günümüz yazarlarının en özgünü, kalemi konuşturmak bir yana kaleme türkü söyleten, hokkaya tanbur çaldıran kalem üstadı. günde 180 gazete fıkrası yazabilme yeteneğine sahip insan. şimdilerde zaman ve aksiyon'da yazıyor.
'ertesi günü tatil olmayan güne tatil mi derim ben' sözünün sahibidir. pazar gününe itafen yazılmıştır. özlü söz olmaya adaydır kanımca..fakat kaosa sebebiyet verebilecek bir sözdür de aynı zamanda
(bkz: bütün hayatı tatil ilan etmek)
zaman gazetesinde ve turkuaz ekinde yazar.ayrıca aksiyon ,eğitim bilim gibi dergilerin vazgeçilmezidir.sivas'ta yaşar.sivas'ın yetiştirdiği güzel adamlardandır.cumhuriyet üniversitesi'nde akademisyen olan yazarın hitabeti ise çok zayıftır.kalemi çok keskindir.
üstad bir ara recai güllapdan müstear ismini kullanarak irfan külyutmaz müstear ismini kullanan hilmi yavuz ile atışırdı, hayatımın hazzını alırdım atışmalarını okumaktan. hilmi yavuz'un edebiyat, felsefe malumatındaki üstünlüğü tartışma kabul etmez olsa da ahmet turan alkan usta söz cambazlığında daha öndedir.
tam bir söz üstadı.zaman zaman biraz fazla muhafazakar bulsam da yine bugünkü yazısıyla sağduyu sahibi biri olduğunu bi kez daha kanıtlamıştır.bilinen kalıpların dışına çıkar.çok alaycı bi üslubu vardır.son zamanlarda sıklaşan çekirge usta yazılarından pek hazetmem.yine de mizah anlayışı çok ince ve keskindir.
bir insan bu kadar mı iyi kalem kullanır dedirtecek yazılara sahip.onca sıkıntılı gündemin arasından yazdığı o güzel mizah dolu yazıları ile sıyrılmasını bilen güzide yazarımız ve akademisyenimiz.
gazete okumama rağmen özellikle takip ettiğim az sayıda yazar vardır. işte alkan, bu az sayıda yazardan biridir. düşündüklerini çekinmeden söyleyebilen, okurken sizi sıkmayan ustalıkta kalem oynatan ender yazarlardandır.
başbakan'a, i.ü. rektörüne ve sabih kanadoğlu'na aynı anda ayar veren yazısıyla gece gece beni güldürmüş gazete yazarıdır. ayrıca yazıda bol bol bkz vererek, sözlükte de yazar olmaya göz kırpmıştır. bayılıyorum bu adamın üslubuna yahu!
recai güllapdan mahlasıyla yazdığı orman yangınlarına çare konulu yazı türkiyenin orman yangını sorununu kökten çözmektedir. şiddetle tavsiye edilir.
http://recaigullapdan.net/...
bugün köşesinde yazdığı yazıyla beni epey güldürmüş olan yazardır. birine pis bir ayar vermiş ama hala bulamadım ayar verdiği bayanı.
http://www.zaman.com.tr/...
yazılarıyla tam bir neşe kaynağı insan.her seferinde gülümsetmese olmuyor ve tabii düşündürüyor da.bugünkü yazısında ince bir nükteyle kültürlü olduğunu da kanıtlamıştır.
ironi üstadı...
makale okuma hobim dolayısıyla takip ettiğim bi dolu yazar arasında; yazılarındaki üslubu ve akıcılığını; ironi sanatıyla süsleyerek doyumsuz bi tat almamı sağlayan idol yazarım.
sivas cumhuriyet üniversitesi iktisadi ve idari bilimlerde hoca olmasına rağmen pek çok edebiyatçı ve dilciden daha iyi cümleler kurabilen yazarımız..10 dan fazla kitabı vardır ve zaman gazetesinde halen yazmaktadır...
fanatik bir sivaslıdır kendisi ahmet hamdi tanpınar ın beş şehri nden esinlenerek yapılan en iyi şehir tasvirlerinden bir kitap kaleme almıştırki: altıncı şehir..önsöz de der üstad ulu çarşının uluları (ki mühendislik birinci sınıfta bile edebiyat dersinde bu üc kitaptan birinden sorumlu olunduğu görülmüştür) antep i bir şehirden çok aşığı olunan bir canan gibi anlatır..yazarımız yine esprilidir vesselam, sivasa gitmek istersin. merak edersin, köşe yazısı okuma hastalığına yakalandırır, osmanlıcayı anlama gayretine sevk eder, iyi de eder, merakla özlettirir diğer yazıyı, sohbet edercesine okursun, adeta sesini duyarsın, akademili yazarın farkını anlarsın..duygusallaştım yine,neyse..selamlıyoruz burdan..
bugün hülya ablamıza verdiği ayarla bizi bizden almıştır yeniden..
fikir güzel, buluş fevkalade değerli... "hayvan keserek bayram yapılan bir dini aklım almıyor" lâfını bir araya getirmek büyük başarı.
saydım, tam sekiz kelime yer alıyor cümlede; imla ve gramer hatası yok. fail, fiil, mef'ul yerli yerinde. 2008'in dil ödülünü bu cümleyi kurma zekâvetini gösteren dehâya vermeyen jüriye saygı duymakta mâzurum. (bu cümleye de bir mansiyon versinler artık!)
cümle sahibine ayrıca, eski bir cumhurreisinin eliyle "politik feraset ödülü" verilmesini de nezaketle hatırlatmak isterim, zira, "bakın ben böyle diyorum" demiyor reformcu filozof hanımteyzemiz, "ahbabımın 9 yaşındaki torunu böyle diyormuş" diyor. iki gün sonra, bu büyük ve derin anlamlı cümlenin tartışıldığı magazin programlarında köşeye sıkışırsa, "bacak kadar çocuğun lâfını amma da ciddiye aldınız be!" diye kenara çekilip, kendince şöför nebahat, fosforlu cevriye raconları kesecek hanımteyze. takdir ediyoruz, hayran oluyoruz; elma soyarken elimizi kesiyoruz!
şöyle bir düşünüyorum; bizim ahbapları, arkadaşları zihnimden geçiriyorum; hiçbirinde böyle zeki torun yok. bizim ahbapların torunları siz bilemediniz, "nasıl kıydınız vahşi amcalar benim kınalı koçuma" diye ağlayıp vejeteryan olurlar da çağları sarsıp takla attıracak şöyle devrimci bir cümleyi bir araya getiremezler. elde ne torunlar var hey dostlar, ibret alın ibret... torunlarına kabahat bulmuyorum aslında; bizim ahbaplarda iş yok belli ki. bu arada unutmadan hanımteyzemizin basın danışmanı her kimse -ceosu veya gurusu da olabilir bizim için farketmez- hararetle tebrik ediyorum; ürünün tanıtımı gayet ucuz bir maliyetle fakat zekîce çok iyi yapılmış bulunuyor. sütunsantim hesabına vurulursa, bilmem kaç yüz bin dolârlık (!) bedava reklam söz konusu. helâl olsun.
fakat küçük bir zamanlama hatasından söz edilebilir, minik bir kusur; aslında söylemeye bile değmez ama...
mâlum şu günlerde ramazan arifesinde bulunmaktayız; on gün sonra "mübârek onbir aylar" sona erecek ve onbir ayın sultanı ramazan başlayacak. o sebeple sözkonusu reformatik filozof hanımteyzemizin, "ahbabımın 9 yaşındaki bacak kadar torunu, böyle böyle boyundan büyük lâflar ediyor; yoksa kurban kesmek yerine hayır faaliyeti mi yapsak?" attraction'u zamanlama itibariyle biraz "nasıl yani?" durumunda kalıyor. oysaki, yaklaşan dinî gündeme göre oruç ve ramazan merkezli reformcu bir ciklet balonu infilak ettirilse daha çok tartışılırdı:
meselâ, meselâ?..
-oruç tutarken aç kalmak anlamsız, yiyelim içelim fakat kalbimizi bozmayalım! yeğenim öyle söylüyor...
veya veya...
-kamuda çalışanlar oruç tutmasın; müftülük kamu hizmeti verenlerin orucunu iptal etsin!.. ben demiyorum, şöförümün bacanakzâdesi demiş...
o da olmadı,
-lâf olsun diye bazen oruç tutarım; bir faydasını görmedim -dearmişim-!
elbette bu gibi sivrilikler, günün mânâ ve ehemmiyetine daha muvafık olurdu fakat bu kurban meselesi de fena değildir.
yazalım, çizelim, konuşalım; lehte aleyhte farketmez, çıplak uyarıcı reformatik hanımteyze filozofumuzun adını bolca zikredelim, medyatik süperstar vaizlerimizden görüş alıp bunları -hiiççç acımadannn- sabahlara kadar tartıştıralım; yarısı, "vay densiz ve dinsiz" desin, öteki yarısı, "reformculuk budur; yeni bir ihyâ hareketinin şafağı doğuyor" diye masaları yumruklasın! bir şekil, bir faaliyet, bir güzellik olsun... hanımteyzemiz, "vay be, işe bak; bir ok attım kebab oldu. ben ne mühim ne değerli bir fikir kadınıyım" diye aynanın karşısında kendinden geçip kırışıklarını ütületsin.