kontrolsüz olarak artan nüfusun, dengeye getirilebilmesi için yürütülen eylemlerdir. cinsel ilişki sırasında korunmak, istenmeyen gebeliklerde kürtaj, insanlara doğru cinsel bilgilerle donatmak gibi başlıca görevler içerir.
(coban, 27.01.2006 04:19)
türkiye'de varlığından habersiz insanların malasef nüfusun çok büyük bir bölümünü kapladığı olgu.
(mitya, 27.01.2006 05:25)
düzensiz nüfus artışının engellenmesinin yanında, ailenin maddi kaynakları çerçevesinde, ihtiyaçlarını karşılayabileceği kadar çocuk sahibi olmasıdır.
çocuk büyütmenin, bir insanı, bireyi yetiştirmek, onun her türlü maddi manevi, kültürel ihtiyaçlarını karşılamak demek olduğunu bilmeyen, sadece yaşını büyütüp boyunu uzatmak, karnını doyurmak sanan insanların bilmediği bir kavram.
devamlı gelişmekte olduğu söylenen fakat hiçbir zaman gelişemeyen türkiyenin kanımca, belki de en büyük sorunu. maddi yönden belini doğrultamayan bir ülkeye her yıl yüzbinlerce insan daha katılması demek, en basitinden yeni okullar, iş sahaları, hastahaneler gerekmesi demek.. işsizliğin, eğitimsizliğin artması demek, össye giren milyonların katlanması, üniversitelerin yetmemesi, yeni açılan üniversitelerin kalitesizliği, sonucunda diplomalı işsizler demek..toplum içindeki belirgin ekonomik uçurumları azaltmanın birinci adımıdır aile planlaması.. tabii bunun için de eğitim...
aileden sorumlu devlet bakanımız bunun hakkında kafa yormuş mudur, çalışmalar yapmış mıdır, yoksa makamında manikür pedikürle mi uğraşır bilemeyiz...
çiftin planladığı sayıda çocuk sahibi olması demektir. istenmeyen gebeliklerden korunmak için çeşitli seçenekler mevcutur.
prezervatif (kondom): penise takılarak meninin vajinaya boşalmasını önleyen kılıftır. ilişki başlamadan penis sertleştiğinde hemen uygulamak gerekir. ilişki sırasında gelen ilk zevk suyunun sperm barındırabileceğini unutmayalım.
spiral (ria): kadının rahmine küçük bir operasyonla yerleştirilen en çok kullanılanı "t" şekline benzeyen spermle yumurta hücresinin buluşmasını önleyen bir araçtır. çocuk doğurmamış kadınlar da kullanabilir denilsede hazneye sarkan ipinden enfeksiyon gelişme olasılığı vardır rahim içine kadar geçerse infertiliteye neden olur bu nedenle istek halinde ilk çocuktan sonra uygulama yapılır.
doğum kontrol hapları: yumurtanın olgunlaşmasını önleyerek gebeliğin oluşmasını önleyen ilaçlardır. 21 günlük periyodlarla kullanılır 21 günden sonra 7 gün ara verilir bu dönem mens başlar. tekrar 21 gün kullanılır. bir ay içinde iki kere ilaç unutulur ya da geç alınırsa güvenilirliği düşer. başka bir yöntemle daha korunulması gerekir. ilacı kullanmaya adetin ilk günü başlanır, kullanılan ilk ay kanama ay boyu az az da olsa devam edebilir, ikinci ay düzelir. düzelmezse doktorunuza başvurmanız gerekir. ilaç kullanıladan önce doktor muayenesinden geçilmelidir.
diyafram: her kadına kendi özel jinekolojik muayenesi sırasında ölçü alınarak yapılan kapak şeklinde bir araçtır. rahim ağzı kısmına yerleştirilir. kapak gibi tam oturduğundan sperm geçişini engeller. güvenilirliğini arttırmak amacıyla spermisitlerle birlikte kullanılması tavsiye edilir. kullanıldıktan sonra beyaz sabunla yıkanıp kurutulur. ömrü 2 ila 3 yıl arası değişir esneyen diaframları kullanmayın.
implant: kolun üst iç bölgesine küçük bi oprasyonla yerleştirilen 6 ince kapsüldür. bakılınca görülmez fakat dokununca içeride olduğu anlaşılır. 5 yıl koruma sağlayabilir her gün küçük dozlarda hormon enjekte eder vücuda. erken bırakmak istenirse sağlık personeli tarafından çıkartılabilir. çıkardıktan 8 ila 10 ay sonra gebelik oluşabilir.
tüplerin bağlatılması ( tüp ligasyonu): cerrahi operasyon gerektirir. yumurtalıkların rahime geçtiği kanalar bağlanır. geri dönüşü yoktur. iyi düşünülerek karar verilmesi gerekir. laparoskopik yapılabileceği gibi sezeryan doğum sırasında da uygulanabilir.
vazektomi : erkeklerin tüplerinin bağlanması işlemidir. spermlerin üretildiği testislerle üreme organları arası bağlanır. erkek kısa bir sürede tekrar aktif cinsel hayatına dönebilir ilişki sırasında boşalır fakat sperm ihtiva etmez. geri dönüşü olmayan bir yöntemdir. iyi düşünülerek karar verilmesi gerekir.
tayyip erdoğan'a en az lisans düzeyinde okutulması gereken bilim dalının ya da en azından "başucu kitabı"nın adı.
(cohen, 09.04.2008 20:30)
türkiye'de pek anlaşılamamış sistem. bu kafayla devam edersek ekonominin çöküşü yakındır.
türkiye'de aile planları merkezlerine bakarsanız mutlaka bir köşede küçük bir haç göreceksinizdir. aynı haçın sahiplerine kendi memleketlerinde kürtaj affedilmez bir günahtır, yasaktır, ayıptır.
ananı da al git şeklinde halka hitap eden bir başbakandan sonra insanın aile planlayacak hevesi de kalmayıp sevmeyip gitmeyi tercih eder oluyor.
(bkz:
ya sev ya terk et)
(bkz:
ya sev çocuk doğur üç tane ya da ananı da al git)
karında, sırtta, elde, evde elde edilen çocuklarla
çekirdek aile kavramını yerle bir etme planının önüne geçme çabası.
en az üç çocuk yapına ket vurulabildiği ölçüde
sürü psikolojisinden uzaklaştırır.
eğer olay doğruysa şöyledir..
avrupa birliğinden bir heyet aile planlaması için güneydoğuya gelir ve bir pilot aile seçer.. sonra babaya anlatırlar eline bir kutu prezervatif sıkıştırarak.. bunları kullan seneye geleceğiz derler..
gelcek sene olur adamın çocuğu olur.. adama sorarlar niye kullanmadın?
-abi küçük geldi ben de ucundan kestim..
- karı koca çalışıp 3.000 tl civarında para kazanacağız.
- bunun 1/3 ünü barınmak ve ısınmak için harcayacağız.
- 35-40 yaşına kadar çocuk yapamayacağız. yaparsak aç kalacağız.
- 55 yaşına kadar bir ev alacağız. (inşallah)
- 65 yaşında yaptığımız tek çocuk üniversite sınavlarına hazırlanırken emekli olacak, 2-3 sene sonra öleceğiz.
- çocuğumuz mba yapacak, anadili gibi ingilizce konuşacak (kazandığımız parayı onun eğitimi için harcamış olacağız) ve bugünün standartları ile 1200, 1300 liraya işe başlayacak. döngü devam edecek.
sessizlik sürer gider...
müslüman ülklerde hiç uygulanmayan medenileşme projesidir. aile planlaması olmayan bir devlet nazarımda aşiret reisinden farksızdır.
geçen gün televizyonda bir röportaja denk geldim. konu selin verdiği zararlarla ilgiliydi. spiker, -acıtasyon yapmak için- bodrum katında oturan bir ailenin evine konuk olmuştu. işte doğal olarak yok ''devlet ne yaptı, yardımcı oldu mu?'' gibi sorular sormaya başladı. ''hiç kimse bizimle ilgilenmedi, hiç yardım gelmedi'' gibi cevaplar veriyordu röportaj yapılanlar da. ama burada asıl dikkat çeken, bu ailenin bir bodrum katında -maksimum- 2+1 bir evde, 35 ila 45 kişi ile yaşıyor olmasıydı. tam net sayı veremiyorum çünkü ailede herkes farklı rakamlar telaffuz ediyordu ki bunların çoğu da doğal olarak çocuktu.
orasa yaşayanların herbirinin on çocuğu olmasına ve onların tam olarak nerde olduklarını bilmemesine kızamadım. evde tuvaleti nasıl kullandıkları ve yemek yeme gibi doğal ihtiyaçların nasıl karşılandığı düşünceleri bile insanı gerçekten alıp götürüyor. peki bunun sorumlusu kim?
aileye,cahilliklerine kızmak en kolayı. devlete kızmak da farklı bi çözüm yolu. sonuçta başbakanımız da destekliyor en az üç çocuk yapın diyerek ama bunu daha kasamlı bi ülke meselesi olarak almak lazım sanırım.gerçekten içler acısı bi durum ve her yerde bu gibi durumlar var. en azından bizim eskiden oturduğumuz evin ilk katında da böyle bi aile vardı. ama onların evini su basmadı.
kader işte hep bunlar. ne yazıldıysa o. ve bilimum babaanne sözü.
zeki, okumuş, aklı başında, birey olabilmiş, sorgulayan insan populasyonunu azaltarak dünyada söz sahibi olan toplulukların gayet aptal, sürü halinde hareket eden, her verilen emziği ağzına sokan ve sorgulamaktan yoksun kişilerin üstünlüğünü kullanarak demokrasi denen rezil sistemin en büyük zaafını kullanmak için yaratılmış en geçerli formül.