belki ilginizi çeker
  1. · komprador
  2. · fethullah gülen
  3. · madde 98: hiç olmayacak birine dünyanın en inanılmaz konuşmasını yap (reklam)
gündem
  1. · zongul ducks
  2. · 2012
  3. · annenin gençlik fotoğrafları
  4. · beşiktaş ile fenerbahçe taraftarı arasındaki fark
  5. · yeşim salkım
  6. · aşk
  7. · itü sözlük hiçbirimiz komiklik yapmıyoruz günü
  8. · öss tercih çadırları
  9. · power rangers

ak parti hükümeti  

  1. şu an itibari ile başımızda bulunan , 3 kasım 2002 seçimleri ile yönetime gelmiş hükümet.
    (skuba, 09.06.2004 02:33)
  2. (bkz: ak partisi)
    (camel, 02.05.2007 15:38)
  3. ak olmayan bir partinin geçici başarısı.

    edit: nedense "ısrarla" akp değilmiş bu parti, yoksa aynı coğrafyada yaşamıyor muyuz???
    (univercitizen the reincarnated, 04.05.2007 01:21 ~ 02:12)
  4. 240 milyar dolarlık iç-dış borcu 380 milyar dolara çıkararak müthiş (!) bir başarıya imza atmış olan, kayıtdışı ekonomide bir arpa boyu yol kat edemeyen, ihracatta rekor kırdıklarından bahsedip, ithalatta fesah fersah rekor kırıldığından bahsetmeyen, gsmh'nin yükseldiğinden dem vurup, iç dış borcun %60 fazlalaştığından bahsetmeyen, cari açıkta rekor üstüne rekor kırdıklarına hiç değinmeyen, hortumları kesmeyip, yandaşlarına bağlayan bunun yanında, devletin ne kadar kar eden kurumu varsa yabancıya değerinin çok çok altında satan/peşkeş çeken hükümettir.
    (paleface, 04.05.2007 01:25)
  5. (kendi çapında bir çember, 04.05.2007 18:46 ~ 18:46)
  6. türkiye'yi dünyanın en büyük (!) 20 ekonomisi içine sokan hükümettir...

    tabi büyüklük burada biraz değişiktir... bir vakfın demokrasinin yıldızları olarak lanse ettiği 3'lüden adnan menderes, ülkeyi abd'nin dümen suyuna sokmuş, diğeri turgut özal büyük (!) bir başarıyla 1984-1987 arasında gsmh'nın yıllık %4,3 ile %9.8 arasında büyümesini sağlamıştır... tabi bu büyüme çok büyük ölçüde dış borçlara dayanmaktadır. keza, dış borçlar, 1984'te 20,6 milyar dolarken, 1987'de 40,4 milyar dolara yükselmiştir... tabi daha sonrası körfez krizi, 3 koyup 1 almak vs... sonrasında yine krizler... velhasıl bu krizler bir süreç meselesidir... döneminde kriz çıkmayan hükümetin başarılı sayılması için üzerinden en az 10 yıl geçmesi gerekmektedir... gelelim demokrasinin 3. yıldızına... kendisi döneminde de gsmh'mız oldukça artmıştır... aynen turgut özal'ın döneminde olduğu gibi bu da çok büyük oranda dış borca dayalı bir büyümedir... tıpkı turgut özal'ın sebep olduğu gibi, 5-6 yıl sonra değirmen dönmeyince, satacak yer kalmayınca bir kriz çıkması az bir olasılık değildir...

    2002 yılının kasım ayında 221 milyar dolar olan bir borç, 2007 yılının 2. çeyreğinde 408 milyar dolara çıkmış durumdadır. 2002'de 15 milyar dolar olan dış ticaret açığı, 2007'nin 2. çeyreğinde 50 milyar doların üzerine çıkmıştır -ihracatta rekor kırdıklarını her fırsatta dile getirip, ithalat kavramının i'sini dile getirmeyenlere selam ederim-. yani ithalata dayalı bir ekonomik sistem... büyüyen bir ekonomi... evet, büyümek, borca dayalı, cari açık, dış ticaret açığı veren, işsizliğin her ne hikmetse ekonomi büyümesine rağmen azalmadığı hatta arttığı, büyüyen (!) bir ekonomi... 2002 yılında kişibaşına düşen borç 3200 dolarken, 2007'nin 2. çeyreğinde, 5500 dolar olmuştur... -kişi başına düşen milli geliri kağıt üzerinde artmış gösterenlere de selam ederim, müjdeler olsun, kişi başına düşen borç da %60 artmıştır- şu anda türk lirası aşırı değerlidir ve bu aşırı değerlilikten kaynaklanan, teoride artan ancak, pratikte artışın mevzu bahis olmadığı bir milli gelir... bizzat ekonomiden sorumlu devlet bakanı ali babacan 2006'nın sonunda "kayıt dışı konusunda 4 yılda hiçbir şey yapamadık" dedi... ancak başbakan recep tayyip erdoğan, "kayıt dışında büyük yol kat ettik" dedi... ki, kayıt dışı konusunda hiçbir şey yapılmadığı aşikardır... vergi mükellefi sayısında bir düşüş söz konusu... o zaman bu vergi mükellefleri ya vergiye mevzu bahis olan kazançlarından mahrum kalmışlardır ya da kayıt dışına yol almışlardır... ücretli çalışanların reel gelirleri 2001 seviyesinin altındadır... ama ekonomimiz büyüyor(muş)...

    bu şöyle bir şey... benim 200 liram var... gittim bir bankadan %25 faizle 1000 lira kredi aldım ve cebimdeki para 1200 lira oldu... ama ben bu parayı 1250 lira olarak bankaya geri ödeyeceğim... kağıt üzerinde alım gücüm arttı... cebimdeki para kağıt üzerinde arttı ama reel olarak benim cebimde, bu aldığım parayı üretime ve ekstra kazanca dönüştüremezsem -50 lira olacak... tıpkı türkiye'nin üretime çeviremediği sıcak para gibi... durmadan ithalat yapan, dış ticaret açığı veren türkiye gibi... ben bu borcu ödeyemezsem, banka beni icraya verecek... tıpkı türkiye'nin durumu gibi... bu şimdi değil, 10 yıllar sonra olacak bir olay... krizler, çıktığı dönemin hükümetinin hataları değildir tek başlarına... bir süreçtir...

    git gide borç batağına sürüklenen bir türkiye... durmak yok, yola devam!

    turhan çömez'in dediği gibi, bu seçim vatanseverlerle, vatan hainleri arasında olan bir seçimdir...
    (paleface, 21.07.2007 10:36)
  7. yoktur böyle bir şey.
    olsa olsa akp hükümeti olabilir. zira pek de ak olduğu söylenemez.



    edit: boğuldum eksiler deryasında, kovuldum 10. köyden de..
    (iii, 21.07.2007 11:17 ~ 12:33)
  8. (ctd, 21.07.2007 12:12)
  9. (bkz: bestseller)
    (buyukdusunuryinebuyukdusundu, 29.12.2007 22:46)
  10. dtp denen topluluğun oyunlarına, youtube u yurda kapatmak zorunda kalarak eziklik göstermelerine (ki silinmeyişi dışmedyada hiçbir baskı güçleri olmadığının kanıtıdır) cevap verecekleri yerde tamamen bilinçli bir şekilde kendi zamanlarını ve insanların dikkatlerini boş bir şekilde türban olayına çekmişlerdir. o türbanlar başınızda paralansın.

    ek: yazıda küfretmemek için çok büyük çaba harcanmıştır. siz istediğiniz yerleri küfürlü okuyabilirsiniz!!
    (tarshalafi, 22.01.2008 11:00)
  11. machiavelli nin prens inde bahsettiği iktidar stratejisini uygulayarak başarı kazanan hükümettir.
    prens de denilir ki eğer bir halka hükmetmek isterseniz önce onu yardıma muhtaç ve acınacak hale getiriniz.daha sonra da yardım ediniz.

    akp hükümeti,bu insanlara kömür dağıtacağına,erzak dağıtacağına onlara kendi yaşamlarını idare edebilecekleri şekilde iş sağlasa,ücret sağlasa nasıl olurdu acaba?

    edit:anlaşılan itücüler de az kömür almamış akp den.
    (heroine, 27.01.2008 14:10 ~ 28.01.2008 00:24)
  12. şu ana kadar yaptığınız zamların hepsine önce hık mık dedik,nedenini anlamasakta anlarmış gibi davrandık ama bu ramazan gıdalarının fiyatlarındaki artışın ardında hiç bir mantık yoktur.örnek olarak ramazan pidesini ele alalım.eski pideleri mumla aratan büyüklükte bir pidenin 1,5 ytl olması nedir ya? bunu nasıl açıklayabilirsiniz? bu milletin dini zaaflarını sömürmekten başka nedir? hani dinciydiniz,hani kaybolan dini değerleri yeniden kazandırıyodunuz? akp hükümetine harun tekin in bir sözüyle seslenmek istiyorum: "sevginiz nerde övündüğünüz?"
    (muvo, 03.09.2008 23:18 ~ 23:26)
  13. yaptıkları bir gün kendilerine yüce divan yolunu açabilecek hükümettir.(bkz: mesut yılmaz)
    (tavernaci, 03.09.2008 23:28)
  14. herşeyi bilen başbakan ve her biri ayrı deha bakanlar ile yüzyılın kabinesidir.
    babalar gibi satarım diyen, bakan olunca önce kendini aklayan maliye bakanı, tuzla'daki ölümlerin zerre etkilemediği, işsizlikteki artışı mevsime bağlayan çalışma ve sosyal güvenlik bakanı, el attığı işler elinde kalan dışişleri bakanı, polislere taş attığı için mahkuım olan çocuklar için parmağını kıpırdatmayan kadın ve aileden sorumlu devlet bakanı, ergenekon adı altında hukuksuzluğun allahı yapılırken, deniz fenerine yayın yasağı getiren adalet bakanı, görünmez adam milli savunma bakanı, ingiliz vatandaşı devlet bakanı, 1 mayıs'ta işçilere kan kusturulurken yerinde duran içişleri bakanı, sağlık çalışanlarının haklarının elinden alınmasına ses çıkarmayan sağlık bakanı, hangi faaliyetini yazacağımı seçemediğim milli eğitim bakanı, her biri birbirinden değerli daha niceleriyle yere göğe sığdıramayacağımız akp hükümeti.
    (polikina, 21.04.2009 18:09)
  15. ak parti hanedanlığı olarak da bilinmektedir.
    (rıfat, 21.04.2009 18:27)
  16. bayılıyorum bu hükümete ve politikalarına. bir yolsuzluk mu çıktı? hemen bir yalancı gündem. her şey su yüzüne çıkmaya başladığı anda bir ergenekon. uwww çok değişik bir biçimde günlerce ortamı meşgul etme. kaç sene oldu? 1 seneyi aşmıştır sanırım. onca insan alındı. dalga dalga her yolsuzlukta ortaya çıktı. akp'yi bitirme planları. uwww hem de asker. 30 yıl önce sadece bir kaç kişinin bir darbenin bir gecede yapılmışı varken, şimdi o kadar da insanlar akılsız fikirsiz değiller ya. hem de bak bak kime veriliyor? hem de ne zaman çıkıyor? gece 12den sonra imzalanan, ülke topraklarının satılması demeyelim de kiralanması olayını imzaladığı zaman...

    çok akıllı bir hükümet çok. ama bir o kadar da yüzsüz. onca laf söyleniyor. bir kişi de ben bu laflara layık değilim demiyor. ya bu kadar da insan yüzsüz olmaz ki. bunca çıkan şeyden sonra hala beni halk seçti deyip de kalınmaz ki. öncekilerin bir haysiyeti vardı da bunlarda o da yok. gerçi halkta hata. bilmiyor musun insanlığı? bugün arkandan konuşanlar yarın menfaat için kıçını yalar... bu insanlara da böyleleri müstahak.

    alternatifi yokmuş. hangi birinin şu güne kadar bu kadar yaptığını gördünüz? ya da hangisinin iktidara tek başına geldiğini. muhalefet yapamadığı için iktidarlık da yapamayacağına inanılan insanlar var. alternatifi yoksa da bu kadar da olmaz. en son o taraflar kalmıştı satılmadık topraklar. şimdilik kiralandı yakında gizli sözleşmeyle de satılır sorun yok. aman ha biz bir torba kömürle, iki kilo pirinçle yaşıyoruz ya. ordaki toprakların ne önemi var değil mi?
    (bana bir nick bulun, 17.06.2009 13:06)
  17. kendi icraatlarını anlatıp övünürken "kriz bizi teğet geçti", işçiye zam verirken "kriz vurdu" diyen hükümet. lüzumsuzsa söndür.
    (nikbin, 07.07.2009 15:02 ~ 16:38)
  18. (bkz: komprador)
    (dünyayı kurtaran adam, 07.07.2009 15:22)
  19. görev süresince ülkenin hiçbir bankasının batmadığı ve hortumlanmadığı hükümet. ayrıca dış sermaye en çok ak parti hükümetinde ülkemize girmiştir. rekor işlere imza atmışlıkları vardır. enerji tüketimi, enerji kullanımı, sağlık, sanayi ve eğitim konularında kendinden önceki hükümetlerden çok daha fazla çalışmışlıkları vardır. ayrıca avrupa ülkelerinde ve amerika'da türkiye'nin karizması en çok ak parti hükümetinde en üst seviyelere ulaşmıştır. kadına verilen değer ve kadın milletvekili sayısı ile yine daha önceki hükümetlerin çok üstünde özelliklere sahiptir. dünyanın en ciddi istatistik uzmanları tarafından türkiye'nin gelmiş geçmiş en büyük ve vizyonu en geniş hükümeti olarak kabul edilmektedir.
    (düzenli locaların büyük saygıdeğer üstadı, 12.07.2009 12:39)
  20. sayısal verilere bakılarak bi bok yaptığı sanılandır. illa sayısal verilere bakılacaksa işsizlik oranı da sayısal bir veridir ve rekor seviyededir. ülke kurulduğundan bu yana hiçbir zaman 13.500.000 (on üç buçuk milyon) işsiz görülmemiştir. dünyanın en ciddi istatistik uzmanları dediyse doğrudur ama hacı siktiret işsizlik, açlık, yoksulluk, yolsuzluk filan. yabancı sermaye girmiş bi kere! ne boka yaradıysa giren sermaye...
    (dying brokenhearted, 12.07.2009 14:29)
  21. haziran ayının 30'unda yatırmış olması gereken kamu işçilerinin ikramiyelerini hala yatırmamış olan hükümettir.

    bir de durmadan dinden imandan dem vururlar.

    "işçinin hakkını teri kurumadan veriniz"

    2001 krizinde bile zamanında çatır çatır ödeniyordu hak edilen ücretler.

    kriz kavramı peydah olalı, böyle bir teğet geçme görmemiştir anasını satayım.
    (paleface, 11.08.2009 14:37)
  22. 7 yılda "çok şey yapmış" gibi görünen ancak, hiçbir şey yapmamış olan hükümettir.

    2002 seçim bildirgesinde vaat ettiklerinin üzerine sünger çekmişlerdir. mesela, dokunulmazlıkların kaldırılması sözü verilmiş halen daha hayata geçirilememiştir. bunun için de açık açık şunu söyleyebilmektedirler, "yargıya güvenmiyoruz" ancak, başka konular olunca "türk yargısına güvenin" demekten geri kalmamaktadırlar.

    ab hedefini sunmuşlardır. ki, bugüne kadar geçen süreç göstermiştir ki, ab'ye girmek hedef değil, giriyormuş gibi yapıp birtakım kurumları pasivize etmek olduğudur. mesela ab yargının bağımsızlığını isteyen reformlar isterken, 2002 seçim bildirgesinde vaat ettikleri yargı bağımsızlığı ve hukukun siyasallaşmasının önüne geçilecek derken, hsyk'nın üye seçiminde meclisi devreye sokmak gibi "reform" adı altında eylemlere girişip, adına da "ab satandardı" diyebilmektedirler.

    şimdiye kadar olan açılımlara bir göz atalım;

    ab açılımı!

    17 aralık 2004'te müzakere tarihi alındı ne karşılığında? 30 mayıs 2004'te kıbrıs rum kesimi'nin uluslararası anlaşmalara aykırı şekilde ab'ye üye olmasına "itiraz etmemek" şartıyla! rum kesimi uluslararası anlaşmalara göre garantör devletlerin üye olmadığı hiçbir birliğe üye olamaz! ak parti hükümeti sağolsun, oldular! sonuç? gündüz vakti havai fişekli şaşaalı kutlamalar!

    5 yıl tamamlanacak neredeyse ve açılan başlıkların hiçbiri kapatılamadı açıldığı gün geçici olarak kapatılan bilim ve teknoloji başlığı dışında! 31 aralık 2009'da da birtakım konularda süremiz bitiyor. bizden sonra müzakerelere başlayan hırvatistan bile, onlarca başlık kapatıp açtı! ab raporlarında istenen reformların sadece orduyu pasivize eden kısımları gerçekleşti. mesela dokunulmazlıklar kalkmadı, yargının siyasallaşması önlensin, bağımsız olsun derken daha da siyasi baskı altına alındı, "ekonomiyi şeffa hale getirin, kara para aklamayı imkansız hale getirin" dediler, alenen "kara para aklamayı durdurursak, ekonomi çöker" dediler utanmadan! kayıtdışı ekonomide yol alın dediler 7 senede 1 arpa boyu bile yol alınamadı! "nereden buldun yasası çıkarın" dediler, çıkarmamak için 40 takla atıyorlar. kendi seçim programlarında da olan ve ab'nin de istediği siyasi partiler kanunu'nda reforma yapmamak için de 40 takla atılıyor! ordu siyasete bulaşmasın, birçok konuda pasivize olsun ancak, diğer konularda da adım atın da samimiyetinizi görelim değil mi?

    dahası, "imtiyazlı ortaklık" denilen mevzu günden güne daha sert konuşuluyor ve ülkemin bakanı, başbakanı, cumhurbaşkanı tek bir tepki bile koymuyor bu lafları eden almanya ve fransa'ya!

    türban açılımı!

    anayasanın ilgili maddesini değiştirip, yök kanunundaki ek 17. maddeyi değiştirmemekle resmen ölü doğmuş bir açılım yaptılar ki, mhp ile mutabakatta ek 17. maddenin de değiştirileceği sözü vardı. sonra ne oldu? "ben çözmek istedim çözdürmediler" oldu. yani mağduriyet edebiyatına devam!

    kıbrıs açılımı!

    kıbrıs rum kesimi hukuksuzca ab üyesi oldu, referandumda "evet" dedirttiler, ab "türkler evet, rumlar hayır derse türklere maddi yardım yapacağız" sözü verdiler, 5 senedir tık yok! sorgulama? hak getire! hatta abdullah gül'ün başbakan olduğu 58. hükümet'in dışişleri bakanı yaşar yakış"kıbrıs'ta işgalci konumundayız" bile deme gafletini gösterebilmişti! bugün kıbrıs elden ha çıktı, ha çıkacak pozisyondadır! dahası, rum kesimini de devlet olarak tanımamız an meselesidir.

    alevi açılımı!

    bir iftar oldu, 2-3 görüşme sonra? hadi bakalım, hayırlı traşlar!

    ve abd başkanı obama'nın emrettiği şekilde şekillenen "ermeni açılımı" ve "kürt açılımı" mevzuları.

    ermeni açılımı!

    bizim cumhurbaşkanı iyi niyet gösterisi olarak maça gitti, sarkisyan ise, "sınır açılmadan gitmem" diyor! sanki biz muhtacız ermenistan'a gibi bir hava var! adamlar burunlarından kıl aldırmıyorlar! "türkiye masaya koşulsuz otursun" diyorlar. ha oturduk da, azerbaycan rusya restini çekince, tepki büyük olunca "geri" yaptılar birden bire. sonuç? 2002'den bu yana onlarca ülkenin aldığı soykırım kararı ve inkara hapis uygulanması kararları ve bunlara verilemeyen diplomatik tepkiler. adı? "proaktif dış politika" anlaşılır dille, taviz vermek üzerine kurulu dış politika!

    kürt açılımı!

    bir tarihi fırsattan söz ediliyor, tarihi fırsat 0 -yazıyla sıfır- terör olayları ile ülkeyi teslim aldıklarında vardı ancak, akp'nin amacı ülkeyi yönetmek değil, bop çerevesinde şekillendirmek olduğundan işin rengi beklendiği gibi olmadı.

    başbakan brüksel'e gitmişti ve kürsüdden "ülkemde kürt sorunu yoktur!" demişti, sonra diyarbakır'a gitmişti, binlerce kişinin katıldığı mitingde "türkiye'de kürt sorunu vardır!" demişti ciğerden haykırarak, arkasından ankara'da "türkiye'de kürt sorunu yoktur, sunu sorunlar üretmeyin" diye basına çıkışmıştı.

    şimdilerde yine gündemde deniyor ki, "daha fazla demokrasi" aylar önce iran gezisi sırasında abdullah gül adlı, tayyip erdoğan'ın çankaya noteri arkadaş "tarihi fırsat var" demişti. sorulara ise yuvarlak cevaplar vermişti. tıpkı, kıbrıs mevzusunda, 2006'da yunan uçağının düşürdüğü f-16'mız konusunda, fransa "soykırımı inkara hapis cezası verilmesi" yasasını görüşürken yaptığı gibi "tüm dünya görecek yapacaklarımızı" minvalli açıklamalar yapmıştı. bir de bu var "herkes görecek" "herkes ne yaptığımızı biliyor" "her kesimden destek var" yuvarlak, içi boş olan ancak bir halt yeniyormuş edası veren açıklamalar.

    neyse, son 1 ayda süreç hızlandı. beşir atalay koordine ediyor süreci. soruluyor "sayın bakanım ne olacak?" bakan cevap veriyor "daha fazla demokrasi" ne demek daha fazla demokrasi? etnik bir gruba "demokrasi" adı altında ne çeşit haklar verilecek? somut bir şey neden yok ortada? "daha fazla demokrasi" söz bu!

    bugün basın toplantısı düzenledi pek sayın koordinatör ve yine en ufak somut bir şey yok! "fırsat var", "daha fazla demokrasi olacak", "her kesimden destek var" vs. vs.

    o kadar kurumla görüşüldü, yok mu bir haritanız arkadaş?

    mesela "silahların susması lazım, bir tasfiyenin olması lazım" dedi ki, bana göre şeytanın avukatlığını yaparsam bir içişleri bakanı her tarafa çekilecek bu denli yuvarlak konuşmaz! öyle cümleleri bilinçli olarak kullanıyor ki, bu hükümetin üyeleri tepki çekerlerse hemen "yanlış anlaşıldık, biz aslında hede hödö demek istedik" diyorlar, tepki çekmezse oh ne ala. yukardaki cümleyi şeytanın avukatlığını yaparak açıyorum. dtp de "silahların susması" edebiyatı yapıyor! ancak onların muhabbetine ordu da dahil! bu cümleyi şöyle söylese ne olur? "pkk'nın silah bırakması ve tasfiye olması lazım!" açık net değil mi? biliyor ki, bunu söylediği zaman oy kaybedecekler zira bugünkü süreçte, akp doğuda dtp'den daha kürt, iç anadolu'da mhp'den daha milliyetçi, batıda ise chp'den daha çağdaş görünmeyi hedefliyor!

    ahmet türk yarın diyarbakır'da konuşacak, ya derse ki, "biz de sayın atalay'a katılıyoruz, silahlar susmalı, asker operasyonları durdurmalı!" diye ne diyeceksiniz ki? nasıl böyle bir fırsatı verebliyorsunuz ki?

    bir hükümet üyesi "çatışmaya bulaşmamış gençlere af" diyor, tamam eyvallah da, çatışmaya bulaştığı veya bulaşmadığı alnında mı yazıyor? siz kimin çatışmaya bulaştığını, kimin bulaşmadığını bilebiliyorsanız, benim şehitlerimin katillerini de biliyorsunuz demektir!

    diyelim ki, bu açılım tüm topluma verilecek haklardan olup gerçekten demokrasi adımları olacak, sayın atalay çıktı "anayasa değişikliği gündemimizde yok" dedi. sen anayasayı değiştirmeden nasıl demokratik açılım yapacaksın ki? anayasanın üniter devlet yapısı, resmi dil, bayrak mevzularının tartışılması değildir bahsettiğim, bireysel haklar bakımından halka hak vermezseniz nasıl demokratik açılım bu? kaldı ki, "anayasa açılımı" yapıyorsunuz? ergun özbudun'a milyonlarca lira verdiniz devletin kasasından, seçimden sonra abant'tan çıkmıyordunuz anayasa mevzusunda, ne çabuk gündemden çıktı değişiklik? nerede demokrasi?

    başbakanı protesto eden her kişinin nezarette sabahlaması mı demokrasi, yoksa polisin "hangi partiye oy verdin, siyasi görüşün ne?" sorularını sorması mı demokrasi veya kendi partinizin kongrelerinde tek aday çıkmazsa kongreyi erteleyip "tek aday çıkarın, bizim istediğimiz adayı çıkarın" demek mi demokrasi?

    daha fazla demokrasi! ee? anayasa değişikliği olmayacak! e ne yapacaksın anayasa değişikliği yapmayacaksan?

    doğu'ya iş olanağı sunmazsın, devlet olarak gitmezsin, "devlet yatırım yapsın" denildiğinde, "teşvik veriyoruz ya" oluyor adı! teşvik yetiyor mu? 7 senedir, doğu'da hangi teşvik iş olanağı yarattı? özel sektör yapmıyorsa, devlet olarak yapmak zorundasın! doğu'nun iş adamları antalya'da 5 yıldızlı otel yatırımı yaparak, istanbul'da inşaat işlerinde olarak, izmir'de ticaret yaparak doğu'ya yatırım yapmıyorlar! senin verdiğin teşvikler ancak göstermelik inşaatlarla başka yerlere aktarılıyor!

    bir de somut hiçbir şey olmamasına rağmen koşulsuz destek bekleniyor. karşı çıkanlara ise, "daha içeriğini açıklamadık ki?" diyorlar. e açıklamadığın şeyde adam neden koşulsuz destek versin ki?

    dtp "demokrasi" diyor, töre cinayetlerine tek laf yok, kan davasına tek laf yok ki, bunlara koruculuk sisteminin sebep olduğunu söyleyebiliyorlar tuhaf şekilde!

    bu, krizin hasıraltı edilmesi için her zamanki tipik akp gündem değiştirme hamlelerinden biridir bu.

    buyrun ortada; ab açılımı, kıbrıs açılım, alevi açılımı, ermeni açılımı, anayasa açılımı! hepsi ortada, hepsinde gelinen nokta ortada!

    bop eşbaşkanı olmakla guru duyan bir başbakan da ortada!

    ekonomik durum ortada, terör durumu ortada, refah durumu ortada, gelir dağılımı ortada, işsizlik ortada!

    bu açılımdan da bir cacık olmayacağı da ortadadır. akp de çıkar "ben adım attım, yaptırtmadılar" edebiyatıyla mağduru oynayacaktır.

    vel hasıl, kürt açılımı da tüm açılımlarda olduğu gibi bir şeyi "yapmak" amacı değil, "yapıyormuş gibi görünmek" amacı taşımaktadır.

    demokrasi ise muhteşem bir kavram olmasına rağmen, karşı devrimin en sihirli kelimesi, truva atıdır.
    (paleface, 31.08.2009 14:48 ~ 15:08)
  23. iyiliği kötülüğü seçmenin tercihidir lakin kesin olan şudur ki gelmiş geçmiş en ağlak bakanları bünyesinde barındıran hükümettir. misal bir recep tayyip erdoğan, bir cemil çiçek, bir nimet çubukçu, bir binali yıldırım'ı televizyonda ağlarken görmeniz işten bile değil. hele bir de bülent arınç var ki bana hep neşeli günler'de küçük ev'i izlerken ağlayan adile naşit'in canlandırdığı saadet hanımı hatırlatır.
    (hoo, 19.09.2009 21:33 ~ 21:34)
  24. borsa çıkarken "bizim başarımız" borsa düşerken "dış etkenler" edebiyatı yapan, ekonomi konusunda kötü olan her şeyden kendilerini soyutlayıp kendilerine hiç bulaştırmayan, son hedef olarak da kendisine merkez bankası'nı -tcmb- seçen hükümet.

    neymiş, enflasyon yüksek çıkarsa merkez bankası'ndan hesap sorulması gerekiyormuş.

    vergilere yapılan zamlardan, tüketim mallarına yapılan zamlardan, bütçe açığından kimi sorumlu tutacağız be reco?

    zaten siz hiç başarısız olmazsınız. 7 senedir tek başına iktidarsınızdır ama yanlış yapmazsınız hiç. yanlış olan her şey dış kaynaklıdır, muhalefet yüzündendir. siz mükemmelsiniz.

    la bi yörü git!
    (paleface, 25.09.2009 14:20)
  25. (bu giri en ufak bir hakaret içermemekte olup akıl sağlığı yerinde bir insanın beyninde oluşan kimyasal reaksiyonlar sonucu zihinde beliren çağrışımlardan oluşmaktadır.)

    ak parti hükümeti denilince benim zihnimde oluşan çağrışımlar: sığ politika, göz boyama, akıl oyunlarından yoksunluk, taktiksizlik , stratejisizlik, beceriksizlik, halkın gözünün içine baka baka yalan söyleme, emperyalizm uşaklığı, kemalizm düşmanlığı ve ülkeye ihanet.
    (trasker, 25.09.2009 14:34 ~ 14:35)

künye  ·  iletişim / şikayet / reklam  ·  sıkça sorulan sorular  ·  itü sözlük görseller  ·  itü sözlük extra  ·  itü sözlük mobil