çok uç durumlar söz konusu değilse (istanbul'da yaşayp kocaeli'de okumak gibi);
erkeğin, ailesiyle yaşadığı şehirde aynı zamanda üniversiteye 'de gidiyor olmasıdır.
diğer bir deyişle sabah babayı işe yollamak, annenin yatakta uyuduğunu görüp, eğer varsa kardeşlerin okul ve/veya işe gittiği sırada çıkıp aynı lisedeki gibi okula gitmektir.
şahsım istanbul'lu olup her sabah
bostancı'dan
maslak'a okula gitmekteyim ve bütün döngüyü şu son seneme kadar yaşamış bulunmaktayım.
beni sinir krizlerine sokan tek durum bu istanbul'un berbat trafiğini orta 2 (7.sınıf)'tan beri çekiyor olmamdır.
otobüs-minibüs-dolmuşlar, ışıklar, kalabalıklar, iş çıkışları, köprü tıkanıklıkları, beklenmedik kazalar, her gidilecek mekana "ne olur ne olmaz" düşüncesiyle en az iki değişik güzergah düşünmek, nokta atışı ulaşım zamanı hesaplamaları vs artık sanırım içimde protein ve hatta gen oldu.
memnunum; çoğu insanın tahmin edeceğinin aksine beni sınırlayan hiç bir kural yoktur. aksine para açısından da diğer pek çok öğrenciye göre şanslı olmamı sağlamıştır.
bana verdiği eksiklikler de var tabii. bir kere kesinlikle yurt hayatını tatmamışımdır. bu görüş kişiden kişiye değişmekle beraber kimine göre kayıp kimine göre büyük şanstır. eksiklik dedim ama bundan da memnunum. yapı olarak soğuk birisi olduğum için insanlarla bir arada olmak bana olsa olsa sıkıntı verirdi.
bunun ötesinde insanın hayata hazırlanışında etkisi olmaktadır. eğer hayatı ciddiye alan bir erkek değilse kesinlikle hayata diğerlerine göre çok daha zayıf hazırlanmaktadır ve muhtmelen ilk yalnız kalışında
sudan çıkmış balık durumuna düşecektir bu erkek. uç durumu isimlendirirsek
sünepelik diyebiliriz. diğer uç nokta ise üstün özgüven sahibi bir erkek olmaktır.
anadolu' şehirlerinden gelip burada okuyan insanlar özgürlüklerinin keyfini çıkarabilirler. muhtemelen bana acıyor bile olabilirler. ama o işte vadi ve gölet'te kalan arkadaşlara demin açıkladığım istanbul'da ulaşım sorunlarından dolayı gıpta ediyorum. yine de halimden gayet memnunum.