akdeniz üniversitesi'nde gerçekleşen olay. çok da enteresan değil. çünkü biliriz ki, memlekette ne zaman sınıf hareketi yükselse, faşistler saldırıya geçerler ve işlerine ilk önce üniversitelerden başlarlar. silahların çekilmesi sınıfa karşı doğrudan saldırının bir önceki safhası gibi okunabilir. meali: bundan sonra daha açık provokasyonlar görülebilir.
bunun her yerde sağ-sol çatışması diye lanse edilmesi de ayrı hikaye, bu artık baymış lafzın faşist ceberrut şiddetin meşrulaştırılması çabasından başka bir şey olmadığını görmek gerekli.
en güzeli, faşist ülkücü tosuncuklarımızın "pkklı vatan hainlerine" saldırıldığının iddia edilmesidir. sözlüğümüzde de var bunlardan. fidelio nam yazar, atom bombasının caiz olduğuna dair fetva vermiş örneğin. ohh, mına koyim; silahlarla ne idüğü bellisiz insanlar gelip üniversitede ateş açacak, mhp il başkanı "yeaa şimdi partili değil ama gelen giden birisi, kimsesiz bir çocuk" diye zırlayacak, ondan sonra bir grup bölücü, vatanperverleri tahrik etti olacak. hassiktirin oradan. geçen hafta dil-tarihteki olayları bilmesek, bizi de kandıracaklar amına koyayım.
görüntüleri izlediğinizde elinde silah olan ve şarjöre mermi dizen kel, çember sakallı bir tiplemeyi göreceksiniz. karşı kalabalığa ateş edişini de göreceksiniz. ama bana bu tipleme pek de faşist gibi gelmedi sanki tarikatçı gibi kendisi. olay çok karışık anlayacağınız.
üniversitelerimizin pek çoğunda zaman zaman olan 'silahlı saldırı'lardan birisidir.
faşist değildir.
sebep:
faşistler, öyle zannettiğiniz gibi vatanverperlik adı altında yapmazlar, 'biz faşistiz, ırkçıyız, bizden olmayanın anasını bacısını iskeyim' tarzında gezen, kendi militarizminde kavrulmuş, arkasında çuvalla para ve burjuvazi olan, merhaba deseniz, bizden değilsen siktir git yoksa döverim diyen insanlardır.
faşist dediğiniz, ortalığı karıştırmaz, darbe yapar yönetimi ele almak ister, iktidar olana kadar da gayet cicili bicilidir, demokratik eylemler yapar, yürür. vakti gelince alır eline silahı, önderini makamına çıkartır.
faşist dediğiniz, öyle her milliyetçiye söylenecek şey değildir.
faşizm denen şey ota boka kullanılmaz.
he ben de sizin 'dinsiz gominis' dediğiniz kanattayım. solcuyum, komünistim desem anlamazsınız.
ateş açan vatansever, partiye arada gidip gelen birisiymiş. kimsesiz, kendi halinde, miniminnacık bir çocukmuş. yani öyle vatansever reaksiyon filan değil ha. "gardaş kavga var emaneti al gel" diye çağırmış tosuncuklar, o da "lan iki kahrolsun pkk der çıkarız işin içinden" deyip basmış tetiğe.
ya da yok. ben yazdım lan bu hikayeyi, hemen atlamayın.
hayır hayıııır, saldırı yok, silah yok. yok öyle bişey. şakacı arkadaşlar kendi aralarında çatapat patlatmış. sonra aralarında şakalaşmışlar, güreş tutmuşlar. silah yok, saldırı yok, faşist yok. faşist ne be?
şov ana haberde pkklılar ile onlara karşıt gurubun çatışması şeklinde verilen haber, habercik, ayrıntı.münferit zaten bunlar.
ayıbı çoktan aştık, artık dile pelesenk sözcüklerin de anlamı yitti gitti.orada adam silah çekiyor, öldürmek niyeti var, oraklı genç nefret dolu, kan istiyorlar, kan olursa ülke bölünmeyecek çünkü, ezan susmayacak, bayrak inmeyecek..bu nasıl bir nefrettir , öldürseler ne kadar sevinecekler, ne kadar da mutlu olcaklar, büyük idelarına ne kadar da yaklaşacaklar..
demek artık "hayır" diyen herkes pkklı öyle mi? demek kaz dağlarındaki yıkıma karşı da gelsek, hayvan haklarını da savunsak, kahrolsun abd ab de desek biz hep pkklıyız? bu kadar kolay.suçla, kötüle ve gerisi boş bir salıncak..
ve sevgili sözlüğün bu olaya bakışının da sadece 2 sayfa olması an itibariyle, konunun ne kadar önemsendiğini de da gösteriyo zaten bize!
devletin bu işin peşini bırakmayarak sorumlularına bedel ödetmesi gereken bir durumdur hangi görüşten olursa olsun.
haberlerde pkklılarla karşıt gurup diye haber yapılıyor kim olursa olsun. sen kimsin eline silah alıp bu ülkenin gençlerine mermi sıkıcaksın? nerden alıyorsun bu cesareti? kim veriyor sana bu yetkiyi? ayrıca akdeniz üniveresitesi rektörü girişte kılı kıyafet denetlemesine gösterdiği hassasiyeti bu tip kişilere ve üniversiteye sokulan silahlarada göstermeli.
düşünüyorum, düşünüyorum aklıma garip şeyler geliyor. diyorum birilerine konuşma hakkı mı tanındı böylelikle? bir türban meselesidir almış başı gitmişken bundan bir ay kadar önce, rektörler toplanırken ankara'da, akdeniz üniv. rektörü de iddialı cümleler ile başı çekerken, türbana hayır derken. şimdi nasıl oluyor da o zaman tıkını çıkaramamış bir kalabalıktan sanki bekliyormuş gibi olaydan istifade cesaretlenip de "bak işte türbana o kadar hassasiyet gösterdi, ona göstereceği hassasiyeti bunlara da gösterseydi böyle olmazdı" gibi sözler duyuyorum. diyorum bu işte bir iş var... birilerinin ne konuşacağı önceden kestirilmiş. birilerinin de diyorum hangi kampüse gireceği mi kestiriliyor? karakterlerin hangi rolü üstlendiği belli değil, iş karışık, üstü kapalı konuşuyorum, 30-35 yıl öncesi diyorum, susuyorum...
150 tanesini toplasan 1 adam etmeyecek, arkalarında faşist sürüsü olduğu zaman delikanlı kesilen, ne yaptığının neden yaptığının bilincinde dahi olamayan orospu çocuklarının yaptığı hain saldırıdır. bütün sol görüşler pkk sempatizanlığına çıkar bunlara göre, ya da öyle lanse ederler. allah pkk'yı başınızdan eksik etmesin lan yoksa neye dayanarak saldıracaksınız bizlere!?
silahlı kişinin öğrenci olmadığı söyleniyor. o zaman öğrenci olmayan birinin kampüsün içinde ne işi var denilebilir. rektörün de söylediği gibi; akdeniz üniversitesi'nin içinde tıp fakültesi bulunuyor ve bu yüzden giriş-çıkışlar kontrol altında olmuyor.
jugador'un uyarısı üzerine ek: tıp fakültesi ve kampüs'ün direk bir bağlantısı yokmuş. kampüse giriş-çıkışlar denetlenebilir durumdaymış. ben de yanlış hatırlıyormuşum.
insanları ipe sapa gelmez saçmalıklarla gere gere, takiye yapa yapa, ülkeyi sata sata, işsizliği artıra artıra varılan noktanın ilk sinyalleridir. iç savaş ışıkları göründü...
bazı şeylerin tekrar anlamsızlığını ortaya koyduğu olay. kapıda güvenlik yok mu koca akdeniz üniversitesi'nde. var elbet lakin amacı ne? sik başı gibi orada dikilsin diye bu adamlara para veren zihniyete kafam girsin afedersiniz. ben de dikilirim orada bana versinler o parayı. içeriye okul ile alakası olmayan bir adam giriyor, hem de silahlı, kapıda da güvenlik var. yuh amına koyim.
polis veya jandarma veya herhangi bir birim, ne iş görüyor bunlar? olaylar olmuş, millet birbirini sikiyor, olaya müdahil olmaya çalışan 3 - 5 sivil polis. olaylar bitti bitecek, polis geliyor, jandarma geliyor, itfaiye geliyor. allah korusun ya o karaktersizin sıktığı mermiler birine gelse, birileri ölse. yok faşist saldırı, yok bilmem ne, bunlar hep hikaye yahu. bu ülkede güvenlik güçleri ne iş yapıyor anlamıyorum ben. belki de gerçekten sadece ben anlamıyorum...
terör propagandası yapanlara saldırı olunca faşizm oluyor, dağda gencecik askerleri öldürünce özgürlük oluyor. yok canım, kandırmayalım artık bu insanları. herkes biliyor üniversitede ki sol görüşlü öğrencilerin çoğunun okullarda kürt propagandası yaptıklarını. silahlı saldırıyı savunduğumu falan düşünmeyin, ama sol görüşlü öğrencilerinde ne yaptığının sorgulanmasının vakti geldi de geçiyor bile..
memleketin dört bir yanındaki üniversitelerde gün begün artan faşist saldırılardan biridir.
merak ediyorum solcu gençler marksist kitaplarla bile içeri giremezken bu abiler nasıl silahla giriyorlar?
kapıdaki faşistlar, yönetimdeki faşistlerin izni ile eli silahlı faşistleri üniversitelere sokuyorlar.. açık ve net..
büyük resmi göremediğinden, devletlü söylemin manipule ettiği aklı ve sözde belirlenmemişliği ile hadiseyi "solcu ve dolayısıyla bölücü vatan haini" kavramına kilitleyenlere bin selam olsun !
kıçımızdan ter aktı derdimizi anlatana dek. mhp'nin, bu düzenin kullanılıp sonra rafa kaldırılan kanlı savaş baltası olduğunu söyleye söyleye dilimizde tüy bitti.
akp karşıtlığının dalga dalga büyüdüğü, ssgs'ye karşı 50 bin emekçinin kadıköy'de yürüdüğü, "ne yapmalı ?" sorusunun zihinleri peşisıra sürüdüğü bir dönemde sınıfsal konumlanışlar netleşirken ve keskinleşirken ; ergenekon operasyonunu aziz nesin'e, deniz gezmiş'e kadar genişleten ve sol karşıtlığında birleşmiş düzen güçleri bildik bir senaryonun startını veriyor. gözü kapalı "vatanseverler"imiz de faşizan dayılanmaları alkışlayıp, her şey vatan için şiarıyla sola sövüp sayıyor. bunun adı her dilde aynıdır da fazla kurcalamayalım !
sol bölücüdür, evet ! ama sizlerin yaptığı gibi kürt, türk, alevi, rum, süryani diye uzayıp giden yapay ve insan icadı ayrımlarla işi yoktur. sol; eşit ve özgür bir dünya isteğiyle, üzerine örtü atılmış gerçek ayrıma uyandırır insanları.
sol, emekçi ve sermayedar diye böler !
sen hakkını alabilesin diye, alınterinin üzerinde vatan-millet-sakarya nutukları atılmasın diye, insanca-özgür ve eşit yaşa diye savaşır. gözü kapalı kuklalığın devam etmesin diye, sırtını pışpışlayıp bir yandan da haklarını beceren o "vatansever" bellediklerin seni, beni, bizi artık beceremesin diye !
sövme, gözünü aç ve artık düşün diye !
o yüzden bu kez "neden şimdi" diye sor. sövme, gözünü aç ve artık düşün !
üzücü bir olaydır. zira daha olaylar netleşmeden , nedir ne değildir demeden başlamıştır salyaları akanlar ''mhp li bunlar , ülkücü bunlar , zaten bunlar türkten çok başka şeyler , sakallı adam tam mhp li'' yavaş yiğen bir soğuklan. ortada maymun başının doğum gününü kutlamaya hazırlanan insanlardan bahsediliyor ve ben olay netleşsin diye bekleyip bir şey yazmıyorum. şayet durum böyleyse ne diyecek bu baba yiğitler..? ''demokrasi , onlar da kutlasın'' mı ? çikita muz.
sağ sol çatışması değil. nasıl başladığı konusunda farklı spekülasyonlar var. görünen gerçek şu ki; kampüs içinde, mhp'li ömer ulusoy'un ve diğer bir silahlı kişinin hedef gözeterek ateş etmesi ile fitilin ateşlendiği ve olayların çığrından çıktığı ve ortamın ne kadar gerildiğidir.
(bkz: http://www.ntvmsnbc.com/...)
(bkz: http://www.ntvmsnbc.com/...)
türkiye'ye çok şeyler kaybettirebilecek, tehlikeli ve üzücü bir olay. ama bakıyoruz stv olayı ergenekon ile bağdaştırıp suçu da "solcu" diye nitelendirdiği grubun ve rektör akaydın'ın üzerine yıkarak, ve saldırganın bağlantılarını açıklamadan(bkz: ömer ulusoy/!ornitrin) haberini bitiriyor. bu noktada asıl provakasyon stv ve benzeri tandanslı televizyon ve gazetelerin yayınlarıdır. (ergenekon operasyonuna destek veren, önemseyen ve gidebildiği yere kadar gitmesini isteyen bir kişi olduğumu bu arada belirtmek istiyorum.) bu, en hafif tabiriyle, yalancılık değildir de nedir? (bkz: http://www.youtube.com/...)
akdeniz üniversitesinde gerçekten de güvenlik zaafiyeti vardır, hastane ile iç içe olmasından dolayı acil kapısından gelenler direkt kampüse girebilmektedir, ve bu gerçekten rahatsız edici ve göz ardı edemeyeceğimiz bir durumdur. ama sağ sol çatışması ve provakosyon diyerek geçiştirilmemesi gereken, faillerin apaçık ortada olduğu bir durum ile karşı karşıyayız. komplo teorilerine geçmeden önce üniversitede güvenliğin sağlanması, kampüsü hastaneden ayırarak sadece öğrencilerin girebileceği şekilde önlem alınması, gerilimin düşürülmesi bunun için de faillerin yakalanıp ağır şekilde cezalandırılmaları en temel gereksinimlerdir.
olayların başlangıcında kim haklı kim haksız bilmiyorum, ama hiçbir şekilde bu şiddeti haklı kılamaz, özellikle de üniversite gibi sonuçlarının türkiye'de nerelere varacağını bildiğimiz bir durumda ve bu noktadan sonra haklı haksızın hiç önemi kalmaz ve kaybetmiş bir türkiye ile baş başa kalabiliriz. masanın üzerinde bağlantılar, hedef gözeterek ateş eden zanlılar açıkça cinayete teşebbüs vardır. türkiye cumhuriyeti'ne yönelik, gençliğe yönelik bir cinayet.