1. evin kızı ergenlik döneminde evdeki herşeyi tamire kalkışır. bozuk olsun olmasın ekmek kızartma makinasından ütüye, saç kurutma makinasından sarjlı süpürgeye kurcalamadığı şey kalmaz. akşam anne ve baba işten gelip salonun ortasında tamir yapan kızı görünce şok olurlar. o güne kadar çaktırmadan yapmış ve onlar işten gelmeden herşeyi toplayarak yakalanmamayı başarmıştır. anne devlet dairesinde memur baba ise elektrik-elektronik mühendisidir. neyse efendim bu görüntü karşısında diyalog söyle gelişir:

    anne: evladım ne yapıyorsun!
    kız: ya bu saç kurutma makinası bence sessiz çalışmalı, ona bakıyordum.
    baba: aslan kızım, aynı bana benzemiş. ama dikkat et, çarpılma.
    anne: (babaya dönerek) bu kadar kolay yani!
    baba: evet ne var ki.
    kız: evet anne, ne var ki bunda.
    anne: bu kız hakkaten senin kızın. oturun kurcalayın herşeyi. birgün çarpılınca hiç bana gelmeyin!
  2. anne ve baba ıstanbul adalar daki küçük bir meyhaneye içmeye gider. kirijolith genelde olduğu gibi bana gelmiştir. ıçilmiş eğlencenin zirvesine varılmıştır. aile eve gelir ve şunlar yaşanır:

    ben: hoşgeldiniz.
    annem: hoşbulduk. karı kız yok dimi odanda ?
    ben: anne saçmalama ne kadar içtin sen ?
    annem: asıl sen saçmalama son kadeh biteli 3 saat oluyo şimdiye 1 galon içsem ayılırdım ben sizin gibi kofmuyum 2 birada yamulayım !
  3. akşama başka şehirden nadiren konuşulan hanım arkadaş ve ekibiyle buluşulacak. öğleden sorna civarı sofrada hiciv, annesi ve babası...
    anne: kaç kişiler?
    hiciv: 6.
    anne: kaçı kız?
    hiciv: sormadım anne, nasıl sorayım?
    baba: naapcaksınız?
    hiciv: istikal falan diyolardı, belki kafe-bar tarzı bir yere gideriz.
    anne: hmm, dikkat et, gazozunu kimseye açtırma!
    hiciv: (sinsi sinsi bir sırıtmayla) merak etme anne bende gazoz kapağı yok, gazoz açacağı var.
    babadan ani bir bakış; arkasından aynı sırıtmayla karşılık verir.
    anne: o lafı annesi müjde ar'a mecazî anlamda değil gerçek anlamında söylemiş, falan filan falan filan.
    zannediyorum çok güzel duymazlıktan geldi. muhabbet rezil bir hal almasın diye.
  4. ailecek gidilen tatillerden birindeyiz. bizimkiler denize girdi ben de kitap okuyorum dalmış bir şekilde. bir ara kafamı kaldırdım baktım bizimkiler çıkmış denizden oturuyorlar.

    ally: aaa ne zaman geldiniz siz? hiç duymadım.
    anne: oldu 10 dakika kadar.
    ally: ne güzel deniz keyfi yaptınız. çıkmak bilmediniz sizi çifte kumrular.
    baba: sen bizi geç de kendine bak. evde kalacaksın bu saflıkla. deminden beri arkadaki çocuk gelecek yanına gelemedi bir türlü.
    anne: azıcık kaldır şu başını da etrafa bak. cesareti kırılmasın diye oyalandık denizde ama bizim hödükte (parmağıyla beni göstererek) iş yok. çocuk n'apsın?
    ally: aman iyi ki daldık da geldiğinizi görmedik hemen dalga geçmeye başlayın. (diyerek kitaba döner)
    anne: denize girsene. tatil tatil diye başımın etini yedin geldik kitap oku sen. (bu sırada elimden kitabı alır çantaya koyar)
    baba: yok yok denizde de kaçar bu kız.
    ally: yahu ne meraklısınız beni başınızdan atmaya. tamam gidiyorum.

    tabi denize giderken arkaya baktım gerçekten şaka mı yapıyorlar diye o sırada benimle beraber denize yürüyen birini gördüm. hızlı adımlarla bizimkilerin yanına döndüm. o sırada denize girdi benimle yürüyen eleman.

    anne: bak kaçırdı gene çocuğu. evde kalacak kesin bu başımıza. yakışıklı çocuktu. neden korktun? diye de azar yedim yahu.

    normal bir aile istiyorum çok mu? *
  5. hediye gelen baya bir açık yakalı tişörtü giyip ailedekilere gösterirken..

    babannem: bak kendileri giyiyor öyle açık açık sana da almışlar öyle.
    ben: güzel ama,güzel olmamış mı?
    annem: içine atlet giyer gözükmez bişey.
    babannem: yok zaten böyle giyilmez bir eğilse herşey gözükür.
    babam: aman giyse nolur giymese nolur atleti,ne var da ne gözükecek sanki.

    babamın bu lafı üstüne ben dumur,ortam sessiz. ne diyim ki sana baba,bikini giyip çıksam adamın umrunda olmayacak demek ki...
  6. arkadaşlarımdan birini eve götürdüğümde yemek bitmiş masayı siliyorum.
    annem: sen gelmeseydin kırgın pijama şuan çayını almış şu merdivenlerden çıkıyor olurdu.
    ben: ya anne yardım ediyorum ya.
    annem: tabi canım geçen sene bir kere toplamıştın mesela nasıl unuttum ben onu, takvimde işaretlemiştim oysa.
    babam muhabbetten kendini sıyırmak için sessizce balkona sigara içmeye giderken;
    ben: ya baba ben yardım etmiyor muyum anneme hiç.
    baba: kızım bu kadar da büyük yalan söyletilmez ki insana.
    ben: ....
    arkadaşım pih pih kıh mıh diye sesler çıkartarak güler.
    kadın anam bilmiş bilmiş çay demlemektedir.
  7. nedense aklıma bu tür diyaloglardan bahsedilince babannem ve dedemin konuşmaları gelir. 6 yaşındayken duvara dedemin pilot kalemiyle dev bir örümcek çizmiştim(geleceğin iyi bir ressamı olacağım o zamandan belliymiş ohh yeahh menn) neyse örümcek o kadar gerçek görünüyor ki dersiniz birazdan filmlerdeki dev örümceklerden birine dönüşüp hepimizi ağıyla örecek(tamam lan o kadar abartmayalım) sonra ben çizdiğimi unutup dönemin eğitici ve öğretici çizgi filmlerinden birine daldım,kucağımda sütüm ve kurabiyelerim bir dombik gibi uzanırken babannem ellerine naylon bulaşık eldivenlerini geçirmiş bir halde salona girdi ve o arachnia stayla örümceği gördü.akabindeki diyaloglar şu biçimde gelişti canlarım;
    babanne- vıyhhhh! one gıııı!!! aliiiii gel hele la gel
    dede- ne varrrgghhh( kendisi biraz agresifti)
    babanne-(fısıltıyla) la örünmüceh vargh aha duvarıda bebeyi sohacahhh
    dede-nerdeghhhhhhh?
    babanne-(yine fısıltıyla) vıyhhh senin kör gozüne aha aha şorda la çocuğu sohacah
    dede-(en sonunda farkeder) o ney la? durghh durgghh gıpraşma da depiim şincih
    ben bu diyaloğu saf saf izlerken dedem ayağındaki terliği çıkarıp yanımdaki duvara doğru yaklaştı. çok seri bir hamle yapıp elindeki terliği gümmmmm diye duvara çaktı. ben hala ne olduğunu anlamaya kavrıyordum bir idiot gibi.sonradan duvara o örümceği benim çizdiğim aklıma geldi ve kahroldum. dedem duvara indirdiği demir yumruğun ardından bir duvara bir de terliğe baktı. o da örümceği benim çizmiş olduğum gerçeğine çabuk ısındı. hemen akabinde gelişen diyalog ise şöyleydi;
    dede- la bunu çocugh cızmışş yaaaaa
    babanne-anam ben nöriyiiim kele orumceği gerçeh sandımıdı.
    dede-vıyhh senin kor gozüne...
  8. abi: laaa hadi bir bardak su getirde içeyim çok dilim dammaaam kurudu
    kardeş: hee tabi tabi elin ayağın bende mi kalk kendi suyunu kendin al
    abi:ölür müsün bir bardak su versen
    kardeş:dizi izliyom beni kaldırma
    abi: sorarım ben sana
    kardeş: abicciiiim canımmm abiciim benim laptopunu versene azcık bana
    abi: öncesinde hain bir sırıtış arkasından "tamam git bana yemek hazırla"
    kardeş:al abicim hazırladım laptopu verceksin dimi
    abi: heeee tabii tabii git bide bol köpüklü bi kahve yap bakiyimm
    köpüklü olmadı diye içine tükürme gene bak tadından anlıyomm
    kardeş: tamam abiciiim ohh afiyet olsun hadi artık laptopu aliyim
    abi: he he al al sana şurdan bi korum varya çıkarcı velet seni hadi kitaplarına bakiiymm :)
  9. teknoloji özürlü bir ebeveyin olan babam flash player'ı yükleyemediği için beni çağırır. sorunsuz yükleme işlemi yapılır ve denemek için babamın facebook profilinden bir vidyo bakılır. oda ne bir arkadaşı jimi hendrix payulaşmıştır. asıl olay burdan sonra patlak verir zaten.

    -baba arkadaşın jimi hendrix paylaşmış.
    +one ya bi icad falan mı ?
    -şuan duyduğun ve gördüğün adam baba...
    +ee benim lisede çok arkadaşım vardı rock'n roll falan dinleyen.
    -peki baba seni tuvaletemi kitlemişlerdi de bana işkence ediyosun burda...
  10. bazen gereksiz heyecan yaratan diyaloglardır.

    baba: escapee.
    anne: gel gel bak kim var televizyonda.
    baba: gel gel bak bi kim var.
    anne-baba: (aynı anda) koş koş çabuk
    (çizim bırakılarak heyecan ve panikle salona koşulmuştur)
    ben: (bir amca konuşma yapmaktadır) kimmiş bu?
    anne: sizin okulda hocaymış.
    baba: hukuk fakültesinde hocaymış. çerkesmiş adam bak.
    ben: hmm evet anladım. (ee!??)