beni güldürürken düşündüren sözdür. liberal,ikinci cumhuriyetçi,sözde demokrat veya adları herneyse birtakım şahıslar akp nin demokrat olduğunu söylemekteler her ne hikmetse.sorarım o zaman neden bu çoook demokrat akp sadece kendi işine gelen konularda yaygara yapmaktadır.başörtüsüyle kamusal alana giremezlerse demokrasi zarar görüyor,zorunlu din derslerinin varlığı yüzünden madur olanların hakları ne olacak.alevilerin,diğer dinlere mensup kişilerin inançlarını özgürce yaşamaları için ne yaptı akp?milletvekili dokunulmazlıklarına niye dokunulmuyor.antidemokratik seçim sisteminin değiştirilmesi ile ilgili neden hiçbir girişimde bulunulmadı?
demokrasi de oyuncak oldu ya bu memlekette ne diyelim artık.
demokrasi tek bir partinin değil bütün partilerin ortak noktası/değeridir. türkiye'de demokrasi denilen kavram kimsenin içine sinmemiştir. istenildiği zaman kullanılan bir araçtır sadece. tepeden inmeci bir mantıkla modernizasyon dayatmasını hayatımıza sokmadık mı? demokrasi de sadece şekilde var oldu, kimsenin içine sinmedi, demokrasi kolayca askıya alındı. modernize olalım derken şekilden öteye gidemedik.
geçmişte yaşanan üçbuçukdarbeye siyasi partiler açık kapı bıraktı ve gerektiğinde yine bırakacaktırlar. şartların olgunlaşmasını beklediler ve bekleyecekler. bugün de benzer şeyler yaşanıyor. nokta dergisinde yayınlanan günlüklerde açıkça yazmıyor muydu, deniz kuvvetleri komutanını ziyarete giden siyasileri ve 'ne zaman darbe yapacaksınız, akp'yi ne zaman devireceksiniz' türünden soruları.
abartırılı bir söz ancak doğruluk payının olduğuna inanıyorum. akp, demokrasinin kalesi olmasa da dayanılacak en kuvvetli yerin aslında halk olduğunu, başka yerden medet ummanın doğru olmadığını hatırlatıyor.
diyenin dediğinde kendinde olmadıgı mutlaktır.akp demokrasinin kalesi olamaz çünki akpnin genel baskanı demokrasinin kendileri için bir amaç değil bir araç olduğu amerikada yaptıgı bir konuşmada söylenmiştir.
akp'nin demokrat bir parti olmamasına rağmen yine de doğru bir sözdür. mevcut partilere baktığımda, insan hakları ve ab müktesebatı konusunda çalışma yapacak tek parti (istemeyerek de olsa) akp'dir. ayrıca, chp veya chp-mhp hükümeti gelirse 27 nisan muhtırası amacına ulaşmış olacak ve ülkede asker güdümünde bir ara rejim (bkz: pretoryen cumhuriyet) başlamış olacaktır. özellikle chp ve baykal askerin siyasi kanadı gibi görünmektedir ve bunu da inkar etmemektedir. darbeye karşıyız diyor, zaten yanındayız diyemez. akp'nin ekonomi politikaları liberaldir, ekonomi tamamen özel sektöre geçtikten sonra ve kişi başına milli gelir 10 bin dolarlar düzeyine geldikten sonra demokrasi de kendiliğinden gelecektir.
recep akdağın başlattığı hareketle beraber o kaleye esir toplayan partinin siyasette yeni olan bir üyesinin söylediği sözdür. demokraside eleştiri yok da biz mi bilmiyoruz diye düşündürendir.
geçende biz de beraber yapmıştık bu demokrasi kalelerinden. sonra dayımın dört yaşındaki oğlu osurup kaleyi yıktı. elinde kalenin sütunu görevini yapan maça sekizlisiyle bana bakıp gülerken, dayım akp'nin kalesini bitirmişti bile. ne günlerdi be. biz çok piçtik.
her niyete yenen demokrasi muzunu ırak'a götürdüğünü iddia eden büyük biraderin icazetini alarak yönettikleri bu ülkeyi, gerçek bir muz cumhuriyetine dönüştürmek sevdasındaki "gerçek" demokratların iddiası !
''demokrasi'' ve'' kale'' kelimelerinin tek tek ve yan yana hangi anlamları yüklendiğine kafamız basmasa ''olabilir mi acaba?'' diye soru işaretiyle dolaşmaya sebep yargıdır kendileri.
ysk tarafından iç tüzükleri yüzünden düzeltin uyarası alan akp değil,erken seçimi farklı ses çıkaranları postalamak için fırsat olarak görende onlar değildi,mitinglerde ,konuşma yaptıkları alanlardan kendilerine karşı sarfedilen eleştiri vari cümlelere sert çıkışlar, çirkin cümleler sarfedenlerde onlar değildi,cumhurbaşkanı olcak ismi son dakikaya kadar kendi vekilleriyle bile paylaşmayıp,son dakikada kapalı kapılar ardında belirleyende onlar değildi...?!
express dergisinin temmuz 2007 sayısının başyazısından alıntı, çok güzel bir derleme olmuş;
"....biz de ilk aklımıza gelenleri sıraladık. 301'i, yeni polis yasasını, cemil çiçek'i, abdülkadir aksu'yu, unakıtan'ı, tayyip erdoğan'ın 1 mart tezkeresini meclis'ten geçirmek için elinden geleni ardına koymamasını, işi milletvekillerini "maaşlarınızı alamaz duruma gelirsiniz" diye tehdit etmeye vardırmasını, trabzon'daki linç girişimini "halkın hassasiyeti" diye geçiştirmesini, şemdinli olayında bölge halkının tanıklığının kabul edilemez olduğunu söylemesini, yüzde 10 barajını kaldırmayı, anti-demokratik partiler kanununu değiştirmeyi telaffuz bile etmemesini, baskın oran ve ibrahim kaboğlu'nun başbakanlığa bağlı insan hakları danışma kurulu adına hazırladıkları "azınlıklar raporu"na faşist çevrelerin gösterdiği tepki üzerine raporun rafa kaldırmasını, oran'la kaboğlu'nu aldıkları ölüm tehditleriyle başbaşa bırakmasını.."
kuşadalı bir rehber, türkiye'ye karşı açıklamalarıyla tepki toplayan fransa cumhurbaşkanı nicolas sarkozy'e fransızların özgürlük bayramı'nda yazdığı paris isimli kitabı hediye olarak gönderdi.
kuşadası'nda hem rehberlik yapan hem de bir rent a car şirketinin sahibi olan bülent demirdurak, yazdığı çeşitli kitaplarla da tanınıyor. son olarak paris isimli tamamıyla fransa'nın başkentini anlatan ve tanıtan bir kitap yazan demirdurak, bu kitabını fransızların 14 temmuz özgürlük bayramı'nı fırsat bilerek fransa cumhurbaşkanı'na gönderdiğini söyledi.
kitapta paris'in tüm yönleriyle anlatıldığını ve bunu bir rehber olarak kaleme aldığını belirten demirdurak, kitapla birlikte fransa cumhurbaşkanı sarkozy'e türk insanının bakış açısını da içeren bir mektup yazdığını söyledi. demirdurak, "fransa'nın özgürlük bayramı olmasını fırsat bilip yazdığım kitabı fransa cumhurbaşkanına bir mektupla beraber gönderdim. türklere sempatiyle yaklaşmayan fransa ya bir mesaj vermek ve aradaki ilişkileri biraz olsun yumuşatmak amacı taşıyorum. kitabı okuyan kişiler paris e gittiklerinde yabancılık çekmemeleri, nerede, nasıl konaklayacakları, ihtiyaçlarını nasıl giderebilecekleri konusunda bilgilendiriliyor. kitapta fransa'nın başkenti ile ilgili çeşitli bilgiler ve yorumlar bilgiler var. kişilerin yanlarında rehber olmadan da bu kitap ile birlikte rahatça paris de dolaşabilecekler ve yalnız tatil yapmanın zevkine varacaklar. bir türk olarak paris'i her yönüyle anlatan bu kitabı sayın cumhurbaşkanı sarkozy'e gönderdim. bir türk'ün gözüyle paris'i anlatan bu kitapla birlikte bir de mektup yazdım. önyargıların ortadan kaldırılması gerektiğine inanıyorum" dedi.