|
|
- "neden babamı dinleyip burada kaldım?" demektir... iğrençtir...
- mimarlıkta okuyan bir öğrenciyse muhteşem,eşi benzeri görülmemiş avantajdır.sevgili sorunsalı yaşansada sevgi bu tür engelleri bir kısım yalanlarla aşacaktır.
(bkz: gece çıkarken aileye söylenen yalanlar)
- öğrenci hayatını yaşayamamak,eve zamanında dönmek zorunda olmak,özgürlüğü yaşayamamaktır.liseden sora üniversiteye geçişinizden hiçbirşey değişmemiş gibidir.baya kötü bi durumdur.şükrederim öyle değilim diye her gece.
- üniversitenin sadece bir yer olduğunun bir yaşam tarzı olmadığını anlayabilmiş kişiler için sorun yaratmiyacak durumdur kanımca
- sevgiliyi ekmek, aileye yalan söyleyememek, sevgiliyi hep ekmek.
- yurtta kalmanın güzel taraflarından mahrum kalmaktır bunun yanında geceleri sessiz bir ortamda rahat bir uyku çekebilme gibi avantajları da olabilir bu durumun.
- eğer yarım saat sizi görmese depresyona giren bir anneniz, aynı şekilde gün boyunca elli kere arayan bir babanız varsa, gayet normal olan durumdur.
- eğer ki eskişehir gibi ufak bir şehirde yaşıyorsanız ve aile bireylerinizin her yerde tanıdığı varsa; eziyet haline dönüşen durumdur. sevgilinizle beraberken sürekli tedirgin olur, etrafı kolaçan etmekten paranoya başlangıçları gözlemlenebilir. eve gelme saati ve dışarıda kalma izni sınırlandırılmış olabilir. bu sebeple her an açıklama yapmak, gerekirse yalan söylemek zorunda kalırsınız. "neredeydin?", "kimlerle beraberdin?", "ne yaptınız?" şeklindeki sorulara aşina olup çıkarsınız sonunda. eğer ki aile bireyleriniz sigara ve alkole karşı ise (en azından evlatlarının kullanmalarını istemiyorlarsa), rahat rahat içip sarhoş olamaz, sigaranızı saklamaktan bıkmış olursunuz. bu açılardan bezdirir, nefret ettirir. lakin, ailenizle iyi anlaşıyorsanız, sizi baskı altında tutmuyorlarsa; ufak kısıtlamalara da olumlu yaklaşabiliyorsanız; çok şanslı sayılabilirsiniz. sizden bulaşık yıkamanızı, yemek yapmanızı bekleyen birileri olmaz. temizlik ile de pek içli dışlı değilsinizdir. yani ev işlerinden kurtulmuş, zamanını eğlenceye ayıran şanslı kişi olursunuz. derslerin kötü olması için de bir neden yoktur ortada. yemek probleminiz olmaz, sessiz ortam bulamama sorununuz olmaz; şeker mi şekerdir. ama yine de pek tavsiye edilmez. *
(elera, 16.08.2008 23:35)
- mükemmel bir durum. aynı şehirdeyseniz rahatınızı bozmamanız tavsiyem.
2 sene ailesinden ayrı yaşayan üniversiteli kız olduktan sonra severek yapacağım bu işi. öyle 2 gece çılgın atacaksınız diye eve çıkmayın.
biraz da titiz bir annenin çocuğuysanız ömrünüz temizlik yapmakla geçer. bir de evde güzel ev yemeği pişiyorsa gelen giden hiç eksik olmaz. -gerçi yemek olmasa da gelirler-
bir an durup "öğrenci miyim ev hanımı mıyım monako" dersiniz. -monakoyu demeyebilirsiniz tabi.- sonra da ananızın evine paşa paşa dönüp, kadının hem çalışıp hem nasıl evi çekip çevirdiğine şaşıyorsunuz. tabi böyle bir şansınız varsa.
yok şehirdışındansanız ve yurdunuz öyle ahım şahım değilse para bulduğunuzda eve çıkın en azından sadece kendi pisliğinizi çekersiniz.
- aileyle yaşayan üniversiteli erkek kardeşleriniz de varsa kenarda bir teselliniz var demektir.
- şayet aile kızı sıkmıyorsa, kız da gayet isteyerek tercih yapmışsa süper şeydir. hem istediğin saatlere kadar gezip tozarsın, hem evine gelir hazır yemeğini yersin, yatağında uyursun.
ev okula uzaksa, ileride ayrı eve de çıkarsın. böyledir yani, güzeldir.
- her daim rahata ermektir. yatağınızı toplayan, oraya buraya atılan giysileri katlayıp yerine koyan, eve gelince önünüze yemek koyan ve sınavlara çalışırken masanıza kadar kahve getiren birisi vardır. daha n'olsun! aynı evde yaşadığın babandan da her ay hesabına para yatırmasını isteyemeyeceğine göre, maddi açıdan da gel keyfim gelik bir durumdur.
(bkz: oh mis)
|