aklından bile geçirme 

adana çık aradan

  1. yabancı filmlerdeki klişe repliklerden biri. en son ve can alıcı örnek için

    (bkz: million dollar baby)

    maggie fitzgerald: do you remember what my father did to axel?
    frankie dunn: don't even think about that.
    (hansvoralberg, 05.04.2005 19:25)


  2. yaratıcılıkta sınır tanımayan yurdum insanının önüne geçemediği şey.

    ne yazık ki bu yaratıcılık hep suça yöneliktir. şeytanın bile aklına gelmez denilen; jetonlu yiyecek içecek makineleri için buzdan jetonlar üretmek, sigorta sistemleri acayip gelişkin memleketlerin marketlerinde düşüp sürekli kolunu bacağını kırmak, otoyollarda yalnızca ambulans, itfaiye ve benzeri araçların kullanması için ayrılmış şeritlerde fink atmak, sıkışık trafikte ilerleyebilmek için araçtakilerden birine koma süsü verip dörtlüleri yakarak ve korna basarak yol istemek hep bizimkilerin işleridir.

    oysa yaratıcılığın bu alanının bu başlık altında güvenceye alınması gerekir. misal bizde kdv ilk uygulanmaya başladığında "birader, fiş istemiyorum, kdv'sini düş" demenin asla ve kat'a akla gelmemesi gerekiyordu, ama bizde suç sürekli ve herkes tarafından işlenebilen bir şeydir. bu satırları okuyup dudak burkanlar şöyle düşünsünler; hiç suç işlemediklerinden eminler mi acaba? küçüklerini işleye işleye büyüklerine alışan ve toplumsal statüsüne göre işledikleri suçların affedilmesi gerektiğine inanan bir toplum haline dönüşmüş durumdayız; kırmızıda geçmeyi normal sayıyoruz, hatır gönülle, torpille iş bitirmeyi normalden öte, marifet sayıyoruz ve fakat bilmiyoruz ki çiğnediğimiz her kural bir başkasının hakkını gasp etmektir, ama yine de bunu, kendi haklarımız çiğnendiğinde bile normal görüyoruz.

    örnek vereyim bu kdv çıktığında yaban memleketlerde dolanan biri bir dağ köyünde bir bakkaldan alışveriş yapmış, bizde çok normal olan "fiş istemiyorum" tribini yaptığında ise bakkalın; "sen benim ticari hayatımı bitirmek mi istiyorsun?" tepkisiyle karşılaşmıştı. yani elin bakkalı bir mal sattığında, hiç yakalanma olasılığı olmasa bile fiş kesmemeyi aklından bile geçirmiyordu. neden? çünkü bu ortaya çıkarsa eğer ona bir daha bakkalllık yaptırmayacaklarını biliyordu.

    benzer şekilde yıkılacak bir şehirden kaçmak için otoyollara doluşan new orleans halkı saatlerce trafikte beklese de kesinlikle güvenlik şeridini ihlal etmiyordu. neden? çünkü adamlar bu suçu işlediklerinde ehliyetlerini, bir daha geri alamamak üzere kaptıracaklarını biliyorlardı. evet, şehir yıkılınca marketleri el birliğiyle soydular, ama asla ve kat'a güvenlik şeridine girmeyi akıllarından bile geçirmediler.

    demek ki neymiş? iş gelip cezaya dayanıyormuş. bizde suç ve cezanın böyle bir yapılanması yok. fiş kesmeyen bakkala "ağzına biber sürerim" demekle, güvenlik şeridine giren cipe "kulağını çekerim" demekle olmuyor bu işler. bazı suçlar küçük gibi görünebilir ve fakat akla gelmesi kolay hale getirildiğinde sonuçları ağır olur çünkü.

    kızın biri londra'daki merkez parkta gece yarısı dolaşırken herifçioğlunun biri ona tecavüz etmeye kalkıştığında kızın bağırıp çağırmasıyla çevreden yetişenler herifi yakalayıp polise teslim etmişlerdi ve hakim 11 yıl hapis cezası vermişti, üstelik tecavüz gerçekleşmemişti bile. hakime sordular, "bu biraz ağır olmadı mı?" diye, hakim şöyle cevap verdi onlara: "ben zaten tecavüze yeltenmek suçundan bir yıl verdim. geri kalan on yılı, bir genç kızın gece yarısı merkez parkta dolaşma özgürlüğüne tecavüzden verdim. eğer insanlar gece yarısı merkez parkta dolaşmaktan korkar hale gelirlerse huzurlu bir ülke olamayız" demişti.

    yani hakim şunu dememiş: "ne işi varmış canım bir genç kızın gece yarısı merkez parkta?" inanıyorum ki bizim hakimler böyle derdi. nitekim kumkapı cinayetini hatırlarsınız; cinayetle suçlanan kadın mahkemeye askılı bluz giyerek geldiği için hakim, "böyle gezersen tabi ki taciz ederler" demişti ve kimse ona tepki göstermemişti. anladınız mı adalet anlayışındaki farkı? işte bu yüzden geceleri istanbul'da rahat rahat dolaşamıyoruz. hatta bazı yerlerde gündüzleri bile dolaşamıyoruz.
    (muzevir, 12.10.2005 11:35)
  3. (bkz: sakın aklına bile getirme)
    (karizmatik, 26.06.2006 13:28)
  4. (bkz: roberto carlos)
    (petrucciante, 26.06.2006 13:45)
  5. sanem çelik yıllar ve yıllar öncesinde, yanlış hatırlamıyorsam çilli ufak bi çocukla margarin reklamında oynuyordu.çocuk margarini vermiyodu,''ver diyorum sana'' vs, abla kardeş çekişiyodu bu şekilde.sonra ablamız margarinle kurabiye yapıp ufaklığın önüne koymuş ve çocuk elini kurabiyelere uzattığında o vurucu cümleyi söylemişti:aklından bile geçirme
    (peasklepios, 05.09.2007 22:42)