ahmet necdet sezer in yeni kabineyi onaylamaması   

 sayfa  / 2
adana çık aradan

  1. (bkz: @1827948)
    (maskeli bar taburesi, 16.08.2007 16:24)
  2. gençler kendi aralarında muhabbet etmişler. hatta gülle arınçı da çağırıp emmeli gömmeli batak döndürmüşler. kaygılanacak bir şey yok. arada memleketin amına konmuş "kriz-istikrar" sarmalı içerisinde, ne gam.

    gösteri bitti, dağılın.
    (ellaam, 16.08.2007 16:31)
  3. kendine yakışan hareketi yapmış cumhurbaşkanımız..
    (dream with the fishes, 16.08.2007 16:33)
  4. (bkz: koç bu koç)
    (akarui, 16.08.2007 16:35)
  5. ahmet necdet sezerin iyicene batırdığı harekettir. tüm dünya piyasaları abdnin morgıçı yüzünden allak bullak olmuşken, insanlar otoritelerden bi açıklama beklerken, yeni kabinede göreve gelecek ekonomi kurmaylarının hızlı hareket edilmeli diye bi taraflarını yırtarken ans rte yi çağırıp güzel bi nanik çekmiştir. heralde baş parmağını burnuna yapıştırıp sallarken " şindi olur da teee bin yıl sonra şeriat gelirse ben zamanında bunların büyük büyük büyük büyük dedelerini onaylamamıştım. heykelim dikilmeli" diye düşünmüştür. çok zeki canım bu adam.


    ha bi de jest mest değildir.
    (callandor, 16.08.2007 16:39)
  6. rte'nin jest dediği ama anlayanın anladığı şık bir harekettir.
    (bkz: topu 90 dan ağlara göndermek)
    (bkz: gol)
    (beyourself, 16.08.2007 16:40)
  7. hükümetin kurulmasını ertelemekten başka bir işe yaramayacak davranış.
    (fen liselim, 16.08.2007 17:13)
  8. sezer'in yeni hükümeti onaylamadığını/kabullenmediğini gösteren durumdur. sezer listeyi geri çevirmiştir. yani 'sizi tanımıyorum' demiştir.

    bir jest yaptı deniyor. niye yapsın ki? bir nedeni yok? iyi hatırlanmak için mi? hiç sanmıyorum, çünkü sezer geçmişte yaptıklarının doğru olduğuna inanıyor ve ne tepki gösterilirse onu yapıyordu. bir jest falan ortada yok.
    (endip, 16.08.2007 17:34)
  9. özü sözü bir olan adamın yapacağı hareket. sonradan olanların anlaması için büyük gayret sarfedilmesi gereken bir durum.
    (seu, 16.08.2007 17:38)
  10. medya tarafından flaş haber olarak verilse de aslında flaş haber değeri taşımayan, beklenen bir gelişmedir. eğer onaylasaydı işte o zaman flaş haber olabilirdi.
    (mgen, 16.08.2007 17:41)
  11. sezer'in sonunda cumhurbaşkanı olmayı öğrendiğini gösteren durumdur. ama tabiki iş işten geçti
    (bkz: geçti borun pazarı sür eşeği niğdeye)
    (screwy, 16.08.2007 18:29)
  12. rtenin ısrarla bardağın dolu tarafını gördüğü olaydır. nitekim ortada ne bardak ne de su vardır. bardağı da suyu da erdoğan kıçından uydurmaktadır.
    bu kararla sezer 'ben karışmam onu benim gülüm bilir artık.' değil, 'sürem dolana kadar hala cumhurbaşkanı benim.' demiştir.
    olması gereken olmuş, gider ayak sezer yine ağırlığını koymuştur.
    (witchontheroof, 16.08.2007 18:41)
  13. küçük beyinlerin anlamakta zorluk çektiği olay.
    ben anlatayım size. sezer iyilik yapmış size iyilik. sevinin %46. adam demiş ki 'benim sürem zaten doluyor. yakında yeni cumhurbaşkanı seçilecek. ben bugün varım yarın yokum. 5 yıllık bir hükümeti onaylamak da bana düşmez, yeni cumhurbaşkanına düşer. o yüzden sen bunu al git yeni cumhurbaşkanı seçildiğinde imzalat'.

    anlamak güç. şimdi göbek atması gerekenler 'sezer yine yaptı yapacağını, yolumuza taş koydu. durduk yolumuza devam edemiyoruz' diye ağlamaklı.
    anlasanıza bu saatten sonra isterseniz ülkenin başına ister fetullah gülen'i koyun ister hacı-hoca takımından birini kimse sizi veto edemeyecek. istediğiniz gibi at koşturacaksınız. tabi binmeyi biliyorsanız. çaktın mı olayı?
    (çılgın veyfik, 16.08.2007 18:57)
  14. zamanı geldiğinde "kim onay verdi bu kabineye çıksın ortaya" dendiğinde herhangi bir rahatsızlık duymayacağının göstergesi, ileri görüşlü bir harekettir.
    (novarese, 16.08.2007 19:04)
  15. ahmet necdet sezer'in, "bir tek ismin bile üstünü çizerse listeyi alır çıkarım" diye gazeteciler önünde dayılanarak* köşke giren şahsın elindeki listeye hiç bakmaksızın, listesini getirenin eline verdiği davranışıdır. bu hareketten iki anlam çıkarılabilir:

    1. bir süredir "geçiş cumhurbaşkanı" olduğu ve bu sıfatla atama kararnameleri imzalamaması gerektiği yönünde yorumlar yapan halihazırdaki ve müstakbel kabine üyeleri ile yardakçı medya mensuplarına "eğer atama yapmaya yetkim yoksa, hükümeti onaylama yetkim hiç yoktur" mesajı vermiştir;

    2. kendisinin bir geçiş cumhurbaşkanı değil, sadece görev süresi uzamış gerçek cumhurbaşkanı olduğunu o tabiri kullananlara belletmiştir.

    (ayrıca bu hareketiyle yeni kurulacak hükümetle hiçbir ilgisi olmamasını ve ileride herhangi bir sorumluluğunun doğmamasını garantiye almıştır ki "acaba sezer'in bildiği birşey mi var?" diye endişelenmekten kendimi alamıyorum.)

    her iki durumda da, herhangi bir jest yapılmasının amaçlanmadığı bir gerçektir...
    (yilan tislak, 16.08.2007 19:15 ~ 19:16)
  16. insanın kafasını büsbütün karıştıran hadisedir. şöyle ki;

    anayasaya göre bakanları başbakan önerir, cumhurbaşkanı atar. buradan hareketle, bakanların göreve gelmesinde başbakan'ın da cumhurbaşkanı'nın da kilit bir rolü olduğu anlaşılmaktadır. türkiye'de öteden beri cumhurbaşkanları bakanlar kurulu listelerine müdahalede bulunmuşlardır, ama bu konular hiçbir zaman basının önünde konuşulmamıştır. mesela 1997 yılında kurulan 55 inci hükümette dışişleri bakanı olarak şükrü sina gürel'in düşünüldüğü, ancak demirel'in buna itiraz edip bu göreve ismail cem'in getirilmesini sağladığı hala konuşulan bir rivayettir. ancak ahmet necdet sezer'in müdahaleleri çok konuşulur ve tartışılır cinstendir. mesela beşir atalay'ı zinhar milli eğitim bakanlığına atamadığı biliniyor. dahası, devlet bakanı yapılmak istenen erkan mumcu'yu ısrarla milli eğitim'de istemesi de konuşulanlar arasında. bunun bu kadar çok konuşulması, gereksiz yere gündemde tutulması, basının olduğu kadar, hatta ondan daha fazla hükümetin de suçu. nihayet, kol kırılır yen içinde kalır denmeli ve cumhurbaşkanı'nın anayasadan kaynaklanan bazı yetkilerini kullanması, basının kulağına hiçbir zaman fısıldanmamalıydı.

    hükümeti kurma görevini yerine getirirken, kendi partisi içindeki istişarelerini sürdürürken cumhurbaşkanı ile bir öngörüşme yapmayı hiç düşünmeyen başbakan, üstelik bir basın toplantısında, "bakanları ben belirlerim" derse, cumhurbaşkanı'nın da ona "hayır ben belirlerim" demek hakkı vardır. unutmamak lazımdır ki 2002 seçimlerinden sonra başbakan'ın kim olacağına tek başına tayyip erdoğan karar verememiştir. buna imkan yoktur; zira orta yerde bir cumhurbaşkanı iradesi vardır. onu yok saymak hiçkimse için mümkün değildir. sezer'in görev süresi dolmak üzere olmasaydı, buna rağmen bazı bakanlara itiraz etseydi, acaba başbakan yine de o kadar neşeli olabilecek miydi? işin bu tarafı merak edilmektedir.

    meselenin ahmet necdet sezer cephesi de oldukça ilginçtir. bir kere sezer bu hareketi jest olsun diye yapmamıştır. sezer'in yıllardır devam eden icraatlarına bakıldığında bu hükümete ve onun içinden çıkacak bir cumhurbaşkanı'na jest yapmaya ne kadar merkalı olup olmadığı rahatlıkla anlaşılabilir. sezer, düpedüz bir tavır içine girmiş, basın toplantısında adeta kendisine meydan okuyan başbakan'a bir anlamda pabuç bırakmamış, ama kendisini de denklemin dışına taşımıştır. doğru mu yapmıştır? siyaseten tartışılabilir, ama işin anayasal açıdan da tartışılmaya muhtaç olduğu açıktır. bir defa, bu hadise türkiye tarihinde bir ilktir. ilk defa bir cumhurbaşkanı hazır olarak önüne gelen bir bakanlar kurulu listesine bakmamakta, dolayısıyla hükümetin göreve başlamasına engel olmaktadır. görevinin sonuna gelmesi bu iş için bir bahane olamaz. zira kendisi son ana kadar tek taraflı icraatına devam etmekte, rektörlük, danıştay üyeliği gibi makamlara atamalar yapmaktadır. son ana kadar yapılan tüm atamalar hukukidir, geçerlidir. ama işin nezaket boyutuna bakılacak olursa; yeni hükümeti atamamak yeni cumhurbaşkanı için ne kadar nazik bir hareket ise, hiç acelesi olmadığı halde danıştay üyesi atamak da o kadar kaba bir davranıştır. anayasal olarak, önüne gelen listeyi takdir etmemek cumhurbaşkanı'nın hakkı mıdır? burası tartışmalıdır. başbakan bakanlar kurulu listesini hazırladığına göre iş cumhurbaşkanı'nın takdirine kalmış demektir. bu takdir, onay, red ya da bir değişiklik müdahalesi şeklinde olabilirdi. ancak bunların dışındaki bir seçeneğin, yani cumhurbaşkanı'nın yaptığının nasıl isimlendirilebileceği, ayrı ve karışık bir meseledir. acaba cumhurbaşkanı görevini ihmal mi etmektedir? anayasa'nın kendisine vermiş olduğu bir yetkiyi kullanmayarak, aynı zamanda görev olan bu yetkiyi kendisinden sonra gelecek olana devrederek yeni bir hukuki tartışma mı başlatmaktadır? bunlar ayrıca cevaplanması gereken sorular olmakla birlikte, cumhurbaşkanı'nın önüne gelen kabine listesini tümüyle onaylaması, tümüyle reddetmesi ya da bazı değişiklik taleplerinde bulunması son derece doğru bir hareket olacaktı.

    neresinden bakılırsa bakılsın, karmaşık, tarihi ve siyasi tarih yazarları ile kamu ve anayasa hukuku uzmanları için altın değerinde malzemeyle dolu bir dönem yaşıyor türkiye.
    (mümtaz, 17.08.2007 20:04)
  17. askerde şöyle bir şey vardır: teskere yaklaştıkça asker hiçbir şey yapmak istemez. bir şey söylendiğinde "benim günüm mü kalmış yav" der, "şafak 12'den sonra bolu" falan der. bence ahmet necdet sezer'in günü az kaldı. "şafak doğan güneş" demesine az kaldı. ondan uğraşmıyor. başka bir şey değil. altında başka sebep aramayın. yakında hür general.
    (eksiksizuyum, 17.08.2007 20:13)
  18. krizlerin cumhurbaşkanı olmak istemesi üzerine, "onaylamama" demek yanlış olur listeye bakmamıştır.
    (wadaa, 17.08.2007 20:21)
  19. kanaltürkün dün akşam yayınlanan haber bülteninde çankaya noteri olmadı şeklinde kamuya aktarılan olay..
    (bitanesindenbitanesine, 17.08.2007 20:27)
  20. nazlı ılıcak'ın konu ile ilgili yazısı:

    cumhurbaşkanı ahmet necdet sezer, bakanlar kurulu listesini yeni cumhurbaşkanının onaylaması gerektiğini söyledi.
    sebebi çok açık. yeni hükûmette, daha önce sezer'in onaylamadığı bazı isimler yer alabilir. meselâ, hem abdullah gül'ün, hem de tayyip erdoğan'ın milli eğitim bakanı yapmak istediği beşir atalay. veyahut atalay yerine, mehmet sağlam bu göreve atandı diyelim; sağlam'ın, "cemaat" ilişkileri de sezer'in hoşuna gitmeyebilir. öte yandan, görev süresini tamamladığı için, isimlere karşı çıkması, "giderayak kriz yaratmak" şeklinde değerlendirilecekti. zaten erdoğan, listesinin değiştirilmesini kabul etmeyeceğini, sezer'den itiraz geldiği takdirde, bu listeyi yeni cumhurbaşkanına sunacağını açıklamıştı.
    sezer, hem kendi, hem de ülkemiz açısından bir çıkış yolu buldu: kriz yaratmayacak ama, hoşuna gitmeyen isimlere de, onay vermiş duruma düşmeyecek.
    sezer'in icraatlarını çok eleştirdik. fakat, bu son davranışına bakarak, "gidişi muhteşem olacak!!!" diyebiliriz.


    http://www.sabah.com.tr/...
    (jack nicholson, 17.08.2007 21:58)
  21. sezer'in rte'nin kabaca "kabileye karışma" şeklindeki demecine karşılık verdiği cevaptır. her zamanki gibi efendiliğini bozmamış, ayarını ince bir üslupla vermiştir. bu ayarı görmek istemeyenler, bu hareketi jest olarak adlandırmaktadırlar.
    (mor kulaklı mavi kurbağa, 18.08.2007 11:51)
  22. her ne kadar eski bakanlar görevlerine devam ediyorlarsa da ortada görev süresi dolmuş bakanlar kurulu bulunmaktadır. yeni hükümet kurulmadan mevcut hükümet hiçbir icraata girişmeyecektir. örneğin, global piyasalarda tam bir kriz durumu mevcut, her an derinleşerek ülkemizi çok derinden yaralaması tehlikesi mevcut, ama ortada icraata geçecek bir bakanlar kurulu bulunmamaktadır. ayrıca, hükümet güvenoyu almadığı için parlamentodan içtüzük değişiklikleri hariç olmak üzere herhangi bir kanun falan çıkarılamamaktadır, ülke resmen (bir partinin 340 vekili olmasına rağmen) icracı bir hükümetten yoksun olarak kriz ortamında yoluna devam etmektedir. haftaya kriz derinleşse, önlem almak için kanun gibi hukuksal değişiklikler gerekse tbmm kanun yapamaz durumda öküz trene bakar gibi bakacaktır.

    demokratik sistemlerde, kendini hukuk devleti olarak tanıtan ülkelerde her şey anayasaya ayrıntılı olarak yazılmaz. parlamenter demokrasilerde hükümet kurma görevi salt çoğunluğu sağlayacak en olası partiye verilir. bizim anayasamızda seçimi kazanan parti başkanına görev verilir yazmıyor, buna rağmen 50 yıldır hep seçimde en yüksek oyu alan partinin genel başkanına verilir bu görevler. aynı durum bakanlar kurulu için de geçerlidir, dünyada 100 tane siyaset bilimciye sorsanız hepsinden aynı cevabı alırsınız. bakanları başbakan seçer, cumhurbaşkanı atar. bu atama işlemi adam seçme, beğenmediğini atamama değildir, biçimsel açıdan tamamlanması işlemidir. cumhurbaşkanlarının bakanlar kurulu üzerinde hiçbir taktir yetkisi bulunmamaktadır, hükümeti kurmakla görevlendirdiği başbakanın kurduğu hükümete karışamaz, demokratik ahlak bunu gerektirir. ülkede demokrasi var, seçimler yapıldı, halk akp'ye görev verdi. ahmet necdet sezer ülkeyi kurtaracağını düşündüğü bakanlarla hükümet kurmak istiyorsa siyasete atılıp halktan yetki alacak, cumhurbaşkanlığı koltuğunda oturarak hükümet kuramaz.

    ortada büyük bir yanlış var, nasıl ki hükümet kurmak için görev vermişse, kurulan hükümeti de itirazsız onaylaması gerekirdi. türkiye bu global kriz ortamında 20 gün kaybetti, olay bundan ibaret. kişisel sebeplerden dolayı onaylamamıştır.
    (galliani, 18.08.2007 19:34)
  23. jestlen falan alakası olmayan tamamen tepkisel bir eylemdir.
    (inti illimani, 18.08.2007 19:50)
  24. jest ten ziyade 'yahu gidin başımdan!kabinedeki isimleri görüp giderayak sinirim bozulmasın' tarzında bir durumdur bence.

    (bkz: yıkıl karşımdan)
    (los lunes al sol, 18.08.2007 20:05)
  25. her tarafta sezerin tayyipe kıyağı diye geçiyor. ama bana kalırsa bu hareketin amacı şudur: "ilerde ülkeyi batırdığınızda, bu kabineyi kim onaylamıştı diye sorulduğunda benim ismimin gözükmesini istemiyorum, ama aynı zamanda bu listeyi onaylamayarak ülkede gereksiz yere kriz de yaratmak istemiyorum. al şu listeni git abdullaha onaylat, bari isteyerek onaylayan birisine onaylatmış olursun".
    (ananas, 18.08.2007 20:08)
 sayfa  / 2