|
|
- bir kişiyi sevmemenin sebebi genelde tipine, kaşına, gözüne göre değil icaatlarına, söylemlerine göredir. yani ayinesi iştir kişinin; bu durumu göz önünde bulundurursak yaman bir çelişkiye düşmüş insanın söyleyeceği bir söylemdir sözkonusu olan. yada bunu söyleyen kişi sanatın anlamını bilmemektedir. sanat denen şey duyguları, düşünceleri daha güzel anlatma biçimi olduğuna göre, e birde bunun yanına ahmet kaya nın müzik tarzını yani protest müziği koyarsak ne oluyor ? ahmet kaya yı sevmeyen kişi, ahmet kaya nın savunduklarını sevmiş oluyor. bu anlatılanın da biraz demogojiye kaçtığı aşikardır. zira insan ahmet kaya nın şarkı sözlerini, hatırlattıklarını beğenmese de kullandığı ezgileri beğenebilir. ama sevmek? işte bu çelişki. müzik dili evrenseldir de koca bir palavra olmaktan öteye gidemez. zira sanat yapacak olan insanın (heykel,resim,müzik..vs..) önce kendisine bir konu veya savunacak bir fikir bulması lazım. asla ve asla fikirden yoksun sanat olamaz. teması aşk olur, bir şeyleri protesto eder. ama mutlaka bir konusu olur. ahmet kaya yı sevmeyen kişi mutlaka ki yaptığı yanlış hareketlerinden dolayı sevmez. e şimdi şarkılarını seviyor. bu ne yaman çelişki?
- 3-5 tane zırtapoz tarafından ahmet kaya ya yapılan linç girişiminden sonra bir çok dinleyecisinin iki arada bir derede kalmışlığıdır.
ya şimdi ahmet kaya bunları söyledi ne yapsam dinlesem mi dinlemesem mi ikilemine düşüp, kendine göre bir çözüm yolu bulmuştur artık vatandaş. ne yapalım bari a.kaya yı sevmiyorum diyeyimde yine de dinlemeye devam edeyim. tribüne oynayayım misali yani. oyna kardeşim oyna.
bakınca bugünden a.kaya nın o talihsiz gecede yaşadıklarına, kendisine haksızlık edildiğini görmemek için kör olmak lazım. o gün söyledikleri bugün çok yüksek dozlarda bir çok kişi tarafından söylenmektedir. misal k.evren, m.ağar, bilumum dtp milletvekilleri hatta başbakan.
daha sonra çarşaf çarşaf a.kaya resimleri çıktı meydana. bakın zaten adam buydu pkk bayrağı altında konser vermiş yıllar önce hoş montaj oldukları kanıtlandı ya o ayrı mesele. bir de sürgündeyken vallah apoyu özledik meselesi çıktı sonradan. işte kırılma anı burasıdır. evet söylememesi gerekiyordu. ama kardeşler! ona bunu bizler söylettik maalesef eğri oturup doğru konuşalım. sen basit bir kürtçe şarkı yapacağım olayına bu kadar tepki verirsen adam vallah apoyu da özler billah apoyu da özler.
a.kaya kendisi söylerdi zaten kimseler (ne sağcılar ne solcular) sevmez beni diye. ama bu kadar kaseti kim alıyor onu bilmiyorum. bu görüş ''şarkılarım dağlara'' kasetine isim babalığı yapmıştır. madem demiştir kimse sevmiyor şarkılarım dağlara olsun, varsın bitsin.
tek üzüldüğüm a.kaya bu coğrafyayı ve insanlarını çok seven bir adamdı. zaten şarkılarını dinleyenler de bilir buram buram biz kokar ve maalesef memleketine hasret öldü, acıdır.(solt, 10.12.2007 00:44 ~ 23.01.2008 18:46)
- ahmet kaya'yı sevmem ama şarkılarını severim diyende gizli ahmet kaya hayranlığı vardır. ne de olsa bu ülkede gizlemek durumunda kalınan tek şey eşcinsellik değildir. hapşırırken ağzını kapatan erkekteki gizli eşcinselliği görenler kadar ahmet kaya şarkılarını sevenlerdeki gizli hayranlığı da gören vatanseverler vardır. onlar için fark etmez ha şarkılarını sevmişsin ha kendisini. linç ederler insanı.
lakin bu ülkede, açık açık ahmet kaya'yı da şarkılarını da sevenler vardır. ben de onlardan biriyimdir. buyrun linç edin.
- +ahmet kaya yı sevmem ama şarkılarını severim
-ya sev ya terk et!
+tamam seviyorum o zaman seviyorum oleyy faşo sanmıştım abi seni pardon
-kimi seviyorsun ulan?!
+ahmet kaya yı
-vay vatan haini bölücü seni nasıl seversin ulan ahmet kaya yı!
+abi ya sev ya terk et dedin ya
-alışkanlık olmuş ondandır..zaten şarkılarını seviyormuşsun.sevdiğin için terk et ulan!
+tamam be abi sen de ne emmeye geliyon ne gömmeye.seve seve terk ederim ben de.
(bkz: kafama sıkar giderim)(asfur, 10.12.2007 01:36)
- kendini ifade tarzı mükemmel diye karşı çıkılan alelade görüş ve sahipleri her ne kadar kabul edilebilir karşılansa da söz konusu vatan, mukaddesiyet veya mahremiyet olunca atılan adımlara konuşulan kelimelere takdir edilen kişilere ve görüşlere dikkat edilmelidir.
ahmet kaya'nın dağlarda ölmek istediğini müthiş bir melodiyle anlatması onun bu görüşünü bu ifade tarzıyla dinlemeyi çok sevip bir daha dinlemeyi gerektirmemelidir aksi takdirde kendini bu ifade tarzıyla her türlü şarkıyla düşüncelerini alelen ortaya koyabilmektedir. bu düşünce özgürlüğü değil içeri sızma, kabul edilemez fikirlerini halka nezdinde legalleştirme gizli şekilde dikte etmedir.
ayrıetten dağa çıkan ülkesini bölmeyi düşünen teröristin yaptığını onaylamayıp ama 'takdir de ediyorum ne kadar cesurmuş mücadelesine hayran kalıyorum.' demeyide olağan karşılama noktasına kadar getirebilecek tehlikeli sudur bu görüşü savunmak.
- söylenildikten sonra dinleyen kişinin sağduyu ile yanıt vermesi gereken bir tümce*.
söylenen her söz, verilen her yanıt ölçülüp biçilmeli, tartılmalı ve usun* süzgecinden geçirilmeden söylenmemelidir*. biz ilginç bir ulusuz. ulus kavramının ne denli önemli olduğunu bilmeyen, deyim yerindeyse ümmet gibi yaşayan ulus görünümlü bir ulusuz. "mustafa kemal yaşasaydı"lara getirmek istemiyorum tabi ki sözü; ancak yaşasaydı...neyse (bkz: ulus-devlet).
ulus-devlet olma bilinci her gün bi' parça daha elimizden alındıkça birbirimize olan kinimiz de bir kat daha artıyor. bu da bizi sanatın yol göstericiliğinden de soyutluyor bir bakıma aslında; çünkü sanata duyarlı bireyler yetişmedikçe sanat da bir yerde son bulur, ideolojiye göre yönlenir, biçimlenir.
dostlar ne yapalım, sözü yine nazım'ın komünistliğine mi getirelim, neler çekti nazım hepimiz bilmiyor muyuz? dünya onu olurladı* ; ancak kendi yurdu tanımadı. neden? vatan hainiydi çünkü öyle mi?
peki necip fazıl'ı ele alalım. şimdinin sultan-ı şuarası * kimi çevrelerce. benim kitaplığımda da kitapları var. herkesin bildiği gibi necip fazıl da büyükdoğu ile ilgili en ateşli düşüncelere sahip biriydi, hatta büyükdoğu yayınları'nın da kurucusuydu.bu düşünceleri biraz araştırıldığında onun da türk devrimi ve kurumları'na karşı olduğu yargısına rahatlıkla varabiliriz(en azından ben varıyorum).öyle ki kimi kitapları benim klitaplağımda hâlâ duruyor.ilerleyen yaşlarımda düşüncelerini öğrenmekle o kitapları yakamazdım, yırtamazdım herhalde, ki hâlâ açıp yapıtlarına göz gezdirdiğim, beğendiğim şiirlerini okuduğum da oluyor.
beğendiğim şiirler...
burada birçok şey çözümlenmiyor mu aslında? benim gözümde necip fazıl'ın bir vatan haini olması onun sanatsal olduğu yadsınamayacak ürünlerini okumama nasıl engel olabilir?
işte ben ahmet kaya ve sanatı için de bundan farklı bir şey düşünemiyorum...
- müzik dinlerken insana zevk veren şey ilk başta 'duyduğu' şeydir,enstrümanlardır,söyleyenin sesidir,ve de söyleyiş tarzıdır.daha sonra ne dediğidir -ki başka işler yaparken dinliyorsak eğer ne dediğinin önemi daha da azdır- . yani ahmet kaya 'çikita muz'u söylese,ama 'arka mahalle' yi söylediği kadar güzel söylese,yine zevkle dinlerim.bilmiyorum bunu yapabilecek tek insan ben miyim ama bu durumda ortada pek bir çelişki de kalmıyor.ama şöyle bi düzeltme yapılabilir, 'ahmet kaya yı sevmem ama şarkılarını dinlemeyi severim'.çünkü dinlemeyi sevmek değil ama şarkılarını sevmek, fikirlerini sevmek durumuna yakın olabilir.eğer karşınızdaki adam 'ahmet kaya yı sevmem ama ne şarkı yazmış beee,süper!' derse perhiz lahana turşusu ilişkisini sorgulamak en doğal hakkınızdır.
- yüzyılın geyiği olma yolunda. bir an önce bitmesini temenni ediyorum. popülist söylemlerde her zaman karşınıza çıkar.
"yeaa abi yeaa ahmet kaya'yı sevmek için illa onun sevdiği renkleri de sevmemiz mi gerekiyor yea uğurlu sayımız illa mı aynı olcek abie dinliyorum ben yea"
- o sarkıları dinleyerek sarkıcıya destek olan bir insanın sarfettigi söz.
|