vakıfbank'a iett hesabına 5 milyon yatırılır.bir müddet beklenir ki iett pasoyu çıkarsın.
bir sürü yol masrafı yapılır,karaköy'e ya da hasanpaşa'ya gidilir.
indirimli akbil olmadığı için cepten çıkan paranın haddi hesabı yoktur.
paso alınır ve 6 milyon daha ödenerek metal zımbırtı taktırılır.
çok zahmetli çok...
geçen gün başına geldiğini farkedip,aklına famenoth un açıkladığı zahmetler silsilesi gelince tüm odayı ve o gün giydiği kıyafetleri
-astar içine varana kadar..- didik didik arayan ozzmosis in tüm çabaları sonuçsuz kalınca ağlamaklı bir hal almasına sebebiyet veren zarar ziyan hadise.
maddi krize girmenin yanında sinir krizlerine de neden olabilecek bir olay..
yol parası:topkapı'ya gidilmesi gerekiyor bildiğim kadarıyla, artık pason yok, tam bilet, maalesef aktarma da yok. pasoyu yeniden çıkarabilmek için öğrenci belgesi almak gerekir, onun da ne çile olduğu malum! pasoyu kaybetmenin yanlış bilmiyorsam 20 ytl para cezası var. metal yeniden takılmalı, o da 6ytl. içinde yüklü miktar uçtu gitti, geçmiş olsun. aylık da yüklemeye kalkılırsa 30 ytl yeniden verilecek.
akbili kaybetmek.. bir öğrencinin başına gelebilecek en can sıkıcı durum.
öğrenci adamın standart aksamı olan paso ile birlikte giderse, hele birde yeni yüklenmiş aylık akbil sözkonusuysa evlat acısı tanımı yeterlidir sanırım.
bir insanın, özellikle bir öğrenci insanının hayatta yapabileceği en büyük hatadır. akbille metroya binilir. vapura binilir. otobüse binilir. bi tek simit alamıyosun akbille. evet! simitçilerde de akbil geçsin bundan sonra. o turuncu aletten bir tane de simit tezgahının yanına koysunlar.
akbil: biiip
simitçi: buyur abi simitini.
vatandaş: sağol cigerim*
...
...
simitçi: abi abiiii..
vatandaş: heaaaaa
simitçi: aktarma olmuş be abi kusura bakma.. bi simit daha buyur.
vatandaş: şu akbilin gözünü seviyim lan ben. bedava yaşıyoruz allahıma..
vakit gece yarısını geçtiğinden metrodan indikten sonra otobüs beklemeyip minibüse binmeyip tercih ettim. buraya kadar iyi güzel yurdun önünde indim minibüsten, bu da iyi. lakin odaya geldikten sonra ara tara akbil yok, olabileceklerin en kötüsü aylık akbilim daha doyamadan gitmiş. aklımda bin tane soru metroda mı minibüste mi nerde kaybettim ben bunu? her iki durumda da tekrar bulamayacağım aşikardı. büktüm boynumu. nasıl çıkar yenisi, karaköye mi gitsem topkapıya mı, okul da var, öğrenci belgesi lazım, fotograf lazım fotograf yok çektirmek lazım, e şimdi ona para da lazım, bi de aylıktı neyse ayın sonuna gelmişiz zaten de yarın cumartesi gezip tozmak lazım nerde benim akbilim diye ağlarken odanın kapısı çalar, yurttan arkadaş elinde benim akbilimle kapıdan süzülerek odaya girer. olmaz denenler olmuş bir mucize vuku bulmuştur. akbilim minibüste düşmüş, benden sonra yurda gelen arkadaşım minibüsten inerken minibüsçü burda bir kız indi ondan düşmüş deyip akbilimi ona vermiş, ve sonunda akbilim bana geri dönmüştü.
mucizelere ve minibüsçülere yeniden inanır oldum. darısı tüm akbil kaybedenlerin başına.
bir öğrencinin başına gelebilecek en talihsiz olaylardan biridir.kişi kendini çıplak gibi hisseder, bilet almak yahut halk otobüsüne para vermek mideye yumruk gibi oturur.ah ulan 80 kuruşa gitmek varken kazık girdi köküne kadar diye üzülür insan.hele hele mezun olduktan sonra öğrenci statüsünden çıkınca uzun süre yeni tarifeye adaptasyon sorunu yaşanır.tabi bunlar parasının kıymetini bilenler için geçerlidir.
belediyenin yeni teknoloji akbil cihazlarının temin edilmesi için açtığı ihaleye (tabii eğer böyle bir ihale olursa) girip kaybeden şirketlerin başına gelen şey.
ya da şöyle denebilir:
belediyenin yeni teknoloji akbil cihazlarının temin edilmesi için açacağı ihaleye girecek ama kaybedecek şirketlerin başına gelecek olan şey.
en azından kaybedecek bir akbiliniz var dedirtir insana bu. farklı olucam derken saçmalayan ankara büyükşehir belediyesine buradan protestolarımı iletmek istiyorum. belediye otobüslerine, kırışınca makina tarafından okunmayan 10'luk, 20'lik vs kartlarla binersiniz, toplu alımla indirim yoktur. daha çok halk otobüslerinin çalıştığı bir hattı sık sık kullanıyorsanız benim gibi, akbil gibi bir uygulama olmadığından her para ödeyişte verilen biletleri, çoğu insanın aksine, yer yerine çantanıza atarsınız (bkz: bilinçli vatandaş) ve bu çantayı haftada bir boşaltma ihtiyacı duyarsınız. özetle, akbil istiyoruz. siz, akbile sahip olanlar... akbilinizi kaybetmeyiniz. iyi bir şeydir.
allah'ım sen düşman başına verme dedirten acıklı olay. bilen bilir günde 8500 otobüs değiştiren bir öğrenci olarak;akbil, benim kesemin atar damarıdır. bütçemi ayakta tutan besin kaynağıdır. hele bir de aylıksa kaybedilen...bir de,bir de ayın başında kaybettiysen...
sabah binmem gereken ilk otobüse bindim, dedim akbil elimde kalsın nasıl olsa en az bir otobüse daha binicem, çantaya falan koymaya gerek yok zaten çantada bir tek ben yokum. yolu yarıladık baktım akbil elimde yok. kafayı yedim,delirecem o derece. çantayı karıştırdım yok,ceplerimi defalarca kontrol ettim yok,yok! hatta yerlere bile baktım ulan acaba dalgınlıkla düşürdüm mü diye. bulamadım,pes ettim. inmem gereken durağa gelince indim mecburen. üstümde bi yerlerde olmalıydı ya en son hatırladığımda ayakları yoktu. fazla uzaklaşmasına imkan yok.
neyse efendim bineceğim ikinci otobüsü beklerken durakta çantamı ters yüz etmeye karar verdim ve bir kez daha erkek milletine hak verdim orda. çanta desen;bir ecza dolabı, buzdolabı hatta bir kütüphane kıvamında bugün. defter desen taşımam normalde yenir mi ki o diye sorabilirim hatta ama anormalliğim tutmuş onu bile koymuşum işte. hayır işe yarasa bari eşek gibi yüklenmişim onca gereksiz şeyi. bol bol küfür yedim kendimden. defteri, öte beriyi çıkarıp yanıma koydukça saydırıyorum kendime. neler neler ama. bir teyze geldi ki bu teyzelerden nşa'da da hazzetmem; bilerek mi bilmeyerek mi emin olamadım çıkardığım şeylerin resmen üstüne oturdu. o sinirle :"2 dk oturmasan ölür müsün be kadın" diye söylendim. zaten karışıklıktan başım dönmüş ve midem bulanmış. sanırım beni deli sandı, uzak durdu benden.
binmem gereken otobüs geldi, apar topar çıkardıklarımı geri tıkıştırıp bu sefer para aramaya başladım şöföre verecez ya! 1.50 tl lan! içime oturdu ki aylık akbil sahibi öğrenci adamız. yolda dedim ben bu mide bulantısıyla derse merse giremem kardeşim, giderim paşa paşa öğrenci belgesi neyin alırım yeniden başvurup çıkarırım bu mereti. ama üzülmemek ne mümkün! dediğim gibi ayın başı daha. hadi akbil çıktı diyelim yeniden; aylık akbil yükleme süresi diye bişey çıkarmışlar başımıza yenisini de yükleyemezsin. bütün bunları düşünüyormuş işte insan. battık yani bu ay. okula gitme hatta daha iyi.
sadede gelirsek; indim bu otobüsten de yürümeye başladım. hava soğuk içeriye göre tabi hafiften, sıvadığım kolumu düzelttim dışarda. akbil elime düştü. o an hissettiklerimi hiç unutamam herhalde. çölde su bulsam bu kadar sevinemezdim. gerçi çöle düşmedim büyük de konuşmamak lazım*. allah sevdiği kulunun eşeğini önce kaybettirir sonra buldururmuş ya.ben de ona yordum bunu. akbilime izdivaç teklif ettim hemen oracıkta. yakında haberimizi alırsanız şaşırmayın. bundan böyle elini sıcak sudan soğuk suya sokmam onun*
bundan 4 sene önceydi sanırm lise 2 deyim. akşamın bir vakti okuldan dönemeyeceğime göre kesin dersaneden çıktım, zaten haftasonu olur maçlar, hele ki bjk-fb derbisi !
işte karşındakinin malubiyetine sevinmemek gerektiğini anladığım geceydi..
kadıköyden bindim bostancı otobüsüne evime geliyorum, normalde bu otobüsler bostancıdan hemen döner kadıköye, böyle dönüşte inmek daha mantıklıdır, caddede hemen evin önünde indirir çünkü. ben de o gün öyle yapayım dedim (normalde sahilde inip eve yürürüm). ama bu otobüslerin bazıları bostancıdan dönmüyor. bana da o denk geldi, şans ya..
neyse ido da inip ışıklardan geçtim, istasyonun götüne dizilmiş meyhanelerin oradaki durağa bineyim diye. orada aklıma geldi milleti görünce bugün fenerbahçemizin maçı var hemi de beşiktaş ile. üstüne para versen izlemem maç ama bi merak ettim bakalım kaç kaç diye ve mutlu haber aldım fenerbahçemiz 0-1 önde inönüde. ne kadar güzel değil mi, öğrendin işte yürü git lan durağına ama yok ortam çekiyor, meyhanenin önünde milletin arasında takıldım izlemeye, ulan sigara ve içki kokusundan nefret eden ben maç izliyorum.
sen misin maç izleyen, bjk attı gölünü kapak oldu, etrafta fb li insan çok böyle bir üzüntü falan. maç sonu da yaklaşmış bitmeden gitmicem artık. o sırada 1-1 olan maç ve herkes ümidi kesmişken sanırm tuncaydı, fb nin golünü attı ve film orada koptu! herkeste nasıl bir sevinç, ulan piyango vurdu sanırsın, ben de zıplıyorum tabi öküz gibi adamların arasında. akbili de gömlek giymeyen ben o gün gömlek giymişim ve 2 dk sonra bascam zaten diye gömlek cebine koymuşum. son dakika golüyle 10 dk dir muhabbet ettiğim iri yarı adam beni omuzlarına alıp sevinç gösterisinde bulunmaz mı ? ulan gol sevinci nasıl birşey, ben de coşuyorum, o anı bilirsiniz hepiniz, herkes gaza gelmiştir. ama tabi omuzlarda zıplarken akbil gitmiş cepten...
işte ağlamak için sebeb. hadi eve gittim ama hergün okul var dersane var, ulan napıcaz ? mecbur annemin akbile kondum ama para yetmiyo. yani akbilin varlığı bile çare olmuyo kendi akbilimin yokluğuna, öğrenci olacak ! ulan tam akbille 1 ay gidip geldim, allah seni inandırsın biraz daha devam etse yolda mendil açacaktım, akbil param yok okula gidemiyorum yardım edin diye..
neyse fırsatını buldum, gittim hasanpaşaya aldım öğrenci akbilimi, allaha şükrettim kimseyi böyle şeylerle imtihan etmesin diye dua ettim. işte o akbilimi aldığım gün dedim oğlum kimsenin yenilgisine sevinme, allah çarpar adamı bak. bjk ye atılan gol benim kalemdeydi..
ha bunu neden anlattım şimdi, çünkü gece rüyamda cüzdanımın çalındığını gördüm, 200 liraya yakın para ve yeni yüklenmiş aylık akbilim gitmişti. uyanır uyanmaz allahım sana şükür dedim annem duydu, hayırdır dedi.. bu arada 200 lira parayı bir arada gördüm ilk defa, tabi rüyaydı.
evlat acısı gibi koyan olay. şimdi işin gücün yoksa öğrenci belgesi çıkart, durduk yere o kadar para ver. insanın kendinden nefret ettiği nadir anlardandır.