evet sistem, çarklar falan, bunlar güzel şeyler tabi. bir sistemi analiz etme çabasına girmenin kadercilik olarak algılandığı şu güzel dünyamızda, vektörel bir biçimde hedefe doğru ilerlemek zannediyoruz tartışmayı. mesela "küreselleşme bir vakıa olarak vardır." mı dedin? hemen küreselleşme yanlısı oluyorsun. halbuki bir olgunun yanında veya karşısında olmak anlamlı bir şey mi? olgular incelenmek, nedenleri ve sonuçlarıyla ortaya serilmek için vardır; red veya kabul edilmek için değil. burada küreselleşme yerine pop kültür kuralları ve ajdar anık'ı koyabiliriz.
içinde yaşanan toplum düzeni, huxley'nin alfa-beta-gamma sınıflandırmasına benzer biçimde diziyor bizi. alfa'nın eğlence anlayışıyla epsilon'unki bir olamaz, böyle bir şey mümkün değil. diyelim ki ajdar ve türevlerini yok ettik, bombaladık, haritadan sildik, ya sonra? beynini daha fazlasını algılayamaz hale getirdiğimiz bireylere mozart mı dinleteceğiz? öyle daha mı mutlu olacaklar? ne yazık ki bu alemde her şey aydınlanmış değil.
şimdi yine bir şeyleri savunduğum zannedilecek, oonçün söyleyeyim, tek yapmaya çalıştığım bir olguyu ortaya sermeye çalışmak, fazlası değil. zaten
faşizm konuşma yasağı değil söyleme mecburiyetidir.