görseller
ahmet turan alkanahmet turan alkan
  
belki ilginizi çeker
  1. · ateş tecrübeleri
  2. · yavuz bülent bakiler
  3. · müjdat gezen
  4. · cafer erçakmak
  5. · kurşunkalem yazıları
  6. · ahmet turan
  7. · kürt milliyetçiliği
  8. · altıncı şehir
  9. · ahmet hamdi tanpınar
  10. · 25 ekim 2009 fenerbahçe galatasaray maçı
gündem
  1. · dünyanın en güçlü 500 müslümanı
  2. · izmirli altıncı nesiller buluşuyor sevişiyor
  3. · bakire kız ile evlenmenin verdiği huzur
  4. · hagi dünyanın en iyilerindendi yalanı
  5. · sözlük yazarlarının hayalleri
  6. · domuz gribi
  7. · erkekte ses tonu
  8. · anthony quinn
  9. · sünnet

ahmet turan alkan  

 sayfa  / 2
  1. günümüz yazarlarının en özgünü, kalemi konuşturmak bir yana kaleme türkü söyleten, hokkaya tanbur çaldıran kalem üstadı. günde 180 gazete fıkrası yazabilme yeteneğine sahip insan. şimdilerde zaman ve aksiyon'da yazıyor.
    (organometallic complex, 08.05.2005 21:23 ~ 16.04.2006 15:55)
  2. 'ertesi günü tatil olmayan güne tatil mi derim ben' sözünün sahibidir. pazar gününe itafen yazılmıştır. özlü söz olmaya adaydır kanımca..fakat kaosa sebebiyet verebilecek bir sözdür de aynı zamanda
    (bkz: bütün hayatı tatil ilan etmek)
    (palantir, 23.10.2005 02:07)
  3. bir akademisyen olmanın yanı sıra iyi bir marangozdur da kendisi.
    (kuzudis, 24.04.2006 12:49)
  4. üstad bir ara recai güllapdan müstear ismini kullanarak irfan külyutmaz müstear ismini kullanan hilmi yavuz ile atışırdı, hayatımın hazzını alırdım atışmalarını okumaktan. hilmi yavuz'un edebiyat, felsefe malumatındaki üstünlüğü tartışma kabul etmez olsa da ahmet turan alkan usta söz cambazlığında daha öndedir.
    (organometallic complex, 24.04.2006 12:50 ~ 03.11.2007 19:23)
  5. bir insan bu kadar mı iyi kalem kullanır dedirtecek yazılara sahip.onca sıkıntılı gündemin arasından yazdığı o güzel mizah dolu yazıları ile sıyrılmasını bilen güzide yazarımız ve akademisyenimiz.
    (immigrant, 07.07.2007 19:50 ~ 19:51)
  6. gazete okumama rağmen özellikle takip ettiğim az sayıda yazar vardır. işte alkan, bu az sayıda yazardan biridir. düşündüklerini çekinmeden söyleyebilen, okurken sizi sıkmayan ustalıkta kalem oynatan ender yazarlardandır.
    (nicksiz yaşanmaz, 03.08.2007 19:11)
  7. başbakan'a, i.ü. rektörüne ve sabih kanadoğlu'na aynı anda ayar veren yazısıyla gece gece beni güldürmüş gazete yazarıdır. ayrıca yazıda bol bol bkz vererek, sözlükte de yazar olmaya göz kırpmıştır. bayılıyorum bu adamın üslubuna yahu!

    yazı için: http://www.zaman.com.tr/...
    (şiirbaz, 15.09.2007 03:04)
  8. recai güllapdan mahlasıyla yazdığı orman yangınlarına çare konulu yazı türkiyenin orman yangını sorununu kökten çözmektedir. şiddetle tavsiye edilir.
    http://recaigullapdan.net/...
    (mulenbu, 28.10.2007 13:42)
  9. bugün köşesinde yazdığı yazıyla beni epey güldürmüş olan yazardır. birine pis bir ayar vermiş ama hala bulamadım ayar verdiği bayanı.
    http://www.zaman.com.tr/...
    (ness, 09.01.2008 12:12 ~ 12:47)
  10. yazılarıyla tam bir neşe kaynağı insan.her seferinde gülümsetmese olmuyor ve tabii düşündürüyor da.bugünkü yazısında ince bir nükteyle kültürlü olduğunu da kanıtlamıştır.

    http://www.zaman.com.tr/...
    (dünya koca bir yalandı gördüm, 21.01.2008 16:20)
  11. her yazısıyla zekâsına, kalemine, cümlelerine bir defa daha hayran kaldığım yazar. son yazısı da benim için doruk noktalarından biridir:

    http://www.zaman.com.tr/...
    (ness, 28.01.2008 02:33)
  12. her yazısının sonunda oy butonu aradığım yazardır kendisi. bunda son zamanlarda makalelerine bakınız vermesinin de etkisi vardır korkarım.
    (radi, 28.01.2008 02:47)
  13. ülkenin sûni gündemini değil, asıl gündemini takip eden akl-ı selim, nâif, belâgâtı doruklara ulaşmış insan. işte gerçekler;

    http://www.zaman.com.tr/...
    (malpolitikası, 05.02.2008 16:04 ~ 16:05)
  14. hukukî müdaheleye "ankara amblemi" üzerinden giydirmiş bulunan köşe yazarı.

    http://www.zaman.com.tr/...
    (şiirbaz, 12.04.2008 05:36)
  15. (bkz: istikrar senin neyine vesayet/@2362081)
    (closer, 22.04.2008 22:34)
  16. ateş tecrübeleri diye bir kitabı vardır.
    (josephe reinette, 22.04.2008 22:42)
  17. ironi üstadı...
    makale okuma hobim dolayısıyla takip ettiğim bi dolu yazar arasında; yazılarındaki üslubu ve akıcılığını; ironi sanatıyla süsleyerek doyumsuz bi tat almamı sağlayan idol yazarım.
    (pituitaria, 08.06.2008 21:07)
  18. sivas cumhuriyet üniversitesi iktisadi ve idari bilimlerde hoca olmasına rağmen pek çok edebiyatçı ve dilciden daha iyi cümleler kurabilen yazarımız..10 dan fazla kitabı vardır ve zaman gazetesinde halen yazmaktadır...
    (langara, 07.07.2008 22:09)
  19. belki ahmet hamdi tanpınar olamaz ama okunması gereken yazar,üç noktanın söylediği
    (rind, 19.08.2008 22:04)
  20. fanatik bir sivaslıdır kendisi ahmet hamdi tanpınar ın beş şehri nden esinlenerek yapılan en iyi şehir tasvirlerinden bir kitap kaleme almıştırki: altıncı şehir..önsöz de der üstad ulu çarşının uluları(ki mühendislik birinci sınıfta bile edebiyat dersinde bu üc kitaptan birinden sorumlu olunduğu görülmüştür) antep i bir şehirden çok aşığı olunan bir canan gibi anlatır..yazarımız yine esprilidir vesselam, sivasa gitmek istersin. merak edersin, köşe yazısı okuma hastalığına yakalandırır, osmanlıcayı anlama gayretine sevk eder, iyi de eder, merakla özlettirir diğer yazıyı, sohbet edercesine okursun, adeta sesini duyarsın, akademili yazarın farkını anlarsın..duygusallaştım yine,neyse..selamlıyoruz burdan..
    (sündüz, 19.08.2008 22:23)
  21. bugün hülya ablamıza verdiği ayarla bizi bizden almıştır yeniden..

    fikir güzel, buluş fevkalade değerli... "hayvan keserek bayram yapılan bir dini aklım almıyor" lâfını bir araya getirmek büyük başarı.
    saydım, tam sekiz kelime yer alıyor cümlede; imla ve gramer hatası yok. fail, fiil, mef'ul yerli yerinde. 2008'in dil ödülünü bu cümleyi kurma zekâvetini gösteren dehâya vermeyen jüriye saygı duymakta mâzurum. (bu cümleye de bir mansiyon versinler artık!)

    cümle sahibine ayrıca, eski bir cumhurreisinin eliyle "politik feraset ödülü" verilmesini de nezaketle hatırlatmak isterim, zira, "bakın ben böyle diyorum" demiyor reformcu filozof hanımteyzemiz, "ahbabımın 9 yaşındaki torunu böyle diyormuş" diyor. iki gün sonra, bu büyük ve derin anlamlı cümlenin tartışıldığı magazin programlarında köşeye sıkışırsa, "bacak kadar çocuğun lâfını amma da ciddiye aldınız be!" diye kenara çekilip, kendince şöför nebahat, fosforlu cevriye raconları kesecek hanımteyze. takdir ediyoruz, hayran oluyoruz; elma soyarken elimizi kesiyoruz!

    şöyle bir düşünüyorum; bizim ahbapları, arkadaşları zihnimden geçiriyorum; hiçbirinde böyle zeki torun yok. bizim ahbapların torunları siz bilemediniz, "nasıl kıydınız vahşi amcalar benim kınalı koçuma" diye ağlayıp vejeteryan olurlar da çağları sarsıp takla attıracak şöyle devrimci bir cümleyi bir araya getiremezler. elde ne torunlar var hey dostlar, ibret alın ibret... torunlarına kabahat bulmuyorum aslında; bizim ahbaplarda iş yok belli ki. bu arada unutmadan hanımteyzemizin basın danışmanı her kimse -ceosu veya gurusu da olabilir bizim için farketmez- hararetle tebrik ediyorum; ürünün tanıtımı gayet ucuz bir maliyetle fakat zekîce çok iyi yapılmış bulunuyor. sütunsantim hesabına vurulursa, bilmem kaç yüz bin dolârlık (!) bedava reklam söz konusu. helâl olsun.

    fakat küçük bir zamanlama hatasından söz edilebilir, minik bir kusur; aslında söylemeye bile değmez ama...

    mâlum şu günlerde ramazan arifesinde bulunmaktayız; on gün sonra "mübârek onbir aylar" sona erecek ve onbir ayın sultanı ramazan başlayacak. o sebeple sözkonusu reformatik filozof hanımteyzemizin, "ahbabımın 9 yaşındaki bacak kadar torunu, böyle böyle boyundan büyük lâflar ediyor; yoksa kurban kesmek yerine hayır faaliyeti mi yapsak?" attraction'u zamanlama itibariyle biraz "nasıl yani?" durumunda kalıyor. oysaki, yaklaşan dinî gündeme göre oruç ve ramazan merkezli reformcu bir ciklet balonu infilak ettirilse daha çok tartışılırdı:

    meselâ, meselâ?..

    -oruç tutarken aç kalmak anlamsız, yiyelim içelim fakat kalbimizi bozmayalım! yeğenim öyle söylüyor...

    veya veya...

    -kamuda çalışanlar oruç tutmasın; müftülük kamu hizmeti verenlerin orucunu iptal etsin!.. ben demiyorum, şöförümün bacanakzâdesi demiş...

    o da olmadı,

    -lâf olsun diye bazen oruç tutarım; bir faydasını görmedim -dearmişim-!

    elbette bu gibi sivrilikler, günün mânâ ve ehemmiyetine daha muvafık olurdu fakat bu kurban meselesi de fena değildir.

    yazalım, çizelim, konuşalım; lehte aleyhte farketmez, çıplak uyarıcı reformatik hanımteyze filozofumuzun adını bolca zikredelim, medyatik süperstar vaizlerimizden görüş alıp bunları -hiiççç acımadannn- sabahlara kadar tartıştıralım; yarısı, "vay densiz ve dinsiz" desin, öteki yarısı, "reformculuk budur; yeni bir ihyâ hareketinin şafağı doğuyor" diye masaları yumruklasın! bir şekil, bir faaliyet, bir güzellik olsun... hanımteyzemiz, "vay be, işe bak; bir ok attım kebab oldu. ben ne mühim ne değerli bir fikir kadınıyım" diye aynanın karşısında kendinden geçip kırışıklarını ütületsin.

    ...

    havalar ne zaman ferahlayacak yahu; üfff!
    (langara, 20.08.2008 21:32)
  22. bugünkü yazısında siyasilerin iftar davetleri hakkında ibretlik bir yazı yazmıştır duvara asılacak mahiyette;

    siyasetçiler istese de dinî işleri beceremiyor, ellerine yüzlerine bulaştırıyorlar. "hakkını verseler ne âlâ" demiyorum; dinden uzak dursunlar kâfidir. misâl veriyorum: ak parti edirne teşkilatı, maliye bakanı için iftar yemeği vermiş. benim "sade vatandaş" kafam şöyle çalışır: bakan, iftar vermek istiyorsa düzenlemeyi kendisi yapar, parayı cepten öder, fazla tantana yapmadan (sahi, iftarda gazetecinin ne işi olur yahu?) eşini dostunu ağırlar. parti teşkilatını işe karıştırmak neyin nesi? ne lüzum var böyle şeylere; oruç kollektif bir ibadet değil, tamamen şahsi. bunu niçin büyük iftar şölenleriyle "kamusal" hale getiriyoruz?

    devam ediyorum. iftara edirne'nin chp'li belediye başkanı'nı davet etmişler; bak bu güzel; siyasetçinin "siyasi iftar" yemeği vermesi lüzumsuz ve yanlış fakat, siyasi hasım durumundaki kişilerin daveti isabetli.

    belediye başkanı davete icabet etmiş, âlâ, salona girince "nereye oturacağım" diye sormuş, görevliler "protokol dışında bir yer" gösterince kızıp "size afiyet olsun" diye çekmiş gitmiş ve gazetecilere de, "protokolde yerim valinin yanıdır, belediye başkanı olmaktan çıkartarak sıradan insan muamelesi yaptılar. ayıp ettiler" demiş.

    ne demek istediğimi anlıyorsunuz değil mi? söz temsili, akşama kadar allah rızası için oruç tutmuşsun; iftar davetine katılmışsın, sofrada yerini beğenmediğin için, "ayıp ettiler" diyorsun.

    ben de onu söylüyorum zaten: siyasetçilerin iftar, ramazan, oruç işlerine bulaşmaları bizatihi lüzumsuz ve "ayıp" bir şey zaten. bulaştıktan sonra yer beğenmemek ikinci ayıp, çağırdığın misafirin gönlünü hoş edememek ise daha başka bir ayıp.

    daha bitmedi. sayın bakan durumu öğrenince, "çok üzüldüm; haberim olsaydı, belediye reisini yanıma alırdım" buyurmuş. e, böyle bir iftarda bakan'ın yanında oturmak aşere-i mübeşşere meyânına dahil olmak gibi bir şey olmalı. ne şeref, ne büyük saadet! düşünmesi bile insanın gönlünü bir hoş ediyor yahu...

    daha sonra bakan'ın eşi akp edirne il başkanını azarlamış; gazete böyle yazıyor. il başkanı eğer bu yazdıklarımı okuyorsa beni iyi anlayacaktır. haksız mıyım sayın il başkanı? doğru fikir şudur azizim, az evvel söyledik. laiklik hakikaten iyi bir şeydir. siyaset erbabını (kezâ askerleri de) kendi işinin dışında şeylerle ilgilenmekten alıkoyan her şey çok iyidir. neyinize gerek iftar, sahur organizasyonu yapıp, parti kesesinden dinî faaliyette bulunmak. nitekim bakınız chp'li belediye başkanımız da, haklı mevkiide iken sözü lüzumsuz yere uzatarak baltayı taşa vuruyor (ani şeker düşmelerine dikkat!)

    ne diyor, ne diyor?

    -bana sıradan insan muamelesi yaptılar!

    sayın başkan, geliniz anlaşalım; sizin işiniz herkesin bu ülkede sıradan insan muamelesi görmesini sağlamak; siyasetçinin varlık sebebi bu: sıradan, kabul fakat, "insan"; o kadarına râzıyız efendim; sizin beğenmediğiniz o lütfa çoktaan tâlibiz biz.

    ...

    gülüyor gibi mi görünüyorum?
    (ikibuçukluk, 06.09.2008 11:28)
  23. iftar masasında bile ayar vermeye çalışan kıro dincilerin (akp edirne il teşkilatı) chp'li elitistle farkı olmadığını açıkça gösteren olayda yine chp'ye giydirme ihtiyacı hissetmiş, cici partisine laf etmemiş sözde yazar.

    sıradan insan....

    bakanın davetli olduğu ve protokolün olduğu bir yerde (yazıda görüldüğü üzere orada protokol var) belediye başkanının başka yerde oturtulması adettendir.

    ben de hiyerarşik aptal düzene karşıyım ; ama bunu chp ve rejim karşıtlığı bünyesinde yapan bitkilere tahammülüm yok.
    (karanlıkta, 06.09.2008 12:31)
  24. şöyle bir cümle geçiyor 6 eylül 2008 tarihli yazısında:

    "siyasetçilerin iftar, ramazan, oruç işlerine bulaşmaları bizatihi lüzumsuz ve "ayıp" bir şey zaten. bulaştıktan sonra yer beğenmemek ikinci ayıp, çağırdığın misafirin gönlünü hoş edememek ise daha başka bir ayıp."

    bu cümleyi okuyan biri veya yazının tamamını okuyan biri nasıl olur da sadece chp kanadını eleştirdiği yönünde bir mana çıkarır anlamıyorum. üstad (tam anlamıyla hakediyor bu sıfatı) 'laiklik nedir, ne değildir, ne eşliğinde, ne zaman yenilir' konusunda tam anlamıyla örneklere başvurarak ders vermiştir. akp il başkanından girip maliye bakanına uzanmış, en sonunda chp'li belediye başkanına lafı kondurmuştur. kısacası 'onda bunda şundadır' diye ayırt etmeyip doğru bildiğini mükemmel bir üslupla aktarmıştır. zaten yazının başlığı dahi akp'lilere ayar ihtiva ediyor: "allah rızası için laik olalım lütfen". hal böyleyken, ortada bir sürü haksız varken yazının müellifini haksız bulmak işgüzarlıktır. basit bir "okuduğumuzu anladık mı?" soru cümlesini bana bu yaştan sonra kurdurtmaksa insafsızlıktır. nefretle beslenmek bu olsa gerek... bitki ha... ne güzel!..
    (malpolitikası, 06.09.2008 23:48 ~ 23:52)
  25. yazılarını az biraz takip eden biri, kendisinin akp muhalefetini chp'den kat kat iyi yaptığını bilir. kalkıp da akp için "ahmet turan alkan'ın partisi" demez. eğer takip etmiyorsa ve ilk kez ahmet turan alkan gibi bir kalem ustasının yazısını okuyorsa yazdığı gazete ismi itibariyle kendisine bir kılıf giydirip at gözlükleriyle yanlış anlamalara mahal vermeye lüzum yok. hele saptırılmış bir bilgiye kimsenin ihtiyacı yok.
    (ness, 07.09.2008 00:02)
 sayfa  / 2

künye  ·  iletişim / şikayet / reklam  ·  sıkça sorulan sorular  ·  itü sözlük görseller  ·  itü sözlük extra  ·  itü sözlük mobil