günlerdir aklımda dolaşan, cümleleri kaba hatları ile belirlediğim ama iş başlık açmaya veya herhangi bir başlık altına yazmaya geldiğinde hep bir şeylerin eksik kaldığını gördüğüm, kısacası hep ertelediğim konu: ajdar, ismail yk, m. a. erbil... bence bu yazının başlığı hala bu değil.
herşey benden yaklaşık 600 km uzakta bulunan kuzenimin doğum günü ile başladı.
fazla uzatmaya gerek yok, 14 yaşında bir erkek çocuğu. tesadüfen aradığım ve sitemkar bir biçimde ''abi benim doğum günüm nerden hatırladın?'' demesiyle beni duvara çarpmaktan beter eden bir velet işte.
-ozan doğum günün kutlu olsun
+sağol abi
-söyle bakim ne hediye istiyorsun
+gitar istiyorum
-senin istediğin gitar olsun, hemen yarın en güzelinden kargoya veriyorum, söyle bakim kimleri dinliyorsun?
+ismail yk
-.....
-tamam canım hediyen 2 gün içinde elinde, çok öptüm seni.
telefon kapandı ve kendi kendime düşündüm. annesi ve babası üniversite mezunu, ailesi her konuda olduğu gibi müzik konusunda da bilinçli sayılabilecek bir ailenin çocuğu neden ismail yk dinler? ya da ben aptal bir adamım.
ismail yk dinlemek suç mu?
bir türlü işin içinden çıkamadım.
oturdum ismail y k denilen arkadaşın ve onun türevlerinin bir kaç parçasını indirdim.
açıkçası bir müzisyen gözüyle veya bir dinleyici gözü ile dinlememe rağmen üzülerek söylüyorum hiç bir parçayı sonuna kadar dinleyemedim, belki de objektif olamadım.
neden acaba ?
bu insanlar bu kadar kalitesiz müzik yapmasına rağmen, kitleleri nasıl peşinden sürüklüyor.
müzik öğretmeni arkadaşlarımla ve müzisyen dostlarımla yer yer bu konuyu konuştum, herkes bir şeyler söyledi.
ben bunları birkaç madde halinde sınıflandırdım ama inanıyorum ki yeterli değil, eminim yazar arkadaşlar bunlara eklemeler yapacaklardır.
*türk insanı, genel bir kıyaslama yapacak olursak orta seviyede müzik kulağına sahiptir, bunun sonucu olarak bu tarz müzik dinlemesi gayet doğaldır.(asla inanmayacağım bir önermedir bu)
*-olum adam yakışıklı, ondan dinliyorlar, veya göğüsleri dik, bacakları güzel.(dikkat bunu söyleyen müzik öğretmeni)
*sözler basit, akılda kalıyor.
*-abi adamlar promosyon yapıyor, reklam yapıyor. televizyonlarda, reklamlarda, haberlerde hep onlar.
*-sana itici gelebilir ama birçok kişiye ilginç geliyor.
*-son model arabaya biniyor ondan.
*-duygu sömürüsü var abi.
*-aslında satmıyor olum o albümler. tirajı şişiriyorlar.
bu liste böyle uzayıp gidiyor. eminin hepsinde bir nebze haklılık payı vardır, biraz düşününce mantıklı gelmiyor değil.
bu söylenen herşeyi akıl süzgeçimden geçirdim, naçizane ve asla iddialı olmayan görüşlerim şunlar.
bu adamlar
trt dönemindeki katı anlayışın aksine, ''reyting olsunda nasıl olursa olsun'' denilen bir anlayışın hüküm sürdüğü, her şeyin siktiri boktan bir kaç kamuoyu yoklamasına dayandığı bir ortamda sivrildiler.
malzeme sıkıntısı çeken televole muhabirleri tarafından, patronlarını mutlu etmek adına, yeri geldi yatak odalarını bile milyonlarla paylaştılar. kimi zaman sevgililerinin bacak arasındaki doğum lekesini bazı şeylerin ispatı olarak sundular.
medya çalışanlarının bir çoğu,türk halkının en zayıf yeri olan acıma, merhamet, milli duygular, terk edilme, üç damla gözyaşı gibi konularda haber yaparken fonda bu insanların şarkılarına yer verdiler.
şehit cenazelerini gösterirken fonda ismail y k dan
nerdesin çalıyordu.
bu insanların yaşadığı bana göre sefil hayat, ekran başındaki insanlara bir çıkış, kurtuluş, başarı öyküsü gibi gösterildi.
daha sonra adı müzik kanalı diye geçen, parayı verdinmi
denizli horozunun sesini bile şarkı diye sunabilecek kanalların bombardımanı başladı. günün her saati karşımıza onlar çıkıyordu, her zaman diliminde ve her kanalda...
trt bile klasik müzik, rock müzik, tsm yayınlarını ya sınırlamış ya da gecenin bilmem kaçına atmıştı. benim vergilerimle ayakta duran devletimin kanalı yılbaşında m.a.erbil'den medet umuyor, bonus olarak haber bültenlerinde ajdar'dan bahsediyordu.
sabah programlarında aklı başında bir sanatçıyı gördüğümüzde ayıplamaya başlamıştık.
-yuh be... sende mi o programa çıktın? diye.
suç hepimizdeydi belki de, sıkıştığımız yerde ''siz klasik müzik dinleyecektinizde size onlar mı engel oldu''dedik. bir çoğumuz dedik.
aklı başında sanatçılar ticari kaygılarla reklamlara katıldığında ayıpladık, promosyon yaptığında piyasa oldu dedik. herhangi bir konserinde çok bilindik eserler çaldımı ''olum bu da göt olmuş'' deyip kendi egomuzu tatmin ettik.
suç hepimizdeydi, herşeyi en iyi biz biliyorduk, bu halk öküzdü, iyiyi doğruyu bulmak çok emek gerektirir diye, iyiyi ve doğruyu insanlarla paylaşmadık, anlatmadık. tele vole başladımı göz ucuyla izledik, acun'la firar ettik. bir
doğan canku, bir
özdemir erdoğan, bir
vedat sakman hakkında yazmadıkta, ajdar dedik, yurseven kardeşler dedik, anasının amı dedik..
sonra neymiş
insanlar neden dinliyor bu müzikleri?
dinlerler tabi, ne sunarsan neyi yüceltirsen onu dinlerler.
hadi bakalım, oturmaya mı geldik?