayatında yurtdışı basınında yer alan köşe yazılarından, yorumlardan, haberlerden iki kelam okumamış bünyelerin ise "ne diyor olm bu herif", "bahane" diyebilecekleri cümle. ne bir bahenedir, ne de bir işgüzarlıktır.
olli rehn'in, ulusalcıların kulaklarının tavana vurmasını sağlayan sözü.
akp'nin kapatılması hukuki değil siyasi karardır, bu kapatma kararını veren siyasiler de ulusalcı sol cenahtadır. ulusalcılar için avrupa birliği azılı düşmandır. değil oraya girmek, oranın mümkün mertebe uzağında durulmalıdır. şimdi bir de şunu öğrendiler: "akp'yi kapatırsak ab'yi de kapatmış olacağız." canlarına minnet, onlar için tuz biber oldu. eğer olli rehn "akp kapatılırsa türkiye'yi direkt ab'ye üye yapacağız" deseydi daha doğru olurdu, o taktirde akp kapatılmazdı.
o müzakere şartlarını daha başka hiçbir hükümete kabul ettiremeyeceğini bilen olli rehn'in isabet olmuş sözleridir. zaten müzakereleri o askıya almazsa türkiye askıya alır. tabi bu şartlardaki müzakereyi; "kıbrıs'tan türk askerini çekmeyi hedefleyen, türkiye'ye özel bir üyelik statüsü getiren yani serbest dolaşım yok vize var, ama gümrük birliği'ne allahına kadar üye yapıp kendi mallarını vergi ödemeden türkiye'ye sokabilen" müzakereyi dedem bile reddeder.
yargıda bağımsızlığı destekleyen, başımızın etini yiyen birliğin kazık bi taraflarına doğru dönünce gözdağı niyetine yaptığı açıklamadır. hukukçu kesimin yargı sürecinde yargıyı etkilemeye yönelik açıklama yapılamaz diyerek itiraz ettiği söylemdir. fakat yapılmıştır. sözüm ona hala avrupa birliğine gireceğiz de, üstelik bizim çok iyiliğimizi istiyorlar da, he bi de bu şekilde gidersek tam da onların istediği tam laik demokratik, insan haklarında bir numara ülke olcazyaa, ileri gidiyoruz ya hani ileriii, hani sözümona onlar kadar sözü geçen bir devlet haline geleceğiz ya bu kapatılmaması gereken hükümet sayesinde, hani kesinlikle ne kadar dipte olursak o kadar onların işine gelmiyor yaa, çok seviliyoruz, aralarında acayip isteniyoruz yaa, hani parmakta oynatmak değil ya onların istediği, yok yok şu an da süregiden hükümet onların emrinde fakat bizim renklerde piyonlar değil yaa, ondan canım ondan hani mazallah bağımsız değil diye kafamızı ütüledikleri yargımızı bağlamak istediklerinden değil valla değil, çok iyi niyetliler. temiz toplum, adalet, kalkınma yanlısı onlar ondan yanii tüm bu icraatlar, açıklamalar. bu gidişle de baya bi aydınlanacağız, tabi tam ne olduklarını anladığımız da ölüp gitmezsek.
türkiye'de, hala belli değerlerimizden ödün vermeden, koşulsuz, diğer üyelerle eşit şekilde ab'ye üye olabileceğimizi sanan insanların varolduğunu görmemizi sağlayan açıklama.
ulan 2004'te tam üyelik müzakerelerine başladık, son 2-3 yıldır ülkede müzakere kelimesinin mü'sü telaffuz edilmiyor. ama bir kısım çevrelerde çıkıyor 'akp bizi tam ab'ye sokacaktı kapatma davası açtılar. çok uygar, medeni olacaktık. ülkenin önünü kesiyolar, türkiye büyük bi fırsatı kaçırdı ühühühü' diyebiliyor.
çıkın artık şu tayyip'in çukulata* fabrikası'ndan dünyaya dönün.
ab ile müzakerelere başladığımız 1 aralık 1964 tarihinden bu yana 12 mart,12 eylül,refah partisi kapatılması,28 şubat süreci,genelkurmayın internet muhtırası vb. birçok olayı yaşamış bir ülkenin yurttaşlarının pek de ciddiye almayacağı süreç.
hala sürmesi zaten hatadır. deli misiniz, divane misiniz, niye hala müzakereleri askıya almadınız ki? bu ülkede hiçbir şey sizin istediğiniz gibi gitmez. yol yakınken dönün. davanın sonucunu beklemenize bile gerek. o dava biter, başka dava başlar, ardından darbe yaparız, elimize geçen, kitabına uydurabildiğimiz yada kitabın bize uyduğu türlü türlü anti-demokratik problemler çıkarmakta, bunlarla uğraşmakla tüketecek bu ülke kendini. zamanınızı boşuna bizimle harcamayın. bizi beyhude yere düzeltmeye çalışmayın. siz gidin düzeleceğine dair en ufak umudunuz olan başka ülkelerle müzakere masasına oturun. bırakın bizim peşimizi, biz bize yeteriz...
birde şöyle birşey var belki alakalıdır;
(bkz: türkün türkten büyük düşmanı yoktur)
ne o? akp şimdi de türkiye'yi cezalandırma aracı/maşası mı oldu? güzel güzel... bence devam etsinler. biz bizim demokrasimize laf ediyoruz ya, alın size gerçek demokrasi anlayışı...
ve de ayrıca üzerine başka söz söylenmeye gerek olmayan bir copy paste de oktay ekşi'nin 1 nisan tarihli köşe yazısıdır:
batı usulü edepsizlik
bir yandan bakıyoruz adalet ve kalkınma partisi (akp) hakkında anayasa mahkemesi'nde açılan dava tabii seyrinde ilerliyor.
nitekim dün "davanın kabul edilmesine" oybirliğiyle karar verdiler.
gerisi de usul ne ise ona göre yürüyecek.
"seçmenden yüzde 47 oy alan parti kapatılamaz" diyenler de, "bu saatten sonra türkiye'de parti kapatma olmaz" diyenler de kuzu kuzu davanın sonunu bekleyecek.
onlara beklemeleri gerektiğini öğreteceğiz de avrupa birliği'nin sözcülerine ağızlarını tutmayı nasıl öğreteceğiz, o belli değil.
son yıllarda iyice tadını kaçırdıkları, "kaşınızı kaldırırsanız ab'ye giremezsiniz"; "bakışınız yumuşak olmazsa müzakereler sekteye uğrar" türü ipe sapa gelmez tehditlerinden bıktığımızı hálá anlamamış olmalılar ki son olarak yargıtay başsavcısı'nın açtığı davaya taktılar. onunla kalmayıp bağımsızlığını tartışamadıkları anayasa mahkemesi'ni baskı altına alan demeçler verdiler.
her konuya nane olan -kendisi eniştemizdir- türkiye-ab karma parlamento komisyonu eşbaşkanı joost lagendijk bey'e göre, "türkiye'de siyasi sürece yargı darbesi yapılıyor"muş. "yargı, halkın çoğunluğunun seçimine yanlış diyor"muş. "bu hiçbir şekilde kabul edilemez"miş.
türkiye'de ne olup bittiğini bunlar dürbünün tersiyle mi izliyor?
bir defa kimse "yüzde 47'nin seçtiğini" tartışmıyor. ikincisi "siyasi sürece yargı darbesi yapmak" ne demek? bu adam türkiye cumhuriyeti'nin yargı sistemini hiçbir hukuk devletinin ve haysiyet sahibi hiçbir devlet adamının kabul edemeyeceği kadar ağır şekilde suçluyor ve bu devleti yönetenler "haddini bil efendi!" demeye gerek duymuyor.
bakıyorsunuz avrupa parlamentosu adına türkiye hakkında rapor hazırlayan hollandalı parlamenter ria oomen-ruijten hanım, joost bey'den geri kalmamış. o da "tbmm üçte iki çoğunlukla 'üniversitelerde başörtüsünün serbest bırakılmasına' karar veriyor, fakat uygulanmıyor. ben dünyada böyle başka bir ülke bilmiyorum" buyurmuş.
bu hanıma biri, "kendisini iktidara getiren anayasa'nın temel ilkelerinin ve ona dayalı rejimin altını oyan hiçbir iktidar gördün mü?" diye sormalı. "avusturya'da kendinize göre aşırı sağcı bulduğunuz jörg haider'in koalisyon ortağı olmasına bile tahammül edemeyen siz değil miydiniz? haider'e o oyu avusturya halkı değil de patatesler mi vermişti?" demeli. "hamas'a oy veren filistinlilerin oyları hangi demokrasiye göre oy sayılmıyor söyler misiniz?" diye sormalı.
son olarak aba altından sopa gösterme rolünü ab'nin "genişleme"sinden sorumlu komiseri olli rehn oynadı. açıkça söylemiyor ama "dava kapatma ile sonuçlanır da tayyip erdoğan'a siyasi yasak konursa, müzakere sürecini gözden geçirmeye mecbur kalabilirler"miş.
demek avrupa birliği'ndeki dostlarımız (!?) üzülmesinler diye, türkiye'yi "türkiye" yapan temel değerlerin altının oyulmasına ses çıkarmayacağız. böyle bir tehlikeyi yok sayacağız. sonra da onlar bize, "türkiye'nin hukuk devleti ilkelerini tam olarak uygulaması ve hukukun üstünlüğüne saygı göstermesi önemlidir" dediklerinde samimiyetlerine inanacağız.
kapütilasyonların had safhaya çıktığı zamanlardan beri memleketin iç işlerine bu kadar alelade, bu kadar cesurca parmak atılmamış olduğunu yüzümüze çarpan açıklama.
doğru veya yanlış, bir başsavcının kendisine verilen yetkiyi kullanmasının ardından meali: "eğer siz anayasanın size verdiği o yetkiyi kullanır, kazara yine anayasanın sizin takdirinize bırakmış olduğu bir kararı verirseniz, o zaman biz sizin yıllardır peşinizde koştuğunuz o havucu size vermeyiz" olan sözdür..
paşamız demiş ki siz bize -ab'ye- dahil olmak istiyorsanız size biçtiğimiz elbiseye uygun giyinmelisiniz, aksi takdirde biz sizi kapıdan içeri almayız. sizin o elbiyeyi seçme ya da tercih etme hakkınız ve aklınız yoktur, biz zaten sizden önce, sizin için düşündük..
ab emsali görülmemiş tavizleri veren bir aracı kaybetmek istememesini artık açık bir halde dile getirmektedir.
kendi kararlarımızı devletimiz veriyor nasılsa o derece özgürüz!!
gaflet ya da delâlet değil bu, belli ki apaçık hıyânet. ricâ üzerine
aynı gün gelen açıklamalar... sağa sola gölge/güneş yazmalar...
kapitülasyon olaylarının tekerrürü biraz da. sanki ab ya da abd olmasa
türkiye var olmazmış gibi sapkınca yorumlar... bu yorumların ardına
gizlenmiş faşist ümmetçi politikalar...
avrupa birliği yetkililerinin türk yargısını tehdit etmeye yönelik açıklamaları olarak algıladığım demeçtir. ne demek şimdi akp kapatılırsa müzakareler durabilir? birazcık gerçekçi olup, olayı sadece desteklediğimiz parti üzerinden görmeyelim. ülkede kapatma davası açılalan tek parti akp mi? dtp için de benzeri bir dava süreci yaşanmıyor mu? hatta ve hatta başka siyasi partilerin de benzeri uygulamalarla her an karşılaşabileceklerini bilmiyor muyuz? peki neden dtp davasında benzeri bir açıklama yapılmıyor? söz konusu olan şey demokrasiyse neden 1 mayıs'ta yaşananlardan sonra da benzeri tehdit mesajları gelmiyor, neden yüzde onluk seçim barajı saçmalığı eleştirilmiyor, neden daha demokrat bir yaşam için sendikal haklar konusunda akp hükümeti uyarılmıyor da sadece akp'nin kapatma davasına yönelik bir mesaj veriliyor.
birilerinin gerçekten de demokrat olduklarını mı sanıyorsunuz? hiç boşuna kendinizi kandırmayın. ne zaman ki akpliler yukarıda sıraladığım eleştirileri kendilerine yöneltmeye başlarlar, ne zaman ki başta chp olmak üzere muhalefet partileri bir kapatma davasını içtenlikle eleştirirler, işte o zaman demokrasi yolunda adım atmışız demektir.
yine tipik söylemlere maruz kalmış bir açıklamadır"avrupa ikiyüzlü,zaten bizi oyalıyor, bizi almayacak" gibi söylemler.
peki bu avrupa bu sayılanların hepsini hak ediyorda biz çok mu masumuz?
yıl 1960 askeri darbeyle ülkenin cumhurbaşkanı,başbakanı,bakanları,milletvekilleri tutuklanıyor,idamla yargılanıyor, ülkenin başbakanı ve iki bakanı idam ediliyor.
yıl 1971 hükümet askeri muhtırayla indiriliyor.
yıl 1972 sıkıyönetim mahkemesi adı altında siyasi bir komployla deniz gezmiş, yusuf aslanve hüseyin inan idam ediliyor.
yıl 1980 tekrar askeri darbe, hükümet indiriliyor,meclis ve siyasi partiler kapatılıyor ,parti liderleri cezaevine atılyor,idamlar işkenceler.
yıl 1997 "neden avrupa birliğine alınmıyor" denilen ülke'nin başkent'inin caddelerinden tanklar yürüyor.
yıl 2007 bir gece yarısı genelkurmay internet sitesinden etrafa tehtidler savuran bir e muhtıra veriliyor.
yıl 2008 mecliste ki iki siyasi parti kapatılmak isteniyor,cumhurbaşkanı,başbakan,bakanlar,milletvekilleri mahkemelik, devlet kurumları arasında bildiriler havada uçuşuyor.
şimdi bu avrupa birliği bizi kandırıyor da, iki yüzlülük yapıyor da, biz sütten çıkmış ak kaşıkmıyız.