görseller
ahmet telliahmet telli
ahmet telli 
belki ilginizi çeker
  1. · ayrılık ayracı
  2. · su çürüdü
  3. · söz de sararır
  4. · aşk bitti
  5. · ömrüm diyorum
  6. · ben hiçbir şey soylemedim
  7. · hala koynumda resmin
  8. · kalbim katlanma bu dünyaya
  9. · anısı biz olalım bu sokakların
  10. · gelmezsen önemli değil gelsen önemli olurdu
gündem
  1. · 27 yaşında olduğu halde bir hayat kuramayan insan
  2. · mutsuzluk veren küçük şeyler
  3. · dünyanın en seksi şarkısı
  4. · giyotine yolladılar gitmedim
  5. · aşk
  6. · 24 kasım 2009 barcelona inter maçı
  7. · babaların garip huyları
  8. · 1986
  9. · bloc party

ahmet telli  

 sayfa  / 3
  1. yaşayan en önemli şairlerimizdendir.. eserleri..:

    yangın yılları 1979
    - hüznün isyan olur 1979
    - dövüşen anlatsın 1980
    - saklı kalan 1981
    bu arada tutuklandı
    - su çürüdü 1982
    - belki yine gelirim 1984
    - çocuksun sen 1994
    - kalbim unut bu şiiri 1994
    - barbar ve şehla 2003

    ayrica 2001 yılında basılmış düz yazılardan olusan 2 kitabi vardir.
    (bkz: sulara mı yazıldı)
    (bkz: ben hiçbir şey soylemedim)

    ayrıca kül ve kil ve kalmasin isimli iki şiir kasedi vardır, kendi sesinden okuduğu..
    (bira ve kahve, 07.10.2004 12:23 ~ 14:47)
  2. "1960 sonrası toplumcu şiirimizin ikinci kuşağında yer alan özgün bir şairidir. birinci kuşaktan, özellikle ismet özel'den -ses tonu ve sözcük seçimi bakımından-, geniş ölçüde etkilenmiş olduğu gözlemleniyor. romantik ve başkaldırıcı kişiliği, o'nu bir yanıyla da attila ilhan şiirine bağlıyor." (ataol behramoğlu, 1991)
    (whisper, 31.01.2005 21:58)
  3. yaşayan nadir şairlerden, türk şiirinin lorca'sı.
    (blefescu, 01.11.2005 01:14)
  4. yaşayan nadir şair denilebilecek insanlardan.
    okuyucuyu aynı ayda hem heyecanlandırabilen hem de bunaltabilen ender şairlerden.

    geldim işte
    sülfür inceldi ve en yorgun yerinden kırıldı ayna
    ayna pusluydu bunca yıl nice sır taşımaktan
    kırılmanın sesini duydum ve onu getirdim sana.
    .....
    ....
    ...
    ..
    .
    (aziz, 01.11.2005 01:51)
  5. (mastür, 27.04.2006 13:56)
  6. coşturmayı iyi bilen şair, severiz:

    ''sevdalar duman olmayacak

    acının bağrından
    mavi bir çelik gibi fışkıran öfke
    dünyayı değiştirecektir mutlaka
    yani hayat
    kendini yeniden yaratacaktır
    ona sahip çıkan ellerde
    ve bu yüzden öfke
    sevda gibidir kimilerinde

    yüreğinin pas tutmakta olan kıvrımları
    sarılsın bir an öfkenin gökgürültüsüyle
    beyninin her hücresi bir gerilla gibi
    kuşansın pusatlarını ve sokağa çıksın
    ve bir hançer gibi saplansın
    puştlukların, ihanetlerin bağrına
    bak o zaman nasıl bitecek yanlışlar
    ve cehennemleşen yalnızlığın
    sevdalar duman olmayacak o zaman
    hüznün isyan olmuştur çünkü

    hüznün isyan olmalıdır...''
    (tozduman, 13.01.2007 17:23)
  7. önce;

    "hiç özlemedim seni
    özlemek dostluktandır
    dostluğundan öte bulmalıyım seni.."

    der.. sonra ardından ;

    " burada yağmur yağıyor ama sen
    şemsiyeni almadan gel yine de
    özletiyor bu çılgın sağanak seni
    sırılsıklam özletiyor biliyor musun... "

    der.

    çakılır kalır ikisini arka arkaya okumaya kalkan ben gibi zavallılar da işte böyle..
    (almıla, 20.01.2007 13:05)
  8. (mor kedi, 26.01.2007 14:03)
  9. güzel yürekli insan.
    (bkz: ayrılık ayracı) , (bkz: aşk bitti), (bkz: ömrüm diyorum)

    tüm şiirleri güzel de bunların yeri ayrı
    (siyabent47, 15.02.2007 10:07)
  10. sevilene gitme biterim başka nasıl denir ki bu şiirden hariç dedirten şair..

    gidersen yıkılır bu kent


    gidersen yıkılır bu kent, kuşlar da gider
    bir nehir gibi susarım yüzünün deltasında
    yanlış adresteydik, kimsesizdik belki
    sarışın bir şaşkınlık olurdu bütün ışıklar
    biz mi yalnızdık, durmadan yağmur yağardı
    üşür müydük nar çiçekleri ürperirken

    gidersen kim sular fesleğenleri
    kuşlar nereye sığınır akşam olunca

    sessizliği dinliyorum şimdi ve soluğunu
    sustuğun yerde bir şeyler kırılıyor
    bekleyiş diyorum caddelere, dalıp gidiyorsun
    adını yazıyorum bütün otobüs duraklarına
    öpüştüğümüz her yer adınla anılıyor
    birde seni ekliyorum susuşlarıma

    selamsız saygısız yürüyelim sokakları
    belki bizimle ışıklanır bütün varoşlar
    geriye mapushaneler kalır, paslı soğuklar
    adını bilmediğimiz dostlar kalır yalnız
    yüreğimize alırız onları, ısıtırız
    gardiyan olamayız kendi ömrümüze her akşam

    gidersen kar yağar avuçlarıma
    bir ceylan sessizliği olur burada aşklar

    fiyakalı ışıklar yanıyor reklam panolarında
    durmadan çoğalıyor faili meçhul cinayetler
    ve ölü kuşlar satılıyor bütün çiçekçilerde
    menekşeler nergisler yerine kuş ölüleri
    bir su sesi bir fesleğen kokusu şimdi uzak
    yangınları anımsatıyor genç ölülere artık

    bulvar kahvelerinde arabesk bir duman
    sis ve intihar çöküyor bütün birahanelere
    bu kentin künyesi bellidir artık ve susuşun
    isyan olur milyon kere, hiç bilmez miyim
    sokul yanıma sen, ellerin sımsıcak kalsın
    devriyeler basıyor karartılmış evleri yine

    gidersen yıkılır bu kent kuşlar da ölür
    bir tufan olurum sustuğun her yerde
    (eleanor, 06.03.2007 20:26)
  11. gidersen yıkılır bu kent şiiriyle beni benden alan şairdir.nefis şiirleriyle gerçekten bir şairdir.
    (blinkin, 06.03.2007 20:28)
  12. şiir seven dostlarınıza armağan edebileceğiniz çok güzel kitapları bulunan şair.
    (denize yakılan türkü, 17.03.2007 22:22)
  13. "karda izler bırakıyorum, avcılar peşime düşsün
    şairler vurulmalıdır hayat yakışmıyor onlara" , diyen öğretmen şair. "su çürüdü" ve "çocuksun sen" okumaya doyamadığım iki kitabıdır. yalın ve hisli bir anlatımı vardır. telli'nin dizeleri en çok kış gecelerine yakışır.
    (strange fruit, 30.07.2007 12:10)
  14. (bkz: gitmek)
    (hadihepberabersusalım, 28.08.2007 19:25)
  15. hiç olmadık bir sokakta karşılaşılıp iki laf edilen, yere dönük bir çift yeşil gözü daha nice bakir imge doğuracak diye beklenen, kalsa acıtacak gitse özlenecek şair.
    (kuklaların yaşamından, 13.09.2007 02:05)
  16. her gün aynı kadınla sevişerek sabaha varmak ölümdür biraz.
    (ipimlekusagim, 02.10.2007 03:17 ~ 07.11.2007 14:17)
  17. çukurova kitap fuarı'nda 19 ocak 2008 tarihinde ,sevenleri ile imza gününde buluşacak şairimizdir. ve ardından "gidersen yıkılır bu kent" dedirtecek edebiyatımızın yaşayan en büyük şairlerindendir...
    (yagmuradam, 19.01.2008 00:47)
  18. fuarda kitaplarını imzalatmak isteyen okurlarının övgülerini yüzünü kızartan bir mahcubiyetle kabul eden bir güzel şair insandır. fuarın önünde uzayıp giden kuyruktan da anlaşılacağı üzere ,çukurova ahmet telli'yi bağrına basmıştır.
    (yagmuradam, 19.01.2008 20:39)
  19. "sesim soğuk bir sis
    gittikçe grileşen dalgınlıklar oluyor
    sormuyorum bir yolculuğa kimle çıkılır
    ve kim yırtıp atabilir elindeki son dönüş biletinide
    tüm yalnızlıkları mümkün kılan birileri olmalı
    yada kalbini kederle onaran bir göçebe
    özlemek o zaman bir çığlık olabilir belki, bir çığlık
    sormuyorum artık biliciyede bilginede
    aşkın darasınedir
    ve mutsuzluk mümkünmüdür ki o,
    bir kırlangıç ikindisiydi belkide,gümüşte ve hüzne gizlenen

    ödünç sevişlerden bize kalan sonsuz grilikler oluyor yalnız
    ve bir çocuğun hüznüne kazınıyor ,gülüşlerimizin paramparçalığı
    sesimin sislenmesi bundandır

    karşılığı yok hiçbir acının
    herşey gölgesi kadar ağır
    sormuyorum artık sormuyorum
    hergün yeniden kodlanan umutlarla kirletiliyor dünya "


    gerçek ve gerçeküstü olmayı aynı anda başarabilen bir soğukluğun içini ısıtması gibi.
    bilemem. sadece bir yerden tanıyorum, tanıdık geliyor.
    sabah olalı epey olmuş ya, bişeylerin vakti gelmiş sanki.
    (babykaos, 30.01.2008 11:08)
  20. soluk soluğa - 1

    hep yanıldı ve yenilgilere uğradı
    ama atıldı yine de serüvenlere
    vakti olmadı acıların hesabını tutmaya
    durup beklemeye, geri dönmelere vakti olmadı.

    yangınlarla geçti ömrü ve hep yalnızdı
    - ki onlar daima birer yalnızdılar

    nerde doğmuştu ve ne zaman kopup
    gitmişti o kentten anımsamıyor artık
    hangi sokaktaydı ilk sevgili ve hala
    sürüp gider mi ilk öpüşmenin esrikliği
    gizlice buluşmaya gelen ve ölürcesine
    korkular geçiren o kız nerededir şimdi
    sensiz olursam yaşayamam diyen
    o liseli kız hangi kentte kaldı
    ve o sarışın
    o afeti devran bekler mi hala
    atlas yataklara sererek yaşamanın anlamını

    üşüten bir acıydı belki her ayrılık
    her yolculuk yangınların başladığı yereydi
    ama vakti olmadı hesabını tutmaya
    aşkların, ayrılıkların ve acıların

    istese de kalamazdı vakti gelince
    geyik sesleri yankılanınca yamaçlarda
    yürek burkulması ve hüzün ve keder
    aralıksız doldururdu acıların bohçasını
    dudaklarında öpüşlerin gül esmerliği
    içinde kıpırdanıp durur ufuk çizgisi
    ay bile soğuktur o zaman
    bir buz parçasıdır
    çaresiz çıkılacaktır o yolculuklara
    ki bir ömrün karşılığıdır serüvenler

    biraz da serüvendi yaşamak
    belki yatkındı büyük yolculuklara
    ki serüvenler daima büyük aşklar
    ve büyük yolculuklarla başlar

    anıları aşkları ve bir kenti
    bırakıp gidebilirdi apansız
    apansız başlardı yolculuklar
    hangi saatinde olursa günün
    ve hep kar yağardı nedense
    durmadan kar yağardı yol boyunca
    ve nasılsa yok olup giderdi hüzün
    kent görünmez olunca arkada
    ne bir veda sözcüğü dökülürdü dudaklarından
    ne de dönüp bakardı geriye bir kez olsun


    ne zaman yollara düşse biterdi acılar
    gül yüzlü sular fışkırırdı toprağın karnından
    kavaklarsa oynak bir çingene kızı
    her kıpırdanışında açılıverir uzun ince bacakları

    mekan tutmak ve her akşam aynı ufukta
    güneşin batışını seyretmek ölümdür biraz
    ölümdür biraz hep aynı yatakta
    aynı kadınla sevişerek sabaha varmak
    kitapları hep aynı raflara sıralamak
    aynı eşyayı kullanmak eskimektir biraz
    soluk soluğa yaşamalı insan
    her sabah yeni bir şeyler görebilmeli
    ve cehenneme dönse de bir ömür
    mutlaka bir şeyler değişmeli her/gün

    ey o büyük yolculukların ürperten heyecanı
    okyanus dalgalarının sesleriyle dol bu ömre
    ölüme ve aşka durmadan kement atan
    serüvenlerle geçsin yaşamak

    buz tutmuş bir dünya ortasında
    yollara düşerdi o hep aynı ıslıkla
    önünde dağlar, uçurumlar
    sarsılan gök, yarılan toprak
    çelik uğultularla burgaçlanırken
    yaşamak işte öylesine kucaklardı onu
    ve her nasılsa keklik sekişli
    bir aşkın sevinci dolardı yüreğine
    çıkarıp atardı o zaman deli bir ırmağa
    ne kalmışsa bir önceki serüvenden

    soluk soluğa yaşadı kentleri, aşkları
    bağlanacak kadar kalmadı hiçbirinde
    pervasız bir acemi, bir çılgın
    soyu tükenen bir bilgeydi belki de...

    o yalnız kaybetmesini öğrendi ömründe
    avucundan dökülen kum taneleriydi her şey
    ne bir serseriydi ne de yılgın bir savaşçı
    ama kendi kafasıyla düşünen ve hakkında
    ölüm fermanları çıkartılan biriydi belki
    sevince deli gibi severdi
    pervasız severdi sevince
    dövüşmek ancak ona yakışırdı
    ona yakışırdı aşklar ve yolculuklar
    yoktu bağlandığı herhangi bir şey
    bulutlar gibi çekilip giderdi seslerin arasından

    ne bilir ömrün değerini bir çılgın
    yalnızca kendini yaşamayı nereden bilebilir
    ve başarısız eylemler çağında o
    kaçabilir mi binlerce kez ölmekten

    yerleşik yargıları olmadı hiç
    kurmadı güzel gelecek düşleri
    nerede bir yangın, nerede tehlike
    o mutlaka oradaydı birdenbire
    dinsizdi, özgür sayılırdı belki
    ama bağlanmazdı özgürlüğe de
    hiçbir yerde yeterinden çok kalmadı
    beklemedi anılar sarnıcının dolmasını
    şikayetsiz yaşadı yaşadığı her günü
    yoktu yüreğinde pişmanlıkların izi

    ayrıntıların izi kalmamış artık
    üst üste yaşanmakta ayrılıklar
    ve bir bulut gibi sıyrılıp gidilmiştir
    dağların, denizlerin üzerinden

    geride kalan ne varsa soluktur şimdi
    titreyen kandiller gibi sönmek üzeredir
    o eski konaklar gibidir anılar
    gül bahçeleri, sessiz koru ve orman
    belki sağanak boşanır apansız
    yüzyıllık bir yağmur başlar
    ve sinsi bir hastalığa dönmeden alışkanlıklar
    yok olup gider her şey, belki kül olur

    hırçın bir okyanustur yürek
    dar gelir ufuk ve mutluluklar çevreni
    anılarsa birer çıban izidir
    yaşanmaz onların ölgün gölgesinde

    durgun bir su gibi aktı mı yaşamak
    ve zaman uysal bir kısrak gibi dinginleşti mi
    anısız kalınmıyor artık ne yapılsa
    kuşatıyor yolları, aşkı ve ömrü
    bekleyişleri kemiren çakal sesleri
    oysa bütün köprüler yakılmalı ayrılık vakti
    ve herhangi bir şeyle eşit olmaksızın
    yollara düşülmeli habersiz ve sessiz
    çürük bir diş gibi kanırtıp kentleri
    dünyanın ağzını kanlar içinde bırakmalı


    bir ömrün olgunlaştıramayacağı
    acemilikler toplamı ve bir çılgın
    boyun eğmedi kendine bile
    seçme zorunda kalmadı yaşamayı

    nasıl bağlanmadıysa yere ve zamana
    bağlanmadı kendine de ömür boyu
    dağlara tırmana atlar gibi
    soluk soluğa yaşamak istedi dünyayı
    bir şahin gibi bulutlara kurdu
    dumanlı sevdaların yörük çadırını
    sıradan bir gezgin değildi hiç
    dövüşür gibi yaşadı yolculukları
    belki korkusuz sayılmazdı büsbütün
    korkardı korkulara düşmekten zaman zaman

    ve bütün gemileri yakıp
    yollara düşerdi o hep aynı ıslıkla
    mutlu muydu, hiç düşünmedi böyle şeyleri
    umutlardansa nefret etti daima


    hep yanıldı ve yenilgilere uğradı
    ama atıldı yine de serüvenlere

    pervasız bir acemi
    soyu tükenen bir bilgeydi belki de

    ama bir şey vardı yine de
    başarısız ihtilallerden kendine kalan




    ahmet telli
    (filmlerdeki gibi, 12.03.2008 00:59)
  21. (bkz: imlasız)
    (closer, 12.03.2008 01:02)
  22. tanıdığım en alçakgönüllü,en güzel adamlardandır kendisi.şu sıra antakya da bir söyleşisi olacaktır.mutluyuz.
    (joeninmemeucu, 02.05.2008 12:35 ~ 12:36)
  23. adigeler'in kabardey boyundan olan kuzey kafkasya kökenli çerkes şair.
    (meramise, 08.06.2008 12:47)
  24. rakı masasında sohbet etme şansına eriştiğim, kadeh tutuşu dahi şiir gibi olan, efkarlanınca türkü söyleyen, chesterfield içen güzide maviş. tatardır kendisi
    (ağula, 16.07.2008 17:54)
  25. soluk soluğa şiirinde sosyalistleri betimleyişiyle büyük bir alkışı hakeden şair.

    pek bilinmeyen karda izler şiiri de güzeldir:

    karda izler bırakıyorum avcılar peşime düşsün
    bir uçurum kıyısında vursunlar beni ki dünya
    uğuldayıp duran bir uçurum değil miydi zaten

    karda izler bırakıyorum avcılar peşime düşsün

    adımı yazıyorum kar üstüne ve ıslığını çığlık
    gibi incelterek yetişiyor ardımdaki tipi bana
    siliyor adımı bir dal kırarak çam ormanından

    geçmişim kar sessizliğiyle özetleniyor artık
    anılarım buz tutmuştur aşklarım kar yangını
    ömrüm parmak uçlarımda eriyen bir kar tanesi

    karda izler bırakıyorum avcılar peşime düşsün

    kar yağıyorken milyon bekerel hüzün yağıyordur
    derim ki kar ve hüzün bir aşkın seyir defteridir
    yolculuklar ve ayrılıklarla anlatılabilir ancak

    karda izler bırakıyorum avcılar peşime düşsün
    bir uçurum kıyısında vursunlar beni,vursunlar
    bir kahkahayla çekip giderim karlı ovalardan

    şairler vurulmalıdır,hayat yakışmıyor onlara
    (onurene, 04.09.2008 23:37)
 sayfa  / 3

künye  ·  iletişim / şikayet / reklam  ·  sıkça sorulan sorular  ·  itü sözlük görseller  ·  itü sözlük extra  ·  itü sözlük mobil