ahmet muhip dıranas   

adana çık aradan

  1. fahriye abla'nın yazarı, büyük şair.
    (my dying bride, 24.02.2005 13:13)
  2. ben büyük rüzgarları severim büyük olsun
    aşkım da, özlemim de hepsi, herşey ve mahzun.
    insan bir yanınca kerem misali yanmalı,
    uykudan bile mahşer gününde uyanmalı.

    ahmet muhip dıranas...
    (bkz: büyük olsun)
    (my dying bride, 24.02.2005 13:13)
  3. 26 sene önce bugün; 21 haziran 1980 günü dünyaya gözlerini yummuş şair...
    (spoiled, 21.06.2006 10:38)
  4. olvido adlı şiirin yaratıcısı
    genellikle fahriye abla şiiri ile özdeşleştirilmişse de kanımca olvido dıranas'ın imgelem gücünü ve sanatını en iyi özetleyen şiiridir.
    yamulmuyorsam 50 kadar şiiri bile yoktur fakat bir şiirin bile insanı gerçek bir şair yapabileceğinin kanıtıdır olvido. ayrıca olvido unutuş demektir.


    hoyrattır bur akşamüstüler daima.
    gün saltanatıyla gitti mi bir defa
    yalnızlığımızla doldurup her yeri
    bir renk çığlığı içinde bahçemizden,
    bir el çıkarmaya başlar bohçamızdan
    lavanta çiçeği kokan kederleri;
    hoyrattır bu akşamüstüler daima.

    dalga dalga hücum edip pişmanlıklar
    unutuşun o tunç kapısını zorlar
    ve ruh, atılan oklarla delik deşik;
    işte, doğduğun eski evdesin birden,
    yolunu gözlüyor lamba ve merdiven,
    susmuş ninnilerle gıcırdıyor bir beşik
    ve cümle yitikler, mağluplar, mahzunlar...

    söylenmemiş aşkın güzelliğiyledir
    kağıtlarda yarım bırakılmış şiir;
    insan, yağmur kokan bir sabaha karşı
    hatırlar bir gün bir camı açtığını,
    duran bir bulutu, bir kuş uçtuğunu
    çöküp peynir ekmek yediği bir taşı...
    bütün bunlar aşkın güzelliğiyledir.

    aşklar uçup gitmiş olmalı bir yazla
    halay çeken kızlar misali kolkola.
    ya sizler! ey geçmiş zaman etekleri,
    ihtiyar ağaçlı kuytu bahçelerden
    ayışığı gibi sürüklenip giden;
    geceye bırakıp yorgun erkekleri
    salınan etekler fısıltıyla, nazla.

    ebedi aşığın dönüşünü bekler
    yalan yeminlerin şahidi çiçekler
    artık olmayacak baharlar içinde
    ey, ömrün en güzel türküsü aldanış!
    aldan, gelmiş olsa bile ümitsiz kış;
    her garipsi ayak izi kar içinde
    dönmeyen aşığın serptiği çiçekler.
    ya sen! ey sen! esen dallar arasından
    bir parıltı gibi görünüp kaybolan
    ne istersin benden akşam saatinde?
    bir gülüşü olsun görülmemiş kadın,
    nasıl ölümsüzsün aynasında aşkın;
    hatıraların bu uyanma vaktinde
    sensin hep, sen, esen dallar arasından.

    ey unutuş! kapat artık pencereni,
    çoktan derinliğine çekmiş deniz beni;
    çıkmaz artık sular altından o dünya.
    bir duman yükselir gibidir kederden
    macerası çoktan bitmiş o şeylerden.
    amansız gecenle yayıl dört yanıma
    ey unutuş; kurtar bu gamlardan beni.
    (tanrim ben nerdeyim, 06.03.2007 10:14 ~ 10:25)
  5. serenad

    yeşil pencerenden bir gül at bana,
    ışıklarla dolsun kalbimin içi.
    geldim işte mevsim gibi kapına
    gözlerimde bulut, saçlarımda çiğ.
    açılan bir gülsün sen yaprak yaprak,
    ben aşkımla bahar getirdim sana;
    tozlu yollarından geçtiğim uzak
    iklimden şarkılar getirdim sana.
    şeffaf damlalarla titreyen, ağır
    koncanın altında bükülmüş her sak.
    seninçin dallardan süzülen ıtır,
    seninçin karanfil, yasemin zambak...
    bir kuş sesi gelir dudaklarından;
    gözlerin, gönlümde açan nergisler.
    düşen öpüşlerdir dudaklarından
    mor akasyalarda ürperen seher.
    pencerenden bir gül attığın zaman
    ışıkla dolacak kalbimin içi.
    geçiyorum mevsim gibi kapından
    gözlerimde bulut, saçlarımda çiğ.
    (gölgeningücü, 13.03.2007 17:24)
  6. serenad isimli şiiri çok da güzelbir şarkı sözü olmuş harika şiirlerin şairidir. ayrıca;

    http://www.ykykultur.com.tr/...
    (sirona, 15.03.2007 13:38)
  7. cumhuriyet dönemi şairlerinden dıranas, 1909 yılında sinop'un salı köyünde dünyaya geldi. ortaöğrenimini ankara erkek lisesi'nde tamamladı. lisedeki edebiyat öğretmenleri faruk nafiz çamlıbel ve ahmet hamdi tanpınar, şiir sevgisinin gelişmesinde etkili oldular. ankara erkek lisesi'ni bitirdikten sonra hâkimiyet-i milliye gazetesinde çalıştı (1930-1935). ankara hukuk fakültesi'ne iki yıl devam ettikten sonra istanbul'a gitti, edebiyat fakültesi felsefe bölümü'ne girdi ve burayı bitirdi. bu arada güzel sanatlar akademisi'nde kütüphane memurluğu yaptı. dolmabahçe resim ve heykel müzesi resim yardımcılığında bulundu.


    1938'de ankara'ya döndü ve chp genel merkezi'nde halkevleri kültür ve sanat yayınları'nı yönetti. ağrı dolaylarında askerlik görevini yaptıktan sonra, ankara'da çocuk esirgeme kurumu yayın müdürü, kurum başkanı (1957-1960), daha sonra iş bankası yönetim kurulu üyesi oldu. devlet tiyatrosu edebî kurul başkanlığı, anadolu ajansı yönetim kurulu üyeliği yaptı. politikaya atılarak zafer gazetesinde yazılar yazdı. birkaç kez dp'den milletvekili adayı olduysa da seçilemedi. yayımlanan ilk şiiri, "ankara lisesi’nden muhip atalay" imzasıyla milli mecmua'da çıkan "bir kadına" adlı şiirdir (15 eylül 1926).

    hece şiirinin son kuşağı denilebilecek şairler arasında ahmet muhip dıranas, çağcıl batı şiirine (baudelaire, verlaine) en yakın, kendinden bir iki kuşak sonrası şairler üzerinde, az sayıda şiirle bile olsa, uzun süre etkili olan bir şairdir. o da hocası tanpınar gibi az yazmış, seyrek yayımlamış, şiirlerini şiire başladıktan nerdeyse elli yıl sonra (1974) kitaplaştırmıştır. gerek fransız şiiri, gerekse kendinden önceki kuşaktan ustaları ahmet haşim ve ahmet hamdi tanpınar'dan aldığı etkileri sanatına yedirerek özgün bir şiire ulaşmıştır. hece ölçüsü sınırlarında kalarak ama durak ve vurgu yerlerini değiştirerek gelenekselde çağdaşlığı yakalayan, çağrışım gücü yüksek, yurdu, insanı ve doğası ile barışık, alışılmadık deyiş örgüsüyle unutulmaz şiirler yazdı. şiirlerinde aşk, tabiat, ölüm, hatıralar, sığ olmayan bir anlatımla ve düşündürücü boyutlar içinde verilmiştir.

    ahmet muhip dıranas, 21 haziran 1980 yılında ankara’da öldü.

    kaynak:kimkimdir.gen.tr,direkt copy-pasedir.
    (jose fernando alcatraz, 28.07.2007 14:44 ~ 31.07.2007 14:26)
  8. ''ve ölüm, gece içindeki çoban.''
    (carpenoctem, 09.09.2008 04:19)
  9. bahar şarkısı

    titrek bir damladır aksi sevincin
    yüzünün sararmış yapraklarında
    ne zaman kederden taşarsa için
    şarkılar taşırsın dudaklarında.
    işlerken hülyama sesten örgüler
    bir çini vazodan dökülen güller
    gibi hülyada fecirler güler
    buruşmuş bir çiçek parmaklarında.

    gözlerin kararan yollarda üzgün,
    ve bir zambak kadar beyazdı yüzün;
    süzülüp akasya dallarından gün
    erir damla damla ayaklarında.

    sesin perde perde genişledikçe
    solan gözlerinden yağarken gece
    sürür eteğini silik ve ince
    bir gölge bahçenin uzaklarında.

    sen böyle kederden taştığın akşam
    derim dudağında şarkı ben olsam
    gözlerinde damla, içinde gam
    eriyen renk olsam yanaklarında
    (serpil barlas, 25.10.2008 11:32)