omurgasızların yumuşakçalar ilçesinin kafadanbacaklılar köyündendir bu kişi, isminden de anlaşılacağı gibi (octo-podae) sekiz bacağı (ya da kolu) vardır.
yavaş hareket ederken bacaklarını kullansa da uzun mesafede ya da kaçarken su püskürtme yöntemini kullanır, bunu için özel organları vardır. derisindeki renk değiştirebilen hücreler sayesinde kamuflaj alanında da iddialıdır kendisi, sadece renk değil desen de taklit edebilir, en zeki hayvanlardan olduğu da kanıtlanmıştır.
daha insani bir açıdan bakmak gerekirse: salatası güzel olur bunun, yakalandığında derisindeki kaygan maddeden kurtulmak ve yumuşatmak adına kayalara vurarak köpürtülür. sonbahar aylarında çoğalır kıyılarda. (bkz. eylülde gel)
ülkemizde çok pahalıya satılan ama hemen yan komşumuz yünanistanda normalş fiyatlarla satın alabileceğimiz harika deniz ürünü.kansız bir hayvandır bu yüzden hristiyanların oruç ayında yenebilir.ahtapot çok çeşitte yenilebilir.salatası kızartması makarnası ızgarası yapılır.
eti balığa nazaran biraz serttir. ne kadar sosta bekletsenizde, ne kadar haşlasanızda, ne kadar dövsenizde belli bir raddeden daha fazla yumuşamaz. salatası makbuldür. kalamar kadar çok seveni yoktur
çiğ olması durumunda küçük küçük dilimlendikten sonra soya sosuyla birlikte gayet leziz bir hal alan ve afiyetle yenen deniz canlısıdır. yanında beyaz şarap nefis gider.
kolları ve kafası küçük küçük doğrandıktan sonra etini yumuşatmak istiyorsanız tuz ve karbonatla ovup bekletin. daha sonra tencereye koyup üzerine biraz yağ, su ve isteğe göre sirke ekleyip suyunu çekene kadar pişirin kalan yağ ile bırakın kavrulsun. işte inanılmaz lezzet!
sıradan bir canlı idi.ta ki bir arkadaşımın keşfettiği www.ahtapot-giyim.com (sesi açın ama) adresini ziyaretime kadar. ziyaret edenler için farklı anlam kazanacak olan bu canlı bilmez ki aleme şebek olduğunu...
aç kaldığı durumlarda kendi kolunu bile yiyebilen akabinde giden kolun yeniden oluşabildiği nadir hayvanlardan biridir. beyaza ve parlak metalik renklere olan tutkusuyla bilinen deniz hayvanıdır.
ne kadar sıkıp mıncıklasanız da zarar veremeyeceğiniz bir hayvan türüdür. ancak hayvan öyle durumlarda göt korkusundan mürekkep salar durur. şayet kolunuza sarılmasına izin verip sakinleşmesini beklerseniz sevmenize izin verir. kendi büyüklüklerine oranla ufacık yerlerden geçebilirler. geçebilecekleri deliğin boyutunu sınırlayan tek şey sert ağız yapılarının boyutlarıdır.
8 tane beyinciğe sahiptirler, bu sayede 8 kolu ayrı ayrı çok rahat bir şekilde kontrol edebilirler. eğer baterist olabilselerdi deli gibi aksak ritim gidebilirlerdi herhalde...
bir de çok kuvvetlidirler. el kadar bir ahtapotu adamın iki eliyle asılmasına rağmen deliğinden çıkartmayı başaramadığına şahit oldum.
kollarındaki her bir vantuzun ortalama 4,5 kilo ağırlık uygulayabildiği canlı türüdür. renk değişimi ve bulunduğu ortama en iyi renk uyumu sağlayan hayvan bukalemun sanılsada aksine ahtapotlar saniyelik bir zamanla bulunduğu yerin yapısına ve rengine bürünebilmektedir ki bukalemunlarda bu süre 5 saniye iken ahtapotlar 1 2 saniyede işi bitirirler. ayrıca bazı tropik bölgelerde yaşayan türleri zehirlidir ve bir insanı on kere öldürecek güçte bir kimyası vardır.
suyun dışına çıkarıldığında vücudu tam olarak kuruyana kadar ölmez ve her nerede tutarsanız tutun, yumurtadan yeni çıkmış caretta caretta'lar gibi deniz tarafına doğru hareket eder. kolunun geçtiği her yerden rahatlıkla geçebilir. deniz kabuklarının içine dahi girdiği görülmüştür. yakalandığında sofralara hazır hale gelmesi için ilk önce kafası bir kese gibi ters çevrilir, iç organları boşaltıldıktan sonra yaklaşık 40-50 defa kayaya sert bir şekilde vurularak öldürülür ve daha leziz olsun diye yumuşatılır!