açık şekli acquired immune deficiency syndrome,türkçesi edinilmiş bağışıklık sistemi yetmezlik sendromu olan,çağımızın vebası olarak adlandırılan bir hastalıktır.aids,hiv(human immunodeficiency virus)adındaki virüsün vücudumuzda bağışıklığı sağlayan lenfosit,monosit ve antijen sunan makrofajlara bağlanıp,bu hücrelere zarar vermesiyle ortaya çıkar.
edinilmiş bağışıklık yetersizliği sendromu.. virüs kökenli bir hastalık..şifası bilinemiyor (!).. insan bağışıklık sistemini yıkıma uğratarak, insanı hertür enfeksiyona açık hale getiren, sinir sistemi hücrelerini direkt öldüren virüs bazlı ölümcül bir hastalık..genellikle kan ve cinsel ilişki yolu ile bulaşır..
bu hastalığın tedavisi yoktur diye bir şey yoktur.20 yıldır yaşayan hiv(+) hastalar bulunmaktadır.basketbolcu magic johnson bu durumu en iyi destekleyen şahsiyetlerden birisidir.hiv ile enfekte olmuş kişilerin cd4 sayıları 500 ün altına düştüğünde antiretroviral tedaviye başlanır.bu tedavinin amacı 1 mm3 kandaki virüs kopyası sayısını tespit edilemeyecek seviyede tutmaktır.verilen ilaçlardan bazıları virüsün rna sına bağlanıp virüsün çoğalmasını engellemektedir.ancak tedavi bir süre sonra işe yaramaz.çünkü hiv ilaçlara direnç geliştirir.eğer bu soruna bir çözüm bulunursa aids ölümcül bir hastalık olmaktan çıkacaktır.
ağızda açık yara bulunması sonucunda öpüşerek bile bulaşması münkün olan hastalık, çoğu insan bu hastalığa neden olan hıv virüsünü taşımasına rağmen hastalık belirtilerini yaşamaz taşıyıcı olarak hayatına devam eder ve başkalarına bulaştırır.türk erkeklerinin bu virüse karşı hiç korkusu yoktur.cinsel münasebette kadınlar erkeklere nazaran bu hastalığa yakalanmada daha başarılıdır.virüsü kaptıktan 3 ay sonra yapılan test kesin bir sonuç verir.
yakın geçmişe kadar ülkemiz gençleri tarafından eşcinsellere özgü bir hastalık zannedildiğinden "adi ibnelerin dramatik sonu" olarak adlandırılan ölümcül hastalık...
günlük bireysel aktivitelerle bulaşıcılığı yoktur.
bulaşabilmesi için açık bir yara veya sıcak ve nemli bir cilt gerekmektedir.
virüs alındıktan aylar sonra hafif gribal bir enfeksiyon gibi spesifik olmayan semptomlar görülür. ardından latent evreye geçilir - ki bu evrede t lenfositlerin köküne kibrit suyu dökülür. ardından latent evreden çıkılır ve immün defansı kırılmış olan birey türlü fırsatçı enfeksiyonlara açık hale gelir. aids hastalarının ölüm nedenleri büyük çoğunlukla fırsatçı enfeksiyonlardır.
1977 yılındazaire' de danimarkalı bir doktorun zatürreden ölmesi sonucu fark edilen hastalık. 1981 yılında aids olarak tanımlandı. 40 milyondan fazla kişiye bulaştığı sanılmaktadır.
şimdilik kesin bir tedavisi olmayan hastalıktır.tedavi ile düzelen ve bu hastalığın tamamen vücuttan uzaklaştırıldığı bir vaka literatürde bulunmamaktadır.teoride; kan yoluyla, cinsel ilişki yoluyla yada doğumda anneden bebeğe bulaşma olmak üzere üç şekilde bulaşır.prezervatif kullanımı enfeksiyonun bulaşmasını yüzde yüz engeller diye bir şart yoktur.biraz tutkulu bir öpüşme ile bulaşmaması için de bir sebep yoktur aslında(asla kanıtlanamamıştır bu).bunun dışında aids li bir hasta ile 5 yıl boyunca düzenli ve prezervatifsiz cinsel ilişki kurmuş kadında hastalık tespit edilemediği gibi durumlar da yok değildir.aids li bir hasta ile kurulacak her cinsel ilişkide mutlaka hastalığa yakalanılacaktır diye bir şart yoktur.ama bence bu riske girmeye değmez.virüs vücuda girip çoğaldıktan sonra bütün vücut salgılarında tespit edilebilir(bkz: tükürük) (bkz: semen).virüs alındıktan sonra rutin testlerde 3 ila 15 ay tespit edilemeyebilir.yani şüpheli bir ilişki yaşamış bir insan, hemen ertesi gün "ulan acaba aids kapmış olabilir miyim?" paranoyasına girip test yaptırıp rahat bir nefes almak istiyorsa en az 3 ay en çok 15 ay beklemesi gereklidir.ve bu bekleme döneminde eğer virüs vücudunuzda mevcut ise bulaştırmaya devam edersiniz.tabi şüpheler çok kuvvetli ise pcr dna testi ile daha erken bir sürede sonuç alabilirsiniz.ama bu test rutinde yapılmaz.bu akıllı virüs ilaçlara karşı yapısını değiştirerek kendini korur.yani şimdilik hiv virüsü bir sıfır önce götürmektedir maçı...
vücuda alındıktan sonra yıllar boyunca sessiz kalabilir.bulgu vermeyebilir.hastalık ortaya çıktığında hengame başlar.aslında sadece vücudun bağışıklık sistemini çökertir.ve buna bağlı olarak kişinin heryerinde enfeksiyonlar ve çeşit çeşit kanseröz lezyonlar çıkmaya başlar.akciğeri tedavi edersiniz, barsak enfeksiyonu başlar, barsağı tedavi edersiniz, tüm yemek borusunu saran mantar enfeksiyonu ile uğraşırsınız.zor bir hastalıktır.ve bu hastalık sahibi kişilerin mutlaka psikiyatrik desteğe ihtiyaçları vardır.
hastalık ortaya çıktığı andan itibaren genellikle eşcinsellerde görüldüğünden, fazla umursanmamış, dini çevreler tarafından "tanrının laneti" olarak adlandırılmış, ve bu dönemde serbestçe çoğalmıştır.fakat bunun hiç de böyle olmadığı tespit edildiğinde, afrikanın yarısı bu hastalığa yakalanmıştır, masum çocuklar bile taşımaktadır artık bu hastalığı...
çabuk öldürmediği ve hızlı bulaşmadığı için bir türlü kökü kazınamayan hastalık.
bulaştığı insanı bir haftada ölüm döşeğine düşüren ve bir öksürükle bulaşan bir hastalık olsaydı çoktan karantinalar kurulmuş, ölen ölmüş, kalan sağlar bizim olmuştu. ancak kendisini pek belli etmeyen, etkisini yıllar sonra gösteren ve "aman bana bulaşmaz" deme tembelliğine sevk edecek kadar zor bulaşan bir hastalık olduğundan bir türlü ciddi bir önlem alınmamakta, hiv de sakin sakin bir insandan diğerine atlayarak soyunu devam ettirmekte.
diyalektik materyalist tarih yorumcularına göre, tüm ezilen dünya adına afrika, batı'dan bu yolla intikam almaktadır. şimdi çekilen acılar, emperyalizmin kaçınılmaz sonucudur.
kaş yaparken göz çıkarmanın en güzel örneğidir bu hastalık. zira maymunlardan yararlanarak yapılan bir ilacı afrikalı yerlilere enjekte ederek hiv vürürsünü insanlara bulaştıran gene bilim adamlarıdır. şimdide insan kendi yapmış olduğu salaklığın çaresini aramakta, bu hastalık adına bulduğu küçücük tedavi yöntemiyle sevinmektedir. insan işte..
afrika'da bir insanın bir maymunla ilişkiye girmesi sonucu başlandığına inanılan hastalık. her ne kadar kulağa çok saçma gelse de bir çok kişi bu şehir efsanesinin doğruluğuna inanmakta.